Covid-19 pandemisi tüm dünyada birçok alanda yıkıcı etkiler yaparken, sürdürülebilirlik ve yenilebilir enerji açısından yepyeni bir dönemin de kapısını açıyor. Başta Çin, ABD ve Avrupa pazarı olmak üzere tüm dünyada rüzgar ve güneş enerjisinin öncülüğünde yenilenebilir enerjinin 2021 ile birlikte büyük bir sıçrama dönemine gireceği öngörülüyor.

Dünyanın önde gelen kuruluşlarından Nomura Greentech’in Başkanı Jeff McDermott, “2020, çok az kişinin geleceğini düşündüğü bir şekilde çevre için olumlu sürprizlerin yılı oldu. Sürdürülebilirlik ve altyapıda çığır açan yıl olarak da tarihe geçecek” dedi.”

Bloomberg NEF 2021 yılını yenilenebilir enerji açısından birçok yönüyle ele alan bir araştırma gerçekleştirdi. Buna göre yenilenebilir enerjide büyüme büyük olasılıkla 2021 yılında da devam edecek ve kısmen geçen yılki önemli dönüm noktalarından beslenecek. Çin, 2060 yılına kadar karbon nötrlüğüne ulaşmayı taahhüt etti ve önümüzdeki beş yıllık planına başlarken dünyanın en büyük güneş ve rüzgar enerjisi pazarını kurulumlarını artırma yönünde önemli adımlar attı. Bazı analistler, ABD elektrik sektörünün doğal gaza en yüksek seviyeye yaklaştığını tahmin etmeye başladı. Bu durum ABD’de güneş paneli kurulumları için çok geniş bir alan açacak gelişme olarak görülüyor.

ABD’’DE GÜNEŞ PANELİ KURULUMLARI ARTIYOR

Wood Mackenzie ve Güneş Enerjisi Endüstrileri Derneği’ne göre, pandemi nedeniyle uygulanan kısıtlamalar ve sokağa çıkma yasakları nedeniyle güneş panellerinde ABD’deki konut izinleri 2020’nin ikinci çeyreğinde birinci yarıya kıyasla yaklaşık yüzde 20 düştü. Ancak yılın sonuna doğru sektör geri döndü ve ülke aralık ayında Wood Mackenzie ve SEIA’nın tahminlerine göre, toplam 19 gigawatt yeni güneş enerjisi kapasitesi ekledi.

Toplam dokuz aylık verilerle ise güneş enerjisinde rekor büyümeler gerçekleşti. Öte yandan ABD’deki yeni pil depolama kapasitesi 2020’nin üçüncü çeyreğinde önceki döneme göre iki katından fazla arttı. Kaliforniya’da artan güneş paneli kurulum projeleri sektördeki dalgalanmanın temel nedeni olarak görüldü.

YENİ BAŞKANIN KÜRESEL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ KARARLILIĞI

Başkan seçilen Joe Biden’in küresel ısınmayla savaşma planı, çok sayıda güneş paneli ve rüzgar türbini inşa etme çağrıları da yenilenebilir enerji açısından yeni bir dinamik olarak görülüyor. Kuşkusuz bu süreç pil depolama teknolojileri ve tesislerinin de geliştirilmesiyle doğrudan ilgili. Bu sadece ABD için değil Avrupa, Çin ve diğer yerlerdeki iklim değişikliği planları için de geçerli bir konu olarak görülüyor.

Çünkü elektrik için büyük ölçüde artırılmış depolama kapasitesi olmadan karbonsuz arabalara ve elektrik şebekelerine geçmenin bir yolu bulunmuyor. Üretim yükselirken son 10 yılda pil fiyatları düşmüş olsa da, pil teknolojilerinde ve depolama tesislerinde daha gidilecek çok yol olduğu belirtiliyor. Mevcut durumda güneş panellerinde olduğu gibi pil teknolojilerinde de Çin açık ara önde ABD ise ikinci sırada geliyor.

PİL VE DEPOLAMA NEDEN ÖNEMLİ

Tüm bu süreçte depolama tesislerinin ve pillerin neden bu kadar önemli olduğu sorusu akla geliyor. Sera gazları salınımınını önemli oranda kesmek demek şu anda fosil yakıtlarla çalışan birçok şeyin elektriklendirilmesinin yanısıra bu elektriği yenilenebilir enerji ile üretmeyi de gerektirecek. Ancak, kömür veya doğal gaz yakan geleneksel enerji santrallerinin aksine, çoğu yenilenebilir enerji kaynağının her zaman elektrik sağlaması söz konusu değil.

Rüzgar türbinleri rüzgar esmediğinde zaten durma noktasına geliyor. Güneş panelleri ise güneşe doğrudan bağımlı olduğu için geceleri hiçbir şey üretemez durumda. Bu nedenle enerjilerini depolama ihtiyacı gündeme geliyor.Bu ihtiyaç da pil ve depolama olanaklarını vazgeçilmez kılıyor. Pil teknolojileri sayesinde yenilenebilir enerjiden elde edilen enerjinin daha etkin kullanım şansı doğacağı, talep ve arz dengesinin de daha yönetilebilir hale geleceği belirtiliyor.

ÇİN İÇİN İLK HEDEF 2025

Yenilenebilir enerji ve özellikle de güneşte büyük ilerlemeler kaydeden Çin’de kurulumlar 2020 yılında pandemiye rağmen ikiye katlandı. Hükümet yılın başlarında ülkenin büyük bir bölümünde kapatmalara gitse de işletmeler hala güneş enerjisine ihtiyaç duyuyordu. Ülkenin ana güneş enerjisi sektörü, Devlet Başkan Xi Jinping’in eylül ayındaki konuşmasında ülkenin 2060 yılına kadar karbon emisyonlarını sıfırlayacağını açıklamasının ardından önümüzdeki beş yıl içinde rekor düzeyde bir artış bekliyor. Bir anlamda 2025’e kadarki süreçte güneş enerjisi kurulumlarında önemli bir patlama yaşanması bekleniyor.

İSPANYA YEŞİL ENERJİDE AVRUPA’NIN KALESİ

Avrupa bölgesinde İspanya güneş enerjisi santrallerinde öncü ülke olarak ortaya çıkıyor. Red Electrica’nın verilerine göre, Avrupa’nın en büyük güneş enerjisi potansiyeline sahip ülkedeki güneş enerjisi çiftliklerinden gelen elektrik, 2019’a kıyasla 2020’de yüzde 60’ın üzerinde artarak 15.000 GWh’nin üzerinde güç üretti.

Güneşi bol Güney Avrupa ülkesi, AB’nin lideri Almanya halen kurulu güneş enerjisi kapasitesinin yaklaşık üçte birine sahipken, BloombergNEF’e göre, İspanya’nın güneş sektörü önümüzdeki iki yıl içinde Almanların büyüme hızının yaklaşık iki katına çıkacak.

Veriler pandeminin doruk noktasında, toplam enerji talebi düştüğünde, Avrupa’da yenilenebilir enerjinin şebeke içindeki payının arttığını ve temiz enerjinin ilk kez fosil yakıtları geride bıraktığını gösteriyor. Ember çevre grubuna göre, 2020’nin ilk yarısında Avrupa Birliği’nde elektriğin yaklaşık yüzde 40’ı fosil yakıt kullanan tesislerden, yüzde 34’ü yenilenebilir kaynaklardan geliyordu.

İNGİLTERE’DE KÖMÜRSÜZ ENERJİ DÖNEMİ

Yenilebilir enerjide Avrupa’nın bir diğer önemli ülkesi İngiltere’de artık kömüre dayalı enerji üretimi nerdeyse geçmişe ait bir kavram haline geliyor. İngiltere iki aydan uzun süredir kömürsüz bir enerji ülkesi olarak öne çıktı. Geçen 70 günü aşan dönem, İngiltere’nin Sanayi Devrimi’nden bu yana enerji üretiminde kömürü kullanmadığı en uzun dönem olurken, 2020 ülkenin elektrik şebekesi açısından en yeşil yılı olmasını sağladı. Elektrik gücünün artan bir kısmı rüzgar çiftliklerinden geldiği için İngiltere, fosil yakıtları 2025 yılına kadar tamamen kaldıracak. Başbakan Boris Johnson ayrıca 2030 yılına kadar, benzinle çalışan yeni arabaları yasaklayacağına ve bu on yılda en az iki sanayi bölgesindeki karbon emisyonlarının tümüyle filtrelenmesi için 1 milyar dolar harcayacağına söz verdi.

HİNDİSTAN’DA GÜNEŞTE GERİLEME

Hindistan’ın borç yükü altındaki elektrik sağlayıcı kamu kurumları, 2020’de pandemi nedeniyle dünyanın en geniş kapanmasıyla daha da zarar gördü ve güneş enerjisi tesisatlarında yüzde 72’lik bir düşüş gerçekleşti. Ve ayrıca rüzgar enerjisi açısından da son 10 yılın en düşük ilave yatırımları oldu. Artı taraftaki gelişmelerin başında ise yeni güneş enerjisi projeleri geliştirmek için verilen tekliflerin yeni rekor sayıya ulaşması geliyor.

Bir anlamda enerji şirketi finansmanı bir kez eski düzenine girdiğinde, güneş enerjisinin en ucuz seçenek olacağı iddiası güç kazandı. Bir başka iyi haber de, ülke çapındaki kapanmalar nedeniyle fabrikalar ve sokaklar boş kaldığı için gökyüzünün daha net olması, güneş ışığını engelleyen çok fazla duman olmadığı anlamına geliyordu ve bu da ülkenin mevcut panellerinden daha yüksek elektrik üretimi için de fırsat yarattı.

AVUSTRALYA’ DA GÜNEŞLE ÇATIDAKİ PANELLERİN AŞKI

Bol güneşiyle ün yapmış Avustralya’da ise farklı bir süreç yaşanıyor. Yüksek elektrik fiyatlarının yanı sıra ve bol güneş ışığı, evlerin yaklaşık yüzde 29’unun artık panellerle donatılmış olmasına yol açtı. Güneşle çatıdaki panellerin verimli ilişkisi sayesinde 2020’de üç eyalette gün içinde şebekeden elektrik talebi rekor düşük seviyelere düştü. Bu nedenle de pahalı elektrik santrallerinin kapasitesinin çok altında çalışmasına neden olmasıyla elektrik şirketleri bu süreçten zararlı çıktı.

Önceki İçerikMaspo Enerji’nin ALA-2 jeotermal santrali üretime başladı
Sonraki İçerikABD Paris Anlaşması’na yeniden döndü

Bir Cevap Bırakın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz