Ørsted enerji adası projesi Offshore rüzgar maliyet krizi Türkiye offshore ihalesi 2026

Danimarka’nın enerji devi Ørsted, artan maliyetler ve yüksek faiz ortamı nedeniyle Kuzey Denizi’ndeki vizyoner “Enerji Adası” projesini erteledi. Bu karar, Türkiye’nin 2026 offshore rüzgar ihalesi için hangi dersleri barındırıyor?

Kuzey Denizi’nde “maliyet fırtınası” esti

Küresel deniz üstü (offshore) rüzgar enerjisinin lider şirketlerinden Ørsted, sektörde dikkatle izlenen bir adım attı. Şirket, Danimarka hükümetiyle birlikte geliştirilen ve dünyanın ilk yapay enerji adası olması hedeflenen Kuzey Denizi projesini (North Sea Energy Island) mevcut koşullarda ileri bir tarihe erteleme kararı aldı.

Yapılan açıklamalarda proje için “iptal” ifadesi kullanılmazken, mevcut ekonomik ortamda yatırımın finansal açıdan “yatırım yapılabilir” (bankable) olmaktan çıktığı vurgulandı. Bu yaklaşım, kararın geçici bir askıya alma ve yeniden değerlendirme süreci olarak okunduğunu gösteriyor.


Hesap neden şaştı?

Offshore rüzgar maliyet krizi: yüksek faiz ve enflasyon baskısı, Ørsted enerji adası projesi ve Türkiye offshore ihalesi 2026 için riskleri artırıyor
Yüksek faiz ve maliyet baskısı, offshore rüzgar projelerinde yatırım iştahını doğrudan etkiliyor.

Ørsted’in projede frene basmasının arkasında üç temel küresel dinamik öne çıkıyor:

  • Hammadde enflasyonu: Offshore rüzgar türbinlerinde kullanılan çelik, kablo ve kompozit malzemelerin maliyetleri son iki yılda beklentilerin belirgin biçimde üzerine çıktı.
  • Yüksek faiz ortamı: Milyarlarca dolarlık ön yatırım gerektiren offshore projelerde, küresel faizlerin “daha uzun süre yüksek” kalması finansman maliyetlerini ciddi şekilde yukarı çekti.
  • Tedarik zinciri baskısı: Türbin ve ekipman üreticilerinin artan sipariş hacmine yetişmekte zorlanması, teslimat sürelerini uzatıyor. Bu durum özellikle Siemens Gamesa ve Vestas gibi büyük oyuncuların portföylerinde hissediliyor.

Türkiye’nin 2026 offshore ihalesi için kritik dersler

Türkiye offshore ihalesi 2026 için Marmara Denizi odağı: Ørsted enerji adası projesi ve offshore rüzgar maliyet krizi yatırım şartlarını yeniden gündeme taşıyor
Marmara Denizi odağında planlanan offshore rüzgar adımları, küresel maliyet ve finansman koşullarını dikkate almak zorunda.

Bu gelişme, TÜREB’in açıkladığı takvim doğrultusunda Türkiye’nin 2026 sonunda yapmayı planladığı ilk offshore rüzgar ihaleleri açısından önemli sinyaller veriyor. Marmara Denizi odaklı projeler, TÜREB projeksiyonlarında da ilk etapta öne çıkan bölgeler arasında yer alıyor.

Ørsted gibi sektörde derin tecrübeye sahip bir oyuncunun dahi maliyetleri yönetmekte zorlandığı bir ortamda, Türkiye’nin ihale şartnamelerini hazırlarken finansal esnekliği ön plana çıkarması kritik görünüyor.

Uzmanlar; YEKDEM teşvik fiyatlarının küresel enflasyon koşullarıyla uyumlu biçimde güncellenmesi ve sözleşmelere fiyat farkı ya da “eşel mobil” benzeri mekanizmaların eklenmesinin, yatırımcı ilgisini canlı tutabileceğine dikkat çekiyor. Benzer yaklaşımlar, son dönemde bazı Avrupa ülkelerinde planlanan yeni offshore ihalelerinde de tartışılıyor.

Sektörde “gerçekçilik” dönemi başlıyor

Ørsted’in aldığı bu karar, offshore rüzgar sektöründe “ne pahasına olursa olsun büyüme” anlayışından, “sürdürülebilir maliyetle dönüşüm” yaklaşımına geçildiğinin güçlü bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

2026 yılı; rekor kapasite hedeflerinden ziyade, projelerin kârlılığı, finansman yapısı ve risk paylaşım mekanizmalarının daha fazla tartışıldığı bir döneme işaret ediyor. Küresel rüzgar endüstrisi için yeni denge arayışı, artık ertelenemez bir gerçeklik olarak masada.

Kaynaklar: Ørsted kamuya açık açıklamaları, Danimarka hükümeti ve ilgili kurum duyuruları, uluslararası haber ajansları (Reuters).

İlgili haberler


Bir Cevap Bırakın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz