Türkiye ETS Yönetmeliği ETS pilot uygulama dönemi Ücretsiz karbon tahsisatı

Türkiye ETS Yönetmeliği yürürlüğe girdi ancak pilot dönemin takvimi, sektör kapsamı ve şirketlerin gerçek karbon maliyeti henüz açıklanmadı.

Hızlı bakış

27 Ağustos 2026 tarihli ve 33353 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Yönetmeliği, sera gazı emisyonlarının izlenmesi, raporlanması ve doğrulanması ile Türkiye ETS’nin işleyişini aynı düzenlemede bir araya getirdi. Ancak Temmuz 2025’te kamuoyuna açılan taslaktaki pilot dönem tarihleri, sektör listesi ve ücretsiz tahsisat oranı nihai metinden çıkarıldı. Sistemin ekonomik etkisini belirleyecek kritik kararlar Karbon Piyasası Kurulu, İklim Değişikliği Başkanlığı ve EPDK tarafından daha sonra alınacak.

Türkiye ETS Yönetmeliği kapsamında sanayi tesisleri ve karbon piyasası sistemiYönetmelik hangi tesisleri ve yükümlülükleri kapsıyor

Yönetmelik, Türkiye ETS’nin kurumsal ve teknik çerçevesini kurarken sisteme yıllık emisyon miktarlarına göre Kategori B ve Kategori C tesislerini dahil ediyor. Kapsama giren işletmeler sera gazı emisyon izni almak, emisyonlarını onaylı planlara göre izlemek, doğrulanmış raporlarını sunmak ve her sistem yılı için tahsisat teslim yükümlülüklerini yerine getirmek zorunda olacak.

Tesis kategorileri nasıl belirlenecek

EK-1’deki faaliyetleri yürüten tesislerden, biyokütleden kaynaklanan CO2 hariç ve transfer edilen CO2 dahil olmak üzere, kurulu kapasitesine göre ihtiyatlı biçimde hesaplanan yıllık emisyonu 50.000 ton CO2 eşdeğerine eşit veya daha az olanlar Kategori A olarak sınıflandırılacak. Yıllık emisyonu 50.000 tonun üzerinde ve 500.000 tona eşit veya daha az olanlar Kategori B, 500.000 tonun üzerinde olanlar ise Kategori C sayılacak.

Kategori A tesisler ETS’nin tahsisat teslim yükümlülüğüne dahil edilmiyor. Bununla birlikte ETS kapsamı dışında kalmak, izleme, raporlama ve doğrulama yükümlülüklerinin kendiliğinden sona ermesi anlamına gelmiyor. Yönetmelik ayrıca okul, üniversite, hastane, savunma sanayisi, münhasıran biyokütle kullanan tesis ve tesis bölümleri ile askeri unsurlar için kapsam istisnaları getiriyor.

Türkiye ETS Yönetmeliği kapsamında emisyon yoğunluğuna göre tesis kategorileri
Türkiye ETS’de tesislerin kapsamı, yıllık emisyon miktarına göre Kategori A, B ve C ayrımıyla belirlenecek.

İzin, raporlama ve yenileme tarihleri

Sera gazı emisyon izni beş yıl geçerli olacak ve yenileme başvurusunun izin süresinin bitiminden en az altı ay önce yapılması gerekecek. Doğrulanmış sera gazı emisyon raporları ile faaliyet seviyesi raporları, raporlanan sistem yılını izleyen yılın 30 Nisan tarihine kadar İklim Değişikliği Başkanlığına sunulacak.

Yönetmelik yürürlüğe girmeden önce faaliyete başlamış işletmeler için bir geçiş mekanizması da bulunuyor. Bu işletmelerin sera gazı emisyon izni başvuruları üç yıl boyunca bir defaya mahsus olmak üzere kabul edilecek. Karbon Piyasası Kurulu bu süreyi iki yıla kadar uzatabilecek.

Pilot uygulamanın tarihi ve sektörleri neden hala belli değil

Nihai yönetmeliğin taslaktan en önemli farkı, pilot uygulamanın takvimini ve kapsamını doğrudan düzenlemek yerine bunları daha sonra alınacak Karbon Piyasası Kurulu kararına bırakması oldu. Geçici Madde 1’e göre pilot uygulamanın kapsamı, süresi ve uygulamasına ilişkin usul ve esaslar; ilgili kurum, kuruluş ve sivil toplum kuruluşlarının görüşü alınarak Kurul tarafından belirlenecek.

Taslakta yer alan hangi hükümler çıkarıldı

İklim Değişikliği Başkanlığının Temmuz 2025’te yayımladığı resmi taslağın Geçici Madde 1’i, pilot uygulamanın 2026 ve 2027 yıllarına ait sera gazı emisyonlarını kapsamasını öngörüyordu. Elektrik üretimi, kok, demir ve çelik, çimento klinkeri, alüminyum, kağıt, cam, seramik, mineral yün, nitrik asit ve amonyak üretimi gibi faaliyetler için ayrıntılı bir pilot sektör listesi bulunuyordu.

Aynı taslakta pilot dönem için kıyas yöntemine göre yüzde 100 ücretsiz tahsisat verilmesi, denkleştirme amacıyla karbon kredisi kullanılmaması ve pilot piyasadaki işlemlerin 30 Nisan 2029’a kadar sürmesi öngörülüyordu. Birinci uygulama döneminin 2028–2035 yıllarını, ilk alt dönemin 2028–2030 ve ikinci alt dönemin 2031–2035 yıllarını kapsaması da taslakta açıkça yazılmıştı.

Bu tarihler, sektör listesi, yüzde 100 ücretsiz tahsisat hükmü ve pilot dönemde karbon kredisi yasağı nihai yönetmelikte yer almıyor. Bu değişiklik pilot uygulamanın iptal edildiği anlamına gelmiyor; sistemin başlangıç tarihi ile ekonomik kapsamının ikincil kararlara bırakıldığını gösteriyor.

ETS pilot uygulama dönemi için karara bırakılan takvim ve sektör kapsamı
Pilot uygulamanın takvimi, sektör kapsamı ve uygulama esasları Karbon Piyasası Kurulu kararlarıyla netleşecek.

İzleme Metodolojisi Planı için iki ayrı takvim var

Pilot uygulama kapsamına alınacak işletmelerin ilk İzleme Metodolojisi Planlarını yönetmeliğin yürürlüğe girdiği 27 Ağustos 2026 tarihinden itibaren iki ay içinde elektronik ortamda Başkanlığa sunması gerekiyor. Başkanlık gerekli görürse bu süreyi altı aya kadar uzatabilecek.

Geçici Madde 3’ün ikinci fıkrası, pilot dönemde plan sunmamış ancak yönetmeliğin genel ETS kapsamındaki işletmeleri için ayrı bir tarih belirliyor. Bu işletmeler ilk İzleme Metodolojisi Planlarını, birinci uygulama döneminin başlayacağı yıldan önceki takvim yılının sonuna kadar sunacak. Bu süre de Başkanlık tarafından altı aya kadar uzatılabilecek.

Dolayısıyla iki aylık süre bütün ETS işletmeleri için tek ve ortak bir son tarih değil. Hangi işletmelerin pilot uygulamaya alınacağı açıklanmadan, iki aylık yükümlülüğün şirket bazındaki kesin kapsamı da belirlenmiş sayılmayacak.

Karbon maliyetini hangi kararlar belirleyecek

Yönetmelik piyasanın hesaplama yöntemini kuruyor ancak şirketlerin karşılaşacağı gerçek karbon maliyetini oluşturan temel değişkenlere sayısal değer vermiyor. ETS üst sınırı, kıyas değerleri, ücretsiz tahsisat oranları, sektörel faaliyet katsayıları, olası sektörel düzeltme faktörleri, denkleştirme oranı ve piyasaya sunulacak tahsisat miktarı daha sonraki kararlarla belirlenecek.

Üst sınır mutlak emisyon miktarı üzerinden kurulmadı

Madde 11, ETS üst sınırının belirlenmesinde emisyon yoğunluğu temelli yaklaşımın esas alınacağını hükme bağlıyor. Bu tercih, sistemin başlangıç aşamasında sabit ve mutlak bir ulusal emisyon tavanından çok, üretim veya faaliyet düzeyiyle bağlantılı bir yapının öne çıkabileceğini gösteriyor.

Yönetmelikte ETS üst sınırı, ücretsiz tahsisat miktarı ile birincil piyasaya sunulacak tahsisat miktarının toplamı olarak tanımlanıyor. Üst sınır, sistem yılını kapsayan doğrulanmış sera gazı emisyon raporlarının son teslim tarihinden itibaren 60 gün içinde Resmi Gazete’de yayımlanacak Ulusal Tahsisat Planında açıklanacak.

Bu kurgu nedeniyle piyasanın sıkılığı yalnız üst sınır rakamından okunamayacak. Üretim düzeyi, kıyas değerleri, ücretsiz tahsisat oranları, piyasaya çıkarılacak miktar, ek rezerv ve esneklik mekanizmalarının birlikte değerlendirilmesi gerekecek.

Ücretsiz tahsisat nasıl hesaplanacak

Her alt tesis için ücretsiz tahsisat miktarı; doğrulanmış faaliyet seviyesi, Başkanlıkça ilan edilecek kıyas değeri, ücretsiz tahsisat oranı ve sektörel faaliyet katsayısının çarpılmasıyla hesaplanacak. Karar verilmesi halinde sektörel düzeltme faktörü de bu hesaplamaya ayrıca çarpan olarak dahil edilebilecek.

Alt tesis ve sektörler için kıyas değeri hesabına dahil edilecek işletme sayısını, sektörel faaliyet katsayısını ve ücretsiz tahsisat oranını Başkanlığın önerisi üzerine Karbon Piyasası Kurulu belirleyecek. Ücretsiz tahsisat oranları aynı uygulama dönemi içinde alt dönemlere göre değiştirilebilecek.

Kural olarak kıyas değerlerinin uygulama döneminin başlayacağı sistem yılından önceki takvim yılının Kasım ayının son iş gününe kadar ilan edilmesi gerekiyor. Ancak birinci uygulama döneminin ilk alt dönemi için yıllık kıyas değerleri, alt tesislere ait doğrulama raporları teslim edildikten sonra Ulusal Tahsisat Planında açıklanacak.

Ücretsiz karbon tahsisatı kıyas değeri ve emisyon yoğunluğu hesaplama sistemi
Ücretsiz tahsisat miktarı; faaliyet seviyesi, kıyas değeri, tahsisat oranı ve sektörel faaliyet katsayısıyla hesaplanacak.

Ücretsiz tahsisat başvurusu için süre 30 gün

Ücretsiz tahsisattan yararlanmak isteyen işletmeler, doğrulanmış faaliyet seviyesi raporunun Başkanlığa sunulduğu tarihten itibaren 30 gün içinde başvuru yapmak zorunda olacak. Başkanlık başvuruyu 15 iş günü içinde inceleyecek. Eksiklik veya hata bildirilirse işletmeye düzeltme için 10 iş günü verilecek.

Ek rezerv üst sınırın dışında ayrı bir karbon arzı yaratabilecek

Yönetmelik, özel koşulları sağlayan işletmelerin tahsisat açığını karşılamak amacıyla ek rezerv kullanılmasına imkan tanıyor. Ek rezervin kullanılıp kullanılmayacağına Karbon Piyasası Kurulu karar verecek ve kullanım, tesislerin toplam tahsisat açığıyla sınırlı olacak.

Ek rezervin yüzde 70 koşulları

Ek rezervden yararlanabilmek için alt tesislere bağlı emisyon yoğunluğunun artmamış olması gerekiyor. Doğrulanmış emisyon miktarının yüzde 70’inden fazla ücretsiz tahsisat alan bir tesis, aldığı ücretsiz tahsisata eşit sayıda tahsisatı ilgili tesis için teslim etmiş olmalı.

Doğrulanmış emisyon miktarının yüzde 70’inden az ücretsiz tahsisat alan bir tesis ise teslim tarihi itibarıyla yükümlülüğünün en az yüzde 70’ini yerine getirmiş ve hesabındaki tahsisatları tüketmiş olmalı. Ek rezerv başvurusu teslim yükümlülüğü yerine getirilirken yapılacak; rezerv kullanan tesisler kalan yükümlülüklerini Aralık ayının son iş gününe kadar tamamlayacak.

Ek rezerv miktarı ve fiyatı nasıl belirlenecek

Ek rezerv kullanımı, Ulusal Tahsisat Planında açıklanan ETS üst sınırının yüzde 10’unu geçemeyecek. Ancak yönetmelikteki üst sınır tanımı yalnız ücretsiz tahsisat ile birincil piyasaya sunulan tahsisatların toplamından oluşuyor. Ek rezerv bu tanımın içinde sayılmadığı için piyasanın fiili arzı, ilan edilen üst sınırın üzerine çıkabilecek.

Ek rezervin asgari fiyatı, Kasım ayının son iş günü itibarıyla hesaplanan son üç aylık birincil piyasa ağırlıklı ortalama fiyatı ile spot tahsisat piyasasındaki son üç aylık ikincil piyasa ağırlıklı ortalama fiyatından yüksek olanın yüzde 50 fazlası olacak. Azami fiyat ise İklim Değişikliği Başkanlığı ve EPDK tarafından koordineli biçimde belirlenecek.

Geçici Madde 5’e göre, bu fiyat hesabı için gerekli ihalelerin henüz yapılmamış olması halinde spot tahsisat piyasasında gerçekleşen fiyatlar esas alınacak. Bu nedenle spot piyasanın açılış koşulları ek rezerv maliyetini de doğrudan etkileyebilecek.

Ücretsiz karbon tahsisatı sonrası ETS ek rezerv koşulları ve tahsisat akışı
Ek rezerv, belirlenen koşulları sağlayan tesisler için ETS üst sınırının yüzde 10’una kadar uygulanabilecek.

Denkleştirme oranı ve piyasa takvimi sonraki düzenlemelere kaldı

Nihai yönetmelik, denkleştirme amacıyla kullanılabilecek karbon kredileri için sabit bir oran belirlemiyor. ETS kapsamındaki yükümlülüklerin hangi oranında denkleştirme yapılabileceğine Karbon Piyasası Kurulu karar verecek.

Kullanılabilecek karbon kredilerinin nitelikleri, projelerin kabul şartları, kayıt sistemi ve kredilerin hangi dönemlerde geçerli olacağı da uygulama düzenlemeleriyle açıklığa kavuşacak. Bu kararlar, Türkiye’de geliştirilecek karbon projelerine yönelik talep kadar ETS kapsamındaki şirketlerin tahsisat ihtiyacını ve piyasa fiyatını da etkileyebilir.

EPDK ve EPİAŞ düzenlemeleri neden kritik

Tahsisatların kayden ihracı, hak sahipleri bazında izlenmesi ve piyasaya sunulmasına ilişkin usul ve esasları EPDK belirleyecek. ETS piyasasının işleyişine ilişkin düzenleme de Bakanlık, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve Sermaye Piyasası Kurulu ile koordinasyon içinde EPDK tarafından hazırlanacak.

EPİAŞ’ın piyasa işletmecisi olarak ihale yöntemi, teminatlar, seans yapısı, işlem limitleri, fiyat oluşumu, piyasa katılımcılığı ve uzlaştırma kuralları konusundaki uygulama çerçevesi, karbon fiyatının nasıl oluşacağını belirleyecek. Yönetmelik birincil piyasa ihale takviminin en az yedi iş günü önce duyurulmasını öngörse de yıllık ihale takvimi henüz yayımlanmış değil.

Türkiye ETS Yönetmeliği kapsamında tahsisat piyasası ve şirket uyum süreçleri
İhale, ikincil piyasa, kayıt ve doğrulama kuralları Türkiye ETS’de gerçek karbon maliyetinin oluşumunu belirleyecek.

Personel şartı yönetmeliğin EK-3 bölümünde değiştirildi

İşletmelerin sera gazı emisyon izni başvurusunda sunacağı bilgi ve belgeler arasında, tesiste emisyonların izlenmesi ve raporlanması için yetkili personel veya ekip bulunduğunu gösteren belgeler de yer alıyor. Bu koşul yönetmeliğin ana maddelerinde değil, izin başvurusuna ilişkin EK-3’te düzenleniyor.

Nihai metne göre Kategori B tesislerde dört yıllık mühendislik veya fen fakültesi bölümlerinden ya da denkliği kabul edilen yabancı fakülte veya yüksekokullardan mezun, sera gazı izleme ve raporlama alanında en az bir yıl tecrübeli en az bir personel bulunması gerekiyor.

Kategori C tesislerde aynı eğitim koşulunu taşıyan, en az iki yıl tecrübeli en az iki personel aranıyor. Gerekli nitelikte personeli bünyesinde bulundurmayan işletmeler, aynı ölçütleri sağlayan gerçek veya tüzel kişileri görevlendirebilecek.

Resmi taslakta yalnız mühendislik bölümü mezunları sayılıyor; Kategori B için en az iki yıl, Kategori C için en az üç yıl tecrübe aranıyordu. Nihai metin fen fakültesi bölümlerini de kapsama alırken tecrübe sürelerini her iki kategoride birer yıl düşürdü. Dışarıdan hizmet alınabilecek kişiler de taslaktaki danışmanlık firmaları ifadesine kıyasla gerçek veya tüzel kişiler olarak genişletildi.

ETS gelirleri genel bütçeye özel gelir olarak kaydedilecek

Yönetmelik dört ayrı gelir kaleminin 7552 sayılı İklim Kanunu’nun 12’nci maddesi uyarınca genel bütçenin B işaretli cetveline özel gelir olarak kaydedilmesini öngörüyor. Bunlar sera gazı emisyon izni başvuru bedelleri, birincil piyasa tahsisat satış gelirleri, tamamlayıcı tahsisat fiyatı mekanizmasının gelirleri ve piyasa işletmecisinin ETS piyasasından elde ettiği gelirlerin yüzde 50’si.

Bu yapı, gelirlerin herhangi bir koşul olmaksızın genel bütçeye aktarıldığı anlamına gelmiyor. Yönetmeliğin 20’nci maddesinin altıncı fıkrası, tamamlayıcı tahsisat fiyatı mekanizmasından elde edilen gelirin iklim değişikliğiyle mücadele ve yeşil dönüşüm amacı dışında kullanılamayacağını ayrıca tekrarlıyor.

Diğer üç gelir kalemi için aynı amaç cümlesi yönetmelikte yeniden yazılmasa da üst norm olan İklim Kanunu’nun 12’nci maddesi ETS gelirlerinin iklim değişikliğiyle mücadele ve yeşil dönüşüm amaçları dışında kullanılamayacağını düzenliyor. Bu nedenle yönetmelik ile kanunun birlikte okunması gerekiyor.

Taslakta bulunan, tamamlayıcı tahsisat gelirlerinin ilgili sektörlerin karbonsuzlaşma faaliyetlerinde kullanılması yönündeki daha dar sektörel geri dönüş ilkesi ise nihai metinde yer almadı. Gelirin yeşil dönüşüm için korunması ile bedeli ödeyen sektöre geri dönmesi aynı şey değil. Şirketler açısından asıl izlenmesi gereken konulardan biri, bütçeye kaydedilen gelirin hangi programlar ve destek araçları üzerinden kullanılacağı olacak.

Şirketleri hangi para cezaları bekliyor

Doğrulanmış sera gazı emisyon raporunun zamanında sunulmaması halinde uygulanacak cezalar tesisin kategorisi ve emisyon büyüklüğüne göre 627.450 TL’den başlayarak 6.274.500 TL’ye kadar çıkıyor. En yüksek tutarın bazı haberlerde aktarıldığı gibi 6.270.450 TL değil, yönetmelikte yazdığı biçimiyle 6.274.500 TL olduğu görülüyor.

ETS kapsamına dahil olduğu halde sera gazı emisyon izni almadan faaliyet gösteren veya süresi biten ya da iptal edilen izinle faaliyetini sürdüren işletmelere uygulanacak cezalar ise 1.254.900 TL ile 12.549.000 TL arasında değişiyor.

Pilot dönemde idari para cezalarının yüzde 80 indirimli uygulanması yönetmelik taslağında da yer alıyordu. Bu indirim nihai yönetmeliğin geçici maddelerinde tekrarlanmadı ancak 7552 sayılı İklim Kanunu’nun geçici hükümlerinden kaynaklanıyor. Pilot dönemin tarihleri Kurul kararıyla belirlendiğinde indirim hükmünün kanunla birlikte değerlendirilmesi gerekecek.

Sanayi şirketlerinin şimdi hangi hazırlıkları yapması gerekiyor

Yönetmeliğin yayımlanması şirketlere henüz tam bir karbon maliyeti vermiyor ancak veri ve organizasyon hazırlığını erteleme imkanı da tanımıyor. Tesislerin öncelikle EK-1 kapsamındaki faaliyetlerini, kurulu kapasitelerini ve ihtiyatlı yıllık emisyon hesaplarını kontrol ederek kategori sınıflandırmalarını doğrulaması gerekiyor.

Ücretsiz tahsisat yalnız toplam tesis emisyonuna göre hesaplanmayacak. Alt tesis ayrımı, ürün, ısı, yakıt ve üretim süreci kıyasları ile doğrulanmış faaliyet seviyeleri belirleyici olacak. Bu nedenle üretim, yakıt, enerji, hammadde ve emisyon verilerinin alt tesis düzeyinde izlenebilir hale getirilmesi kritik önem taşıyor.

Şirketlerin ayrıca EK-3’teki personel yeterliliklerini, İzleme Metodolojisi Planı hazırlığını, doğrulayıcı kuruluş sözleşmelerini, izin belgelerini ve İşlem Kayıt Sistemi süreçlerini gözden geçirmesi gerekiyor. Pilot kapsamına girebilecek tesisler için iki aylık süre, Kurul kararının beklenmesini riskli hale getirebilir.

Türkiye ETS’nin mali etkisi ancak pilot uygulama kararı, Ulusal Tahsisat Planı, kıyas değerleri, ücretsiz tahsisat oranları, sektörel katsayılar, denkleştirme sınırı ve EPDK piyasa düzenlemesi yayımlandığında hesaplanabilecek. Yönetmelik sistemin iskeletini kurdu; karbon fiyatının seviyesi ile maliyetin sektörler arasında nasıl paylaşılacağı ise henüz belirlenmedi.

Okura soru

Sizce Türkiye ETS’de pilot kapsam ve ücretsiz tahsisat oranları belirlenirken sanayinin dönüşümü ile gerçek emisyon azaltımı arasında nasıl bir denge kurulmalı? Görüşlerinizi yorumlarda paylaşın.

İlgili haberler

Kaynak notu: Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Yönetmeliği, 27 Ağustos 2026 tarihli ve 33353 sayılı Resmi Gazete; İklim Değişikliği Başkanlığı tarafından yayımlanan Temmuz 2025 tarihli Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Yönetmeliği Taslağı; 2 Temmuz 2025’te kabul edilen ve 9 Temmuz 2025 tarihli, 32951 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7552 sayılı İklim Kanunu; 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 792/D maddesi.


Bir Cevap Bırakın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz