yenilenebilir enerji piyasası

Bu yazıda yenilenebilir enerji piyasası gündeminde olan konu ve tartışmaları ele almaya çalışacağım. Özellikle rüzgar ve güneş enerjisinde son yıllarda kaydedilen gelişmeye karşın YEKDEM bedellerinden YEKA ihalelerine, yatırımcıların döviz bazlı talebinden sanayicilerin şikayetine kadar bir çok sorun gündemdeki yerini koruyor.

Yeni YEKDEM’de 2021 ortasından 2030 sonuna kadar devreye alınacak yeni yenilenebilir enerji santrallerini kapsıyor. Önceki YEKDEM’de olduğu gibi santraller faaliyete geçmelerinden itibaren ilk 10 yıl boyunca garantili fiyattan yararlanabilecek. Önceki YEKDEM’den farklı olarak alım garantileri 2021 ortasında TL olarak tanımlandı ve TL rakamlar üç ayda bir yüzde 26 TÜFE artışı, yüzde 26 ÜFE artışı, yüzde 24 dolar kuru artışı ve yüzde 24 avro kuru artışı şeklinde ağırlandırılarak güncellenecek.

Güncellemeler sonucunda ortaya çıkacak nihai TL garantili alım fiyatının dolar eş değerine ayrıca bir üst sınır getirildi. Bu sınır güneş ve rüzgar için 51 USD/MWh, hidroelektrik için 64 USD/MWh, jeotermal için 86 USD/MWh, biyokütle için kullanılan teknolojiye bağlı olarak 51-86 USD/MWh olarak belirlendi. Öngörülen üst sınır rakamları o dönemde toptan satış piyasasındaki ortalama fiyatın 40-50 USD/MWh olduğundan hareketle belirlendi.

2021 Şubat ayı itibarıyla TL olarak belirlenen baz değerin dolar bazındaki eş değeri önceki YEKDEM’e kıyasla güneşte yüzde 65, rüzgarda yüzde 37, hidroelektrikte yüzde 22, jeotermalde yüzde 27, biyokütlede yüzde 65-yüzde 42 daha düşük olduğu görülüyor. Bu rakamlar hem azalan teknoloji maliyetleri, hem de dünya genelinde ihalelerle belirlenen yenilenebilir enerji fiyatlarına benzer seviyelerde oluşturulmuştu. 2022 ikinci çeyreğine geldiğimizde eskalasyon formülüyle hesaplanan baz fiyat artış oranının 2021 başına kıyasla yüzde 92 arttığını görüyoruz.

Yatırımcılar tümüyle dövize endeksli fiyat talep ediyor

Ancak kaynak bazında dolar üzerinden getirilen üst sınır nedeniyle ikinci çeyrek için açıklanan tarifeler 2021 başında açıklanan baz tarifeye kıyasla ancak yüzde 79 oranında artırılabildi. Fiyatların bu şekilde yükseldiği dönemlerde üst sınır nedeniyle açıklanan fiyatlardaki artış döviz kurundaki veya üretici fiyatlarındaki artışın gerisinde kalabiliyor. Bu nedenle hem yatırımcılar, hem de finansman kuruluşları belirsizliği azaltmak, öngörülebilirliği sağlamak ve finansman maliyetlerini düşürmek için tamamı dövize endeksli fiyat yapısının daha uygun olduğu görüşünü dile getiriyorlar.

Yeni rüzgar ve güneş projeleri için YEKA yarışmaları ile kapasite tahsisi yapıldığı için bu projeler yeni YEKDEM’den yararlanamıyor. YEKA ihaleleri ile lisanslanan projelerde üretilen elektrik, ihale şartnamesinde belirtilen süre boyunca (operasyonu takiben yaklaşık 10 yıl) ihalede belirlenen tavan fiyat üzerinden yapılan açık eksiltme yöntemiyle teklif edilip kazanılan fiyat üzerinden satılıyor. Dolayısıyla rüzgar ve güneş enerjisinde yeni YEKDEM’in uygulaması YEKA ihaleleri dışında önlisans/lisans almış olan ve belirtilen YEKDEM süresi içerisinde devreye girecek santrallerle sınırlı.

Lisanssız GES’ler dışında güneşte ilerleme yavaş

EPDK verilerine göre Türkiye’de  2021 sonu itibarı ile 10.607 MW rüzgar kurulu gücü ve 7.816 MW güneş kurulu gücü mevcut. Güneş kurulu gücünün çok büyük bir kısmı lisanssız santrallerden oluşuyor. Rüzgar kapasite tahsisi için 2007 öncesi ihale veya yarışma bulunmazken rüzgar enerjisi için 2007 sonrasında ve güneş enerjisinde de 2015 yılında  lisans/önlisans yarışmaları ile kapasite tahsisi yapılmıştır.

Öte yandan lisanssız GES santralleri dışında lisans ihaleleri kapsamındaki ilerlemenin düşüklüğü dikkat çekiyor. Türkiye’deki RES kurulu gücünü oluşturan santrallerin lisanslarına baktığımızda lisansların yüzde 58’inin ihalesiz, yüzde 41’inin 2011 ön lisans yarışmasında ve yüzde 1’inin de 2017 yılı önlisans yarışmasında alındığını görüyoruz. 2017 yılından itibaren yapılan ihalelerde alınan lisansların gerçekleşme oranı yok denecek kadar az.

Rüzgar ve güneşte bugüne kadar 4 bin MW YEKA ihalesi düzenlendi

2017 yılından itibaren de kapasite tahsisi için YEKA ihaleleri uygulanmaya başlamıştır. YEKA yarışmaları ilk etapta rüzgar enerjisi ve güneş enerjisi için yüksek kapasitelerin tek bir şirkete/konsorsiyuma yerli üretilmiş ekipman kullanımı, fabrika kurulumu gibi özel koşullarla en uygun fiyata tahsis edilmesi amacıyla oluşturulmuş ve daha düşük kapasiteli projelerin bir çok yatırımcıya tahsis edildiği önlisans yarışmaları ile paralel olarak yürütülmüştür. İlk YEKA yarışmaları ABD Doları üzerinden açık eksiltme yöntemi ile yapılırken 2021 yılından itibaren Türk Lirası’na dönülmüş ve küçük-orta ölçekli projelerin çok sayıda yarışmacıya tahsis edildiği bir formata dönüşmüştür. Halihazırda rüzgar ve güneş enerjisinde kapasite tahsisi sadece YEKA yarışmaları ile yapılmaktadır.

Şimdiye kadar güneş enerjisi için iki adet ve rüzgar enerjisi için iki adet olmak üzere toplam 4000 MW’lık 4 adet YEKA yarışması düzenlenmiştir. 2022 için 1000 MW güneş enerjisi kapasitesi için YEKA GES-4 ihalesinin başvuruları alınmıştır; yarışma 2022 yılı içerisinde gerçekleştirilecektir. Bu sene içerisinde rüzgar enerjisi için de bir YEKA RES yarışmasının düzenlenmesi beklenmektedir.

YEKA kapsamındaki ihalesi yapılan santrallerden halihazırda yalnız 2017 yılında YEKA GES-1 kapsamında ihale edilen 1000 MW’lık Konya Karapınar projesinin 500 MW’lık bölümü devreye alınabilmiştir. 2017’de yapılan YEKA RES-1, 2019’da yapılan YEKA RES-1 ve 2021’de yapılan YEKA RES-3 kapsamındaki santraller henüz izinlerin tamamlanması ve inşa aşamasındadır. 2018 yılında 1.000 MW kapasite için duyurusu yapılan YEKA GES-2 iptal edilmiş ve yine 2018’de 1200 MW kapasite için duyurusu yapılan Deniz üstü (offshore) rüzgar  YEKA yarışması süre belirtilmeden ertelenmiştir.

Dövizdeki artış sanayicilerin YEKDEM maliyetine yansıyor

Şu anda YEKDEM kapsamında devam eden desteklerin tamamı eski YEKDEM kapsamına giren, yani satışlarını dolar bazında yapan santraller. Satın alma tarafında ise tarifeli tüketiciler için görevli tedarik şirketleri, ikili anlaşmayla alım yapan şirketler için özel sektör üreticileri ve tedarikçileri var. Sanayi kuruluşları özel ikili anlaşmayla alım yaptıklarında paylarına düşen YEKDEM maliyetleri alım yaptıkları kuruluş tarafından satış fiyatına yansıtılıyor.

Son kaynak tedarik tarifesiyle görevli tedarik şirketlerinden alım yaptıklarında da yine bu bedeller tarifelerine yansımış oluyor. Santrallerin YEKDEM süreleri bittikçe bu maliyet azalacaktır. Öte yandan, son dönemde dolar kurundaki yüksek artışlar nedeniyle yükselen YEKDEM bedelleri sanayicilerin enerji maliyetlerine de yansıyor.

YEKDEM maliyetleri yaklaşık 10 yıldır tedarikçiler tarafından üstlenilip tarifelere yansıtılıyor. Ancak sanayi kuruluşlarının tabi olduğu son kaynak tedarik tarifesi son birkaç yıldır uygulanıyor. Tarife kapsamındaki maliyetlerin yeniden gözden geçirilip YEKDEM maliyetlerinin abone gruplarına ne şekilde yansıtılacağı ile ilgili yeni düzenlemeler yapılması mümkün olabilir.

Dünyada yenilenebilir enerjiye destek sürüyor

Diğer taraftan hemen hemen tüm ülkelerde yenilenebilir enerji destekleri azalarak da olsa sürdürülmektedir. Bu destekler kimi zaman Türkiye’de olduğu gibi doğrudan tüketici tarifelerine yansıtılmakta, kimi zaman enerji fiyatlarına yenilenebilir enerji vergisi olarak eklenmekte ya da genel bütçeden karşılanmaktadır. Yenilenebilir enerjinin garantili tarifelerde doğrudan devlet tarafından satın alındığı sistemler de mevcuttur.

Tüm sistemler elde edilecek toplumsal faydaya karşılık maliyetin tüketiciler veya doğrudan kamu tarafından karşılanması esasına dayanıyor. Desteklerden faydalanan üretici ile desteği sağlayan kamu veya tüketiciler arasındaki dengeler, maliyetlerin paylaşımı, özel ve toplumsal fayda karşılaştırması bu bağlamda önem kazanıyor.  Nihai olarak 2053 perspektifinde karbonsuz, temiz, güvenilir ve düşük maliyetli enerji temini ve adil bir dönüşümün sağlanması için kamunun etkin planlama yapması kritik önem taşıyor.

Önceki İçerikAkbank sürdürülebilirlik temalı 700 milyon dolar kredi sağladı
Sonraki İçerik14. Solarex Fuarı 97 ülkeden 35 bin ziyaretçiyi ağırladı
Yael Taranto
Yael Taranto SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi’nde Enerji Analisti olarak çalışmaktadır. Yael 1996-Ağustos 2018 döneminde Türkiye Sınai Kalkınma Bankasında Yönetici/Ekonomist olarak çalıştı. TSKB’de görev yaptığı süre boyunca sektörel analiz, danışmanlık, değerleme, kredi süreci ve proje finansmanı konularında görev aldı. TSKB’deki görevi sırasında 300’den fazla şirket için kredi değerleme ve fizibilite raporları hazırladı. Enerji sektöründe yaklaşık 200 adet proje çalışmasında yer alan Yael, bunun yanında Türkiye’nin ilk özel sektör doğalgaz ve elektrik dağıtım projelerinde danışmanlık işlerinde çalıştı. Bu görevlerin yanı sıra TSKB’ye temalı kaynak sağlayan Dünya Bankası, Avrupa Yatırım Bankası, İslam Kalkınma Bankası, Alman Kalkınma Bankası (KfW) ve Fransız Kalkınma Ajansı (AFD) gibi uluslararası kalkınma finansmanı kuruluşlarının tema tasarımı için çalışmalar yaptı. Bu kapsamda enerji, yenilenebilir enerji ve çevre konularında raporlar hazırladı ve müzakerelerde bulundu. TSKB tarafından 2016’da yapılan Türkiye’nin ilk Yeşil Tahvil ihracında ürünün kavramsal çerçevesinin hazırlanması ve danışman kuruluşlarla müzakere edilmesinde görev aldı. Banka içi faaliyetlerinin yanı sıra üniversitelerde (Koç Üniversitesi, Bilgi Üniversitesi, Boğaziçi Üniversitesi, İTÜ) ders ve seminerler verdi, makale ve gazete yazıları yayınladı. Yael, ABD’de Smith College’da Ekonomi alanında lisans ve Fordham Üniversitesi’nde Uluslararası Politik Ekonomi ve Kalkınma alanında yüksek lisans yapmıştır.

Bir Cevap Bırakın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz