Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) ve Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı’nın (IRENA) da aralarında bulunduğu 5 büyük uluslararası kurum tarafından yayınlanan Enerji İlerleme Raporu’na göre, 2030 yılına kadar Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine (SDG-7) ulaşabilmek için ülkeler sürdürülebilir, güvenilir ve erişilebilir modern enerji için hem mevcut kazanımları garanti altına almak hem de bu yöndeki çabalarını hızlandırmak zorundalar.

Rapora göre, son 10 yılda hız kazanan ilerlemeye rağmen, çabalar önemli ölçüde artırılmadığı takdirde dünya 2030 yılına kadar uygun fiyatlı, güvenilir, sürdürülebilir ve modern enerjiye küresel erişim sağlamada yetersiz kalacak.

Birleşmiş Milletler (UN), Dünya Bankası (WB)ve Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) de destek verdiği rapora göre, Covid-19 krizinin başlamasından önce Sürdürülebilir Kalkınma Hedefi’nin çeşitli alanlarında önemli ilerlemeler kaydedildi. Bu ilerlemeler arasında, dünya çapında elektriğe erişimi olmayan insan sayısında önemli bir azalmanın meydana gelmesinin yanı sıra, elektrik üretimi için yenilenebilir enerjinin güçlü bir şekilde öne çıkması ve enerji verimliliğinde iyileşmeler yer alıyor.

Rapor bu ilerlemelere karşın, 2030 yılına kadar SDG 7’nin temel hedeflerine ulaşmak için küresel çabaların yetersiz kalmakta olduğuna dikkat çekiyor.

“COVID-19 SONRASI DÜNYADA YENİLENEBİLİR ENERJİ KİLİT ÖNEMDE”

IRENA Genel Direktörü Francesco La Camera raporu değerlendirirken şunları söyledi: “Yenilenebilir enerji, SDG- 7’ye ulaşmanın ve COVID-19 sonrası dünyada sağlam, adil ve sürdürülebilir ekonomiler inşa etmenin anahtarıdır.

Dünyada enerjiye erişim boşluğunu kapatmak ve sürdürülebilir enerjiyi ekonomik teşvik ve kurtarma önlemlerinin merkezine yerleştirmek için şimdiye kadar olduğundan çok daha  cesur bir uluslararası işbirliği ortamı mevcut.

IRENA, küresel üyelik yapısı ve ortaklarıyla tüm insanlık için sürdürülebilir kalkınma arayışında yatırımları doğru bir şekilde kanalize etmek ve politikalara rehberlik etmek konusundaki eylemlerini ve çabalarını büyütmeye kararlıdır.” dedi.

ELEKTRİĞE ERİŞİM ORANI 2010 YILINA KIYASLA ÖNEMLİ ORANDA DÜŞÜYOR

Raporda 2018 sonu itibariyle elektriğe erişimle ilgili önemli veriler de yer alıyor. Elektriğe erişimi olmayan insan sayısı 2010’da 1,2 milyardan 2018’de 789 milyona düştü. Ancak COVID-19 krizinin başlamasından önce yürürlükte olan veya planlanan politikalar altında, 2030 yılına gelindiğinde hala 620 milyon insanın elektriğe erişemeyeceği tahmin ediliyor. Bu rakamın yüzde 85’i Sahraaltı Afrika bölgesi oluşturuyor.

Rapor SDG 7 hedeflerine yaklaşmak için tüm sektörlerde yenilenebilir enerjilerin hızlandırılması gerektiğini hatırlatırken, ısıtma ve ulaşımdaki gelişmelerin şu anda potansiyellerinin çok gerisinde kaldığına dikkat çekiyor.

Rapora göre, 2015-2016 yılları arasında küresel enerji verimliliği konusundaki güçlü ilerlemenin ardından hız yavaşladı. Enerji verimliliğindeki iyileşmenin, 2017’deki yüzde 1,7’lik oranından önümüzdeki yıllarda en az yüzde 3’e kadar önemli ölçüde hızlanması gerekiyor.

ELEKTRİKTE TEK KİŞİ GERİDE KALMASIN POLİTİKASI

Tüm bölgelerde ve sektörlerde ilerleme rotasının hızlandırılması için daha güçlü siyasi angajmanın varlığına, uzun vadeli enerji planlamasına, kamu ve özel sektör finansmanının artırılmasına ihtiyaç olduğu ve yeni teknolojilerin daha hızlı konuşlandırılması için de uygun politika temelli ve mali teşviklerin gerekli olduğu vurgulanıyor.

Rapor “Uzak, kırsal, yoksul ve kırılgan topluluklarda nüfusun önemli bir bölümünün elektriğe erişimi olmadığı düşünülünce elektriksiz tek kişi geride kalmasın politikası gereklidir.” yaklaşımını aktarıyor.

Raporda temiz ve yenilenebilir enerjiyi destekleyen gelişmekte olan ülkelere uluslararası finansal akışlar hakkında da bilgi verilirken, toplam finansman akışının 2010’dan bu yana iki katına çıktığına ve 2017’de 21.4 milyar dolara ulaşmış olduğuna vurgu yapılırken, sadece yüzde 12 gibi bir bölümün en az gelişmiş ülkelere gittiği ve bunun da SDG-7 hedeflerine ulaşmaktan da çok uzak olduğu belirtiliyor.

YENİLENEBİLİR ENERJİNİN PAYI 2011’DEN BERİ SÜREKLİ ARTIŞTA

Raporda rakamlar biraz geriden gelse de yenilenebilir enerjinin küresel enerji arzındaki ve elektrik tüketimindeki paylarını da eğilim olarak gösteriyor. Buna göre yenilenebilir enerjilerin küresel enerji miksindeki (karışımındaki) payı, 2010’da yüzde 16,3 iken, bu oran 2016’da yüzde 17,2’ye ve 2017’de de yüzde 17,3’e ulaştı.

Yenilenebilir enerji tüketimi (2017’de yüzde +2,5) küresel enerji tüketiminden (+1,8) daha hızlı büyüdü ve bu trend 2011’den bu yana düzenli bir yukarı doğru eğim gösteriyor.

Raporda yenilenebilir enerjilerdeki büyümenin çoğunun, sürekli politika desteği ve düşen maliyetlerin de katkısıyla rüzgar ve güneş enerjisinin hızlı genişlemesi sayesinde elektrik sektöründe meydana geldiği vurgulanırken, ısıtma ve ulaşımda yenilenebilir enerji kullanımının geri kaldığı hatırlatılıyor.

YAVAŞLASA DA KRİZE DAHA DAYANIKLI

Rapor SDG-7 hedeflerine ulaşmak için tüm sektörlerde yenilenebilir enerjinin kullanımının hızlandırılması gerektiğine dikkat çekiyor. Raporun bu bölümünde COVİD-19 krizinin yenilenebilir enerji üzerindeki tam etkisinin henüz netleşmediği belirtilerek, “Tedarik zincirlerinde ve diğer alanlardaki aksamalar, rüzgar ve fotovoltaik (PV) güneş enerjisinin kurulumunda gecikmelere yol açma riskini içinde taşıyor.

Eldeki veriler yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretimindeki büyümenin pandemi nedeniyle yavaşladığı görülüyor. Ancak şimdiye kadarki süreçte yenilenebilir enerjinin kömür ve doğal gaz gibi diğer temel yakıtlara kıyasla COVİD-19 krizinde daha güçlü bir performans gösterdiği anlaşılıyor.” denildi.

Önceki İçerikMondelēz International, karbon emisyonlarını yüzde 15 azalttı
Sonraki İçerik“Yenilenebilir enerjinin payını yüzde 18’e çıkaracağız”

Bir Cevap Bırakın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz