Türkiye’de arıtılan belediye atıksuyunun yalnızca %1,3’ü yeniden kullanılırken, 220 tesis Ulusal Su Yeniden Kullanım Master Planı için incelenecek.
Hızlı bakış
- Ulusal Su Yeniden Kullanım Master Planı kapsamında Türkiye genelindeki 220 atıksu arıtma tesisi sahada incelenecek.
- TÜİK verilerine göre 2024’te arıtılan belediye atıksuyunun yalnızca %1,3’ü yeniden kullanıldı.
- TÜİK’in %1,3 verisi ile proje sayfasındaki %5,3 göstergesi farklı kapsam ve yıllara dayandığı için doğrudan karşılaştırılamıyor.
- Seçilecek 7 pilot bölgede 9 tesis için fizibilite, mühendislik tasarımı, ÇED ve ihale dokümanları hazırlanacak.
- Arıtılmış kentsel atıksuyun yeniden kullanım oranının 2028’de %11’e, 2030’da %15’e çıkarılması hedefleniyor.
- Master planın hazırlanması, incelenen her tesiste yatırımın veya su dağıtımının otomatik olarak başlayacağı anlamına gelmiyor.
Türkiye atıksu arıtma kapasitesini büyüttü; ancak arıtılmış suyu tarımda, sanayide ve kentlerde ikinci kez kullanma kapasitesi sınırlı kaldı. Tarım ve Orman Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının yürüttüğü saha çalışması, yeniden kullanım potansiyeli taşıyan tesisleri, gerekli ilave arıtma yatırımlarını ve suyun ulaşabileceği kullanım alanlarını belirlemeyi amaçlıyor.
220 arıtma tesisinde saha çalışması nasıl yürütülecek?
Su Yönetimi Genel Müdürlüğünün 11 Ağustos 2026 tarihli açıklamasına göre, “Arıtılmış Kentsel Atıksuların Farklı Alternatifler İçin Yeniden Kullanımı” projesindeki saha çalışmaları fiilen başladı. İlk teknik ziyaret, 10 Ağustos’ta Ankara’daki Polatlı Atıksu Arıtma Tesisine gerçekleştirildi.
Polatlı’daki incelemede tesisin mevcut arıtma durumu, fiziksel altyapısı ve proses özellikleri değerlendirildi. Uzman ekipler ayrıca ilave arıtma üniteleri için saha ve hidrolik uygunluğu ile geri kazanılmış suyun potansiyel kullanım alanlarını inceledi.

Güncel saha programına göre Türkiye genelinde toplam 220 atıksu arıtma tesisi yerinde değerlendirilecek. Tesislerden elde edilen veriler, Ulusal Su Yeniden Kullanım Master Planı’nın hazırlanmasında kullanılacak.
200 tesis ile 220 tesis arasındaki fark neden oluştu?
Su Yönetimi Genel Müdürlüğünün 11 Mart 2026 tarihli açıklamasında, yeniden kullanım potansiyeli yüksek 200 tesisin ayrıntılı biçimde inceleneceği belirtilmişti. IPA III proje sayfasında da 200 tesis için teknik ve ekonomik değerlendirme yapılması öngörülüyor. Ağustos ayındaki saha duyurusunda ise incelenecek tesis sayısı 220 olarak açıklandı.
İki sayı arasındaki farkın nedeni kamuoyuna açıklanmadı. Bu nedenle kapsamın 20 tesis genişletildiği sonucuna varmak yerine, proje belgelerinde 200 tesisin, güncel saha programında ise 220 tesisin esas alındığını belirtmek gerekiyor.
Türkiye arıttığı belediye atıksuyunun ne kadarını yeniden kullanıyor?
TÜİK’in 2024 Su ve Atıksu İstatistikleri, arıtma ile yeniden kullanım arasındaki belirgin farkı ortaya koyuyor. Belediyeler 2024 yılında kanalizasyon şebekeleri üzerinden 5,8 milyar metreküp atıksu deşarj etti. Bunun 4,9 milyar metreküpü atıksu arıtma tesislerinde arıtıldı.
Belediyeler tarafından deşarj edilen atıksuyun %85,4’ü arıtılırken, arıtılan belediye atıksuyunun yalnızca %1,3’ü sanayi, tarımsal sulama ve benzeri alanlarda yeniden kullanıldı. Atıksu arıtma tesisi hizmeti alan belediye nüfusunun toplam belediye nüfusuna oranı ise %76,9 olarak hesaplandı.
Arıtılan belediye atıksuyunun %53,8’ine gelişmiş, %24,5’ine biyolojik, %21,4’üne fiziksel ve %0,3’üne doğal arıtma uygulandı. Ancak gelişmiş arıtma sınıfında yer alan bütün tesislerin çıkış suyu, her yeniden kullanım amacı için otomatik olarak uygun kabul edilmiyor. Kullanım amacı değiştikçe su kalitesi, mikrobiyolojik güvenlik, iletim ve depolama koşulları da değişiyor.

%1,3 ile %5,3 neden farklı?
TÜİK’in 2024 verisindeki %1,3 oranı, belediyeler tarafından arıtılan atıksuyun sanayi, tarımsal sulama ve benzeri alanlarda yeniden kullanılan bölümünü gösteriyor. IPA III proje sayfasında ise arıtılmış atıksu yeniden kullanım oranının 2023 sonunda %5,3 olduğu belirtiliyor.
İki oran farklı yıl ve gösterge kapsamlarına dayandığından doğrudan karşılaştırılamıyor. Hesaplama yöntemleri arasındaki fark, yayımlanan proje bilgilerinde ayrıntılı biçimde açıklanmıyor. Bu nedenle oranlardan birini diğerinin yıllık devamı veya güncellenmiş karşılığı olarak değerlendirmek doğru değil.
Proje sayfasında yeniden kullanım oranının 2028’de %11’e, 2030’da ise %15’e çıkarılması hedefleniyor. Bunlar gerçekleşmiş sonuçlar değil, proje kapsamında açıklanan politika hedefleri. Hedeflerin hangi atıksu türlerini ve kullanım alanlarını kapsadığı ile ilerlemenin hangi ortak yöntemle ölçüleceğinin açıklanması, sonuçların izlenebilmesi açısından önem taşıyor.
Arıtma ile yeniden kullanım arasındaki fark ne?
Atıksuyun arıtılması, kirletici yükünün mevzuatta tanımlanan deşarj sınırlarına indirilmesini ve suyun belirlenen alıcı ortama bırakılmasını sağlayabilir. Yeniden kullanım ise arıtılmış suyun ikinci bir kullanım amacı için gerekli kaliteye getirilmesini, depolanmasını, taşınmasını ve kullanıcıya güvenli biçimde ulaştırılmasını gerektirir.
Bir tesisin çıkış suyunun akarsuya veya denize deşarj ölçütlerini karşılaması, aynı suyun tarımsal sulamada, gıda sanayisinde, peyzaj alanlarında ya da endüstriyel proseslerde doğrudan kullanılabileceği anlamına gelmez. Her kullanım alanında farklı sağlık, çevre ve proses riskleri bulunur.

Yeniden kullanımın sınırlı kalmasında yalnızca arıtma teknolojisi etkili değil. Arıtılmış suyun kullanıcıya uzaklığı, iletim hattı ve depolama ihtiyacı, pompalama enerjisi, mevsimsel talep, su tarifesi, işletme sorumluluğu ve uzun vadeli alım güvencesi de projenin ekonomik uygulanabilirliğini belirliyor.
Master plan hangi kullanım alanlarını değerlendirecek?
Mart 2026’da açıklanan çalışma programına göre, seçilen tesislerden farklı mevsimlerde numuneler alınacak ve çeşitli su kalitesi parametreleri ölçülecek. Bazı pilot tesislerde mikro kirletici analizleri de yapılacak. Bu veriler, her tesis için uygulanabilecek yeniden kullanım seçeneklerinin değerlendirilmesinde kullanılacak.
İncelenecek seçenekler arasında tarımsal sulama, peyzaj sulaması, sanayi kullanımı, çevresel kullanım ve dolaylı içme suyu kullanımı bulunuyor. Ancak bu kullanım alanlarının açıklamada sıralanması, her birinin bütün tesislerde uygulanacağı veya ulusal ölçekte karara bağlandığı anlamına gelmiyor.
Dolaylı içme suyu kullanımı ne anlama geliyor?
Dolaylı içme suyu kullanımı, arıtılmış atıksuyun doğrudan içme suyu şebekesine verilmesi anlamına gelmiyor. Bu yaklaşımda ileri düzeyde arıtılmış su, uygun çevresel ve teknik kontroller altında bir yüzey suyu kaynağına, rezervuara veya yeraltı suyu sistemine kazandırılabiliyor. Su daha sonra normal içme suyu arıtma süreçlerinden geçirilerek kullanılıyor.
Böyle bir uygulama ileri arıtma, sürekli kalite izlemesi, sağlık risklerinin yönetimi, çevresel değerlendirme ve güçlü bir düzenleyici çerçeve gerektiriyor. Proje açıklamasında bu seçeneğin değerlendirme alanları arasında bulunması, Türkiye’de uygulama kararı alındığı anlamına gelmiyor.
Master plan yatırım kararı anlamına geliyor mu?
Ulusal Su Yeniden Kullanım Master Planı, yeniden kullanım potansiyelini, öncelikli tesisleri, uygun teknolojileri ve olası kullanım alanlarını belirleyecek bir planlama aracı olacak. Planın hazırlanması, belirlenen bütün projelerin otomatik olarak finanse edileceği veya inşa edileceği anlamına gelmiyor.
Bir tesisin yeniden kullanım projesine dönüşebilmesi için ilave arıtma ihtiyacının projelendirilmesi, izin süreçlerinin tamamlanması, yatırım ve işletme bütçesinin oluşturulması, iletim ve depolama altyapısının kurulması ve arıtılmış suyu kullanacak taraflarla sürdürülebilir bir işletme modelinin geliştirilmesi gerekecek.
7 pilot bölgede 9 tesis için yatırım belgeleri hazırlanacak
Proje dokümanında, seçilecek 7 pilot bölgede 9 atıksu arıtma tesisi için fizibilite raporları, ayrıntılı mühendislik tasarımları, ÇED belgeleri ve ihale dosyalarının hazırlanması hedefleniyor. Ayrıca yatırım finansmanı başvurularında kullanılacak teknik belgelerin oluşturulması planlanıyor.

Bu çalışmalar yatırımın kendisi değil; projelerin yatırım programlarına alınabilmesi ve finansman arayabilmesi için gerekli hazırlık altyapısını oluşturacak. Pilot bölgelerin ve 9 tesisin hangileri olduğu henüz kamuoyuna açıklanmadı.
Projenin bütçesi ve süresi ne kadar?
IPA III döneminde Avrupa Birliği tarafından finanse edilen proje, 25 Aralık 2025’te başlatıldı ve üç yıl sürecek. Yaklaşık 2,95 milyon avroluk proje bütçesinin tamamı hibe olarak sağlandı.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü projede eş faydalanıcı, Tarım ve Orman Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürlüğü ise nihai faydalanıcı olarak yer alıyor. Projenin sözleşme makamı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü.
Su kalitesi ve sağlık güvenliği nasıl sağlanacak?
Arıtılmış suyun yeniden kullanımında kalite ölçütlerinin kullanım amacına göre belirlenmesi gerekiyor. Tarımsal sulamada ürün türü, sulama yöntemi ve insan teması; sanayide üretim prosesi; kentsel kullanımda ise halk sağlığı ve çevresel maruziyet ayrı ayrı değerlendiriliyor.
Türkiye’deki uygulamalar Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği, Atıksu Arıtma Tesisleri Teknik Usuller Tebliği ve ilgili diğer çevre ve sağlık mevzuatı çerçevesinde yürütülüyor. Yeniden kullanım miktarı ile kullanım amacının atıksu bilgi sistemine bildirilmesine yönelik hükümler de bulunuyor.

Avrupa Birliğinin 2020/741 sayılı Su Yeniden Kullanım Tüzüğü, tarımsal sulamada yeniden kullanılacak kentsel atıksu için asgari kalite, izleme ve risk yönetimi şartları getiriyor. Bu düzenleme Türkiye’de doğrudan yürürlükte değil; ancak proje, ulusal mevzuat ve teknik yaklaşımın ilgili AB müktesebatıyla uyumlaştırılmasını hedefliyor.
2026’daki yüksek yağışlar yeniden kullanım ihtiyacını azaltıyor mu?
Bir su yılındaki yüksek yağış, arıtılmış suyun yeniden kullanımına yönelik yapısal altyapı ihtiyacını ortadan kaldırmıyor. Su yönetiminde yalnızca yıllık toplam yağış değil; yağışın hangi havzaya, hangi mevsimde ve ne kadar süreyle düştüğü, yeraltı suyu rezervleri, baraj dolulukları, tarımsal sulama ihtiyacı ve kentlerin artan talebi birlikte değerlendiriliyor.
Tarım ve Orman Bakanlığının verilerine göre 2025 su yılı, yağışların %26 azalmasıyla son 52 yılın en kurak yılı oldu. 2026 su yılında ise ülke genelindeki yağışlar uzun yıllar ortalamasının yaklaşık %30 üzerinde seyretti ve son 66 yılın en yüksek yağış düzeylerinden biri kaydedildi.
Birbirini izleyen bu iki farklı dönem, su politikalarının tek bir kurak veya yağışlı yıla göre kurulamayacağını gösteriyor. Kısa sürede gelen yoğun yağış taşkın riskini artırabilirken, ihtiyaç duyulan havza ve dönemde yeterli kullanılabilir su oluşmasını garanti etmiyor.
Ulusal Su Kurulunun ağustos ayındaki toplantısında mevcut arıtma tesislerinin iyileştirilmesi, ileri arıtma yatırımları ve arıtılmış suyun yeniden kullanımının yaygınlaştırılması öncelikler arasında gösterildi. Bu yaklaşım, yeniden kullanımı yalnızca kurak yıllarda gündeme gelen geçici bir çözüm değil, değişken iklim koşullarına karşı kalıcı bir su güvenliği aracı olarak ele alıyor.
Arıtılmış suyun yeniden kullanılması yağışlı dönemlerde şebeke ve yeraltı suyu üzerindeki baskıyı azaltabilir; kurak dönemlerde ise tarım, sanayi ve kent hizmetleri için ek kaynak sağlayabilir. Bununla birlikte, uygun kullanım alanı su kalitesi, iletim mesafesi, enerji maliyeti, depolama ihtiyacı ve sağlık riskleriyle birlikte tesis bazında belirlenmek zorunda.
Belediyeler, çiftçiler ve sanayi kuruluşları nasıl etkilenebilir?
Belediyeler açısından yeniden kullanım, arıtma tesisinin çıkış noktasında sona ermeyen yeni bir hizmet modelini gündeme getiriyor. İlave arıtma, kalite izleme, depolama, iletim, kullanıcı sözleşmeleri ve fiyatlandırma gibi sorumlulukların hangi kurum tarafından üstlenileceğinin belirlenmesi gerekecek.
Tarımsal sulamada arıtılmış su, tatlı su kaynakları ve yeraltı suyu üzerindeki baskıyı azaltabilecek bir seçenek sunabilir. Ancak suyun tuzluluk düzeyi, mikrobiyolojik kalitesi, ürün deseni, toprak özellikleri ve uzun dönemli kullanım etkileri dikkate alınmadan uygulanması yeni çevre ve sağlık riskleri oluşturabilir.
Sanayi kuruluşları için arıtılmış su, proses suyu, temizlik, soğutma ve uygun diğer kullanımlarda alternatif kaynak olabilir. Ekonomik uygulanabilirlik ise arıtılmış suyun tesise uzaklığına, gereken kalite düzeyine, enerji maliyetine ve mevcut şebeke suyu fiyatına bağlı olacak.
Master planın en önemli sınavlarından biri, teknik olarak mümkün görülen projeler ile ekonomik olarak sürdürülebilir projeleri birbirinden ayırmak olacak. Yatırım önceliklerinin yalnızca potansiyel su miktarına göre değil, su stresi, kullanıcı talebi, çevresel fayda ve toplam yaşam döngüsü maliyetine göre belirlenmesi gerekecek.
Master plan hakkında hangi bilgiler henüz açıklanmadı?
Güncel duyuruda incelenecek 220 tesisin illere ve havzalara göre listesi paylaşılmadı. Tesislerin hangi teknik, ekonomik ve çevresel ölçütlerle seçildiği, mart ayındaki 200 tesis ile ağustos ayındaki 220 tesis arasındaki farkın nedeni ve saha çalışmalarının hangi takvimle tamamlanacağı da açıklanmadı.
Pilot olarak seçilecek 7 bölge ve 9 tesisin nerede bulunduğu, Ulusal Su Yeniden Kullanım Master Planı’nın yayımlanma tarihi, hedeflenen yıllık yeniden kullanım hacmi, tahmini yatırım ihtiyacı ve olası finansman modeli de henüz kamuoyuna açık değil.
TÜİK’in 2024 için açıkladığı %1,3 oranı ile IPA III proje sayfasındaki 2023 sonu %5,3 göstergesi arasındaki metodolojik farkın açıklanması da izleme açısından önem taşıyor. Ortak ve şeffaf bir hesaplama yöntemi oluşturulmadan, 2028 ve 2030 hedeflerine yönelik ilerlemenin sağlıklı biçimde ölçülmesi güçleşebilir.
220 tesiste yapılacak incelemeler, Türkiye’nin arıtılmış suyu ikinci bir kaynağa dönüştürme kapasitesini belirlemek için önemli bir veri tabanı oluşturabilir. Ancak master planın gerçek etkisi, belirlenen projelerin yatırım programlarına alınmasına, finansman bulunmasına, sağlık ve çevre standartlarının uygulanmasına ve arıtılmış suyu kullanacak taraflarla işleyen bir ekonomik model kurulmasına bağlı olacak.
Siz ne düşünüyorsunuz?
Arıtılmış suyun tarımda, sanayide ve kent hizmetlerinde yeniden kullanılması Türkiye’nin su güvenliğine ne ölçüde katkı sağlayabilir? Görüşlerinizi yorumlarda paylaşın.
İlgili haberler
- Tekstil tesislerinde atıksu geri kazanımı ve yeni İRİS yükümlülükleri
- Ekoten’de atık suyun %65’i yeniden kullanıma kazandırıldı
- Atıksu neden yeniden kullanılabilir önemli bir kaynak olarak görülüyor?
- Sanayide sürdürülebilir su yönetimi ve geri dönüşüm çözümleri

















