karbon salımı

Sürdürülebilirlikle ilgili konular, karbon salımı ve küresel ekonominin geleceği 8-9 Mart tarihlerinde “Belirsizlik Çağında Yaşamak” temasıyla gerçekleştirilen Boğaziçi Zirvesi’nde ele alındı.

Bain Türkiye’nin stratejik ortak olarak katıldığı etkinlikte bir sunum yapan Bain & Company Türkiye ortaklarından Volkan Kara karbon salımı olmayan bir ekonomi için yeni gözlükler ve cesur önlemler gerektiğini vurguladı. Kara, Türkiye’nin enerjide döngüsel ekonomi ilkelerini benimsemesi gerektiğini kaydetti.

2050 YILINDA 15 TERAWAT YENİLENEBİLİR KAPASİTE

Elektriğin büyük ölçüde yenilenebilir kaynaklardan elde edilmesi ve enerjinin verimli kullanılmasının önemli olduğunu, ancak bunların da ötesinde yenilikçi araçlara ihtiyaç bulunduğunu ifade eden Volkan Kara şunları söyledi: “Yenilenebilir enerji kaynaklarından ve hidrojen ile sentetik yakıtlardan düşük maliyetli elektrik üretimi karbon salımı hedeflerine ulaşmanın temellerinden birini oluşturacak.

Arz tarafında yenilenebilir kaynakların 2050 itibarı ile enerjinin %65’ini sağlaması ve yaklaşık 15 TW düzeyinde kurulu kapasiteye sahip olması bekleniyor. Bunun için arz tarafında 10 trilyon ABD dolarının üstünde yatırım gerekiyor. Talep ve tüketim tarafında ihtiyaç duyulan yatırım seviyesi ise 3 trilyon ABD dolarını geçiyor. Ama bu yatırımların yapılması şart.”

Bain&Company Türkiye ortaklarından Volkan Kara
Bain&Company Türkiye ortağı Volkan Kara

KARBON SALIMININ YÜZDE 85’İ ELEKTRİK ÜRETİMİNDEN

Türkiye’nin bu alandaki durumuna da değinen Kara, “Ülkemizin yılda 500 milyon ton karbon salımı var. Halen hanelerden kaynaklanmayan karbon salımının %85’i elektrik üretiminden geliyor. Oysa Türkiye özellikle güneş ve rüzgâr gibi yenilenebilir enerji kaynakları açısından önemli bir potansiyele sahip. Son yıllarda bu alanlarda ciddi yatırımlar yapıldı ve kurulu kapasite 18.000-20.000 MW seviyelerine çıktı. Bu sürecin devam etmesi gerek. Yenilenebilir enerji kaynaklarına yapılan yatırımların hem ödemeler dengesi hem de karbon salımının azalması açısından olumlu katkıları bulunuyor,” dedi.

Atık üretimini minimize ederek kaynakları tekrar tekrar kullanmaya dayanan döngüsel ekonomi yaklaşımının dünyada bir mega trend haline geldiğini vurgulayan Volkan Kara şöyle devam etti: “Kurumsal karbon ayak izini azaltmanın en etkili yolu döngüsel ekonomidir. Kaynakların kurtarılması pazarının 2030 itibarı ile yaklaşık 2 trilyon avro düzeyine çıkması bekleniyor.

Yine 2030 itibarı ile atıklardan elde edilen enerjinin 120 milyar, malzemelerin geri dönüştürülmesinin 1,6 trilyon ve kamu ve sanayi topraklarının ıslahının 220 milyar avro piyasa değerlerine ulaşacakları tahmin ediliyor. Paris’te yaptığı niyet bildirimiyle karbon salımında %20 azalma hedefi koyan Türkiye’nin de bu yönde ilerlemesi gerekiyor. Enerji sektöründe ve diğer sektörlerde teknolojinin yönlendirdiği döngüsel ekonomi Türkiye’nin hedeflerine ulaşmasına yardımcı olacaktır.”

İŞ YAPMA MODELLERİNİ DEĞİŞTİRMEK LAZIM

Sürdürülebilirliğin yatırım kararlarının kalbinde yer aldığını hatırlatan Kara bugün dünyada yaklaşık 100 trilyon ABD doları düzeyindeki varlığın Çevre, Sosyal, Yönetişim (ÇSY) ilkelerine göre yönetildiğini söyledi. Volkan Kara, sorumlu yatırımın artık hâkim yaklaşım olduğunu ve küresel düzeyde yatırımcıların yüzde 84’ünün ÇSY kriterlerinin yatırımları belirlediği veya etkilediği görüşünde olduklarını belirtti.

karbon ayak izi

Aynı etkinlikte “Covid-19 Sonrası Finansal Hizmetlerin Geleceği” başlıklı bir yuvarlak masa toplantısına konuşmacı olarak katılan Bain & Company Türkiye Ortaklarından Emre Demircan ise ÇSY odaklı hisse performanslarının pandemi döneminde ortalama 500 bps daha yüksek getiri sağladığını vurguladı. Demircan sözlerine Avrupalı en büyük 25 bankanın son beş yıldaki risk maliyetinin, ÇSY odaklı bankalara oranla ortalama 10bps’in üzerinde kaldığını söyleyerek devam etti.

Bain & Company Türkiye Ortaklarından Volkan Kara sözlerini şöyle tamamladı: “Senaryoların ötesine geçersek, fark yaratmak için özellikle enerji sektörünün iş modellerinde önemli değişimler gerekiyor. Bu sadece sunulan ticari teklifi iyileştirmekten ibaret değil. İş modelleri sürdürülebilirlik ve döngüsel ekonomi ilkelerine dayalı olarak ve dijital olanakları en etkili şekilde kullanacak şekilde yeniden yapılandırılmalı. Enerjide bu dönüşümü gerçekleştirmiş bir Türkiye sağlam adımlarla geleceğe yürüyecektir.”

Önceki İçerikÜlker’den sürdürülebilirlik video serisi  
Sonraki İçerikAksa 4 elektrikli şarj istasyonu kurdu

Bir Cevap Bırakın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz