Ana Sayfa Etiketler Yenilenebilir enerji

Etiket: yenilenebilir enerji

Yüzler kulübüne girmek için geri sayıma başladık

Bakan Dönmez Konya Enerji Zirvesi ve Fuar'ında

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez video konferans ile katıldığı Konya Enerji Zirvesi ve Fuarı’nda açıklamalarda bulundu.

Dönmez, Türkiye enerji sektörünün yatırımlar ve yenilikçi uygulamalarla dünyada örnek bir konumda yer almayaKonya Enerji Zirvesi ve Fuarı

başladığını ifade etti. Dönmez, korona virüs ile diğer sektörlerde duraklama yaşanırken, Türkiye’nin enerji alanında yüksek bir performans göstermeye devam ettiğine vurgu yaptı. Bakan Dönmez, “Toplam kurulu gücümüzü 100 bin megavata taşıyarak yüzler kulübüne girmek için geri sayıma başladık. Kurulu gücümüzü 97 bin 377 megavata ulaşmış durumda” tespitinde bulundu.

“Hedefimiz yenilenebilir enerjide merkez olmak”

Hedefimiz yenilenebilir enerjide merkez olmakBakan Dönmez, Türkiye’nin yenilenebilir kurulu gücünde dünyada 12., Avrupa’da 5. sırada olduğunu belirtirken  “Yenilenebilir enerji kurulu gücümüzü Nisan 2021 sonu itibariyle yaklaşık 52 bin megavata çıkardık. Böylece 19 yılda 4 kattan daha fazla artış yakaladık. 2002’de kurulu gücümüzün yüzde 38’i yenilenebilir kaynaklıyken, bugün bu oranı %52 üstüne  taşıdık”‘ açıklamalarını yaptı.

Dönmez, rüzgâr ve güneş enerjisinde de Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) modeliyle önemli bir ilerleme gerçekleştiğini belirterek “Yaptığımız ilk YEKA yarışması, Konya Karapınar’a tahsis ettiğimiz 1000 megavatlık YEKA GES- 1 oldu.

Yenilenebilir enerjide kaynak, teknoloji ve piyasalar bazlı bir gelişim gösteriyoruz. Kaynak bazında yenilenebilir enerji elektrik üretiminde önemli bir yer teşkil ederken, yenilenebilir enerji teknolojileri üretiminde  ‘Made in Türkiye’ dönemini başlattık. Son dönemde YEK-G ve Yeşil Tarife gibi uygulamalarla da serbest piyasa koşullarında hem üretici hem de tüketici bazında yenilenebilir enerjinin teşviki için adımlar attık.”

“Kurulu gücümüze 4 bin MW yenilenebilir enerji ilave edeceğiz”

Dönmez 1000 megavatlık yeni güneş YEKA’sı ve 2000 megavatlık yeni rüzgâr YEKA’sı için hazırlıkların sürdüğünü vurgularken, 2021 yılı içinde toplam 4 YEKA yarışması ile 4000 megavatlık ilave yenilenebilir kurulu gücün Türkiye’nin yenilenebilir enerji portföyüne dahil edileceğini paylaştı. Pek  çok ülkeden Türkiye’nin YEKA modelinin kendi ülkelerinde uygulanmasıyla ilgili talepler olduğunu belirten Dönmez, “Bu geri bildirimlerden büyük bir mutluluk ve gurur duyuyoruz.

Yaptığımız işin örnek alınması, işin doğru yapıldığının da en güzel göstergesi aslında. Yenilenebilir enerjide güçlü bir hedefimiz var. ‘Daha fazla yerli, daha fazla yenilenebilir’ diyerek çıktığımız bu yolda Türkiye’yi yenilenebilir enerjinin teknoloji ve üretim merkezi yapmaya kararlıyız” açıklamasında bulundu.

Bitcoin’de karbon ayak izine karşı yenilenebilir enerji çözümü

Bitpanda Türkiye ve MENA Genel Müdürü Elbruz Yılmaz

Son dönemde Türkiye’de en çok konuşulan alanlardan biri kripto para sektörü oldu. Peki bu popüler alanın çevreci karnesi nasıl, bu sektörü daha çevreci hale getirmek için neler yapılabilir? Bu noktada yenilenebilir enerjiye geçiş, Bitcoin’in karbon ayak izini azaltacağı ve sektörü daha çevreci, daha verimli çözümler aramaya teşvik edeceği için olası bir seçenek olarak görülüyor.

BitcoinYeni duyurulan Kripto İklim Anlaşması kripto para birimlerinin iklim kirliliği etkilerini silmeyi hedefliyor. Anlaşma, hükümetler tarafından değil özel sektör tarafından yönetiliyor ve birkaç ön hedefi ana hatlarıyla belirtiyor.

Anlaşmaya göre, tüm kripto zincirlerinin 2030’a kadar veya daha erken bir tarihte yenilenebilir enerjiye geçmesi hedefleniyor. Kripto endüstrisi için kirliliği azaltmayı ve endüstrinin karbondioksit emisyonlarını atmosferden çekebilecek stratejilere yönelmeyi içeriyor. Anlaşma ayrıca kripto endüstrisi tarafından üretilen emisyonları tutarlı bir şekilde ölçmek için kullanılabilecek açık kaynaklı bir standart geliştirmeyi hedefliyor. Bununla birlikte ne kadar yenilenebilir enerji kullandığını doğrulayabilen bir yazılım da geliştirilecek.

Sektörün önemli oyuncularından biri olan Bitpanda’nın MENA ve Türkiye Yönetici Direktörü Elbruz Yılmaz, kripto para madenciliğinin yüksek enerji tüketiminin çevre etkisini ve bu açıdan “Kripto İklim Anlaşması” önemini Yeşil Haber’e değerlendirdi.

Daha çok örnek görmemiz gerekiyor

Kripto İklim Anlaşması nedir ?

Kripto İklim Anlaşması doğru yönde atılmış bir adımdır. Paris Anlaşması’ndan esinlenmiştir ve kripto para birimleri alanındaki kuruluşlar tarafından imzalanan bir iklim anlaşmasıdır. Bu tür girişimler, sektörümüzün sürdürülebilir gelişimini ilerletmeye yardımcı olabileceği için bu örneklerden daha çok görmemiz gerekiyor.

Madencilik çevreye zarar vermiyor mu?

Bitcoin medenciliğinde karbon ayak iziBitcoin’in çok fazla enerji tüketmesi yadsınamaz bir problem. Madenciler, yeni coin’leri dolaşıma sokmak ve işlemleri doğrulamak için enerji kullanırlar. Bitcoin fiyatı arttıkça, madencilerin gelirleri de artar, bu da daha fazla insanı madenciliğe başlamaya teşvik eder ve bir nevi daha fazla enerji tüketimine neden olur. Bazı yerlerdeki negatif karbon ayak izine rağmen, madencilik büyük bir iştir ve var olmaya devam edecektir. Madencilik, geniş kapsamlı bir konudur. Mevcut durum her ne kadar iyi olmasa da, bazı insanların sandığı kadar da kötü değildir ve hangi ülkeyi ele aldığınıza  göre değişir.

Çevre kirliliğini önlemek için neden önlem alınmıyor?

Mevcut durumdan bahsedersek, evet, bazı ülkeler çok fazla enerji kullanıyor ve çevre kirliliğini önlemek için yeterli adım da atmıyorlar. Ancak, Avrupa’daki kripto para madenciliğine bakarsanız, geceleri enerji kullanımı pratikte ücretsiz olduğu veya birisi bunu yapmanız konusunda etkili olarak sizi desteklediği için madenciliğin genellikle geceleri yapıldığını ve gün içinde madencilik faaliyetlerinin durdurulduğunu fark edeceksiniz. Madencilik için hangi enerjinin kullanıldığına bakmanız gerekir. Dolayısıyla, bunu genellemek ve bunun küresel olarak her yerde bir sorun olduğunu söylemek çok iyi bir fikir değil. 

Daha fazla yenilik ve iyileştirme ortaya çıkacak

Yeni teknoloji iyileşme sağlar mı?

Bitcoin’e ve arkasındaki teknolojiye baktığınızda, başlangıcından bu yana pek çok değişikliğe tanık olduk. Örneğin, son birkaç yılda, Bitcoin ağında yapılan birçok iyileştirme ve yenilik gerçekleşti ve bu yenilikler, sistemi önemli ölçüde geliştirmekte. Aynı şey Ethereum için de geçerli. Bu orijinal çözümler kesin veya nihai değil. Bu sektör ne kadar büyürse, o kadar çok katılımcısı olur, dolayısıyla daha da fazla yenilik ve iyileştirmenin ortaya çıkacağı da bir gerçek.

Karbon ayak izi yenilenebilir enerjiye geçişle azaltılamaz mı?

Yenilenebilir Enerji ve BlockchainBlockchain teknolojisi, finansal alanın dışında pek çok çığır açan uygulamaya sahip. Dolayısıyla, enerji sorununa tek başına bakmak pek hoş olmazdı. O halde, bunları nasıl daha iyi hale getirebiliriz? Örneğin, yenilenebilir enerjiye geçiş, Bitcoin’in karbon ayak izini azaltacağı ve diğer sektörleri daha çevreci, daha verimli çözümler aramaya teşvik edeceği için olası bir seçenektir. Küresel blockchain’i yenilenebilir enerjilere geçirecek olsaydık, kripto sektörünün tamamen karbon nötr hale gelmesi gerekirdi. Örneğin, STEM topluluklarını teşvik ederek, verimlilikten ödün vermeden daha az elektrik kullanan gelişmiş ve sürdürülebilir donanım geliştirebiliriz.

Sera gazlarının en büyük kaynağı fosil yakıtlar

Diğer pek çok sektörde de çevresel etki karmaşık bir konudur. Örneğin, çimento üretimi, küresel olarak karbon emisyonlarının yüzde 5’inden sorumludur. Sera gazı emisyonlarının en büyük kaynağı, elektrik ve ısı için fosil yakıtların yakılmasından kaynaklanmaktadır. Gıda ve moda sektörü ise sadece birkaç tane örnek arasındadır. Kurumsal değişimin gerçekten çok daha büyük bir ölçekte gerçekleşmesi gerekiyor.

IEA Başkanı Birol: Devreye giren kapasitenin yüzde 90’ı yenilenebilir enerji oldu

YENADER Yenilenebilir Enerji Zirvesi

Yenilenebilir Enerji Araştırmaları Derneği – YENADER tarafından düzenlenen “Dünyada Yeni Ekonomik Düzen, İklim Krizi ve Yenilenebilir Enerjinin Önemi” başlıklı zirve bugün dijital olarak gerçekleştirildi.

Mogan Enerji Yatırım Holding sponsorluğunda düzenlenen dijital zirvede, YENADER Başkanı ve OECD Daimi Temsilcisi Büyükelçi Dr. Kerem Alkin‘in yanı sıra ulusal ve uluslararası arenadan üst düzey konuşmacılar  yer aldı. Zirveye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol, Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA) Direktörü Francesco La Camera onur konuğu olarak katıldı.

Bakan Dönmez: “Türkiye’nin kurulu gücünin yüzde 52.3’ü yenilenebilir kaynaklı”

Enerji Bakanı Fatih Dönmez
Enerji Bakanı Fatih Dönmez

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih DönmezTürkiye ve dünyada yenilenebilir enerji payının arttığını belirterek, “Yenilenebilir enerji yatırımları, salgında dahi hız kesmedi. Salgının yıkıcı etkilerine karşı yenilenebilir enerji sektörünün daha dirençli olduğuna, bu testi diğerlerine göre daha başarılı bir şekilde verdiğine şahit olduk. Bunlar bize şunu gösteriyor ki, yeşil enerji dönüşümü katlanarak devam edecek. Önceki yıllarda kömürün, petrolün, doğal gazın hakimiyeti artık yenilenebilir enerjiye geçti. Yenilenebilir enerji kaynakları hem enerji bağımsızlığına sağladığı katkı hem de küresel sorumluluklar açısından daha farklı bir noktada olmaya devam edecek.” dedi.

Dönmez, daha önce güneş enerjisinde hayata geçirilen Orta Doğu ve Avrupa’nın ilk ve tek tam entegre güneş paneli fabrikasının bir benzerinin de rüzgar enerjisi alanında kurulacağını belirterek, “Güneş enerjisinde hayata geçirdiğimiz fabrikanın benzerini rüzgarda yapacağız. Tesis tamamlandı. Çok yakında üretime başlayacak. Böylece YEKA yarışmalarımızın en önemli hedeflerinden olan teknolojinin yerlileştirilmesi, yerli insan kaynağı istihdamı, enerji teknolojilerinde Ar-Ge ve inovasyon yapılması için de önemli bir adım daha atmış olacağız” diye konuştu.

Türkiye’nin toplam kurulu güçte 100 bin megavat sınırına yaklaştığını belirten Dönmez, “Bugün itibarıyla kurulu gücümüzün yüzde 52,3’lük kısmı, yani yarısından fazlası yenilenebilir enerji kaynaklı. Yenilenebilir enerjiden elektrik üretimimiz son 3 yıldır yüzde 40 bandının üzerinde seyrediyor. Bu oran 10 yıl önce yüzde 25’ler seviyesindeydi” dedi.

IEA Başkanı Birol: “Jeotermal ve hidroelektriğe haksızlık yapıyoruz”

IEA Başkanı Dr. Fatih Birol
IEA Başkanı Dr. Fatih Birol

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol yenilenebilir enerji denilince akla rüzgar ve güneşin geldiğini, ancak iki yenilenebilir enerji türünün daha olduğuna dikkat çekerek şunları kaydetti: “Onlara haksızlık ediyoruz. Bunlardan biri jeotermal enerji, diğeri hidroelektrik. Jeotermal enerji, elektrik üretiminde, ısıtmada ve sanayide kullanılabilen, teknolojik gelişmesini tamamlamış, maliyetleri son derece düşük olan bir tür ama bunun hakkında fazla yazılıp çizilmiyor. Bunu unutmayalım. Hidroelektriği de unutuyoruz. 

Şu an itibarıyla dünyaya bakınca çok konuştuğumuz güneş ve rüzgarın toplam elektrik üretiminde payı yüzde 9, hidroelektriğin ise tek başına yüzde 17. İki misli ama biraz öksüz gibi. Hidroelektrik ve jeotermal enerji yeteri kadar gündeme gelmiyor. Belki birçok batı ülkesinde potansiyel hemen hemen tamamlandığı için gündeme gelmiyor olabilir. Bu haziranda sırf hidroelektriğe adanmış bir yayın yapacağız.”

Geçen yıl dünyada devreye giren yeni ilave kapasitenin yüzde 90’ının yenilenebilir enerji kaynaklı olduğunu belirterek sözlerine devam eden Birol, “Yatırımcılar neredeyse yenilenebilir enerjiden başka bir şey inşa etmemişler. Bu sene de beklentimiz hiç farklı değil. Özellikle güneşte ve rüzgarda maliyetlerde büyük düşüşler var. Biz geçen sene itibarıyla güneşin dünya elektrik sektörünün yeni kralı olduğunu söyledik ve son raporumuzda açıkladıklarımız bunu teyit etti” dedi.

IRENA Başkanı La Camera: “Türkiye jeotermal enerjide hızlı ilerliyor”

IRENA Başkanı Francesco La Camera
IRENA Başkanı Francesco La Camera

Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA) Direktörü Francesco La Camera  2020 yılında bütün dünyada 260 GW’ın üstünde yenilenebilir enerji kapasitesi eklendiğini belirten  “Bu durum dünyada Covid-19’a rağmen %50’lik rekorun kırılması anlamına geliyor. Eklenen  bütün yeni elektrik kapasitesinin % 80’i yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanıyor. Yenilenemeyen enerjinin kapasitesinde de düşüş görüyoruz. 

2020’de toplam fosil yakıt yatırımları 60 GW düzeyine düştü. Yenilenebilir enerjinin maliyet bakımından son derece rekabetçi olması da buna katkı sağlıyor. Yenilenebilir enerji teknolojilerinin büyük bir çoğunluğu fosil yakıtlarla rekabete giriyor ve hatta bazı alanlarda onları geçiyor” dedi.

Francesco La Camera “Türkiye’nin yenilenebilir enerji payını %50’nin üzerine çıkardığını görüyoruz. 2030 için 10 GW güneş ve 16 GW rüzgar enerjisi ilavelerini de memnuniyetle karşılıyoruz. Türkiye özellikle jeotermal alanında da hızla ilerliyor. Son dönemdeki 1,5 GW’lık ilave ile dünyanın 4. en büyük jeotermal üreticisi haline geldi. Türkiye’nin yakın dönemde duyurmuş olduğu yeşil dönüşüm yaklaşımını net olarak görüyoruz. Biz IRENA olarak da pandemi döneminin başından beri bu yaklaşımı destekliyoruz. Burada dönüşümün sistematik ve kapsayıcı olması kaçınılmazdır. Ancak böyle bir yaklaşımla faydaları azami düzeye çıkarabilir ve olumsuz etkileri en aza indirebiliriz” diye konuştu.

“Sektörde 11.5 milyon kişi istihdam ediliyor”

Enerji dönüşümünde yatırımların artırılmasının küresel gayrisafi yurtiçi hasılayı artıracağını, 2050’ye kadar istihdamın da bu alanda artmasını sağlayacağını belirten La Camera, “Fosil yakıtların ürettiğinden 3 kat daha fazla iş yaratılmasına da hizmet edecektir. Yenilebilir enerji sektöründe yaklaşık 11.5 milyon kişinin istihdam edildiğini düşünüyoruz. Bu küresel enerji istihdamının %20’sini teşkil ediyor.  

Covid sonrası dönemde dayanıklılığın, kalkınmanın sağlanması için yenilenebilir kaynaklara, enerji verimliliğine ve sistem esnekliğine 2 trilyon daha yatırım yapılması gerekmektedir. Gerçek dönüşümü sağlamak için küresel bir işbirliğine ihtiyacımız var. Türkiye dahil olmak üzere 46 ülke jeotermal enerji için ittifak oluşturdu. Bunun amacı jeotermalin kullanımının artırılması ve sera vb. gibi birçok alanda kullanılmasının sağlanması” dedi.

YENADER Başkanı Alkin: “Yenilenebilir enerji bizi saygın konuma taşıdı”

YENADER Başkanı Kerem Alkin
YENADER Başkanı Prof. Dr. Kerem Alkin

Böylesi büyük bir organizasyona YENADER olarak öncülük ettikleri için çok mutlu olduğunu belirten YENADER Dernek Başkanı, OECD Daimi Temsilcisi Büyükelçi Dr. Kerem Alkin “Ülkemizde yenilenebilir enerjideki gelişmeleri ve yeni yatırımları büyük bir heyecan ile yakından takip ediyoruz. Geleceğimizin belirleyicisi bu önemli konuda değer yaratmak ve farkındalık oluşturmak adına, Yenilenebilir Enerji Araştırmaları Derneği – YENADER olarak çalışmalarımıza hızla devam etmekten onur duyuyoruz. 

Türkiye olarak, bilhassa son dönemdeki ‘yenilenebilir enerji’ yatırım atağımızın bizi Avrupa ve dünya sıralamasında saygın ve kayda değer bir basamağa taşıdığı 2019 ve 2020 yılları itibariyle, tüm dünyaya ‘karbon salınımını şimdiden 2 yıl arka arkaya azaltmış bir Türkiye olduğumuzu hatırlatmamız gerekiyor. Türkiye, tarihsel değerine de atıfta bulunarak, bir ‘2071’ perspektifi ortaya koyarak, ‘yeşil gelecek’, ‘sürdürülebilir gelecek’ ve ‘sıfır karbon toplumu’ konusundaki kararlılığını bir kez daha perçinleyebilir” dedi.

Güldağ: “Dünyada tek eksen dijital yeşil dönüşüm”

Dünya Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ
Dünya Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ

Dünya Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hakan Güldağ; Teknoloji, dijitalleşme ve yeşil dönüşüm süreçlerinden bahsederek: “Dünyanın iki ana ekseni dijitalleşme ve yeşil dönüşüm olacak. Yeşil dönüşüm ve yenilenebilir enerji birbirine bağlı. Bu iki ekseni tek eksen ‘dijital yeşil dönüşüm’ olarak ifade edebiliriz. Zamanın ruhunu kavrayan bir ülke olabilmek için çizeceğimiz yolda en önemli bacağı yenilenebilir enerji oluşturuyor. Teknoloji ve yenilenebilir enerji tamamen birbirine bağlantılılar” dedi. 

Ali Karaduman: “YEKDEM desteği artırılmalı”

YENADER Başkan Yardımcısı Ali Karaduman
YENADER Başkan Yardımcısı Ali Karaduman

YENADER Başkan Yardımcısı Ali Karaduman Son aylardaki kuraklık HES yatırımcılarını kötü etkilemekte. Yapılacak destekler, yatırımcılar için çözüm olacaktır. Çin, yenilenebilir enerjide 1 numara olmaya devam ediyor. Bizler enerji ihtiyacımızın birçoğunu doğal gaz ve kömürden sağlamaktayız. Bu da karbon salınımını artırmakta ve küresel ısınmaya neden olmakta. Bu sebeple yenilenebilir enerjiye geçişe ağırlık vermeliyiz. İklim değişikliğiyle mücadele için hızla yenilenebilir enerjiye yönelmeliyiz” dedi. Karaduman, ayrıca YEKDEM’de daha fazla destek verilmesi gerektiğini savundu.

CosviG: “Jeotermal potansiyeli olarak İtalya ile Türkiye benziyor”

Toskana Jeotermal Alanların Geliştirilmesi Konsorsiyumu (CosviG) Uluslararası Projeler Sorumlusu Loredana Torsello ise şunları söyledi: “Jeotermalin sürdürülebilirliğe katkısı oldukça büyük. Jeotermal enerjinin, yenilenebilir enerji kaynağı ve enerji sistemleri arasında stratejik bir önemi var. Jeotermal enerji, küresel enerji sistemlerinin karbondan sıyrılması için çok önemli rol oynayacak. Yer altındaki kaynakları ve jeotermal açısından Türkiye’deki jeotermal potansiyel ile İtalya’daki potansiyel birbirine benziyor, özellikle Toskana bölgemiz jeotermal enerji üretimi açısından örnek gösterilebilir.  Umarım bu çerçevede ileride işbirliği yapıp önümüzdeki fırsatları değerlendirebiliriz.”

Kyoto Club: “Gerçek tehlike iklim değişikliği”

Kyoto Club Direktörü Sergio Andreis

Kyoto Club Direktörü Sergio Andreis ise  şu konuların altını çizdi: “Küresel zorluklar artıyor iklim krizi de hızla düzeyini artırıyor. İklim değişikliğini birebir yaşıyoruz. Bu daha da kötüye gidecek. Her şeye olduğu gibi devam edemeyiz. Bir dönüşüme girmek zorundayız. Gezegeni kurtarmak için mevcut enerji verimliliğini gözden geçirmemiz gerekiyor. Bütün fosil yakıtları yenilenebilir enerji ile ekarte etmeli ve enerji verimliğini gerçekleştirmeliyiz. Covid-19 ile mücadele ediyoruz ancak gerçek tehlike iklim değişikliği. İklim krizi ile mücadeleye hazır olmalı, geçmiş hatalardan ders çıkarıp şu anki fırsatları en doğru şekilde kullanmalıyız.” 

Füsun Haklıdır: “Yenilenebilir alanında yapay zeka heyecan veriyor”

YENADER Genel Sekreteri Dr.Füsun Tut Haklıdır
YENADER Genel Sekreteri Dr. Füsun Tut Haklıdır

YENADER Genel Sekreteri Dr. Füsun Tut Haklıdır ise yenilenebilir enerjide yeni yaklaşımlar konusunu ele aldı: “Gelecekte petrolün yerini elektrik alacak, bu yüzden elektrik üretimini yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlamamız gerekiyor. Yapay zeka teknolojileri yenilenebilir enerji alanında kullanılması heyecan veriyor. Verimliliğin artırılması için yapay zekanın kullanılması şart.  Bu teknolojiler sayesinde yeni yaklaşımlar göreceğiz ve yenilenebilir enerji kaynaklarından daha çok yararlanacağız. Yenilenebilir enerjide güneş ve rüzgardan enerji üretmek oldukça büyük önem taşıyor. Ayrıca enerji depolama sistemleri de oldukça önemli.” 

Prof. Dr. Yumurtacı: “Enerji tasarrufunu ve verimliliği sağlamalıyız”

YTÜ Prof. Dr. Zehra Yumurtacı
YTÜ Makine Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Zehra Yumurtacı

Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Zehra Yumurtacı ise yaptığı konuşmada şunları ifade etti: “Dünyada enerji üretiminde en fazla artışın yenilenebilir enerjide olduğu biliyoruz. Gelişmiş ülkelerde nükleer, petrol ve kömürde azalma; yenilenebilir enerjide ise artış olduğunu görüyoruz. Son 10 yıla baktığımızda yenilenebilir enerjinin gelişimini görüyoruz. Bu gelişim başarıyı getirdi ve Türkiye’de 2020 yılında ilk defa yenilenebilir enerji kurulu güç, termik gücün üzerine çıktı. Aynı yıl içerisinde Türkiye rüzgar enerjisinde 1224 MW yeni rüzgar kurulu gücü ile 6. Sıraya yükseldi. Enerji kaynaklarını artırmak için enerji tasarrufunu ve verimliliğini sağlamalıyız.”

Güriş yenilenebilir enerjide 1.130 MW kapasiteye ulaştı

Güriş rüzgar enerji santrali

Güriş Holding, çatısı altındaki Mogan Enerji ile ikisi yurt dışında olmak üzere 26 santraliyle toplam 1.130 MW kurulu güce ulaştı.

Holding çatısı altındaki Mogan Enerji’nin yurt dışında 64.8 MW kapasiteli iki rüzgar enerjisi santrali bulunuyor. Yurt içinde ise 10 rüzgar enerjisi santrali, 8 jeotermal enerji santrali ve 6 hidroelektrik enerji santrali ile toplam 1.065 MW kurulu güce sahip.

Mogan Enerji, rüzgar enerjisinde ikisi yurt dışında olmak üzere 12 santraliyle toplam 765.9 MW kurulu güce sahip ve Türkiye’nin en büyük yatırımcıları arasında yer alıyor.

“Rüzgardan yıllık 2 milyar kWh elektrik üretiyor”

Güriş rüzgar enerjisi santrali
Güriş Holding rüzgar enerjisinde 765 MW ile en büyük yatırımcılar arasında yer alıyor.

Güriş Holding, sadece rüzgâr enerjisi alanında yılda 2.000.000 MWh elektrik üreterek toplamda 834.000 hanenin yıllık elektrik ihtiyacını karşılıyor.

Şirketten yapılan açıklamada, şöyle denildi: “Türkiye’nin rüzgar enerji kurulu gücünü artırarak faaliyet gösterdiği bölgelerde ve ülke genelinde ekonomiye katkı sağlayan Güriş Holding, rüzgar enerjisi açısından büyük potansiyele sahip ülkemizde enerji ihtiyacını karşılamak, yerli kaynaklardan milli enerji üreterek ithal edilen enerji miktarını düşürmek ve ürettiği temiz enerji ile kullanıcıya fayda sağlamak için çalışmalarını hız kesmeden sürdürüyor.”

PepsiCo Türkiye’nin 6 fabrikasına Sıfır Atık Sertifikası

PepsiCo Türkiye fabrikası

Dünyanın en büyük yiyecek ve içecek şirketlerinden biri olan PepsiCo, daha güçlü ve sürdürülebilir bir yiyecek sistemi kurma amacıyla Türkiye’de uzun yıllardır sürdürdüğü sıfır atık ile üretim prensibini belgelendirdi.

Uzun bir süredir sıfır atık temelinde üretimlerini gerçekleştiren PepsiCo Türkiye, 6 üretim tesisinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Sıfır Atık Belgesi ile sertifikalandırıldı.

Sıfır karbon hedefine ulaşma yolculuğunda güçlü bir çevresel bilinçle pek çok yenilikçi yaklaşımı hayata geçiren PepsiCo Türkiye içecek alanında İzmir, Çorlu ve Adana’da, yiyecek alanında ise Kocaeli, Mersin ve Manisa olmak üzere 6 fabrikasında ortaya çıkan atıklardan ek değer oluşturarak döngüsel konomiye de katkı sağlıyor.

Kimyasal kullanımında yüzde 40 düşüş

PepsiCo sustainability

PepsiCo Türkiye’den yapılan açıklamaya göre, Kocaeli (Suadiye) ve Mersin (Tarsus) fabrikalarında hayata geçirilen biyogaz tesislerinde, patates kabukları, mısır, nişasta ve sebze yağı atıklarının toplanmasıyla fabrikalarda kullanılan enerjinin üretimi gerçekleştiriliyor. Sonrasında ise teknolojinin de yardımıyla kalan atıklar, patates üreticilerinin bir sonraki ekin döneminde üretimlerinde kullanılmak üzere PepsiCo Türkiye’nin, ‘Naturalis’ adını verdiği özel bir gübreye dönüştürülüyor.

Globale de örnek teşkil eden bu projeyle, CO2 emisyonları yüzde 11,5 azaltılırken gübre üretimindeki kimyasal kullanımını yüzde 40 azaltan ve toprak üzerindeki negatif etkiyi en aza indiren tarladan fabrikaya döngüsel bir ekonomi modeli oluşturuluyor. Ayrıca, söz konusu fabrikalarda biyogaz üretim ve saflaştırma tesisi ile biyogazı saflaştırarak üretim hatlarında doğalgaz yerine de biyogaz kullanılması planlanıyor.

2025’e kadar yüzde 100 dönüştürülebilir ambalaj

PepsiCo 2025 yılına kadar ambalajların tamamının dönüştürülebilir, biyolojik ve bakteriyel olarak çözünebilen malzemelerden oluşmasını amaçlıyor. Bu hedefe %90 oranında ulaşmış durumda olan PepsiCo 2025 yılına kadar, hiçbir plastik ve ambalajın atık olmaması hedefi doğrultusunda; kullandığı geri dönüştürülmemiş plastik oranını %35 azaltıyor.

Türkiye operasyonunda, bu sene itibarı ile gazlı içeceklerde %50 geri dönüştürülmüş PET kullanımına geçen PepsiCo, tüm plastik ambalaj kullanımında %25 geri dönüştürülmüş plastik kullanımına erişerek, plastik atıkların azaltımı için yaptığı çalışmaları aralıksız olarak sürdürüyor.

Tüm fabrikalarında yüzde 100 yenilenebilir enerji PepsiCo Wind Farm

Açıklamada şunlar kaydedildi: “Çevre etkisi, karbon ve su ayak izini, bir ürünün ambalajının geri dönüştürülebilir olup olmadığını en başından itibaren değerlendiriyor ve ona göre bir aksiyon alıyoruz. Bu anlayışla PepsiCo Türkiye olarak karbon salınımını azaltmak için doğrudan operasyonlarımızdaki yenilenebilir enerji kullanımını artırmaya devam ediyoruz.

Fabrikalarımızda yenilenebilir enerji kullanımını her geçen gün daha da artırıyoruz. Bugün, Suadiye ve Tarsus’ta yer alan yiyecek fabrikalarımızda, elektrik tüketimimizin %50’lere varan bölümünü organik atıklarımızdan elde ettiğimiz biyogaz ve solar enerjiden elde ediyoruz. Manisa ve Adana tesislerimizde güneş enerjisi yatırımlarımızın ilk aşamasını tamamladık. 2021 yılı itibariyle tüm fabrikalarımızda elektrik ihtiyaçlarımızı “yenilenebilir enerji” sertifikasyonu olan kaynaklardan kullanıyoruz.”

Bu yazı ilginizi çektiyse Abdi İbrahim tüm enerjisini yenilenebilirden karşılayacak yazısı da ilginizi çekebilir.

Türkiye yenilenebilir enerjide dünyada 12’inci sırada

EPİAŞ Yönetim Kurulu Başkan Vekili Dr. Alpaslan Bayraktar

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı ve Enerji Piyasaları İşletme A.Ş. (EPİAŞ) Yönetim Kurulu Başkan Vekili Dr. Alpaslan Bayraktar, EPİAŞ’ın desteklediği Boğaziçi Üniversiteliler Derneği (BURA) tarafından düzenlenen ve moderatörlüğünü Boğaziçi Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu’nun yaptığı “Enerji Perspektifi Gelecek ve Fırsatlar” programına konuk oldu.

Enerjide izlenen politikalara değinen Dr. Alparslan Bayraktar,  Türkiye’nin yenilenebilir enerji kaynakları kurulu gücüyle dünyada on ikinci, Avrupa’da ise beşinci sırada olduğunu hatırlattı. Yenilebilir enerji kaynaklarının enerji çeşitliliği ve yerli teknolojinin arttırılması bakımından büyük öneme sahip olduğunu belirtti.

Bayraktar, “Türkiye’nin enerji talebi son yıllarda artmaktadır. Aynı zamanda ülkemiz ne yazıkki enerjide dışa bağımlı konumdadır. Bu yüzden Bakanlık olarak gerek enerji talebini karşılamak gerekse enerji çeşitliliğini arttırarak dışa bağımlılığımızı azaltmak amacıyla çalışmalarımızı sürdürmekteyiz.

Bu yüzden 2017 yılında Bakanlığımız tarafından açıklanan Milli Enerji ve Maden Politikası’nda çizdiğimiz hedefler doğrultusunda arz güvenliğini sağlayacak, enerji kaynaklarını çeşitlendirecek, enerji verimliliğini sağlayacak ve piyasaya katkı sunacak önlemler almaya devam edilecek” dedi.

“Daha İstikrarlı Fiyatlandırma Olacak”

Enerji Perspektifi Gelecek ve Fırsatlar

Konuşmasında doğal gaz keşfine ve doğal gaz arama çalışmalarına da değinen Bayraktar, “Doğal gaz sadece meskenlerde değil, sanayide de kullanılan önemli bir doğal kaynak. Ülkemiz bu anlamda dışa bağımlılığı azaltmak, arz güvenliğini sağlamak amacıyla sürdürdüğü doğal gaz arama çalışmalarında güzel sonuçlar elde etti. Bu gelişmelerle birlikte doğal gazda daha istikrarlı fiyatlandırma olacak” diye konuştu.

Öte yandan 10 Nisan-30 Mayıs tarihleri arasında devam edecek etkinliğin 25 Nisan Pazar günü saat 14:00’te gerçekleşecek oturumunda “Doğal Gaz Keşifleri ve Enerji Piyasaları” başlığıyla EPİAŞ Genel Müdürü Ahmet Türkoğlu konuk olacak.

Bu yazı ilginizi çektiyse Türkiye yenilenebilir enerjide 44 bin 767 MW’ye ulaştı yazısı da ilginizi çekebilir.

Apple 4.7 milyar dolarlık yeşil tahvil ihraç etti

Apple yeşil tahvil

Apple bugüne kadar gerçekleştirdiği üç yeşil tahvil ihracıyla toplam 4.7 milyar fon sağladı. Apple yeşil tahvil ihraçlarıyla oluşan fonların yarısından fazla büyüklüğe denk gelen bir rakamı, toplam 2.8 milyar doları yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği projelerine tahsis etti. Bu projelerin toplamı da 1.2 GW’lık yenilenebilir enerjiye denk geliyor.

Şubat 2016 ‘da 1.5 milyar dolarlık ilk yeşil tahvil ihracını gerçekleştiren Apple, Haziran 2017’de 1 milyar dolarlık ikinci yeşil tahvil ihracıyla piyasalara çıktı ve 2019’da da Avrupa’da toplam 2.2 milyar dolarlık üçüncü yeşil tahvil arzını yaptı.

Mart ayı sonlarında açıklanan yeşil tahvil raporuna göre, Apple’ın toplam yeşil tahvil finansmanı 4.7 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaştı. Apple’ın yeşil tahvil ihraçları özel sektör içinde en büyük hacmi oluşturuyor.

Apple yeşil tahvil ihracı

Apple’dan ihraçlarla iligili yapılan açıklamada, toplam 4,7 milyar dolarlık yeşil tahvil ihracının yenilenebilir enerji üretimine önemli bir katkı yaparken, karbon emisyonlarını azalttığı ve yerel topluluklara temiz enerji sağladığı belirtildi.

KÜRESEL ÖLÇEKTE 1.2 GW YENİLENEBİLİR ENERJİ

Apple, geçtiğimiz yıl ABD’de Nevada, Illinois, Virginia eyaletlerinin yanısıra Danimarka’da 350 MW’nin  üzerinde yeni kurulan yenilenebilir enerji projelerini de portföye ekleyerek, küresel olarak 1,2 GW yenilenebilir enerjinin üretimine aracılık etmiş olacak.

Apple’ın Çevre, Politika ve Sosyal Girişimler Başkan Yardımcısı Lisa Jackson, “Apple, çalıştığımız her yerdeki toplulukları destekleyen çözümlerle hepimizin paylaştığı gezegeni korumaya kararlıdır. Hepimizin iklim değişikliğinin etkileriyle mücadele etmek için elimizden gelen her şeyi yapma sorumluluğu var ve yeşil tahvil satışlarımızdan elde ettiğimiz 4,7 milyar dolarlık yatırım, bu çabalarımızda önemli bir etken ve itici güçtür. Sonuçta, temiz enerji iyi bir iştir” diye konuştu.

Apple yüzde 100 yenilenebilir enerji

PARİS İKLİM ANLAŞMASI’NA UYGUN BİR SÜREÇ

Apple, Paris’teki 2015 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nda (COP21) imzalanan tarihi iklim değişikliği anlaşmasından bu yana, karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik küresel çabaları desteklemek için üç yeşil tahvil ihracından elde edilen kaynağı çevreci çözümlere tahsis edeceğini açıklamıştı.

Apple, 2020 rakamlarıyla ortalama 921.000 metrik ton karbon emisyonunu önleyecek 17 yeşil tahvil  projesini finanse etti. Bu yaklaşık 200 bin motorlu aracın yollardan ve trafikten çekilmesi anlamına geliyor.

Apple’ın Yeşil Tahvil Etki Raporu’nda ayrıntıları verilenlere ek olarak şirket, öncelikle düşük karbonlu tasarım ve mühendisliği, enerji verimliliğini, yenilenebilir enerjiyi, karbon azaltmayı ve karbon tutmayı destekleyen yeni projeleri finanse etmeye devam edecek.

2030’A KADAR KARBON NÖTR OLACAK

karbon nötr

Geçtiğimiz temmuz ayında şirket, 2030 yılına kadar tüm iş alanında, üretim tedarik zincirinde ve ürün yaşam döngüsünde karbon nötr olma planını açıkladı. Şirket açıklamasında, “Apple bugün küresel kurumsal operasyonları için karbon nötr durumda ve bu yeni taahhüt, 2030’a kadar satılan her Apple cihazının net sıfır iklim etkisine sahip olacağı anlamına anlamına geliyor” denildi.

Bu yazı ilginizi çektiyse Apple 2030’da yüzde 100 karbon nötr olmayı hedefliyor yazısı da ilginizi çekebilir.

İki ayda 801 MW yenilenebilir enerji devreye alındı

Enerji Bakanı Fatih Dönmez

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Twitter hesabından “Yenilenebilir enerjide hızlı başlangıç” başlığıyla infografik paylaştı.

İnfografikte, iki ayda 831 MW (megavat) kurulu gücün devreye alındığı, bunun 801 megavatını yenilebilir enerji kaynaklarının oluşturduğu görüldü.

yenilenebilir kaynak

Bakan Dönmez, “2021 yılının Ocak-Şubat arası döneminde devreye alınan kurulu gücün yüzde 96,4’ü yenilebilir enerji kaynaklarından elde edildi. İki ay içerisinde 831 MW kurulu güç devreye alındı. Bu rakamın 801 MW’sini yenilenebilir enerji kaynakları oluşturdu” dedi.

DenizBank’tan sürdürülebilir ekonomiye 435 milyon dolar destek

Denizbank yenilenebilir enerji desteği

DenizBank pandemi koşullarında ekonomiye ve sürdürülebilir büyümeye taze kaynak sağlayacak çeşitlilikte olan ve önemli kısmı çevre dostu ve sürdürülebilir projelerde kullanılmak üzere uluslararası piyasalardan 435 milyon dolar tutarında seküritizasyon kredisi temin etti.

DenizBank kredi portföyünde yer alan 100 milyon dolarlık Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) kaynaklı fonun 50 milyon dolarını doğrudan yenilenebilir enerji sektörüne ve enerji verimliliğini artırıcı projelere tahsis edecek.

“SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMAYA DESTEK TEMEL MİSYONUMUZ”

7 yıla varan vade ve yatırımcı çeşitliliği açısından önem taşıyan kaynağın, uluslarararası yatırım ve kalkınma kuruluşları, kurumsal yatırımcılar ve ticari bankalar tarafından büyük ilgi gördüğünü söyleyen Denizbank Genel Müdürü Hakan Ateş, “Sürdürülebilirliğe ve bu kapsamda sürdürülebilir büyümeye destek vermek banka olarak temel misyonumuz” dedi.

Hakan Ateş, DenizBank’ın elde edilen kaynak ile sürdürülebilirlik politikası kapsamında, çevresel ve sosyal kalkınmaya dönük yatırımlara destek sağlamayı sürdüreceğini ve söz konusu kaynağın enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji projelerinde, finansmana erişimi kısıtlı olan kadın girişimcilerin desteklenmesinde ve DenizBank’ın stratejik önem atfettiği tarım sektöründe kullandırılacağını vurguladı.

Verilen bilgiye göre, Credit Suisse AG ve Emirates NBD Capital Limited koordinatörlüğünde, yurtdışı havale akımlarına dayalı seküritizasyon programı şeklinde gerçekleşen işleme 13 yatırımcı katıldı. Kredinin en büyük dilimlerini, 150 milyon dolar ile Uluslararası Finans Kurumu (IFC) ve 100 milyon dolar ile Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) sağladı.

DenizBank Genel Müdürü Hakan Ateş
DenizBank Genel Müdürü Hakan Ateş

“TAZE KAYNAKLA EKONOMİMİZİ DESTEKLİYORUZ”

Bu seküritizasyon işlemiyle birlikte bankanın, 2019 yıl sonundan itibaren sendikasyon, ikili anlaşmalar, yatırım ve kalkınma kuruluşlarından alınan fonlar aracılığı ile yurtdışından sağladığı kaynağın toplam miktarı 3.5 milyar doları aştı.

DenizBank Genel Müdürü Hakan Ateş, ülke ekonomisine taze kaynak sağlamanın büyük önem taşıdığı bu dönemde, yurtdışından uzun vadeli ve uygun maliyetli kaynak getirmeye devam etmekten gurur duyduklarını belirterek şöyle konuştu: “2019 sonundan bu yana aldığımız toptan fonlama miktarı 3,5 milyar doları geçti. Hatırlanacağı üzere Aralık 2019’da uluslararası piyasalardan toplanan 1,1 milyar dolar taleple o yıl içinde bir Türk bankası tarafından sağlanan en büyük taze finansmana imza atmıştık.

Kısa süre önce de bu kaynağın önemli bir bölümünü yüzde 115 oranı ile yeniledik. İlave olarak yatırım ve kalkınma bankalarıyla 250 milyon dolar tutarında 6 yıla varan vadelerde anlaşmalar yaparak belediyeler, tarım, küçük işletmeler ve enerji verimliliği alanlarını destekledik. Şimdi de 435 milyon dolarlık seküritizasyon işlemi ile ekonomimize katkımızı güçlü şekilde sürdürüyoruz. Bu işlemin yurtdışı havale akımlarına dayalı seküritizasyon piyasasının önünü açacağına da inanıyoruz.”

“KREDİDE 7 YILLIK VADE TÜRKİYE’YE GÜVENİN GÖSTERGESİ”

Temin edilen kredinin, 7 yıla uzanan vadesi ve uygun maliyetiyle Türkiye’ye yönelik artan güvene işaret etmesinin de ayrıca memnuniyet verici olduğunu kaydeden Hakan Ateş, “ABD, Avrupa ve Asyalı yatırımcılar tarafından büyük ilgi gören kaynağın önemli bir kısmının sürdürülebilir finansman hedeflerimiz doğrultusunda yenilenebilir ve enerji verimliliği alanlarındaki yeşil projelere, finansmana erişimi kısıtlı olan kadın girişimcilere ve çiftçilerimize kullandırmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Türkiye’ye ve sektörlerimize hayırlı olmasını diliyor, 13 yatırımcımıza teşekkürlerimizi iletiyorum. ENBD gibi kuvvetli bir grubun hissedarlığında Seküritizasyon Programımıza ek olarak Varlık Teminatlı Menkul Kıymet ve Orta Vadeli Tahvil İhraç (MTN) Programları aracılığıyla da ülkemize yeni uzun vadeli kaynak sağlamaya devam edeceğiz”diye konuştu.

IFC: “ÜLKE EKONOMİSİNE KATKI SUNMAKTAN MUTLUYUZ”

IFC Avrupa ve Orta Asya Finansal Kuruluşlar Grubu Başkanı Vittorio di Bello, yaptığı değerlendirmede, “Sağladığımız finansmanla özellikle bu zorlu dönemde, Türkiye’de tarımla uğraşan küçük ve orta ölçekli işletmeleri desteklemekten, bir yandan işlerinin sürekliliğini sağlarken, diğer yandan ülke ekonomisinin büyümesine katkı sunmaktan mutluluk duyuyoruz. DenizBank ile iş birliğimizi, bu vizyonla güçlendireceğimize inanıyorum. Ayrıca Türkiye’de finansmana erişimde zorluk yaşayan iş alanlarını ihtiyaç duydukları kaynaklarla buluşturmak üzere çalışmalarımız da devam edecek” dedi.

DenizBank Genel Müdürlük
DenizBank Genel Müdürlük binası

“DENİZBANK’A DUYULAN GÜVENİN GÖSTERGESİDİR”

EBRD Başkan Yardımcısı Jürgen Rigterink de krediyle ilgili olarak, “Bu birçok açıdan tarihi bir işlem. Öncelikle, Emirates NBD hissedarlığında DenizBank’ın seküritizasyon programına dönüşü niteliğinde. İkincisi, EBRD’nin kadın girişimcilere ve küçük ölçekli işletmelerin yenilenebilir enerji, kaynak verimliliği, atık azaltma ve su tasarrufu gibi alanlardaki yeşil yatırımlarına yönelik yeni finansman sağlamasına imkân veriyor. Son olarak da AB, Türkiye Kredi Garanti Fonu ve Hazine ve Maliye Bakanlığı ile güçlerini birleştiren EBRD ve DenizBank, bu kaynak ile daha büyük bir etki yaratma şansı yakalayacak” dedi.

İşlemin aranjör kurumlarından Credit Suisse’in Global Finansman ve Yapılandırılmış Finansman Ürünleri Başkanı Lawrence Fletcher ise işleme ilişkin, “Credit Suisse olarak DenizBank’ı böyle kritik bir finansmanın koordinasyonu ve yapılandırılmasında desteklemekten memnuniyet duyuyoruz. Söz konusu işlem, yatırımcıların DenizBank’a, üst yönetimine ve hissedarı Emirates NBD’nin desteğine duyduğu güvenin önemli bir göstergesidir” diye konuştu.

“DENİZBANK’IN GÜCÜNÜ GÖSTERİYOR”

İşlemin diğer aranjör kurumu Emirates NBD Capital’den Sermaye ve Sendikasyon Piyasaları Sorumlu Müdürü Hitesh Asarpota da değerlendirmesinde koordinatör pozisyonunda bu işlemde yer almaktan büyük memnuniyet duyduklarını belirterek “ Yurtdışı havale akımlarına dayalı seküritizasyon işlemlerinin, Türkiye’de bankalar için uzun dönemli dış kaynak sağlamak üzere her zaman değerli bir enstrüman olduğunu biliyoruz.

DenizBank’ın son derece kapsamlı bir yatırımcı havuzundan sağladığı 435 Milyon dolar kaynak, Bankanın güçlü yönetiminin ve kurumsal yatırımcılardan aldığı kuvvetli desteğin önemli bir göstergesidir” dedi.

Bu haber ilginizi çektiyse Sürdürülebilirlikte yüzde 40 kriteri haberimiz de ilginizi çekebilir.

 

Yenilenebilir enerjide yeni sayfa açılıyor

Covid-19 pandemisi tüm dünyada birçok alanda yıkıcı etkiler yaparken, sürdürülebilirlik ve yenilebilir enerji açısından yepyeni bir dönemin de kapısını açıyor. Başta Çin, ABD ve Avrupa pazarı olmak üzere tüm dünyada rüzgar ve güneş enerjisinin öncülüğünde yenilenebilir enerjinin 2021 ile birlikte büyük bir sıçrama dönemine gireceği öngörülüyor.

Dünyanın önde gelen kuruluşlarından Nomura Greentech’in Başkanı Jeff McDermott, “2020, çok az kişinin geleceğini düşündüğü bir şekilde çevre için olumlu sürprizlerin yılı oldu. Sürdürülebilirlik ve altyapıda çığır açan yıl olarak da tarihe geçecek” dedi.”

Bloomberg NEF 2021 yılını yenilenebilir enerji açısından birçok yönüyle ele alan bir araştırma gerçekleştirdi. Buna göre yenilenebilir enerjide büyüme büyük olasılıkla 2021 yılında da devam edecek ve kısmen geçen yılki önemli dönüm noktalarından beslenecek. Çin, 2060 yılına kadar karbon nötrlüğüne ulaşmayı taahhüt etti ve önümüzdeki beş yıllık planına başlarken dünyanın en büyük güneş ve rüzgar enerjisi pazarını kurulumlarını artırma yönünde önemli adımlar attı. Bazı analistler, ABD elektrik sektörünün doğal gaza en yüksek seviyeye yaklaştığını tahmin etmeye başladı. Bu durum ABD’de güneş paneli kurulumları için çok geniş bir alan açacak gelişme olarak görülüyor.

ABD’’DE GÜNEŞ PANELİ KURULUMLARI ARTIYOR

Wood Mackenzie ve Güneş Enerjisi Endüstrileri Derneği’ne göre, pandemi nedeniyle uygulanan kısıtlamalar ve sokağa çıkma yasakları nedeniyle güneş panellerinde ABD’deki konut izinleri 2020’nin ikinci çeyreğinde birinci yarıya kıyasla yaklaşık yüzde 20 düştü. Ancak yılın sonuna doğru sektör geri döndü ve ülke aralık ayında Wood Mackenzie ve SEIA’nın tahminlerine göre, toplam 19 gigawatt yeni güneş enerjisi kapasitesi ekledi.

Toplam dokuz aylık verilerle ise güneş enerjisinde rekor büyümeler gerçekleşti. Öte yandan ABD’deki yeni pil depolama kapasitesi 2020’nin üçüncü çeyreğinde önceki döneme göre iki katından fazla arttı. Kaliforniya’da artan güneş paneli kurulum projeleri sektördeki dalgalanmanın temel nedeni olarak görüldü.

YENİ BAŞKANIN KÜRESEL İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ KARARLILIĞI

Başkan seçilen Joe Biden’in küresel ısınmayla savaşma planı, çok sayıda güneş paneli ve rüzgar türbini inşa etme çağrıları da yenilenebilir enerji açısından yeni bir dinamik olarak görülüyor. Kuşkusuz bu süreç pil depolama teknolojileri ve tesislerinin de geliştirilmesiyle doğrudan ilgili. Bu sadece ABD için değil Avrupa, Çin ve diğer yerlerdeki iklim değişikliği planları için de geçerli bir konu olarak görülüyor.

Çünkü elektrik için büyük ölçüde artırılmış depolama kapasitesi olmadan karbonsuz arabalara ve elektrik şebekelerine geçmenin bir yolu bulunmuyor. Üretim yükselirken son 10 yılda pil fiyatları düşmüş olsa da, pil teknolojilerinde ve depolama tesislerinde daha gidilecek çok yol olduğu belirtiliyor. Mevcut durumda güneş panellerinde olduğu gibi pil teknolojilerinde de Çin açık ara önde ABD ise ikinci sırada geliyor.

PİL VE DEPOLAMA NEDEN ÖNEMLİ

Tüm bu süreçte depolama tesislerinin ve pillerin neden bu kadar önemli olduğu sorusu akla geliyor. Sera gazları salınımınını önemli oranda kesmek demek şu anda fosil yakıtlarla çalışan birçok şeyin elektriklendirilmesinin yanısıra bu elektriği yenilenebilir enerji ile üretmeyi de gerektirecek. Ancak, kömür veya doğal gaz yakan geleneksel enerji santrallerinin aksine, çoğu yenilenebilir enerji kaynağının her zaman elektrik sağlaması söz konusu değil.

Rüzgar türbinleri rüzgar esmediğinde zaten durma noktasına geliyor. Güneş panelleri ise güneşe doğrudan bağımlı olduğu için geceleri hiçbir şey üretemez durumda. Bu nedenle enerjilerini depolama ihtiyacı gündeme geliyor.Bu ihtiyaç da pil ve depolama olanaklarını vazgeçilmez kılıyor. Pil teknolojileri sayesinde yenilenebilir enerjiden elde edilen enerjinin daha etkin kullanım şansı doğacağı, talep ve arz dengesinin de daha yönetilebilir hale geleceği belirtiliyor.

ÇİN İÇİN İLK HEDEF 2025

Yenilenebilir enerji ve özellikle de güneşte büyük ilerlemeler kaydeden Çin’de kurulumlar 2020 yılında pandemiye rağmen ikiye katlandı. Hükümet yılın başlarında ülkenin büyük bir bölümünde kapatmalara gitse de işletmeler hala güneş enerjisine ihtiyaç duyuyordu. Ülkenin ana güneş enerjisi sektörü, Devlet Başkan Xi Jinping’in eylül ayındaki konuşmasında ülkenin 2060 yılına kadar karbon emisyonlarını sıfırlayacağını açıklamasının ardından önümüzdeki beş yıl içinde rekor düzeyde bir artış bekliyor. Bir anlamda 2025’e kadarki süreçte güneş enerjisi kurulumlarında önemli bir patlama yaşanması bekleniyor.

İSPANYA YEŞİL ENERJİDE AVRUPA’NIN KALESİ

Avrupa bölgesinde İspanya güneş enerjisi santrallerinde öncü ülke olarak ortaya çıkıyor. Red Electrica’nın verilerine göre, Avrupa’nın en büyük güneş enerjisi potansiyeline sahip ülkedeki güneş enerjisi çiftliklerinden gelen elektrik, 2019’a kıyasla 2020’de yüzde 60’ın üzerinde artarak 15.000 GWh’nin üzerinde güç üretti.

Güneşi bol Güney Avrupa ülkesi, AB’nin lideri Almanya halen kurulu güneş enerjisi kapasitesinin yaklaşık üçte birine sahipken, BloombergNEF’e göre, İspanya’nın güneş sektörü önümüzdeki iki yıl içinde Almanların büyüme hızının yaklaşık iki katına çıkacak.

Veriler pandeminin doruk noktasında, toplam enerji talebi düştüğünde, Avrupa’da yenilenebilir enerjinin şebeke içindeki payının arttığını ve temiz enerjinin ilk kez fosil yakıtları geride bıraktığını gösteriyor. Ember çevre grubuna göre, 2020’nin ilk yarısında Avrupa Birliği’nde elektriğin yaklaşık yüzde 40’ı fosil yakıt kullanan tesislerden, yüzde 34’ü yenilenebilir kaynaklardan geliyordu.

İNGİLTERE’DE KÖMÜRSÜZ ENERJİ DÖNEMİ

Yenilebilir enerjide Avrupa’nın bir diğer önemli ülkesi İngiltere’de artık kömüre dayalı enerji üretimi nerdeyse geçmişe ait bir kavram haline geliyor. İngiltere iki aydan uzun süredir kömürsüz bir enerji ülkesi olarak öne çıktı. Geçen 70 günü aşan dönem, İngiltere’nin Sanayi Devrimi’nden bu yana enerji üretiminde kömürü kullanmadığı en uzun dönem olurken, 2020 ülkenin elektrik şebekesi açısından en yeşil yılı olmasını sağladı. Elektrik gücünün artan bir kısmı rüzgar çiftliklerinden geldiği için İngiltere, fosil yakıtları 2025 yılına kadar tamamen kaldıracak. Başbakan Boris Johnson ayrıca 2030 yılına kadar, benzinle çalışan yeni arabaları yasaklayacağına ve bu on yılda en az iki sanayi bölgesindeki karbon emisyonlarının tümüyle filtrelenmesi için 1 milyar dolar harcayacağına söz verdi.

HİNDİSTAN’DA GÜNEŞTE GERİLEME

Hindistan’ın borç yükü altındaki elektrik sağlayıcı kamu kurumları, 2020’de pandemi nedeniyle dünyanın en geniş kapanmasıyla daha da zarar gördü ve güneş enerjisi tesisatlarında yüzde 72’lik bir düşüş gerçekleşti. Ve ayrıca rüzgar enerjisi açısından da son 10 yılın en düşük ilave yatırımları oldu. Artı taraftaki gelişmelerin başında ise yeni güneş enerjisi projeleri geliştirmek için verilen tekliflerin yeni rekor sayıya ulaşması geliyor.

Bir anlamda enerji şirketi finansmanı bir kez eski düzenine girdiğinde, güneş enerjisinin en ucuz seçenek olacağı iddiası güç kazandı. Bir başka iyi haber de, ülke çapındaki kapanmalar nedeniyle fabrikalar ve sokaklar boş kaldığı için gökyüzünün daha net olması, güneş ışığını engelleyen çok fazla duman olmadığı anlamına geliyordu ve bu da ülkenin mevcut panellerinden daha yüksek elektrik üretimi için de fırsat yarattı.

AVUSTRALYA’ DA GÜNEŞLE ÇATIDAKİ PANELLERİN AŞKI

Bol güneşiyle ün yapmış Avustralya’da ise farklı bir süreç yaşanıyor. Yüksek elektrik fiyatlarının yanı sıra ve bol güneş ışığı, evlerin yaklaşık yüzde 29’unun artık panellerle donatılmış olmasına yol açtı. Güneşle çatıdaki panellerin verimli ilişkisi sayesinde 2020’de üç eyalette gün içinde şebekeden elektrik talebi rekor düşük seviyelere düştü. Bu nedenle de pahalı elektrik santrallerinin kapasitesinin çok altında çalışmasına neden olmasıyla elektrik şirketleri bu süreçten zararlı çıktı.

× WhatsApp Hattı