DÜNYA hızla karbon emisyonlarını azaltmaya ve bunun için de temiz enerjiye yöneliyor. Ancak hava kirliliğine sadece fosil yakıtlara dayalı enerji üretimi neden olmuyor. Yolcu taşımacılığında gelişen elektrikli araç teknolojisi umut verse de taşımacılık sektörü özellikle de hava ve deniz ulaşımı tamamen fosil yakıta bağımlı. Bu alandaki taşımacılığı elektrikli araçlarla yapabilmek şimdilik çok zor. İşte bu noktada biyoyakıtlar hava ve deniz taşımacılığında temiz bir alternatif olarak tartışılıyor. Biyokütle hammaddeleri olarak orman ürünleri, yağlı tohumlar, karbonhidratlar, elyaf bitkileri, bitkisel artıklar ve atıklar, hayvansal atıklar, kentsel ve endüstriyel atıkların kullanıldığı düşünülürse potansiyelin büyüklüğü göze çarpıyor. Doğada her yıl 150 milyar ton biyokütle üretiliyor. Bu miktarın sadece yüzde 10’u ticari olarak dönüştürülüyor.

DOĞRU HAMMADDE SEÇİMİ GEREKİYOR
Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA) uzmanlarına göre, fosil yakıtlara bağımlı olan hava ve deniz taşımacılığını karbondan arındırmak için dünyanın hızlı bir şekilde biyoyakıtları piyasaya sunması gerekiyor. Bunu yaparken de gıda üretimini aksatmaması gerekiyor. Doğru hammadde seçimiyle 2030 yılına kadar ulaştırma yakıtının yaklaşık yüzde 12’si yenilenebilir kaynaklardan gelebilir. Biyoyakıtlar sözkonusu olduğunda doğru materyaller talaş, hızlı büyüyen ağaçlar, tarımsal kalıntı, algler ve dünya genelinde parçalanan arazilerde yetişen otlar ve ‘yüksek enerjili’ bitkiler gibi orman atıkları sıralanıyor.

TARIM ALANLARININ DÖNÜŞÜMÜ KRİTİK
Günümüzde biyoyakıtlar, petrol ve gaz gibi fosil yakıtlara kıyasla nispeten pahalı olmasına rağmen, yenilikçiliğe üretim ve kullanıma yatırım yapmak, önümüzdeki otuz yılda maliyetlerini potansiyel olarak üçte bir oranında düşürebilir. Enerji analistleri, maliyet sorunlarının üstesinden gelmek için ülkelerin, yenilikçi teknolojiler üreterek, üretimi teşvik edecek politikalar uygulayarak fiyatları aşağı çekebilecek iş modelleri geliştirebileceklerine dikkat çekiyor. Bununla birlikte, biyoyakıt kullanımının artmasının tarım alanlarının dönüşümünü kritik hale getirebileceği belirtiliyor. Buna göre tarım alanlarının gıda üretiminden tamamen biyoyakıt üretimine dönüşmemesi için çok ciddi bakım yapılması gerekiyor.

ÜÇÜNCÜ DÜNYA ENERJİSİ
Yine IRENA’nın verilerine göre, taşımacılık halen dünya enerji tüketiminin yaklaşık üçte birine, yağ tüketiminin yarısına ve sera gazı emisyonlarının beşte birine tekabül ediyor. Bu tüketim, şu an yaklaşık 1.2 milyar olan elektrikli araçların 2030’a kadar 2 milyar adede çıkacak olmasıyla daha da  artabilir. Sadece havacılık, küresel karbon emisyonlarının neredeyse yüzde 3’üne neden oluyor. Bu da ekonomilerin gelişmesiyle gelecekte büyüyecek gibi görünüyor.

DÜŞEN PETROL FİYATI BİYOYAKIT YATIRIMINI AZALTTI
Verilere göre, mevcut biyoyakıt üretimi yılda 1 milyar litre, yani mevcut global yakıt talebinin sadece yüzde 0,004’ü seviyesinde. Uzmanlar biyoyakıt yatırımlarındaki yavaş büyümeyi, kısmen de olsa son yıllarda petrol fiyatlarındaki düşüşe bağlıyor. Avrupa, Kuzey Amerika ve Latin Amerika ülkeleri alternatif yakıt üretiminde lider konumda iken Afrika ve Asya ülkelerinde az üretim var.
Nakliye, havacılık, toplu taşımacılık sistemleri ve uzun menzilli taşımacılık – küresel emisyonlara önemli katkıda bulunanların – karbon azaltma hedeflerini karşılamak için biyoyakıtlara daha fazla yatırım şart. Taşımacılık sektörünün karbonsuzlaştırılması sıradan yakıtların iki katı verimliliğine sahip olan biyoyakıtların kullanılmasına dayanıyor.
Taşımacılığın neden olduğu kirliliği azaltmanın diğer yolları, şehirleri tasarlamaktan, toplu taşımacılığın daha verimli olmasından ve motorlu olmayan taşımacılığı teşvik etmekten geçiyor.

Önceki İçerikTürkiye sürdürülebilir enerjide 23’üncü sırada
Sonraki İçerikGÜNDER’in yeni başkanı Kutay Kaleli oldu

Bir Cevap Bırakın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz