Akca Lojistik Genel Müdürü Enes Akça, 2026’da sürdürülebilir lojistik, yapay zeka, soğuk zincir ve verimlilik yatırımlarını anlattı.
Hızlı bakış
- Akca Lojistik, 2026’da depolama, komple ve parsiyel araç nakliyesi ve mikro dağıtım faaliyetlerini teknoloji ve insan kaynağı yatırımlarıyla büyütüyor.
- Akaryakıt başta olmak üzere maliyetlerdeki dalgalanma, lojistik sektöründe verimlilik ve öngörülebilirliği temel rekabet unsurlarına dönüştürüyor.
- Şirket, yapay zekayı insanın yerine karar veren bir sistemden çok raporlama, kıyaslama ve kaynak planlamasını destekleyen bir çalışma arkadaşı olarak kullanıyor.
- E-ticaret ve gıda lojistiğinde izlenebilirlik, esnek kapasite yönetimi ve soğuk zincirin kesintisiz korunması operasyonun merkezinde yer alıyor.
- Rota optimizasyonu, enerji verimli soğutma, paletlerin yeniden kullanımı ve geri dönüşüm uygulamaları şirketin sürdürülebilirlik yaklaşımını oluşturuyor.
Akca Lojistik, 2007’de başlayan yolculuğunun 20. yılına yaklaşırken depolama, komple ve parsiyel araç nakliyesi ve mikro dağıtım alanlarında büyümeyi sürdürüyor. Genel Müdür Enes Akça, küresel belirsizliklerin ve maliyet dalgalanmalarının belirlediği 2026’da şirketin yeni depo, filo, insan kaynağı ve teknoloji yatırımlarını; yapay zekanın karar süreçlerindeki rolünü; e-ticaret ve gıda lojistiğinin değişen ihtiyaçlarını; soğuk zincir kontrollerini ve sürdürülebilirlik uygulamalarını Yeşil Haber’e anlattı.
Söyleşi: Necmi Çelik
Editoryal hazırlık: Yeşil Haber

Akaryakıt dalgalanması ve maliyet baskısı lojistikte dengeyi nasıl değiştiriyor
Lojistik şirketleri, ekonomik hareketlilik yavaşlarken büyük bölümü kendi kontrolleri dışında belirlenen akaryakıt, iş gücü ve tesis maliyetlerini yönetmek zorunda kalıyor. Akça’ya göre bu ortamda satış fiyatı ile maliyet arasındaki sıkışmayı hafifletecek temel araç, operasyonların daha ölçülebilir ve verimli hale getirilmesi.

Necmi Çelik: Sürdürülebilirlik ve rekabetçi büyüme açısından Akca Lojistik Ağustos 2026 itibarıyla nerede duruyor? Yılın ilk bölümü nasıl geçti, kalan dönem için nasıl bir tablo görüyorsunuz?
Enes Akça: Lojistik tamamlayıcı bir sektör. Genel ekonomik büyümeden ve hizmet verdiğimiz sektörlerdeki gelişmelerden bağımsız hareket edemiyoruz. Hem Türkiye’de hem dünyada kolay bir dönemden geçmiyoruz. Jeopolitik krizler, bölgesel ve küresel çatışmalar makroekonomik dengeleri etkiliyor. Ekonominin genelindeki yavaşlama, ticaret hacmini ve buna bağlı olarak lojistik hareketliliği de doğrudan ilgilendiriyor. Lojistik faaliyeti azalınca da büyüme süreciyle ilgili zorlaştırıcı bir durum ortaya çıkıyor. Burada da artan maliyetleriniz var. Bunları yönetmek çok anlamlı hale geliyor.
2026 büyük ölçüde bu gerilimlerin ve bunların petrol fiyatlarına yansımasının etkisi altında şekillendi ve şekillenmeye devam ediyor.
Akaryakıt bizim en önemli maliyet girdilerimizden biri. Burada yalnızca fiyat artışının değil, dalgalanmanın altını çizmek gerekiyor. Düzenli bir artış olsa ona göre pozisyon alabilirsiniz. Ancak fiyatın bir hafta içinde birkaç defa iki yönlü hareket etmesi öngörülebilirliği ortadan kaldırıyor.
Bununla birlikte çok farklı sektörlere hizmet vermemiz riski dağıtıyor. Tekstil, otomotiv, inşaat ve gıda dahil çok çeşitli alanlarda faaliyet gösteriyoruz. 2026’da yatırımlarımızı ve sürdürülebilir büyüme odağımızı koruyoruz. Ancak pazar daralırken rekabet yoğunlaşıyor ve maliyet yönetimi çok daha kritik hâle geliyor.
Lojistik şirketlerinin maliyetlerinin önemli bir bölümü kendi kontrollerinde değil. Akaryakıt fiyatları küresel petrol piyasasına ve ülkelerin fiyatlama politikalarına bağlı. Personel maliyetlerinde asgari artış devlet tarafından belirleniyor. Kiralık depoların ve tesislerin maliyetleri de yine düzenlemelerden ve genel fiyat hareketlerinden etkileniyor. Bu üç büyük kalem bizim ana maliyet girdimizi oluşturuyor ve bunlar üzerinde çok söz sahibi değiliz.
Pazarın da daraldığı ve rekabetin arttığı böyle zamanlarda satış fiyatlarınızla maliyetleriniz arasında sıkışmanız söz konusu oluyor. Burada verimlilik ve işlerinizi düzgün yönetmek ön plana çıkıyor. Verimlilik, işinizi doğru yönetmenin temel şartına dönüşüyor.
Necmi Çelik: 2026’yı Akca Lojistik açısından olumlu ve özel kılan gelişmeler neler? Hangi alanlarda büyüyorsunuz?
Enes Akça: Faaliyetlerimizi üç ana başlıkta topluyoruz: depolama, komple ve parsiyel araç nakliyesi ve şehir içi teslimatları kapsayan mikro dağıtım. Büyümeyi de nicelik ve nitelik; başka bir ifadeyle yatay ve dikey büyüme olarak ele alıyoruz.

Yatay büyüme tarafında depo hacmimizi artırmaya yönelik çalışmalar yaptık ve devam ediyoruz. Yıl bitmeden hem kuru hem de soğuk alanı bulunan yeni bir depoyu sistemimize katmayı hedefliyoruz. Hizmet verdiğimiz projeler doğrultusunda kiralık araçlar da dahil filomuzu genişletiyoruz. Nakliye tarafında portföyümüze önemli müşteriler ekledik.
Mikro dağıtım da bizim için önemli. E-ticareti, mağaza dağıtımlarını, perakende ve günlük ticarete verilen hizmetleri kapsıyor. Ülkedeki satın alma ve alışveriş dinamizmi nedeniyle hareketli bir alan; bu tarafta da filomuzu büyütmeye çalışıyoruz.
Dikey büyümede ise lojistik şirketlerinin üç temel sacayağının önemli olduğunu düşünüyoruz: teknoloji, insan kaynağı ve güçlü finansal yapı. Büyük ölçekli operasyonları yönetebilmek için bu üç alana da yatırım yapmak zorundasınız. Bu yıl eğitim birimimizi güçlendirdik, çalışma arkadaşlarımızın niteliğini artırmaya yönelik programları geliştirdik. Kalite departmanımız iş süreçlerini daha iyi yönetmek için aktif çalışıyor. Depo ve nakliye yönetim sistemlerimize, entegrasyon katmanlarımıza, donanım ve yazılım altyapımıza yatırım yapmayı sürdürüyoruz.
Lojistikte verimlilik rota, depo içi hareket ve kaynak planlamasıyla nasıl ölçülüyor
Akca Lojistik, verimlilik hesabını yalnızca şehirler arası taşıma rotasıyla sınırlamıyor. Depo içinde yürüyen personelin attığı adım, ürünün rampaya ulaşma süresi, ekipmanın çalışma saati ve bir sipariş için gereken insan kaynağı da ölçümün parçası olarak ele alınıyor.

Necmi Çelik: Rota, yakıt tüketimi, depo içi hareket ve kaynak planlaması gibi alanlarda verimlilik çalışmalarını nasıl yürütüyorsunuz?
Enes Akça: Lojistik, özünde verimlilik olan bir faaliyet alanı. Bir lojistik hizmet sağlayıcısının amacı, müşterisinin operasyonunu daha yalın, verimli, uygun maliyetli ve yüksek hizmet kalitesiyle yönetebilmek. Bu nedenle verimlilik hem müşteri memnuniyeti hem de rekabet gücü açısından merkezde.
Rota optimizasyonunda en uygun güzergâhı ve yakıt maliyetini hesaplıyoruz. Ancak rota yalnızca şehirler arasındaki yol değil. Depo içindeki mikro rotalar da bizim için önemli. Sipariş toplayan çalışma arkadaşımızın attığı adım sayısını, ürünü rampaya ne kadar sürede getirdiğini ve hangi ürünlerin daha sık sipariş edildiğini takip ediyoruz. Çok hareket gören ürünleri daha yakın bölgelere alarak depo yerleşimini yeniden planlıyoruz.
Makine ve ekipman kullanımını da aynı anlayışla ölçüyoruz. Bir araçta kilometreyi izlediğiniz gibi depodaki elektrikli ekipmanın kaç saat çalıştığını izlemek gerekiyor. Elektrikli transpalet mi, reach truck türü istif aracı mı kullanılmalı; sipariş iki koridordan mı, üç koridordan mı toplanmalı; ürün rampaya ne kadar yakın olmalı? Bunların hepsinin sayısal karşılığı var. ABC analizleriyle ürünlere en kısa sürede ve en az hareketle ulaşılmasını sağlıyoruz. Bu sayede çalışma arkadaşlarımızın operasyonel yükünü azaltırken, makine ve ekipmanlarımızı daha verimli kullanıyor, enerji tüketimini de optimize ediyoruz.

Operasyonumuza özel yazdırdığımız Nakliye Yönetim Sistemimiz (TMS) sayesinde değişen operasyon ihtiyaçlarımıza çok daha hızlı cevap verebiliyor, rotalarımızı ve araç planlamamızı sürekli optimize ediyoruz. Bu sayede araç doluluk oranlarını artırıyor, gereksiz kilometreyi ve yakıt tüketimini azaltarak hem maliyet hem de çevresel etki açısından daha verimli bir yapı oluşturuyoruz.
Ayrıca her projemizde kaynak hesabı yapıyoruz. Kaç sipariş geleceğini, bir siparişin kaç dakikada toplanacağını, rampaya ulaşma ve kontrol süresini, kaç operatör ve yönetici gerektiğini hesaplıyoruz. Sonra bu mühendislik hesabını gerçekleşen performansla ve geçmiş verilerle karşılaştırıyor, verimliliğimizi ölçüyoruz.
Yeşil Haber değerlendirmesi: Verimlilikte belirleyici olan yalnızca veri toplamak değil, veriyi nitelikli insan kaynağıyla anlamlandırmak ve planlanan kaynak kullanımını gerçekleşen performansla karşılaştırmak. Depo içindeki adım sayısından araç doluluğuna uzanan bu ölçüm, maliyet yönetimi ile sürdürülebilirlik arasındaki bağı görünür kılıyor.

Necmi Çelik: Müşterileriniz arasında lojistiği ilk kez dış kaynakla yönetenler de, başka bir lojistik şirketinden size geçenler de var mı? Akca Lojistik bu operasyonlara nasıl değer katıyor?
Enes Akça: Her ikisi de var. Kendi lojistiğini yöneten bir şirketin ilk dış kaynak lojistik tedarikçisi olduğumuz projeler bulunuyor. Müşteri bazen operasyonunda bir açmaza giriyor ve uzmanlığımıza başvuruyor. İhale yoluyla veya doğrudan temasla başlayan bu projelerde, operasyonu toparlamak ve uzman bir elin yarattığı farkın müşteri tarafından görülmesi büyük bir tatmin sağlıyor.
Müşteri ilişkilerimizde uzun vadeli ve sürdürülebilir iş birlikleri kurmayı önemsiyoruz. Elbette fiyatlama ve ihale süreçleri var. Ancak lojistik çok fazla enerji ve yönetim odağı isteyen bir alan. Bir patronun, girişimcinin veya yöneticinin asıl işine odaklanması gerekirken en büyük gündemi lojistik operasyonu hâline gelebiliyor. Biz bu yükü hem maddi hem de yönetsel açıdan hafifletiyoruz.
Satış ve pazarlama yapan bir şirket, ürünün fiyatlamasına, pazar erişimine ve müşteri segmentlerine odaklanmalı. Depodan ürünün çıkıp çıkmadığını veya nasıl çıktığını günlük temel sorun olarak yaşamamalı. Lojistik hizmeti; sözleşme, hizmet seviyesi anlaşması ve anahtar performans göstergeleri (KPI) üzerinden uzman tedarikçiye devredilmeli, sonuçları günlük veya haftalık olarak ölçülmeli.
Başka bir lojistik şirketinin yürüttüğü operasyonları devraldığımız projeler de var. Herkes işini iyi yapmaya çalışıyor; ancak bazen müşteriyle tedarikçi arasında yapı veya çalışma biçimi uyuşmayabiliyor. Akca Lojistik olarak girdiğimiz işte varlığımızın hissedilmesini, bir şeyi daha iyi ve farklı yapmayı önceliklendiriyoruz. Devraldığımız her operasyonda süreçlere ölçülebilir bir katma değer sağlamayı ve hizmet kalitesini daha ileriye taşımayı hedefliyoruz.
Sürdürülebilir lojistik rota optimizasyonundan enerji verimli soğutmaya nasıl uzanıyor
Akça’ya göre sürdürülebilirlik, operasyonun dışında yürütülen ayrı bir kurumsal programdan çok yakıt, enerji, ekipman, kağıt, ambalaj ve zaman kullanımını azaltan gündelik kararların toplamı. Büyük şirketlerin tedarikçi seçiminde sürdürülebilirlik yol haritasını sorgulaması da bu yaklaşımı iş modelinin parçası haline getiriyor.

Necmi Çelik: Akca Lojistik sürdürülebilirlik yolculuğunda nerede duruyor? Hangi uygulamalara öncelik veriyorsunuz?
Enes Akça: Lojistik bir verimlilik sektörü. Bu nedenle her verimlilik ve dijitalleşme projesinin aynı zamanda bir sürdürülebilirlik projesi olduğuna inanıyoruz. Rota optimizasyonuyla daha az yakıt tüketmek, depoda makineleri daha ekonomik kullanarak ve çalışma arkadaşlarımızı daha az yorarak sipariş hazırlamak, kâğıt tüketimini ve şirket içi bürokrasiyi azaltmak hem operasyonel verimlilik hem de çevresel katkı sağlıyor.
Sürdürülebilirlik artık bir lüks değil, gereklilik. Bir anlamda iş kültürümüzün, sektördeki varlık nedenimizin en önemli taşları sürdürülebilirlik kriterleriyle biçimleniyor. Büyük şirketlerin tedarikçisiyiz ve ihale süreçlerinde müşterilerimiz bize sürdürülebilirlik yol haritamızı, kendi projelerine nasıl katkı sağlayacağımızı soruyor. Bu bilinç artık kurumların tamamına yayılıyor.
Operasyonel verimlilikten iş sağlığı ve güvenliğine, çevre farkındalığından atık yönetimine, enerji ve su tasarrufuna kadar birçok konuda ekiplerimize düzenli eğitimler veriyoruz. Palet önemli girdilerimizden biri. Hasarlı paletleri tamir istasyonlarında yeniden kullanıma kazandırıyoruz. Hesaplamalarımıza göre bu uygulamalarla yılda yaklaşık 3 bin ağacın kesilmesini önlüyoruz.
Tesislerimizin bazıları yerleşim yerlerine yakın. Bu nedenle gürültü, trafik akışı ve yaya güvenliği de sürdürülebilirlik yaklaşımımızın içinde. Ses izolasyonu ve görüntü kesici duvarlar kullanıyor; yerel yönetimler ve trafik birimleriyle çevredeki araç ve yaya akışını düzenlemeye yönelik çalışmalar yapıyoruz. Streç, koli ve diğer sarf malzemelerinin geri dönüşüme kazandırılması için belediyelerle iş birliği yürütüyoruz.
Yeni tesis yatırımlarımızda kullanılacak teknolojilerin enerji tüketimine de odaklanıyoruz. Eski tip iklimlendirme sistemleri yerine mühendislik hesaplarıyla projelendirilen merkezi soğutma sistemlerini tercih ediyoruz. Bu sistemler klasik uygulamalara göre yaklaşık yüzde 30 daha düşük enerji tüketimi sağlıyor. Bu da hem operasyonel verimliliğimizi artırıyor hem de enerji kaynaklarının daha verimli kullanılmasına katkı sağlıyor.
Enerji verimliliğinde kullanılan teknoloji kadar tesisin yapısal özellikleri de önemli. Bu nedenle zemin izolasyonundan panel kalınlıklarına kadar tüm yapısal detayları ısı kayıplarını en aza indirgeyecek şekilde planlıyoruz.
Enerji verimliliğini destekleyen bir diğer önemli unsur ise izlenebilirlik. Tesislerimizde hem iç hem de dış takip mekanizmalarıyla tüm süreci anlık olarak izleyebiliyoruz. İçeride alarm sistemleriyle oluşabilecek herhangi bir sapmaya anında müdahale edilirken, dışarıdan da yetkili ekiplerimiz tesislerimizi mobil cihazlar üzerinden takip edebiliyor. Böylece olası aksaklıklara çok kısa sürede müdahale ederek hem ürün güvenliğini hem de enerji verimliliğini sağlıyoruz.
Yapay zeka ve robotik sistemler lojistik kararlarını nasıl destekliyor
Akça, yapay zekayı depo ve nakliye operasyonlarında nihai kararı veren bir merkez olarak değil; raporları karşılaştıran, olası sonuçları gösteren ve kaynak planlamasını destekleyen “artı bir çalışma arkadaşı” olarak tanımlıyor. Robotik yatırımlarda ise operasyonun standart ve tekrarlanabilir olması belirleyici.

Necmi Çelik: Akıllı depo teknolojileri, yapay zeka ve robotik sistemler bakımından Akca Lojistik hangi noktada?
Enes Akça: Lojistik dışarıdan bakıldığında forklift, depo, kamyon ve tırlarla yürüyen geleneksel bir iş gibi görünebilir. Oysa teknoloji işimizin merkezinde. Sistemlerimize her gün yüz binlerce kayıt giriliyor; depolama, nakliye ve mikro dağıtım operasyonlarımızda binlerce cihaz sisteme bağlı. Telefonlar, bilgisayarlar, tabletler ve el terminalleri bu yapının parçası.
Teknoloji işin merkezindeyse yapay zekayı bunun dışında düşünemezsiniz. Ancak yapay zekanın insanın yerine karar veren değil, insanın karar alma sürecini destekleyen bir yapı olarak kullanılması gerektiğine inanıyorum. Lojistikte forklifti kullanan, el terminaliyle sipariş toplayan ve aracı süren insan. İnsan inisiyatifi hâlâ çok önemli.
Yapay zekadan raporlama, kıyaslama, mühendislik ve kaynak planlama hesaplarında yararlanıyoruz. Üç kişi bir konuyu değerlendirmek için toplandığımızda yapay zekayı dördüncü çalışma arkadaşımız, masadaki artı bir kişi gibi görüyoruz. “Bu kararı verirsek sonuç ne olur?”, “İki rapor arasındaki fark nedir?”, “Bu bulgulardan hangi çıkarım yapılabilir?” gibi sorularda bir danışman görevi görüyor. Fakat nihai kararı veren bir merkez olarak konumlandırmak için erken.
Robotik sistemlerde ise işin ne kadar standart ve tanımlı olduğu belirleyici. Her gün aynı biçimde tekrarlanan, çerçevesi belli operasyonlarda makine operatörlerinin yaptığı işleri otonom araçlarla yürütüp yürütemeyeceğimizi araştırıyoruz. İstanbul Anadolu Yakası’ndaki bir depomuzda, ürünün üretimden alınarak depoya getirilmesi sürecine ilişkin otonom bir yapı üzerinde çalışıyoruz.
Lojistik operasyonları çok dinamik. Müşteri “Artık palet değil koli bazında satış yapacağım” dediği anda personel, ekipman ve maliyet yapınız değişebiliyor. Bu nedenle otonom sistemler belirli alanlarda gelişecek; ancak insan girdisinin ve inisiyatifinin önemi devam edecek.
Soğuk zincirde gıda kaybını önlemek için hangi kontroller gerekiyor
Gıda lojistiğinde ürünün belirlenen sıcaklık aralığından çıkması yalnızca kalite değil, gıda güvenliği ve ekonomik kayıp riski yaratıyor. Depo, araç, yükleme rampası ve teslimat noktasındaki sıcaklıkların birbirine bağlı biçimde izlenmesi, soğuk zincirin temel kontrol hattını oluşturuyor.

Necmi Çelik: Gıda lojistiği ve soğuk zincir operasyonlarında en kritik noktalar neler? İsrafın azaltılmasında lojistik nasıl bir rol oynuyor?
Enes Akça: Gıda, soğuk zincirin korunması gereken bir ürün grubu. Ürün belirlenen sıcaklık aralığının dışına çıktığında, maruz kalma süresine de bağlı olarak mikrobiyal risk artabilir. Ürünü yalnızca yeniden soğutmak, yeniden güvenli hale geldiği anlamına gelmez. Bu nedenle gıda lojistiği, hataya toleransın çok düşük olduğu bir alan.
Bu nedenle gıda taşımacılığında çok dikkatli olunması gerekiyor. Türkiye’de standart donanıma sahip olmayan araçlarla yapılan taşımalarda her yıl yaklaşık 500 bin ton gıda ürünü heba oluyor. Yolda ezilme, kırılma ve sıcaklık kontrolünün sağlanamaması nedeniyle ciddi miktarda gıda kaybı yaşanıyor. Tarladan sofraya ulaşana kadar sebze ve meyvenin dörtte biri kaybediliyor.
Bu yalnızca şirketlerin değil, ülkenin milli servetinin kaybı.
Düzgün bir lojistik operasyon, soğuk zincirin kırılmasını ve ürün kaybını azaltabilir. Depoların soğutma sistemlerinin alanın tamamını eşit biçimde soğutması, araçların gerekli sertifikasyonlara sahip olması ve makine-ekipmanın uygun standartlarda çalışması gerekiyor.
Biz depolarımızda sıcaklığı hem fiziki olarak hem de sistem altyapısıyla izliyoruz. Toleransın altına veya üstüne çıkıldığında uyarı veren sistemler kullanıyoruz. Araçlarımızdaki veri kaydediciler seyir boyunca sıcaklığı takip ediyor. Ürün müşteriye ulaştığında araç ve ürün sıcaklığı yeniden ölçülüyor. Tolerans dışı bir durum varsa hemen kayıt altına alınıyor.
Yükleme sırasında depo ile aracın sıcaklığının eşitlenmesi önemli. Örneğin artı 4 derecede tutulması gereken bir ürün için deponun ve aracın artı 4 dereceye getirilmesi, körüklü rampada iki ortamın birbirinden kopmadan yükleme yapılması gerekiyor. Sistemlerin bakımı zamanında yapıldığında ve prosedürler doğru uygulandığında soğuk zincir kırılması olağan bir durum olmaktan çıkıyor.
Yeşil Haber veri notu: Yüzde 60 hane, yüzde 28 gıda hizmetleri ve yüzde 12 perakende dağılımı, UNEP’in 2024 Gıda İsrafı Endeksi Raporu kapsamında 2022 yılı için hesaplanan küresel gıda israfına aittir; Türkiye’ye özgü bir dağılım değildir. Taşıma sırasında oluşan kayıp ile perakende ve tüketici aşamasındaki israf farklı ölçüm kapsamlarıdır. Söyleşide Türkiye için aktarılan yaklaşık 500 bin ton taşıma kaybı ve sebze-meyvede dörtte bir kayıp ifadeleri Akça’nın değerlendirmesidir.
E-ticaret lojistiğinde müşteri deneyimi ve dönemsel kapasite nasıl yönetiliyor
E-ticaret operasyonları depolama, yazılım entegrasyonu, sipariş hazırlama, takip ve son kullanıcıya teslimatı aynı zincirde birleştiriyor. Kampanya ve okula dönüş dönemlerinde hacmin kısa sürede katlanması, sürekli tutulması maliyetli olan ek kapasite ihtiyacını büyütüyor.
Necmi Çelik: E-ticaret Akca Lojistik’in işinde nasıl bir yer tutuyor? Bu alandaki büyümeyi nasıl görüyorsunuz?
Enes Akça: E-ticaret son yıllarda çok hızlı büyüyor. Ticaret Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de e-ticaret hacmi 2025 yılında yüzde 52,2 artarak 4,6 trilyon TL’nin üzerine çıktı. E-ticaretin toplam ticaret içindeki payı da yaklaşık yüzde 20 seviyesine ulaştı. Şirketimizde de e-ticaret hem depolama hem de dağıtım tarafında işimizde önemli bir paya sahip. Müşterilerimiz mağazacılıktan çevrim içi platformlara geçtikçe ve orada büyüdükçe bizim operasyonumuz da büyüyor. E-ticaretin iki sacayağı olduğuna inanıyorum: teknoloji-yazılım ve lojistik.
Yapılan araştırmalara göre e-ticarette müşteri memnuniyetini belirleyen üç temel unsurun tamamı lojistikle ilgili: hasarsız ve eksiksiz teslimat, takip ve izlenebilirlik ve ürünü teslim eden personelin tutumu. Çevrim içi platformlardaki puanlar müşterilerimizin satış performansını doğrudan etkiliyor; dolayısıyla bizim lojistik performansımız onların tüketici nezdindeki değerlendirmesine yansıyor.
Pazar yerleri ve kargo şirketleriyle entegrasyonlarımız bulunuyor. Ürün depoda okutulup paketlendiğinde siparişin hazırlandığı bilgisi sisteme geçiyor; ürün yola çıktığında ve dağıtıma çıktığında statü bildirimleri müşteriye ulaşıyor. Böylece uçtan uca takip ve izlenebilirlik sağlanıyor.
Bu alan bizim son tüketiciye doğrudan dokunduğumuz, B2C çalıştığımız başlıca iş kolu. Hizmet verdiğimiz online perakende ve e-ticaret operasyonlarında, hafif ticari araçlarla son kullanıcıya doğrudan teslimat gerçekleştiriyoruz. Bir kapıyı çalıp bir poşet ürünü teslim etmek, endüstriyel B2B lojistiğin diğer alanlarından farklı bir deneyim.
E-ticaret aynı zamanda çok yüksek dönemsel dalgalanma taşıyor. Kampanya veya okula dönüş dönemlerinde günlük iş hacmi normal seviyesinin katlarına çıkabiliyor. Şirketlerin bu zirve kapasiteyi sürekli kendi bünyelerinde tutması çok maliyetli. Bu nedenle e-ticaret lojistiği dış kaynak kullanımına en fazla ihtiyaç duyulan alanlardan biri. E-ticaret büyüdükçe lojistik hizmet sağlayıcıları için de önemli bir potansiyel oluşacak.
Akca Lojistik olarak biz de bu büyümeye teknolojiyi daha doğru kullanarak, operasyonlarımızı sürekli geliştirerek ve şehir içi dağıtım kabiliyetimizi güçlendirerek cevap vermeye devam edeceğiz. Bunu yaparken hem müşteri beklentilerini karşılamayı hem de kaynakları daha verimli kullanarak çevresel etkimizi azaltmayı hedefliyoruz.
Depolama ve nakliye sözleşmeleri neden farklı vadelerle kuruluyor
Depolama projeleri raf, ekipman, tesis, bilgi sistemi ve personel yatırımı gerektirdiği için müşteriyle daha uzun süreli ve derin bir operasyonel ilişki kuruyor. Nakliye projelerinde ise tedarikçi değişimi ve operasyon devri daha kısa sürede gerçekleşebiliyor.

Necmi Çelik: Depolama, nakliye ve mikro dağıtımın işinizdeki ağırlığı ve sözleşme yapıları nasıl farklılaşıyor?
Enes Akça: Depolama ve nakliye Akca Lojistik’te daha ön planda; mikro dağıtım ise bu iki alana göre nispeten daha küçük fakat önemli üçüncü iş kolumuz. Nakliye projesini devralmak veya devretmek daha hızlı olabilir. İhale dönemi geldiğinde daha iyi fiyat ve hizmet teklifi sunan başka bir tedarikçiye geçiş yapılabilir.
Depolamada ise fiziki yatırım, raf, makine-ekipman, tesis kirası ve personel yapılanması bulunuyor. Bu nedenle değişim daha zor ve ilişki daha uzun vadeli. Depo operasyonlarında genellikle üç ila beş yıllık, ortalama dört yıllık sözleşmelerle ilerliyoruz. Nakliyede sözleşme süreleri çoğunlukla iki ila üç yıl; bir yıllık sözleşmeler de bulunabiliyor.
Depo tarafında karar verilirken yalnızca fiyat değil, yatırımın sürekliliği, operasyonun devredilebilirliği, personel iş birliği ve hizmet kalitesi de önem kazanıyor. Bu nedenle depolama, müşteriyle lojistik şirketi arasında daha derin bir operasyonel ortaklık oluşturuyor.
Akca Lojistik 2027 ve 2030 için hangi büyüme modelini öngörüyor
Şirket, 2027’deki 20. yılına depolama, yurt içi nakliye ve mikro dağıtımda ölçeğini büyüterek; teknoloji, insan kaynağı ve mali yapısını güçlendirerek girmeyi planlıyor. Uluslararası taşımacılık yerine, güçlü olduğu yurt içi faaliyet alanlarında uzmanlaşmayı ve operasyonel kapasitesini derinleştirmeyi önceliklendiriyor.

Necmi Çelik: Beş yıllık perspektifte veya 2030’a giderken Akca Lojistik’in gelecek vizyonu nedir?
Enes Akça: 2027 bizim 20. yılımız. Yaptığımız işe ve lojistik sektörünün büyüme potansiyeline inanıyoruz. Türkiye’de sektör, genel ekonominin üzerinde büyüyor. Bunun yanında şirketlerin kendi lojistik operasyonlarını üçüncü parti hizmet sağlayıcılara devretme eğilimi de güçleniyor.
Firmalar ana işlerine odaklanmak istiyor. Lojistiği dış kaynaktan yönetmenin sağladığı konforu ve verimliliği gören şirketler bundan kolay vazgeçmiyor. Biz de bu büyümeye teknoloji, insan kaynağı ve mali yapı olmak üzere üç sacayağını güçlendirerek hazırlanıyoruz.
Her sektörün lojistik ihtiyacı farklı. Gıda şirketi son kullanma tarihini ve tazeliği, tekstil şirketi renk, beden ve ölçüyü, ihracatçı ise başka operasyonel kriterleri önceliklendiriyor. Günde yaklaşık 25 bin palet hareketinin yaşandığı, bunun altında koli ve adet bazında çok daha fazla işlemin bulunduğu bir yapıyı yalnızca insan hafızasıyla yönetemezsiniz. Sistemlerinizin farklı sektörlerin ihtiyaçlarına cevap verecek kadar güçlü olması gerekiyor.
Yatayda büyümeye devam etmek istiyoruz. Rekabetin yoğunlaştığı bir ortamda mevcut verimliliği ve hizmet kalitesini korumak için aynı ölçekte kalmak yeterli olmayabilir. Daha öngörülebilir bir ekonomik ortamda ticaretin ve lojistik hareketliliğin yeniden hızlanacağını düşünüyoruz; hazırlıklarımızı buna göre yapıyoruz.
Necmi Çelik: Uluslararası taşımacılığı neden büyüme hedefleriniz arasına almıyorsunuz?
Enes Akça: Lojistik çok geniş bir alan. Kara yolu, hava kargo, deniz yolu, gümrük ve sigorta birbirinden farklı uzmanlıklar gerektiriyor. Yurt dışı taşımacılık ve uluslararası lojistik ayrı bir uzmanlık. Bizim yaptığımız iş lojistiğin bir alanı, bir parçası. Bir tır İstanbul’dan Berlin’e de Van’a da gidebilir ve mesafeler birbirine yakın olabilir; fakat iki taşımanın prosedürleri, gereklilikleri ve yeterlilikleri farklıdır.
Bu alana kapalı olmamızın özel bir nedeni yok. Yurt içindeki ana işimizde yapılacak çok şey olduğuna inanıyoruz. Biz büyümede önceliğimizi, güçlü olduğumuz alanlarda uzmanlığımızı ve operasyonel kapasitemizi daha da derinleştirmeye veriyoruz.
Aslında müşterilerimize söylediğimiz ilkeyi kendimize de uyguluyoruz: Her şirket en iyi yaptığı ana işe odaklanmalı. Biz de depolama, yurt içi nakliye ve mikro dağıtımda derinleşmeyi; bu alanlardaki teknoloji, insan kaynağı ve operasyon kapasitemizi güçlendirmeyi önceliklendiriyoruz.
Sektör perspektifi: Türkiye lojistik pazarı ve üçüncü parti hizmetlerin rolü
Akça, lojistik sektörünün genel ekonomiyi destekleyen konumunu ve şirketlerin ana işlerine odaklanmasıyla üçüncü parti hizmet sağlayıcıların genişleyen rolünü değerlendiriyor.
Necmi Çelik: Sektörün genel ekonomi içindeki yerini ve yakın gelecek hedeflerini nasıl görüyorsunuz?
Enes Akça: Ülkemiz 1,56 trilyon dolarlık GSYH’siyle dünyanın en büyük 17. ekonomisi konumunda. Lojistik sektörünün ülke ekonomisindeki payı ise gelişmekte olan ülkeler ortalamasına paralel şekilde yüzde 10–12 bandında seyrediyor.
Türkiye lojistik ve taşımacılık sektörü, yaklaşık 200 milyar dolarlık pazar büyüklüğü ile küresel lojistik pazarından yüzde 2,5 pay alarak dünyada 11., Avrupa’da ise 5. sırada bulunuyor. Turizmden sonra en çok gelecek vadeden ikinci sektör. Türkiye ekonomisinin genel büyüme hızının üzerinde büyüyen ve diğer sektörleri destekleyen stratejik bir yapıya sahip. Bu açıdan kıymetli ve stratejik bir iş yapıyoruz diyebilirim.
Önümüzdeki dönemde 200 milyar dolarlık büyüklükteki payımızın daha da büyüyeceğini, üçüncü parti lojistik hizmet sağlayıcılarının sektör içindeki payının daha da artacağını düşünüyorum. Sektörümüz Türkiye’nin genel ekonomisinden daha hızlı büyüyor; bununla birlikte alt başlıkta lojistik sektöründeki hizmet sağlayıcıların rolü de büyüyor. Çünkü insanlar kendi işlerine odaklanmak istiyorlar.
Türkiye’de lojistik sektörünün büyüme potansiyeline inanıyorum. Daha öngörülebilir bir ekonomik ortamın oluşmasıyla ticaretin ve lojistik hareketliliğinin yeniden ivme kazanacağını öngörüyorum. Akca Lojistik olarak biz de bu döneme teknoloji, insan kaynağı ve operasyonel kapasitemizi güçlendirerek hazırlanıyoruz.
Yeşil Haber veri notu: Yukarıdaki yaklaşık 200 milyar dolarlık pazar büyüklüğü, GSYH ve sıralama bilgileri Akça’nın söyleşide aktardığı sektör değerlendirmesidir. Nisan 2024 tarihli Ticaret Bakanlığı açıklamasında ise pazar büyüklüğü 100 milyar dolar, küresel pay yüzde 2,5 ve dünya sıralaması 11 olarak yer alıyordu. Referans dönemleri ve hesap kapsamları eşleştirilmeden bu iki pazar büyüklüğü üzerinden artış oranı hesaplanmamalıdır.
Editör notu: Söyleşideki şirket faaliyetleri, yatırım hedefleri, çevresel kazanımlar, e-ticaret ve sektör verileri Enes Akça’nın açıklamalarına dayanmaktadır. Yeşil Haber’in bölüm girişleri, veri notları ve değerlendirmeleri söyleşi yanıtlarından ayrı sunulmuştur.
Okura soru
Sizce lojistikte sürdürülebilir dönüşümü en hızlı hangi adım sağlayabilir: rota optimizasyonu, enerji verimli depolar, filo elektrifikasyonu veya yapay zeka destekli planlama? Görüşlerinizi yorumlarda paylaşın.
İlgili haberler
- Acer EMEA lojistikte 2025’e kadar 2.470 ton CO₂ azaltım hedefliyor
- Sütaş 2024 sürdürülebilirlik raporu: Elektriğin yüzde 92’si gübreden, GES 22,2 MWp’a ulaştı
- 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü: Gıda israfı neden küresel bir sistem krizine dönüştü?
- HepsiJET’in yenilikçi adımı: Elektrikli araçlarla dağıtım
- MAN’ın ilk elektrikli kamyonu eTruck yollarda






