Koruma bölgeleri belirlenmiş suni sulak alanların sürdürülebilir kullanım bölgelerinde yenilenebilir enerji tesislerine izin verilebilecek.
Hızlı bakış
- Koruma bölgeleri belirlenmiş suni sulak alanların sürdürülebilir kullanım bölgelerinde yenilenebilir enerji tesislerine Genel Müdürlükçe izin verilebilecek.
- Kapsamdaki enerji, sulama ve içme suyu yapıları, Su Kullanım Hakkı Anlaşması Yönetmeliği kapsamında belirlenen miktarın altında olmayacak çevresel akışı akarsu yatağına bırakacak.
- Sulak alanların sürdürülebilir su seviyesini korumak için sulama mevsimi dışında ekosistem değerlendirme raporunda belirtilen miktarda ilave su bırakılacak.
- 30 Ocak 2002’den sonra işletmeye geçen kapsamdaki özel sektör su yapıları, düzenlemenin yayımından itibaren iki yıl içinde başvurarak beş yıl geçerli izin belgesi alacak.
- Kontrollü kullanım bölgelerindeki organize sanayi, endüstri, serbest ve ihtisas organize sanayi bölgeleri için kümülatif etki değerlendirme raporu hazırlanacak.
- Ramsar Stratejik Planına uygun hazırlanacak Milli Sulak Alan Stratejisi, on yıllık uygulama süresinin sonunda gözden geçirilerek yenilenecek.
Tarım ve Orman Bakanlığının Sulak Alanların Korunması Yönetmeliğinde yaptığı değişiklik, 5 Eylül 2026 tarihli ve 33361 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Düzenleme, belirli suni sulak alanlarda yenilenebilir enerji tesisleri için izin hükmü getirirken enerji, sulama ve içme suyu amaçlı su yapılarının çevresel akış yükümlülüklerini de düzenliyor.
Yenilenebilir enerji izni hangi alanları kapsıyor?
Yönetmeliğin “Sürdürülebilir kullanım bölgesi uygulama esasları” başlıklı 22’nci maddesine eklenen hükme göre, koruma bölgeleri belirlenmiş suni sulak alanların sürdürülebilir kullanım bölgelerinde yenilenebilir enerji üretim tesisleri yapılmasına Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından izin verilebilecek.

Hüküm üç unsuru birlikte içeriyor: Alanın suni sulak alan niteliğinde olması, koruma bölgelerinin belirlenmiş bulunması ve tesisin sürdürülebilir kullanım bölgesi içerisinde yer alması. İzin yetkisi Genel Müdürlükte bulunuyor.
Bu nedenle düzenleme, bütün sulak alanlarda enerji tesisi kurulmasına yönelik genel veya otomatik bir izin anlamına gelmiyor. Yeni bentte belirli bir üretim teknolojisi sayılmıyor; “yenilenebilir enerji üretim tesisleri” ifadesi kullanılıyor.
Suni sulak alan ve suni su çukuru ayrımı
Yönetmeliğe eklenen tanıma göre suni sulak alanlar; sulak alan özelliği taşımakla birlikte rekreasyon, içme ve kullanma suyu, arıtma, tarımsal sulama suyu temini veya elektrik üretimi amacıyla yapılan depolama tesislerini kapsıyor.
Maden çıkarımı, hafriyat, kum veya malzeme alımı gibi insan faaliyetleri sonucunda oluşan ve sürekli ya da geçici olarak suyla dolan çukurlar ise ayrı bir tanımla “suni su çukuru” olarak düzenleniyor. Yenilenebilir enerjiye ilişkin yeni izin hükmünde suni su çukurları ayrıca sayılmıyor.
Tescilsiz suni sulak alanların yönetimi, biyolojik çeşitliliğin korunmasına önem verilerek işleten kurum tarafından yürütülecek. Suni su çukurlarının kullanım ve yönetim sorumluluğu ise alanı oluşturan veya alandan sorumlu kuruma ait olacak.
Enerji ve sulama tesislerinde çevresel akış nasıl belirlenecek?
Değişiklikle yönetmeliğe “çevresel akış miktarı” tanımı da eklendi. Bu miktar, su yapısının aşağı kesimindeki akarsu ekosistemi ile buna bağlı bitki ve hayvanların yaşam ortamlarının sürekliliği için kesintisiz bırakılması gereken akışı ifade ediyor.

Sulak alanlar ile sürekli veya mevsimsel akarsular üzerinde planlanan ve işletilen enerji, sulama ve içme suyu amaçlı su yapıları, Genel Müdürlüğün belirlediği usul ve esaslara göre hesaplanan çevresel akışı akarsu yatağına bırakacak.
Hesaplanan miktar, 15 Haziran 2019 tarihli Elektrik Piyasasında Üretim Faaliyetinde Bulunmak Üzere Su Kullanım Hakkı Anlaşması İmzalanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümleri çerçevesinde belirlenen miktarın altında olamayacak. Değişiklik metni bütün tesisler için tek bir sayısal akış oranı belirlemiyor.
Sulama mevsimi dışında ilave su bırakılması
Sulak alan yönetim planlarında belirlenen sürdürülebilir su seviyesinin korunması için ayrıca bir yükümlülük getiriliyor. Sulama mevsimi dışında, çevresel akışa ek olarak ekosistem değerlendirme raporunda belirtilen miktarda su bırakılacak.
Sulak alanın su yüzeyinden veya sınırları içinde alanı besleyen kaynak, akarsu ve derelerden su alınması için de izin belgesi zorunlu olacak.
2002 sonrasında işletmeye geçen özel sektör tesislerine iki yıl
Geçici düzenleme, çevresel akış hükmü kapsamındaki su yapılarından 30 Ocak 2002 tarihinden sonra işletmeye geçen ve özel sektör tarafından işletilenleri kapsıyor.

Bu tesislerin, düzenlemenin yayımından itibaren iki yıl içinde doğa koruma ve milli parklar müdürlüğüne başvurarak izin belgesi alması gerekiyor. Belgeler beş yıl geçerli olacak; süre sonunda şartlara uyulduğunun tespit edilmesi halinde yenilenebilecek.
İki yıllık sürenin sonunda izin başvurusu yapmadığı tespit edilen faaliyetlere yönetmeliğin idari yaptırım hükmü uygulanacak. Faaliyet sahibi, idarenin istediği şartları yerine getirdikten sonra izin belgesi başvurusunda bulunabilecek.
Mevcut çevresel akış miktarı yeniden belirlenebilecek
Daha önce çevresel akış miktarı belirlenmiş tesislerde, iklim değişikliği veya su yapısının yukarı kesimindeki su kullanım haklarından kaynaklanan zorunlu değişiklikler bulunması halinde, izin belgesi düzenlenirken çevresel akış yeniden belirlenebilecek. Bu işlem Genel Müdürlüğün belirleyeceği usul ve esaslar kapsamında yürütülecek.
Sanayi bölgelerinde kümülatif etki raporu zorunluluğu
Değişiklik, kontrollü kullanım bölgesi sınırları içindeki organize sanayi bölgeleri, endüstri bölgeleri, serbest bölgeler ve ihtisas organize sanayi bölgeleri için kümülatif etki değerlendirme raporunu zorunlu kılıyor.

Rapordaki telafi edici ve önleyici tedbirler yeterli görülürse izin belgesi ilgili bölge yönetimi adına düzenlenecek. Bölge içindeki her faaliyet için ayrıca bu izin belgesi düzenlenmeyecek.
Ancak bölge adına alınan belge, Çevre Kanunu kapsamındaki diğer çevre izin ve yükümlülüklerini ortadan kaldırmayacak. Her tesis kendi faaliyetlerinden doğan yükümlülüklerden ayrıca sorumlu olacak.
Sulak alanlar için on yıllık strateji hazırlanacak
Yönetmeliğe eklenen diğer bir hüküm, Ramsar Stratejik Planına uygun Milli Sulak Alan Stratejisi hazırlanmasını öngörüyor. Strateji, ilgili kurum ve kuruluşlarla diğer paydaşların katılımıyla hazırlanacak ve Ulusal Sulak Alan Komisyonunun onayıyla yürürlüğe girecek.
Uygulama süresi on yıl olacak; onuncu yılın sonunda gözden geçirilerek yenilenecek. Böylece değişiklik, enerji yatırımlarına ilişkin izin hükmünün yanında su kullanımı, ekosistemlerin korunması ve kurumlar arası koordinasyonu da kapsıyor.
Yatırım değerlendirmesinde alanın statüsü belirleyici olacak
Yeşil Haber’in değerlendirmesine göre, yatırımcılar açısından ilk inceleme başlığı alanın suni sulak alan tanımına girip girmediği ve projenin hangi koruma bölgesinde kaldığı olacak. Yeni izin hükmünün proje üzerindeki etkisi, bu sınırlar ve Genel Müdürlüğün izin değerlendirmesiyle birlikte ele alınmalı.
Su yapısı içeren projelerde ise çevresel akış, ilave su bırakma yükümlülüğü ve mevcut tesislere ilişkin izin takvimi, teknik ve işletmesel değerlendirmenin temel unsurları arasında yer alacak.
Okura soru
Sizce suni sulak alanlarda yenilenebilir enerji yatırımları değerlendirilirken su ekosistemlerini korumak için hangi ölçütlere öncelik verilmeli? Görüşlerinizi yorumlarda paylaşın.
İlgili haberler
- RES-GES ruhsat rehberi: 5, 15 ve 30 günlük başvuru süreleri ve belgeler
- DSİ’ye HES su kullanım hakkını fesih yetkisi verildi
- Yeşil Endeks: HES ödemelerinde 0,0194412 TL/kWh ve EPİAŞ dönemi
















