Akca Lojistik Genel Müdürü Enes Akça, 2026’da sürdürülebilir lojistik, yapay zeka, soğuk zincir ve verimlilik yatırımlarını anlattı.
Hızlı bakış
- Akca Lojistik, 2026’da depolama, komple araç nakliyesi ve mikro dağıtım faaliyetlerini teknoloji ve insan kaynağı yatırımlarıyla büyütüyor.
- Akaryakıt başta olmak üzere maliyetlerdeki dalgalanma, lojistik sektöründe verimlilik ve öngörülebilirliği temel rekabet unsurlarına dönüştürüyor.
- Şirket, yapay zekayı insanın yerine karar veren bir sistemden çok raporlama, kıyaslama ve kaynak planlamasını destekleyen bir çalışma arkadaşı olarak kullanıyor.
- E-ticaret ve gıda lojistiğinde izlenebilirlik, esnek kapasite yönetimi ve soğuk zincirin kesintisiz korunması operasyonun merkezinde yer alıyor.
- Rota optimizasyonu, enerji verimli soğutma, paletlerin yeniden kullanımı ve geri dönüşüm uygulamaları şirketin sürdürülebilirlik yaklaşımını oluşturuyor.
Akca Lojistik, 2007’de başlayan yolculuğunun 20. yılına yaklaşırken depolama, komple araç nakliyesi ve mikro dağıtım alanlarında büyümeyi sürdürüyor. Genel Müdür Enes Akça, küresel belirsizliklerin ve maliyet dalgalanmalarının belirlediği 2026’da şirketin yeni depo, filo, insan kaynağı ve teknoloji yatırımlarını; yapay zekanın karar süreçlerindeki rolünü; e-ticaret ve gıda lojistiğinin değişen ihtiyaçlarını; soğuk zincir kontrollerini ve sürdürülebilirlik uygulamalarını Yeşil Haber’e anlattı.
Söyleşi: Necmi Çelik
Editoryal hazırlık: Yeşil Haber

Akaryakıt dalgalanması ve maliyet baskısı lojistikte dengeyi nasıl değiştiriyor
Lojistik şirketleri, ekonomik hareketlilik yavaşlarken büyük bölümü kendi kontrolleri dışında belirlenen akaryakıt, iş gücü ve tesis maliyetlerini yönetmek zorunda kalıyor. Akça’ya göre bu ortamda satış fiyatı ile maliyet arasındaki sıkışmayı hafifletecek temel araç, operasyonların daha ölçülebilir ve verimli hale getirilmesi.

Necmi Çelik: Sürdürülebilirlik ve rekabetçi büyüme açısından Akca Lojistik Ağustos 2026 itibarıyla nerede duruyor? Yılın ilk bölümü nasıl geçti, kalan dönem için nasıl bir tablo görüyorsunuz?
Enes Akça: Lojistik tamamlayıcı bir sektör. Genel ekonomik büyümeden ve hizmet verdiğimiz sektörlerdeki gelişmelerden bağımsız hareket edemiyoruz. Türkiye’de ve dünyada kolay bir dönemden geçmiyoruz. Siyasi krizler, bölgesel çatışmalar ve küresel gerilimler makroekonomik dengeleri etkiliyor. Ekonomi ve ticari hareketlilik daraldığında lojistik faaliyeti de azalıyor; bu da büyüme sürecini zorlaştırıyor.
2026 büyük ölçüde bu gerilimlerin ve petrol fiyatlarına yansımalarının etkisi altında şekillendi. Akaryakıt, en önemli maliyet girdilerimizden biri. Burada yalnızca fiyat artışının değil, dalgalanmanın altını çizmek gerekiyor. Düzenli bir artış olsa buna göre pozisyon alabilirsiniz. Ancak fiyatın kısa süre içinde birkaç kez değişmesi, bir gün çatışma konuşulurken ertesi gün ateşkes beklentisinin oluşması öngörülebilirliği ortadan kaldırıyor. Bizim dengemizi esas olarak bu dalgalanma bozuyor.
Bununla birlikte çok farklı sektörlere hizmet vermemiz riski dağıtıyor. Tekstil, otomotiv, inşaat ve gıda dahil çeşitli alanlarda faaliyet gösteriyoruz. 2026’da işletmeyi küçültmeden büyütmeye ve işlerimize yatırım yapmaya devam ediyoruz. Ancak pazar daralırken rekabet yoğunlaşıyor ve maliyet yönetimi çok daha kritik hale geliyor.
Lojistik şirketlerinin maliyetlerinin önemli bir bölümü kendi kontrollerinde değil. Akaryakıt fiyatları küresel petrol piyasasına ve ülkelerin fiyatlama politikalarına bağlı. Personel maliyetlerinde asgari ücret belirleyici. Kiralık depo ve tesislerin maliyetleri de düzenlemelerden ve genel fiyat hareketlerinden etkileniyor. Bu üç ana girdiyi doğrudan kontrol edemediğiniz, pazarın daraldığı ve rekabetin arttığı bir ortamda satış fiyatlarıyla maliyetler arasında sıkışıyorsunuz. Böyle bir tabloda verimlilik, işi doğru yönetmenin temel şartına dönüşüyor.
Necmi Çelik: 2026’yı Akca Lojistik açısından olumlu ve özel kılan gelişmeler neler? Hangi alanlarda büyüyorsunuz?
Enes Akça: Faaliyetlerimizi üç ana başlıkta topluyoruz: depolama, komple araç nakliyesi ve şehir içi teslimatları kapsayan mikro dağıtım. Büyümeyi de nicelik ve nitelik, başka bir ifadeyle yatay ve dikey büyüme olarak ele alıyoruz.
Yatay büyüme tarafında depo hacmimizi artırmaya yönelik çalışmalar yaptık ve bu çalışmaları sürdürüyoruz. Yıl bitmeden hem kuru hem de soğuk alanı bulunan yeni bir depoyu sistemimize katmayı hedefliyoruz. Hizmet verdiğimiz projeler doğrultusunda kiralık araçlar da dahil filomuzu genişletiyoruz. Nakliye tarafında portföyümüze önemli müşteriler ekledik.
Mikro dağıtım da bizim için önemli. Bu alan e-ticareti, mağaza dağıtımlarını, perakendeyi ve günlük ticarete verilen hizmetleri kapsıyor. Ülkedeki satın alma ve alışveriş dinamizmi nedeniyle hareketli bir alan; bu tarafta da filomuzu büyütmeye çalışıyoruz.
Dikey büyümede ise lojistik şirketlerinin üç temel sacayağına odaklanıyoruz: teknoloji, insan kaynağı ve güçlü mali yapı. Büyük ölçekli operasyonları yönetebilmek için bu üç alana da yatırım yapmak zorundasınız. Bu yıl eğitim birimimizi güçlendirdik ve çalışma arkadaşlarımızın niteliğini artırmaya yönelik programları geliştirdik. Kalite departmanımız iş süreçlerini iyileştirmek için aktif çalışıyor. Depo ve nakliye yönetim sistemlerimize, entegrasyon katmanlarımıza, donanım ve yazılım altyapımıza yatırım yapmayı sürdürüyoruz.
Lojistikte verimlilik rota, depo içi hareket ve kaynak planlamasıyla nasıl ölçülüyor
Akca Lojistik, verimlilik hesabını yalnızca şehirler arası taşıma rotasıyla sınırlamıyor. Depo içinde yürüyen personelin attığı adım, ürünün rampaya ulaşma süresi, ekipmanın çalışma saati ve bir sipariş için gereken insan kaynağı da ölçümün parçası olarak ele alınıyor.

Necmi Çelik: Rota, yakıt tüketimi, depo içi hareket ve kaynak planlaması gibi alanlarda verimlilik çalışmalarını nasıl yürütüyorsunuz?
Enes Akça: Lojistik, özünde verimlilik olan bir faaliyet alanı. Müşterinizin operasyonunu daha yalın, daha verimli, daha uygun maliyetli ve daha kaliteli yönetemiyorsanız varlığınızın anlamı kalmıyor. Müşterinin kendi yaptığı işi daha pahalı ve daha kötü yaparsanız zaten işi size vermez. Bu nedenle verimlilik hem müşteri memnuniyeti hem de rekabet gücü açısından merkezde.
Rota optimizasyonunda en uygun güzergahı ve yakıt maliyetini hesaplıyoruz. Ancak rota yalnızca şehirler arasındaki yol değil. Depo içindeki mikro rotalar da önemli. Sipariş toplayan çalışma arkadaşımızın attığı adım sayısını, ürünü rampaya ne kadar sürede getirdiğini ve hangi ürünlerin daha sık sipariş edildiğini takip ediyoruz. Çok hareket gören ürünleri daha yakın bölgelere alarak depo yerleşimini yeniden planlıyoruz.
Makine ve ekipman kullanımını da aynı anlayışla ölçüyoruz. Bir araçta kilometreyi izlediğiniz gibi depodaki elektrikli ekipmanın kaç saat çalıştığını da izlemek gerekiyor. Elektrikli transpalet mi yoksa reach truck türü istif aracı mı kullanılmalı, sipariş iki koridordan mı üç koridordan mı toplanmalı, ürün rampaya ne kadar yakın olmalı? Bunların hepsinin sayısal bir karşılığı var.
Ortaya çıkan büyük verinin anlamlı bilgiye dönüşmesi gerekiyor. Bunun için teknoloji kadar veriyi analiz edebilecek nitelikli insan kaynağına da ihtiyaç var. Bir müşteri, on kişiyle yapılan işin dokuz veya sekiz kişiyle yapılıp yapılamayacağını sorabiliyor. Bu mutlaka işsizlik yaratmak anlamına gelmez. Ortaya çıkan kaynağı başka işlerde değerlendirebilir, daha nitelikli görevler ve daha iyi gelir imkanları oluşturabilirsiniz.
Her proje önümüze geldiğinde kaynak hesabı yapıyoruz. Kaç sipariş geleceğini, bir siparişin kaç dakikada toplanacağını, rampaya ulaşma ve kontrol süresini, kaç operatör ve yönetici gerektiğini hesaplıyoruz. Ardından bu mühendislik hesabını gerçekleşen performansla ve müşterinin geçmiş verileriyle karşılaştırıyoruz. Müşteri, işin geçmişte kaç kişiyle ve ne kadar sürede yapıldığını bildiği için en güçlü kontrol mekanizmalarından biri haline geliyor.
Necmi Çelik: Müşterileriniz arasında lojistiği ilk kez dış kaynakla yönetenler de, başka bir lojistik şirketinden size geçenler de var mı? Akca Lojistik bu operasyonlara nasıl değer katıyor?
Enes Akça: Her ikisi de var. Kendi lojistiğini yöneten bir şirketin ilk dış kaynak lojistik tedarikçisi olduğumuz projeler bulunuyor. Müşteri bazen operasyonunda bir açmaza giriyor ve uzmanlığımıza başvuruyor. İhale yoluyla veya doğrudan temasla başlayan bu projelerde operasyonu toparlamak ve uzman bir elin yarattığı farkın müşteri tarafından görülmesi büyük bir tatmin sağlıyor.
Lojistik çok fazla enerji ve yönetim odağı isteyen bir alan. Bir patronun, girişimcinin veya yöneticinin asıl işine odaklanması gerekirken en büyük gündemi lojistik operasyonu haline gelebiliyor. Biz bu yükü hem maddi hem de yönetsel açıdan hafifletmeye çalışıyoruz.
Satış ve pazarlama yapan bir şirket ürünün fiyatlamasına, pazar erişimine ve müşteri segmentlerine odaklanmalı. Depodan ürünün çıkıp çıkmadığını veya nasıl çıktığını günlük temel sorun olarak yaşamamalı. Lojistik hizmeti sözleşme, hizmet seviyesi anlaşması ve KPI’lar üzerinden uzman tedarikçiye devredilmeli; sonuçlar günlük veya haftalık olarak ölçülmeli.
Başka bir lojistik şirketinin yürüttüğü operasyonları devraldığımız projeler de var. Herkes işini iyi yapmaya çalışıyor; ancak bazen müşteriyle tedarikçi arasında yapı veya çalışma biçimi uyuşmayabiliyor. Girdiğimiz işte varlığımızın hissedilmesini, bir şeyi daha iyi ve farklı yapmayı önceliklendiriyoruz. Aynı işi aynı biçimde sürdüreceksek müşterinin bizi tercih etmesi için yeterli neden oluşturamayız.
Sürdürülebilir lojistik rota optimizasyonundan enerji verimli soğutmaya nasıl uzanıyor
Akça’ya göre sürdürülebilirlik, operasyonun dışında yürütülen ayrı bir kurumsal programdan çok yakıt, enerji, ekipman, kağıt, ambalaj ve zaman kullanımını azaltan gündelik kararların toplamı. Büyük şirketlerin tedarikçi seçiminde sürdürülebilirlik yol haritasını sorgulaması da bu yaklaşımı iş modelinin parçası haline getiriyor.

Necmi Çelik: Akca Lojistik sürdürülebilirlik yolculuğunda nerede duruyor? Hangi uygulamalara öncelik veriyorsunuz?
Enes Akça: Lojistik bir verimlilik sektörü. Bu nedenle her verimlilik ve dijitalleşme projesinin aynı zamanda bir sürdürülebilirlik projesi olduğuna inanıyoruz. Rota optimizasyonuyla daha az yakıt tüketmek, depoda daha az makine kullanarak sipariş hazırlamak, kağıt tüketimini ve şirket içi bürokrasiyi azaltmak hem operasyonel verimlilik hem de çevresel katkı sağlıyor.
Sürdürülebilirlik artık bir lüks değil, gereklilik. Büyük şirketlerin tedarikçisiyiz ve ihale süreçlerinde müşterilerimiz bize sürdürülebilirlik yol haritamızı, kendi projelerine nasıl katkı sağlayacağımızı soruyor. Bu bilinç artık kurumların tamamına yayılıyor.
Şirket içi eğitimlerde su ve elektrik tüketiminden ofis aydınlatmasına kadar pek çok başlığı ele alıyoruz. Palet önemli girdilerimizden biri. Hasarlı paletleri tamir istasyonlarında yeniden kullanıma kazandırıyoruz. Şirket hesaplamalarımıza göre bu uygulamalarla yılda 3 binden fazla ağacın kesilmesini önlüyoruz.
Tesislerimizin bazıları yerleşim yerlerine yakın. Bu nedenle gürültü, trafik akışı ve yaya güvenliği de sürdürülebilirlik yaklaşımımızın içinde. Ses yalıtımı ve görüntü kesici duvarlar kullanıyor; yerel yönetimler ve trafik birimleriyle çevredeki araç ve yaya akışını düzenlemeye yönelik çalışmalar yapıyoruz. Streç film, koli ve diğer sarf malzemelerinin geri dönüşüme kazandırılması için belediyelerle iş birliği yürütüyoruz.
Yeni depo yatırımlarında sensörlü aydınlatma ve enerji verimli soğutma sistemlerini tercih ediyoruz. Soğuk hava sistemlerinde ilk yatırım maliyeti yüksek olabiliyor; ancak proje koşullarına bağlı olarak kullandığımız bazı yeni nesil sistemler elektrik tüketiminde yaklaşık yüzde 30’a varan tasarruf sağlayabiliyor. İlk yatırımda daha fazla harcama yapıyorsunuz, fakat bu yatırım operasyon sürecinde geri dönüyor. Sürdürülebilirliğin samimi biçimde işin ruhuna ve çalışanların günlük davranışlarına yerleşmesi gerektiğini düşünüyorum. Sürdürülebilirlik artık işimizin hücrelerine işlenmiş durumda.
Yapay zeka ve robotik sistemler lojistik kararlarını nasıl destekliyor
Akça, yapay zekayı depo ve nakliye operasyonlarında nihai kararı veren bir merkez olarak değil; raporları karşılaştıran, olası sonuçları gösteren ve kaynak planlamasını destekleyen bir danışman olarak tanımlıyor. Robotik yatırımlarda ise operasyonun standart ve tekrarlanabilir olması belirleyici.

Necmi Çelik: Akıllı depo teknolojileri, yapay zeka ve robotik sistemler bakımından Akca Lojistik hangi noktada?
Enes Akça: Lojistik dışarıdan bakıldığında forklift, depo, kamyon ve tırlarla yürüyen geleneksel bir iş gibi görünebilir. Oysa teknoloji işimizin merkezinde. Sistemlerimize her gün yüz binlerce kayıt giriliyor. Depolama, nakliye ve mikro dağıtım operasyonlarımızda binlerce cihaz sisteme bağlı. Telefonlar, bilgisayarlar, tabletler ve el terminalleri bu yapının parçası.
Teknoloji işin merkezindeyse yapay zekayı bunun dışında düşünemezsiniz. Ancak yapay zekanın insanın yerine karar veren değil, insanın karar alma sürecini destekleyen bir yapı olarak kullanılması gerektiğine inanıyorum. Lojistikte forklifti kullanan, el terminaliyle sipariş toplayan ve aracı süren insan. İnsan inisiyatifi hala çok önemli.
Yapay zekadan raporlama, kıyaslama, mühendislik ve kaynak planlama hesaplarında yararlanıyoruz. Üç kişi bir konuyu değerlendirmek için toplandığımızda yapay zekayı dördüncü çalışma arkadaşımız, masadaki artı bir kişi gibi görüyoruz. “Bu kararı verirsek sonuç ne olur?”, “İki rapor arasındaki fark nedir?” veya “Bu bulgulardan hangi çıkarım yapılabilir?” gibi sorularda danışman görevi görüyor. Fakat nihai kararı veren bir merkez olarak konumlandırmak için henüz erken.
Robotik sistemlerde işin ne kadar standart ve tanımlı olduğu belirleyici. Her gün aynı biçimde tekrarlanan, çerçevesi belli operasyonlarda makine operatörlerinin yaptığı işleri otonom araçlarla yürütüp yürütemeyeceğimizi araştırıyoruz. İstanbul Anadolu Yakası’ndaki bir depomuzda ürünün üretimden alınarak depoya getirilmesi sürecine ilişkin otonom bir yapı üzerinde çalışıyoruz.
Lojistik operasyonları çok dinamik. Müşteri “Artık palet değil, koli bazında satış yapacağım” dediği anda personel, ekipman ve maliyet yapınız değişebiliyor. Bu nedenle otonom sistemler belirli alanlarda gelişecek; ancak insan girdisinin ve inisiyatifinin önemi devam edecek.
Soğuk zincirde gıda kaybını önlemek için hangi kontroller gerekiyor
Gıda lojistiğinde ürünün belirlenen sıcaklık aralığından çıkması yalnızca kalite değil, gıda güvenliği ve ekonomik kayıp riski yaratıyor. Depo, araç, yükleme rampası ve teslimat noktasındaki sıcaklıkların birbirine bağlı biçimde izlenmesi, soğuk zincirin temel kontrol hattını oluşturuyor.

Necmi Çelik: Gıda lojistiği ve soğuk zincir operasyonlarında en kritik noktalar neler? İsrafın azaltılmasında lojistik nasıl bir rol oynuyor?
Enes Akça: Gıda, soğuk zincirin korunması gereken bir ürün grubu. Ürün belirlenen sıcaklık aralığının dışına çıktığında, maruz kalma süresine de bağlı olarak mikrobiyal risk artabilir. Ürünü yalnızca yeniden soğutmak, yeniden güvenli hale geldiği anlamına gelmez. Bu nedenle gıda lojistiği, hataya toleransın çok düşük olduğu bir alan.
Akca Lojistik’in daha önce de kamuoyuyla paylaştığı tahmine göre, standart donanıma sahip olmayan araçlarla yapılan taşımalarda her yıl yaklaşık 500 bin ton gıda tüketiciye ulaşmadan kaybediliyor. Yolda ezilme, kırılma ve sıcaklık kontrolünün sağlanamaması ciddi miktarda gıda kaybına yol açıyor. Tarladan sofraya ulaşana kadar sebze ve meyvenin de önemli bir bölümü kaybediliyor. Bu yalnızca şirketlerin değil, ülkenin milli servetinin kaybı.
Düzgün bir lojistik operasyon soğuk zincirin kırılmasını ve ürün kaybını azaltabilir. Depoların soğutma sistemlerinin alanın tamamını eşit biçimde soğutması, araçların gerekli sertifikasyonlara sahip olması ve makine ile ekipmanın uygun standartlarda çalışması gerekiyor.
Biz depolarımızda sıcaklığı hem fiziksel kontrollerle hem de sistem altyapısıyla izliyoruz. Toleransın altına veya üstüne çıkıldığında uyarı veren sistemler kullanıyoruz. Araçlarımızdaki veri kaydediciler seyir boyunca sıcaklığı takip ediyor. Ürün müşteriye ulaştığında araç ve ürün sıcaklığı yeniden ölçülüyor. Tolerans dışı bir durum varsa hemen kayıt altına alınıyor.
Yükleme sırasında depo ile aracın sıcaklığının eşitlenmesi önemli. Örneğin 4°C’de tutulması gereken bir ürün için deponun ve aracın aynı sıcaklığa getirilmesi, körüklü rampada iki ortam birbirinden kopmadan yükleme yapılması gerekiyor. Sistemlerin bakımı zamanında yapıldığında ve prosedürler doğru uygulandığında soğuk zincir kırılması olağan bir durum olmaktan çıkıyor.
E-ticaret lojistiğinde müşteri deneyimi ve dönemsel kapasite nasıl yönetiliyor
E-ticaret operasyonları depolama, yazılım entegrasyonu, sipariş hazırlama, takip ve son kullanıcıya teslimatı aynı zincirde birleştiriyor. Kampanya ve okula dönüş dönemlerinde hacmin kısa sürede katlanması, sürekli tutulması maliyetli olan ek kapasite ihtiyacını büyütüyor.
Necmi Çelik: E-ticaret Akca Lojistik’in işinde nasıl bir yer tutuyor? Bu alandaki büyümeyi nasıl görüyorsunuz?
Enes Akça: E-ticaret hem depolama hem de dağıtım tarafında işimizde önemli bir paya sahip. Müşterilerimiz mağazacılıktan çevrim içi platformlara geçtikçe ve orada büyüdükçe bizim operasyonumuz da büyüyor. E-ticaretin iki temel sacayağı olduğuna inanıyorum: teknoloji ve yazılım altyapısı ile lojistik.
E-ticarette müşteri memnuniyetinin üç önemli lojistik unsuru var: hasarsız ve eksiksiz teslimat, takip ve izlenebilirlik, ürünü teslim eden personelin tutumu. Çevrim içi platformlardaki puanlar müşterilerimizin satış performansını doğrudan etkiliyor. Dolayısıyla bizim lojistik performansımız da onların tüketici nezdindeki değerlendirmesine yansıyor.
Pazar yerleri ve kargo şirketleriyle entegrasyonlarımız bulunuyor. Ürün depoda okutulup paketlendiğinde siparişin hazırlandığı bilgisi sisteme geçiyor; ürün yola çıktığında ve dağıtıma çıktığında durum bildirimleri müşteriye ulaşıyor. Böylece uçtan uca takip ve izlenebilirlik sağlanıyor.
Bu alan, son tüketiciye doğrudan dokunduğumuz ve B2C çalıştığımız başlıca iş kollarından biri. Migros Sanal Market ve FİLE Online gibi yapılarda hafif ticari araçlarla son kullanıcıya teslimat gerçekleştiriyoruz. Bir kapıyı çalıp bir poşet ürünü teslim etmek, endüstriyel B2B lojistiğin diğer alanlarından farklı bir deneyim.
E-ticaret aynı zamanda yüksek dönemsel dalgalanma taşıyor. Kampanya veya okula dönüş dönemlerinde günlük iş hacmi normal seviyesinin birkaç katına çıkabiliyor. Şirketlerin bu zirve kapasiteyi sürekli kendi bünyelerinde tutması çok maliyetli. Bu nedenle e-ticaret lojistiği dış kaynak kullanımına en fazla ihtiyaç duyulan alanlardan biri. E-ticaret büyüdükçe lojistik hizmet sağlayıcıları için de önemli bir potansiyel oluşacak.
Depolama ve nakliye sözleşmeleri neden farklı vadelerle kuruluyor
Depolama projeleri raf, ekipman, tesis, bilgi sistemi ve personel yatırımı gerektirdiği için müşteriyle daha uzun süreli ve derin bir operasyonel ilişki kuruyor. Nakliye projelerinde ise tedarikçi değişimi ve operasyon devri daha kısa sürede gerçekleşebiliyor.
Necmi Çelik: Depolama, nakliye ve mikro dağıtımın işinizdeki ağırlığı ve sözleşme yapıları nasıl farklılaşıyor?
Enes Akça: Depolama ve nakliye Akca Lojistik’te daha ön planda. Mikro dağıtım ise bu iki alana göre daha küçük fakat önemli üçüncü iş kolumuz. Nakliye projesini devralmak veya devretmek daha hızlı olabilir. İhale dönemi geldiğinde daha iyi fiyat ve hizmet teklifi sunan başka bir tedarikçiye geçiş yapılabilir.
Depolamada ise fiziksel yatırım, raf, makine ve ekipman, tesis kirası ve personel yapılanması bulunuyor. Bu nedenle değişim daha zor ve ilişki daha uzun vadeli. Depo operasyonlarında genellikle üç ila beş yıllık, ortalama dört yıllık sözleşmelerle ilerliyoruz. Nakliyede sözleşme süreleri çoğunlukla iki ila üç yıl; bir yıllık sözleşmeler de bulunabiliyor.
Depo tarafında karar verilirken yalnızca fiyat değil, yatırımın sürekliliği, operasyonun devredilebilirliği, personel iş birliği ve hizmet kalitesi de önem kazanıyor. Bu nedenle depolama, müşteriyle lojistik şirketi arasında daha derin bir operasyonel ortaklık oluşturuyor.
Akca Lojistik 2027 ve 2030 için hangi büyüme modelini öngörüyor
Şirket, 2027’deki 20. yılına depolama, yurt içi nakliye ve mikro dağıtımda ölçeğini büyüterek; teknoloji, insan kaynağı ve mali yapısını güçlendirerek girmeyi planlıyor. Yabancı ortaklık ve uluslararası taşımacılık ise bugün için yürütülen bir proje değil.
Necmi Çelik: Beş yıllık perspektifte veya 2030’a giderken Akca Lojistik’in gelecek vizyonu nedir?
Enes Akça: 2027 bizim 20. yılımız. İki on yılı tamamlamış bir şirket olacağız. Yaptığımız işe ve lojistik sektörünün büyüme potansiyeline inanıyoruz. Türkiye’de sektör genel ekonominin üzerinde büyüyor. Bunun yanında şirketlerin kendi lojistik operasyonlarını üçüncü parti hizmet sağlayıcılara devretme eğilimi de güçleniyor.
Firmalar ana işlerine odaklanmak istiyor. Lojistiği dış kaynaktan yönetmenin sağladığı konforu ve verimliliği gören şirketler bundan kolay vazgeçmiyor. Biz de bu büyümeye teknoloji, insan kaynağı ve mali yapı olmak üzere üç sacayağını güçlendirerek hazırlanıyoruz.
Her sektörün lojistik ihtiyacı farklı. Gıda şirketi son kullanma tarihini ve tazeliği, tekstil şirketi renk, beden ve ölçüyü, ihracatçı ise başka operasyonel kriterleri önceliklendiriyor. Günde yaklaşık 25 bin palet hareketinin yaşandığı, bunun altında koli ve adet bazında çok daha fazla işlemin bulunduğu bir yapıyı yalnızca insan hafızasıyla yönetemezsiniz. Sistemlerinizin farklı sektörlerin ihtiyaçlarına cevap verecek kadar güçlü olması gerekiyor.
Yatayda büyümeye devam etmek istiyoruz. Rekabetin yoğunlaştığı bir ortamda mevcut verimliliği ve hizmet kalitesini korumak için aynı ölçekte kalmak yeterli olmayabilir. Daha öngörülebilir bir ekonomik ortamda ticaretin ve lojistik hareketliliğin yeniden hızlanacağını düşünüyoruz. Hazırlıklarımızı buna göre yapıyoruz.
Necmi Çelik: Sektörde yabancı yatırımcılar ve büyük satın almalar var. Akca Lojistik’in yabancı ortaklık veya dikey entegrasyon konusunda bir planı bulunuyor mu?
Enes Akça: Türkiye’de belli büyüklüğe ulaşmış ve yabancı yatırımcısı olmayan lojistik şirketlerinden biriyiz. Dünya ölçeğinde bir şirketle birlikte hareket etmenin veya onun organizasyonunun parçası olmanın katkıları olabilir. Ancak bugün böyle bir projemiz veya bu yönde yürüttüğümüz bir süreç yok.
Kendi hedeflerimiz doğrultusunda ilerliyoruz. Yarın biri “Akca Lojistik’in büyümesine destek olayım” derse yapısına, kabiliyetine ve gücüne bakarsınız. Belki birlikte yürürsünüz, belki kendi yolunuza devam edersiniz. Şartlar oluşmadan kesin ifadeler kullanmak doğru değil.
Kurumlar duygularla değil, rasyonaliteyle yönetilmeli. Düzenlemeler, karbon emisyonu kuralları, mesleki yeterlilik şartları ve iş kanunundaki değişiklikler iş yapış biçiminizi dönüştürüyor. Şirketlerin bu değişimlere uyum sağlayacak mali güce, insan kaynağına ve teknolojiye sahip olması gerekiyor. Lojistik şirketleri müşterileri için stratejik tedarikçiler. Güçlü ve yatırım yapabilir durumda olmamız müşterilerimizin de yararına.
Necmi Çelik: Uluslararası taşımacılığı neden büyüme hedefleriniz arasına almıyorsunuz?
Enes Akça: Lojistik çok geniş bir alan. Kara yolu, hava kargo, deniz yolu, gümrük ve sigorta birbirinden farklı uzmanlıklar gerektiriyor. Yurt dışı taşımacılık ve uluslararası lojistik ayrı bir uzmanlık. Bir tır İstanbul’dan Berlin’e de Van’a da gidebilir ve mesafeler birbirine yakın olabilir; fakat iki taşımanın prosedürleri, gereklilikleri ve yeterlilikleri farklıdır.
Bu alana kapalı olmamızın özel bir nedeni yok. Yurt içindeki ana işimizde yapılacak çok şey olduğuna inanıyoruz. Mevcut işinizi yeterli olgunluk seviyesine ulaştırmadan başka alanlara yönelmek, üzerine bastığınız zemini zayıflatabilir.
Aslında müşterilerimize söylediğimiz ilkeyi kendimize de uyguluyoruz: Her şirket en iyi yaptığı ana işe odaklanmalı. Biz de depolama, yurt içi nakliye ve mikro dağıtımda derinleşmeyi; bu alanlardaki teknoloji, insan kaynağı ve operasyon kapasitemizi güçlendirmeyi önceliklendiriyoruz.
Necmi Çelik: Sektörün genel ekonomi içindeki yerini ve yakın gelecek hedeflerini nasıl görüyorsunuz?
Enes Akça: Ticaret Bakanlığının Nisan 2024’te açıkladığı verilere göre Türkiye’nin lojistik ve taşımacılık sektörü, 100 milyar dolarlık pazar büyüklüğüyle küresel lojistik pazarından yüzde 2,5 pay alıyor ve dünyada 11. sırada bulunuyor. Bu, genel ekonominin önünde gelişen ve Türkiye’nin büyümesine katkı sağlayan stratejik bir sektör olduğumuzu gösteriyor.
Sektör zaten büyüyor; ancak lojistik hizmet sağlayıcılarının rolü de ayrıca genişliyor. Şirketler kendi ana işlerine odaklanmak istedikleri için depolama, nakliye ve dağıtım operasyonlarını üçüncü parti lojistik şirketlerine devretmeye daha açık hale geliyor. Bu nedenle hizmet sağlayıcıların sektör içindeki payının büyümeye devam edeceğini düşünüyorum.
Yakın dönemde bölgesel çatışmaların ve küresel gerilimlerin etkisi sürecek. Yakıt fiyatları hızlı hareket ettiğinde lojistik kararları da yavaşlayabiliyor. Nakliyeci, maliyetin bugün mü yoksa yarın mı değişeceğini bilmediğinde yola çıkma ve fiyatlama kararında tereddüt ediyor. Daha öngörülebilir bir ortam oluştuğunda ticaretin ve lojistik hareketliliğin hızlanacağını düşünüyoruz. 2027’nin daha hareketli geçme ihtimaline karşı hazırlıklarımızı buna göre yapıyoruz.
Okura soru
Sizce lojistikte sürdürülebilir dönüşümü en hızlı hangi adım sağlayabilir: rota optimizasyonu, enerji verimli depolar, filo elektrifikasyonu veya yapay zeka destekli planlama? Görüşlerinizi yorumlarda paylaşın.
İlgili haberler
- Acer EMEA lojistikte 2025’e kadar 2.470 ton CO₂ azaltım hedefliyor
- Sütaş 2024 sürdürülebilirlik raporu: Elektriğin yüzde 92’si gübreden, GES 22,2 MWp’a ulaştı
- 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü: Gıda israfı neden küresel bir sistem krizine dönüştü?
- HepsiJET’in yenilikçi adımı: Elektrikli araçlarla dağıtım
- MAN’ın ilk elektrikli kamyonu eTruck yollarda

















