Koyu gri panelde “Kömürden planlı çıkış” başlığı; sağda yeşil tepelerle çevrili bir maden kasabasında eski bir maden kulesi, işçi evleri ve sırtta yeni güneş panelleri ile bir yüksek gerilim direği
Ulusal Adil Geçiş Stratejisi taslağında kömür bölgeleri için takvim, fon ve yerel plan sorusu açık duruyor.
REKLAM

Ulusal Adil Geçiş Stratejisi taslağı nihai hâline yaklaşırken kömür bölgelerinde asıl soru, çıkışın takvimi, fonu ve yerel planının birlikte kurulup kurulmayacağı.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB) koordinasyonunda hazırlanan Ulusal Adil Geçiş Stratejisi ve Eylem Planı taslak aşamasında ve nihai hâli henüz açıklanmadı. Kömür bölgelerindeki işçilere hangi güvencenin sunulacağı, taslak üzerindeki tartışmanın merkezinde. Yeşil Haber’in bakışı ise açık: Kömürden çıkışta takvimsizlik de, plansız ve aceleci bir kapanış da dönüşümü geri iter.

Taslak nerede?

ÇSGB’nin 13 Ekim tarihli duyurusuna göre taslak, 8–9 Ekim’de Ankara’da kamu kurumları, sosyal taraflar, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarından 200’ü aşkın paydaşın katıldığı toplantılarda ele alındı. Toplantıların ilk gününde öncelikli sektörler ve sektörel eylem önerileri, ikinci gününde beceriler, kapsayıcı dönüşüm ve sosyal koruma başlıkları tartışıldı. Katılımcılar eylemleri sorumlu kurumlar, takvim ve göstergeler açısından değerlendirdi. Bakanlık, görüşler ve yazılı katkılarla strateji belgesi ile eylem planının nihai hâline getirileceğini açıkladı, ancak bir tarih vermedi.

REKLAM

Taslakta neler var?

Yeşil Haber, taslağın tam metnine ulaşamadı. Taslağın içeriğine dair kamuoyuna yansıyan ayrıntılar, 17 sivil toplum kuruluşundan oluşan İklim Ağı’nın 27 Ekim’deki açıklamasından geliyor. Açıklamaya göre eylem planı 109 eylemden oluşuyor. Taslak, geçişten en çok etkilenecek grup olarak 35–55 yaş arası, tam zamanlı çalışan erkek kömür işçilerini tanımlıyor ve kömürü stratejik bir maden olarak niteliyor. Ağa göre Bakanlık, taslağı COP31’de diğer ülkelere örnek olarak sunmayı planlıyor. İklim Ağı, taslakta kömür bölgelerine yönelik somut eylem ve kömürden çıkış takvimi bulunmadığını savunuyor.

Kömür bölgelerinde tablo

SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi’nin analizine göre Türkiye’de kömür madenciliğinde doğrudan yaklaşık 40 bin kişi çalışıyor. Bu, toplam istihdamın yaklaşık yüzde 0,2’si. Ancak yük bölgesel olarak yoğunlaşıyor: Zonguldak–Karabük–Bartın havzasında madencilik istihdamın yüzde 4’ünü aşıyor. Soma, Kınık, Kilimli, Amasra, Laçin ve Mihalıççık’ta madencilik en büyük istihdam sektörü.

Elektrik tarafında ise çıkışın zemini henüz yok. Ember verisine göre kömür, 2025’te elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 34’ünü karşılayarak en büyük kaynak oldu. Türkiye’nin 2035 hedefini içeren ikinci ulusal katkı beyanında kömür için bir tarih, hedef ya da sınır bulunmuyor. Yerli kömür santrallerine sağlanan alım garantisi 2029 sonuna uzanıyor.

Kömür bölgelerindeki tabloyu gösteren infografik: kömür madenciliğinde doğrudan yaklaşık 40 bin kişi çalışıyor, Zonguldak havzasında madencilik istihdamın yüzde 4'ünü aşıyor; kömür 2025'te elektriğin yüzde 34'ünü karşıladı, yerli kömüre alım garantisi 2029 sonuna kadar sürüyor
Türkiye’de kömür istihdamı ve elektrik üretimindeki payı. Kaynak: SHURA, Ember.

Plansız çıkış neden ters teper?

Taslakta bir çıkış takvimi bulunmaması tartışmanın bir ucuysa, diğer ucunda kömürden takvimsiz ve hazırlıksız, bir an önce çıkılmasını savunan sesler var. Avrupa’daki deneyim ise uygulanabilir bir plan olmadan yapılan kapanışların dönüşümü hızlandırmak yerine geri itebildiğini gösteriyor.

Polonya’nın Wałbrzych bölgesi, plansız kapanışın bedelini gösteren en çok anılan örneklerden biri. Dünya Kaynakları Enstitüsü’nün (WRI) incelemesine göre bölgedeki madenler 1990’ların ikinci yarısında birkaç yıl içinde kapatıldı, 14 bin maden işçisi işini kaybetti ve işsizlik yüzde 38–40’a çıktı. Alternatif bulamayan yaklaşık 3 bin eski madenci kaçak madenlerde tehlikeli koşullarda çalışmaya yöneldi. Kent, önceki plansız geçişin izlerini gidermek için 2021–2027 döneminde AB Adil Geçiş Fonu’ndan destek istedi.

Bulutlu bir gökyüzü altında, paslanmış çelik kulesi ve kırık camlarıyla terk edilmiş bir kömür madeni; ön planda çatlak betondan çıkan otlar
Temsilî görsel. Polonya’nın Wałbrzych bölgesinde 1990’ların ikinci yarısında birkaç yıl içinde kapatılan madenler, 14 bin işçinin işini kaybetmesine yol açtı. Kaynak: WRI.

Almanya ise başka bir ders veriyor. Almanya’nın kömürden çıkışı yasayla bir takvime bağlı. Ancak nükleerden çıkış ve Rus gazına bağımlılıkla birlikte kurulan geçiş sırası, 2022 enerji krizinde sınandı. Federal Ekonomi Bakanlığı’nın kararlarıyla yedekteki kömür santralleri gazdan tasarruf etmek için yeniden piyasaya döndü. Clean Energy Wire’ın aktardığı Energy Brainpool analizine göre kriz döneminde kömürün yoğun kullanımı, Almanya’nın 2022’de yaklaşık 16 milyon ton fazladan CO₂ salmasına yol açtı. Buradan çıkan ders şu: Çıkış takvimi, yerine gelecek kapasite ve kriz anı için yedek planla birlikte kurulmazsa geri adım kaçınılmaz hâle geliyor, dönüşüme duyulan güven de zarar görüyor.

Elektrifikasyon arttıkça bu hassasiyet büyüyor. Isınmadan ulaşıma kadar daha fazla ihtiyacın elektrikle karşılandığı bir ekonomide elektrik, su gibi kesintisiz olması beklenen temel bir hizmete dönüşüyor. Cumhuriyet’in 103. yılında enerji bağımsızlığını tartıştığımız yazıda da vurguladığımız gibi, elektrifikasyonla gelen yeni talebin temiz üretimle birlikte karşılanması gerekiyor. Kömürden çıkış da bu yüzden yalnızca bir kapanış takvimi değil, yerine neyin, ne zaman ve nasıl geleceğinin planı olmalı.

Yeşil Haber’in bakışı: Tarih, fon ve yerel plan birlikte

Adil geçişin üç ayağını gösteren infografik: çıkış takvimi, kömür desteğinden ayrılacak geçiş fonu ve ölçülebilir göstergeli yerel plan
Yeşil Haber’in adil geçiş için önerdiği üç ayak.

Yeşil Haber, adil geçiş tartışmasında daha önce de aynı noktanın altını çizdi: Sorun kömürden çıkmamak değil, çıkışı planlamaktır. Güçlü bir adil geçiş stratejisinin üç ayağı birlikte tasarlanmadıkça işlemesi zor görünüyor.

Birincisi, tarih. Fas örneğini incelediğimiz yazıda belirttiğimiz gibi, tarih yoksa iş modeli de yok. Çıkış takvimi, işçiler ve bölgeler için olduğu kadar yatırımcı ve bankalar için de temel sinyal. Takvimi olmayan bir strateji, hangi bölgede hangi yılda kaç kişinin yeni işe ihtiyaç duyacağını da hesaplayamaz.

İkincisi, fon. Kömür alım garantisini ele aldığımız yazıda önerdiğimiz gibi, kömüre sağlanan her 1 liralık destekten zorunlu bir pay yeniden istihdam, yeniden eğitim ve bölgesel kalkınmaya ayrılabilir. Bu fonlar bağımsız denetime tabi olmalı, destekten yararlananlar, tutarlar ve koşullar düzenli olarak yayımlanmalı.

Üçüncüsü, yerel plan. Adil geçiş çerçevesi olmadan bir santral ya da maden kapanışı teknik bir dosya değil, sosyoekonomik bir kırılmaya dönüşür. Strateji, Soma’da ya da Zonguldak havzasında hangi yeni işlerin kurulacağını, yeniden eğitimin kimlere ve nasıl verileceğini ölçülebilir göstergelerle ortaya koymalı. Belediye, üniversite ve meslek odası ortaklığıyla yürütülecek düşük maliyetli pilotlar, bu göstergelerin sahada sınanması için hızlı bir yol olabilir.

Taslağın COP31’de örnek olarak sunulması hedefleniyorsa, nihai metnin bu üç soruya somut cevap vermesi Türkiye’nin elini güçlendirir. Yeşil Haber, taslağın tam metni ya da Bakanlığın değerlendirmesi kamuoyuyla paylaşıldığında yazıyı güncelleyecek.

Siz ne düşünüyorsunuz?

Kömür bölgelerinde adil geçiş için önce bir çıkış takvimi mi gerekir, yoksa önce yeni istihdam alanlarının hazırlanması mı?

İlgili haberler

Kaynaklar: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Ulusal Adil Geçiş Stratejisi ve Eylem Planı Taslağı paydaş toplantısı duyurusu (13.10.2026); İklim Ağı basın açıklaması, Buğday Derneği (27.10.2026); WRI, Wałbrzych vaka çalışması; Almanya Federal Ekonomi Bakanlığı (28.09.2022); Clean Energy Wire; SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi ve Ember verileri, Yeşil Haber’in bağlantılı haberleri üzerinden.

REKLAM

Bir Cevap Bırakın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz