AB Ambalaj ve Ambalaj Atıkları Tüzüğü 12 Ağustos 2026’da uygulanmaya başladı; Türk ihracatçısı için teknik dosya, uygunluk beyanı ve izlenebilirlik öne çıktı.
Hızlı Bakış
- PPWR 12 Ağustos 2026’da uygulanmaya başladı; ilk aşamada teknik dosya, uygunluk beyanı ve izlenebilirlik öne çıktı.
- Türk şirketlerinin yükümlülükleri ambalaj imalatçısı, tedarikçi, AB ithalatçısı veya doğrudan satıcı rolüne göre değişiyor.
- Gıdayla temas eden ambalajlarda PFAS, bütün ambalajlarda ise ağır metal sınırlarının doğrulanması gerekiyor.
- Ortak AB etiketi, ambalaj minimizasyonu ve geri dönüştürülebilirlik kurallarının önemli bölümü 2028–2030 döneminde başlayacak.
- AB tüketicisine doğrudan satış yapan şirketler ülke bazlı üretici kaydı ve genişletilmiş üretici sorumluluğuyla karşılaşabilir.
PPWR olarak bilinen yeni düzenleme, yalnızca ambalaj üreticilerini değil, AB’ye ambalajlı ürün gönderen gıda, tekstil, kimya, kozmetik, cam, plastik, makine ve e-ticaret şirketlerini de ilgilendiriyor. Bir Türk şirketi ambalajı kendisi üretmese bile, ürününü AB pazarına şişe, kutu, poşet, palet, streç film veya başka bir ambalajla gönderiyorsa bu zincirdeki teknik veri ve uygunluk talepleriyle karşılaşabilir. Ancak 12 Ağustos 2026, tüzükteki bütün 2030 hedeflerinin başladığı tarih değil. İlk aşamada mevcut yükümlülüklere uygunluğun belgelenmesi, tedarik zincirinde teknik bilgi akışının kurulması, ambalajların izlenebilmesi ve kimyasal sınırların doğrulanması öne çıkıyor.
AB ambalaj tüzüğü hangi ürünleri ve ambalajları kapsıyor?
Avrupa Birliği’nin 2025/40 sayılı Ambalaj ve Ambalaj Atıkları Tüzüğü, malzemesi veya menşei ne olursa olsun AB pazarına sunulan bütün ambalajları ve bunlardan oluşan atıkları kapsıyor. Düzenleme, ambalajın tasarımından üretimine, kullanımından yeniden kullanımına, geri dönüşümünden nihai atık yönetimine kadar bütün yaşam döngüsüne uygulanıyor.
Ürünün tüketiciye ulaştığı birincil ambalajın yanında ürünleri bir arada tutan ikincil ambalajlar, taşıma ambalajları, e-ticaret paketleri, paletler, kutular, streç filmler, kayışlar ve dolgu malzemeleri de kapsam içine girebiliyor. Bu nedenle şirketlerin yalnızca sattıkları ürünün kabını değil, sevkiyatta kullandıkları bütün ambalaj bileşenlerini incelemesi gerekiyor.
İlgili yükümlülüğün yürürlük tarihinden önce AB pazarına usulüne uygun biçimde sunulmuş ambalajlar için geçiş hükümleri bulunabiliyor. Ancak bir ürünün Türkiye’den daha önce üretilmiş veya depolanmış olması, tek başına AB pazarına sunulmuş olduğu anlamına gelmiyor. Değerlendirmenin ambalajın AB pazarına ilk kez hangi tarihte sunulduğuna göre yapılması gerekiyor.

12 Ağustos 2026’da hangi yükümlülükler öne çıktı?
Tüzüğün genel olarak uygulanmaya başlamasıyla birlikte ekonomik aktörlerin ambalajın kendileri için geçerli hükümlere uygun olduğunu gösterebilmesi gerekiyor. Türk şirketleri açısından ilk kontrol alanları teknik dosya, AB uygunluk beyanı, izlenebilirlik, tedarikçi belgeleri ve kimyasal uygunluk olarak sıralanıyor.
Teknik dosya ve AB uygunluk beyanı
Ambalaj imalatçısının, ambalajı piyasaya sunmadan önce uygunluk değerlendirmesini yapması ve tüzüğün ilgili hükümlerine uyulduğunu gösteren teknik dosyayı hazırlaması gerekiyor. Teknik dosyada ambalajın genel tanımı, tasarım ve üretim bilgileri, kullanılan malzemeler, uygulanan standartlar, test sonuçları ve uygunluğu doğrulayan diğer kanıtlar bulunmalı.
Uygunluk değerlendirmesinin ardından AB uygunluk beyanı düzenleniyor. Bu beyan, imalatçının ambalajın kendisi için geçerli PPWR hükümlerine uygun olduğunu üstlendiği belge niteliğini taşıyor. Teknik dosya ile uygunluk beyanının tek kullanımlık ambalajlarda beş yıl, yeniden kullanılabilir ambalajlarda ise on yıl saklanması gerekiyor.
AB uygunluk beyanı, her sevkiyat için yeniden düzenlenen bir gümrük belgesi niteliğinde değildir. Ancak ambalajın tasarımı, malzemesi, üretim yöntemi veya uygunluğunu etkileyen koşullar değiştiğinde teknik dosya ve uygunluk beyanı güncellenmelidir. AB’deki ithalatçı veya müşteri, sözleşme ve tedarik zinciri uygulamalarına bağlı olarak belgeyi ürün veya sevkiyat bazında talep edebilir.
Ambalaj izlenebilirliği nasıl sağlanacak?
Ambalajın tip, parti veya seri numarası ya da başka bir tanımlayıcı unsurla izlenebilmesi gerekir. Bu bilgi kural olarak ambalaj üzerinde yer alır; yalnızca ambalajın boyutu veya niteliği buna izin vermiyorsa ambalajlı ürüne eşlik eden belgede verilebilir. Kullanılan tanımlayıcının ambalajı teknik dosya, AB uygunluk beyanı ve üretim kayıtlarıyla ilişkilendirmesi gerekir.
İmalatçının adı, tescilli ticari unvanı veya markası ile posta ve elektronik iletişim bilgileri ambalajda yer almalı. Bu bilgiler QR kodu veya başka bir standartlaştırılmış dijital veri taşıyıcısıyla da sağlanabilir; ambalaj üzerinde bunlara yer verilmesi mümkün değilse bilgiler ambalajlı ürüne eşlik eden belgede sunulabilir.
Tedarikçiden hangi bilgiler alınmalı?
Ambalaj veya ambalaj malzemesi tedarikçilerinin, imalatçının PPWR yükümlülüklerini yerine getirebilmesi için gerekli bilgi ve belgeleri sağlaması gerekiyor. Malzeme bileşimi, geri dönüştürülmüş içerik, kimyasal analizler, test sonuçları ve üretim kayıtları bu bilgi zincirinin parçası olabilir.
Türk ihracatçısı ambalajı başka bir şirketten satın alıyor olsa bile, AB’deki müşterisi veya ithalatçısı bu belgeleri kendisinden isteyebilir. Bu nedenle satın alma sözleşmelerine teknik veri sağlama, analiz sonuçlarını paylaşma, değişiklikleri bildirme ve belgeleri güncel tutma hükümlerinin eklenmesi önem kazanıyor.

Ağır metal ve PFAS sınırları
Ambalaj veya ambalaj bileşenlerindeki kurşun, kadmiyum, cıva ve altı değerlikli kromun toplam konsantrasyonu kilogram başına 100 miligramı aşamıyor. Şirketlerin yalnızca doğrudan kullandıkları ana malzemeyi değil, mürekkep, yapıştırıcı, kaplama, kapak ve diğer bileşenleri de uygunluk değerlendirmesine dahil etmesi gerekiyor.
Gıdayla temas eden ambalajlarda PFAS için de sınırlar uygulanıyor. Hedefli analiz edilen herhangi bir PFAS maddesi için sınır 25 ppb, hedefli PFAS toplamı için 250 ppb ve polimerler dahil toplam PFAS için 50 ppm olarak belirlendi. Toplam flor miktarının kilogram başına 50 miligramı aşması halinde, florun PFAS kaynaklı bölümünü açıklayan ek kanıtlar istenebiliyor.
Bu sınırlar gıda, içecek ve paket servis ambalajlarında kullanılan kağıt, karton, plastik, kaplama ve bariyer malzemeleri açısından özellikle önemli. Tedarikçinin yalnızca genel bir uygunluk yazısı sunması yeterli olmayabilir; analiz yönteminin, numunenin ve test edilen bileşenin açık biçimde tanımlanması gerekebilir.

Türk şirketinin PPWR’deki rolü nasıl belirleniyor?
PPWR’de Türk şirketleri için tek ve bağımsız bir ihracatçı rolü bulunmuyor. Yükümlülükler şirketin ambalajı üretmesi, kendi adı veya markasıyla tasarlatması, ambalaj malzemesi tedarik etmesi, AB’de ithalatçı üzerinden çalışması ya da tüketiciye doğrudan satış yapması gibi koşullara göre değişiyor.
Ambalajı üreten veya kendi adı ve markasıyla tasarlatıp ürettiren şirket imalatçı sayılabilir. Ambalaj malzemesi veya bileşeni sağlayan işletme tedarikçi rolünde olabilir. Ürünü üçüncü bir ülkeden AB pazarına getiren AB merkezli şirket ise ithalatçı yükümlülüklerini üstlenir.
AB’deki ithalatçının, ambalaj piyasaya sunulmadan önce uygunluk değerlendirmesinin yapıldığını, teknik dosyanın hazırlandığını, gerekli bilgilerin ambalajda bulunduğunu ve AB uygunluk beyanının düzenlendiğini kontrol etmesi gerekiyor. Yetkili makamların gerekçeli talebi halinde uygunluğu gösteren bilgi ve belgelerin kısa süre içinde sunulabilmesi de ithalatçının sorumlulukları arasında.
Bu yapı, AB’deki ithalatçıların Türk tedarikçilerden daha ayrıntılı test raporları, malzeme beyanları ve ambalaj bilgileri istemesine yol açabilir. Belge akışının hangi tarafça yönetileceğinin ticari sözleşmelerde açık biçimde belirlenmesi gerekiyor.
Doğrudan e-ticaret yapan şirketler için üretici kaydı
Türkiye’den AB’deki son kullanıcıya doğrudan satış yapan bir şirket, ürünün gönderildiği üye devlette genişletilmiş üretici sorumluluğu kapsamında üretici olarak değerlendirilebilir. Bu durumda şirket, satış yaptığı ülkedeki üretici siciline kaydolma ve ambalaj atığı yönetiminin finansmanına katılma yükümlülüğüyle karşılaşabilir.
Üretici kayıtları ve genişletilmiş üretici sorumluluğu uygulamaları ülke bazında yürütülüyor. Üye devletler, başka bir ülkede veya AB dışında yerleşik üreticilerden yerel bir yetkili temsilci atamasını isteyebilir. Bu nedenle tek bir AB kaydının bütün ülkelerde geçerli olduğu varsayılmamalı.
Çevrim içi pazar yerlerinin de satıcının ilgili üretici siciline kayıtlı olduğunu ve gerekli öz beyanları sunduğunu kontrol etmesi gerekiyor. Türkiye’den doğrudan tüketiciye satış yapan markalar açısından ambalaj uyumu, ürün listeleme ve pazar yerine erişim koşuluna dönüşebilir.

Taşıma ambalajları da kapsamda
PPWR incelemesi yalnızca ürünün raf ambalajıyla sınırlandırılmamalı. İhracatta kullanılan palet, kasa, kutu, streç film, kayış, koruyucu köşe, ara bölme ve dolgu malzemeleri de ambalaj olarak değerlendirilebilir.
Özellikle e-ticaret ve lojistik operasyonlarında kullanılan büyük kutular ile dolgu malzemeleri, ilerleyen dönemde boşluk oranı ve ambalaj minimizasyonu kurallarının doğrudan konusu olacak. İhracatçının ürün ambalajı ile sevkiyat ambalajını ayrı envanterlerde izlemesi bu nedenle yararlı olabilir.
2028 ve 2030 döneminde hangi kurallar başlayacak?
PPWR’nin etiketleme, geri dönüştürülebilirlik, geri dönüştürülmüş içerik, ambalaj minimizasyonu ve yeniden kullanım hükümlerinin önemli bir bölümü sonraki yıllarda uygulanacak. Kesin tarihler bazı maddelerde Avrupa Komisyonunun çıkaracağı ikincil düzenlemelere bağlı olduğu için şirketlerin yalnızca takvim yılına değil, ilgili uygulama düzenlemesinin yayımlanma tarihine de bakması gerekiyor.
Ortak AB etiketi ve dijital bilgi araçları bugün zorunlu değil
Atıkların doğru ayrıştırılmasını sağlayacak ortak AB etiketlerinin biçimi ve uygulama ayrıntıları Avrupa Komisyonunun çıkaracağı ikincil düzenlemelerle tamamlanacak. Ortak AB etiketi ile QR kodu veya diğer dijital bilgi araçlarına ilişkin yeni hükümler, 12 Ağustos 2026 itibarıyla bütün ambalajlar için başlayan genel zorunluluklar arasında bulunmuyor.
Ortak malzeme etiketinin 12 Ağustos 2028’den veya ilgili uygulama düzenlemelerinin yürürlüğe girmesinden 24 ay sonra, bu tarihlerden hangisi daha geçse o tarihte uygulanması öngörülüyor. Şirketlerin yeni etiket tasarımlarını kesin teknik kurallar yayımlanmadan nihai hale getirmemesi gerekiyor.
Ambalaj minimizasyonu ve boşluk oranı
Ambalajın ağırlığı ve hacmi, işlevini yerine getirmek için gerekli asgari seviyeye indirilecek. Ürünü olduğundan daha büyük göstermek amacıyla kullanılan çift duvarlar, sahte tabanlar veya gereksiz katmanlar ambalaj tasarımının yeniden değerlendirilmesini gerektirebilir.
Satış ambalajlarında boş alanın azaltılmasına ilişkin yükümlülüklerin 2028 döneminde güçlenmesi bekleniyor. Gruplandırılmış ambalajlar, taşıma ambalajları ve e-ticaret paketlerinde boşluk oranı 1 Ocak 2030’dan veya ilgili uygulama düzenlemesinden üç yıl sonra, hangisi daha geçse o tarihte en fazla %50 olacak. Kağıt kırpıntısı, hava yastığı, köpük ve benzeri dolgu malzemeleri de boş alan hesabına dahil ediliyor.
Geri dönüştürülebilirlik sınıfları
Ambalajların 2030’dan itibaren tasarım bakımından geri dönüştürülebilir olması hedefleniyor. Tüzük, ambalajları A, B ve C olmak üzere üç performans sınıfına ayırıyor. Geri dönüştürülebilirlik oranı en az %95 olan ambalajlar A, en az %80 olanlar B ve en az %70 olanlar C sınıfında yer alacak.
2030 eşiği başladığında %70’in altında kalan ambalajlar AB pazarına sunulamayacak. 2035 döneminde ambalajın yalnızca teorik olarak geri dönüştürülebilir olması değil, büyük ölçekte geri dönüştürülmesi de değerlendirilecek. 2038’den itibaren ise en az B sınıfına, yani %80 geri dönüştürülebilirlik düzeyine ulaşamayan ambalajların piyasaya sunulması engellenecek.
Bu hükümler, ürün ambalajının malzeme sayısını, kaplama ve yapıştırıcı seçimini, etiketlerin ayrılabilirliğini ve farklı malzemelerin birlikte kullanımını etkileyebilir. Ambalaj tasarım kararlarının 2030’a bırakılması, kalıp, dolum hattı ve tedarik sözleşmelerinin yenilenmesi için gereken süreyi daraltabilir.

Plastik ambalajlarda geri dönüştürülmüş içerik
Plastik ambalajlar için 2030 döneminde ambalaj türüne göre asgari geri dönüştürülmüş içerik oranları uygulanacak. İçecek şişeleri dışındaki, gıdayla temas eden PET ambalajlarda oran %30; PET dışındaki gıdayla temas eden plastik ambalajlarda %10; tek kullanımlık plastik içecek şişelerinde %30 ve diğer plastik ambalajlarda %35 olacak.
2040 hedefleri aynı gruplar için sırasıyla %50, %25, %65 ve %65’e yükselecek. Tıbbi ürünler, belirli sağlık uygulamaları ve hassas gıda grupları için istisnalar bulunuyor. Şirketlerin kendi ambalajının hangi sınıfa girdiğini ürün, kullanım amacı ve temas koşullarına göre belirlemesi gerekiyor.
Geri dönüştürülmüş içeriğin yalnızca tedarikçi beyanıyla değil, kabul edilen hesaplama ve doğrulama yöntemleriyle gösterilmesi gerekecek. Türkiye’de ikincil hammadde arzı, gıdayla temas uygunluğu ve parti bazında izlenebilirlik, plastik ambalaj kullanan ihracatçılar açısından temel hazırlık alanları olacak.
Yeniden kullanım hedefleri
Taşıma ve satış ambalajlarının belirli bölümleri için 1 Ocak 2030’dan itibaren yeniden kullanım hedefleri öngörülüyor. E-ticaret dahil ürün taşımada kullanılan ilgili ambalajların en az %40’ının bir yeniden kullanım sistemi içinde kullanılması hedefleniyor. 2040 için belirtilen çaba hedefi %70 düzeyinde.
Aynı şirketin tesisleri arasındaki veya aynı üye devlet içindeki bazı taşıma akışlarında daha yüksek yeniden kullanım yükümlülükleri bulunabiliyor. Palet sargıları ve kayışlar için belirli yükümlülüklere istisna getiren ikincil düzenlemeler yayımlanmış olsa da genel taşıma ambalajı hedeflerinin ayrıca incelenmesi gerekiyor.
Hangi sektörler daha yakından etkilenebilir?
Gıda ve içecek sektöründe PFAS sınırları, gıdayla temas güvenliği, geri dönüştürülmüş plastik oranları ve tek kullanımlık ambalaj kısıtları birlikte ele alınmalı. Ambalajın gıdayı koruma işlevi sürerken daha az malzemeyle üretilmesi ve geri dönüşüm sistemleriyle uyumlu hale getirilmesi gerekecek.
Kozmetik ve kimya sektörlerinde ürün güvenliği, sızdırmazlık ve tehlikeli maddelere ilişkin kurallar ambalaj minimizasyonuyla birlikte değerlendirilecek. Şişe, pompa, kapak, etiket ve koruyucu dış kutu gibi bileşenlerin her biri teknik dosyada ayrı kanıt gerektirebilir.
Tekstil ihracatçıları açısından ürün poşetleri, askılar, karton kutular, etiketler, palet sargıları ve e-ticaret paketleri öne çıkıyor. Ambalajın ürün ağırlığı içindeki payı düşük olsa bile, her bileşenin malzeme türü ve tedarikçisi kayıt altına alınmalı.
Cam ve metal ambalaj kullanan sektörler, geri dönüştürülebilirlik açısından avantajlı görünse de kapak, conta, kaplama, etiket ve ikincil plastik bileşenler nedeniyle ayrıca değerlendirme yapmak zorunda kalabilir. Plastik ambalaj üreticileri ise geri dönüştürülmüş içerik, kimyasal uygunluk ve geri dönüşüm tasarımı bakımından daha kapsamlı bir dönüşümle karşılaşacak.
E-ticaret şirketleri için boşluk oranı, gereksiz dolgu malzemeleri ve ülke bazlı üretici kayıtları temel risk alanları. Aynı ürünün farklı üye devletlere gönderilmesi, şirketin birden fazla ulusal kayıt ve genişletilmiş üretici sorumluluğu sistemini takip etmesini gerektirebilir.
Türk ihracatçısı nasıl bir uyum yol haritası izlemeli?
PPWR’ye hazırlık yalnızca hukuk veya sürdürülebilirlik ekiplerine bırakılmamalı. Satın alma, ürün geliştirme, kalite, üretim, lojistik, satış ve bilgi teknolojileri ekiplerinin aynı ambalaj verisi üzerinde çalışması gerekiyor.
Ambalaj envanteri ve rol haritası çıkarılmalı
İlk aşamada şirketin AB’ye gönderdiği her ürün için birincil, ikincil, taşıma ve e-ticaret ambalajları ayrı ayrı kaydedilmeli. Malzeme türü, ağırlık, bileşenler, tedarikçi, geri dönüştürülmüş içerik, temas koşulu ve satış yapılan AB ülkesi aynı envanterde izlenmeli.
Her ambalaj için imalatçı, tedarikçi, AB ithalatçısı ve üretici sorumluluğu kapsamındaki taraf belirlenmeli. Sözleşmelerde kullanılan ticari ifadeler yerine PPWR’deki ekonomik aktör tanımlarının esas alınması gerekiyor.
Belge ve test zinciri 2026 içinde kurulmalı
Teknik dosya şablonları hazırlanmalı, AB uygunluk beyanını kimin düzenleyeceği belirlenmeli ve ambalaj tanımlayıcıları üretim kayıtlarıyla eşleştirilmeli. Ağır metal ve gıdayla temas eden ambalajlarda PFAS testlerinin kapsamı risk esaslı biçimde belirlenmeli.
Tedarikçilerden alınacak belgelerin geçerlilik süresi, güncelleme koşulları ve değişiklik bildirimleri satın alma sözleşmelerine eklenmeli. Malzeme veya üretim yöntemi değiştiğinde hangi testlerin yenileneceği önceden tanımlanmalı.
2028 etiketleme ve minimizasyon hazırlığı yapılmalı
Şirketler ortak AB etiketinin teknik ayrıntılarını beklerken ambalaj üzerindeki kullanılabilir alanı, mevcut sembolleri ve ülkeye özgü işaretleri inceleyebilir. Etiket tasarımının farklı AB ülkelerinde uygulanabilmesi için değiştirilebilir bir veri alanı oluşturulması yararlı olabilir.
Ambalaj ağırlığı, hacmi ve boşluk oranı ürün bazında ölçülmeli. Gereksiz katmanlar ile dolgu malzemeleri belirlenerek ürün güvenliğini düşürmeden azaltılabilecek alanlar için tasarım çalışmaları başlatılmalı.
2030 tasarım kararları şimdiden planlanmalı
Geri dönüştürülebilirlik sınıfı, geri dönüştürülmüş plastik oranı ve yeniden kullanım hedefleri ambalaj yatırımlarının bugünden planlanmasını gerektiriyor. Yeni kalıp, dolum hattı veya paketleme makinesi satın alacak şirketlerin ekipmanın 2030 gerekliliklerine uyarlanabilirliğini değerlendirmesi gerekiyor.
Tek bir AB müşterisinin mevcut ambalajı kabul etmesi, ambalajın ileride bütün üye devletlerde uyumlu olacağını garanti etmiyor. Şirketlerin müşteri taleplerini asgari mevzuat koşullarından ayırarak, değişen standart ve ikincil düzenlemeleri merkezi biçimde izlemesi gerekiyor.
Uygulamada hangi konuların netleşmesi bekleniyor?
Ortak etiketlerin biçimi, geri dönüştürülebilirlik değerlendirme yöntemleri, geri dönüştürülmüş içerik hesapları ve bazı ambalaj türlerine uygulanacak istisnalar için Avrupa Komisyonunun ikincil düzenlemeleri belirleyici olacak. Üye devletlerin üretici kayıtları ve yetkili temsilci uygulamaları da ülke bazında farklılaşabilecek.
Türkiye açısından laboratuvar kapasitesi, analizlerin AB müşterileri tarafından kabulü, geri dönüştürülmüş hammadde arzı ve tedarik zincirindeki veri standardı yakından izlenmesi gereken başlıklar arasında. Özellikle KOBİ’lerin test, danışmanlık ve belge yönetimi maliyetleriyle nasıl başa çıkacağı uygulamanın önemli sorularından biri olacak.
12 Ağustos 2026, bütün ambalajların bir anda 2030 hedeflerine ulaşmasını gerektiren bir son tarih değil. Ancak teknik dosya, uygunluk beyanı, izlenebilirlik ve kimyasal uygunluk zincirini kurmadan beklemek de ihracatçı açısından risk taşıyor. Türk şirketleri için en güvenli yaklaşım, bugünün belge yükümlülüklerini tamamlamak ve yaklaşan tasarım eşiklerini yatırım planlarına şimdiden dahil etmek.
Siz ne düşünüyorsunuz?
Sizce Türk ihracatçıları için PPWR uyumundaki en büyük güçlük belge yönetimi, test maliyetleri, geri dönüştürülmüş hammaddeye erişim veya ambalaj tasarımı mı olacak? Görüşlerinizi yorumlarda paylaşın.
Bu haber genel bilgilendirme amacı taşır. Şirketlerin yükümlülüklerini ürünleri, ambalajları, ticari rolleri ve satış yaptıkları AB üye devletlerinin uygulamaları üzerinden ayrıca değerlendirmesi gerekir.
İlgili haberler
- ÇEVKO’dan COP31 uyarısı: 21 Kasım 2026 AB atık yasağı ikincil hammadde arzını sıkıştırıyor
- AB, geri dönüştürülmüş plastik ithalatında belge ve gümrük kurallarını sıkılaştırıyor
- 2025 EXPRA Balkan Çalıştayı ÇEVKO Vakfı ev sahipliğinde gerçekleşti
- ÇEVKO Vakfı: Atıkların geri dönüşümünü sanayiciler üstlensin

















