Pil depolama teknolojileri ve sistemleri güneş ve rüzgar enerjisini dünya çapında enerji sistemlerine etkili bir şekilde entegre etmek için anahtar çözümlerden biri olarak ortaya çıkıyor. 2030 yılına kadar pil depolama kapasiteleri bugünkü 11 GWh’den 180 ila 420 GWh arasında bir büyüklüğe ulaşabileceği öngörülüyor.

Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA) tarafından yapılan yeni bir araştırma elektrik depolama teknolojilerinin, e-mobil uygulamalardan sayaç arkası aplikasyonlara ve şebeke ölçeğinde kullanım durumlarına kadar eneji sektöründeki bir dizi değişken uygulamalar için etkin bir şekilde kullanılabileceğini gösteriyor.

2030 YILINA KADAR 420 GWH KAPASİTEYE ÇIKABİLİR

Pil depolama sistemlerinin ağırlıkla yerel yönetim bazında kamu hizmeti ölçeğinde sunulan  ve tüm küçük ölçekli kapasitelerle birlikte 11 GWh’lik bir kapasiteye sahip olduğu hesaplanırken 2030 yılına kadar bu kapasitelerin 17 ila 38 katlık bir artışla 180 ila 420 GWh arasında bir büyüklüğe ulaşabileceği IRENA analizinde ortaya konuluyor.

Kamu hizmeti ve belediyeler ölçeğinde hizmet verecek şekilde geliştirilen pil depolama teknolojileri sayesinde artan üretim buralarda depolanarak ve yenilenebilir enerji çıktıları daha da güçlendirilerek yenilenebilir kaynakların şebekeye daha fazla girmesi mümkün hale gelebilecek.

Ayrıca, özellikle yenilenebilir jeneratörlerle eşleştirildiğinde, piller merkezden uzak bölgelerde yer alan şebekelerde ve şebeke dışında kalan topluluklarda güvenilir ve daha ucuz elektrik sağlanmasına yardımcı olurken, bu teknolojilerin kullanılamadığı durumlarda da bu nüfusun  elektrik üretimi için pahalı ithal dizel yakıta güvenmekten başka yol kalmayacak.

EN BÜYÜK ŞEBEKE ÖLÇEKLİ PİL DEPOLAMASI AVUSTRALYA’DA

Şu anda, şebeke ölçekli pil depolama sistemleri çoğunlukla Avustralya, Almanya, Japonya, İngiltere, ABD ve diğer Avrupa ülkelerinde kullanılıyor. Kapasite bakımından mevcut durumda en büyük sistemlerden biri, Avustralya’daki Hornsdale Wind Farm’daki Tesla 100 MW / 129 MWh Li-ion pil depolama projesi. ABD New York Eyaletinde, 4 MW / 40 MWh pil depolama sistemi kullanan önde gelen bir pilot proje, operatörün elektrik şebekesinde yaklaşık 400 saatlik bir talep baskısını azaltabildiğini ve yakıt maliyetlerinde de 2,03 milyon ABD dolarına kadar tasarruf edebileceğini gösterdi.

Buna ek olarak, birkaç ada ülkesi ve merkezi şebeke dışı topluluk, şebekeyi dengelemek ve yenilenebilir enerji fazlasını  depolamak için büyük ölçekli pil depolama alanına yatırım yapmış durumda. Martinik’teki bir mini-şebeke pil depolama projesinde, PV bir güneş santralinin enerji çıktısı 2 MWh enerji depolama birimi tarafından desteklenerek elektriğin sabit bir oranda enjekte edilmesini sağlarken enerjide ayrıca yedekleme (back-up) ihtiyacını  da ortadan kaldırıyor. Hawaii’de ise yaklaşık 130 MWh kapasitesindeki pil depolama sistemi  sayesinde bir PV güneş santralinin yanı sıra diğer bir rüzgar santrali tarafından sağlanan elektrik hizmetinin istikrarlı bir şekilde sürdürülmesi sağlanmış durumda.

ENERJİ DEPOLAMA YATIRIMLARI YÜZDE 40 ARTACAK

IRENA tarafından yapılan araştırma 2025 yılına kadar küresel öçekte gelişen ekonomilerdeki enerji depolama yatırımlarının her yıl ortalama yüzde 40 düzeyinde artacağını gösteriyor.

Şu anda kamu hizmeti ölçekli yerleşik pil depolama sistemleri küresel enerji depolamasında hakim eğilim olsa da 2030’a gelindiğinde, küçük ölçekli pil depolamasının artışını sürdürerek kamu hizmeti ölçekli uygulamaları tamamlayıcı bir fonksiyona kavuşması bekleniyor.

SAYAÇ ARKASI PİLLERİN ROLÜ

Sayaç arkası (BTM) piller, özellikle elektrik faturası tasarruflarını amaçlayan ticari, endüstriyel veya konut müşterilerinin elektrik sayaçlarının arkasına bağlanıyor. BTM pilleri mevcut durumda küresel alanda artış grafiği içinde. Bu artışta pil depolama teknoloji yatırım maliyetlerinin düşmesi yanı sıra bu teknolojilere yönelik tüketici talebinin yükselmesi, elektrikli  araçlarının sayısının artışı ve tak çıkar nitelikli şarjlı hibrid otomobillerin yaygınlaşması önemli etkenler arasında. Ayrıca yenilenebilir enerji üretimi yatırımlarına daha fazla başvurulması ve akıllı şebeke yatırımları da bu alanda önemli rol oynuyor.

Örneğin Almanya’da son dönemde yapılan çatıya kurulu PV güneş enerji panellerinin yüzde 40’ı BTM olarak adlandırılan sayaç arkası pil depolama teknolojileriyle besleniyor. 2017 yılında ülkede 21 bin adet pil depolama sistemi kurmuş olan Avustralya 2025 yılına kadar 1 milyon BTM pil depolama kurulumuna ulaşmayı hedefliyor.

Önceki İçerikAB koronavirüs planında iklim değişikliği krizini dikkate alacak
Sonraki İçerik“Koronavirüs düşük karbonlu büyüme modeli için fırsat sunuyor”

Bir Cevap Bırakın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz