İskoçya açıklarında 2021’den beri çalışan 2 MW’lık Orbital O2, 170 MW hedefli Westray projesiyle gelgit enerjisini yeniden gündeme taşıdı.
Orbital Marine Power’ın Orkney açıklarında çalışan yüzer gelgit türbini O2, sosyal medyada yeni devreye alınmış bir teknoloji gibi dolaşıma girse de aslında 2021’den beri şebekeye elektrik veriyor. Güncel haber değeri, çalışan 2 MW’lık türbinin kendisinden çok, bu teknolojinin 170 MW’a kadar çıkabilecek Westray Tidal Array projesiyle ölçek arayışına girmesinde yatıyor.
Orbital O2 gerçekten yeni mi çalışmaya başladı
Orbital O2 yeni çalışmaya başlamadı. Orbital Marine Power, O2’nin Temmuz 2021’de Avrupa Deniz Enerjisi Merkezi’nin Orkney’deki Fall of Warness sahasında şebekeye bağlı elektrik üretimine başladığını açıklamıştı. Şirket, 2 MW kapasiteli bu sistemi dünyanın en güçlü gelgit türbini olarak tanımlıyor.

Bu nedenle haberi “dünyanın en güçlü gelgit türbini çalışmaya başladı” şeklinde vermek doğru olmaz. Daha doğru okuma, çalışan 2 MW’lık yüzer türbinin, gelgit enerjisinin ticari ölçekte büyüyüp büyüyemeyeceğini gösteren bir test alanı haline gelmesidir. O2, denizaltı kablosuyla yerel elektrik şebekesine bağlı çalışıyor ve Orkney topluluklarına temiz elektrik sağlıyor.
O2 nasıl bir teknoloji
O2, klasik anlamda deniz tabanına sabitlenmiş bir türbin değil; rotorları su altında çalışan yüzer bir gelgit enerjisi platformu. Teknik kaynaklarda sistemin yaklaşık 74 metre uzunluğunda olduğu, iki kanatlı ayak üzerinde güç üretim birimleri taşıdığı ve toplam 2 MW kapasiteli olduğu belirtiliyor.
Bu tasarımın önemli farkı bakım yaklaşımında ortaya çıkıyor. Rotorların ve güç üretim birimlerinin bakım için su üstüne kaldırılabilmesi, deniz tabanına sabit sistemlere göre operasyon ve erişim açısından avantaj sağlayabiliyor. Bu, gelgit enerjisinin yalnızca mühendislik gücüyle değil, bakım maliyeti ve işletme güvenilirliğiyle de rekabet etmek zorunda olduğunu gösteriyor.
Gelgit enerjisi neden rüzgar ve güneşten farklı
Gelgit enerjisinin temel vaadi, üretimin rüzgar hızı veya güneşlenme koşullarından çok daha öngörülebilir olmasıdır. Gelgitler Ay ve Güneş’in kütleçekimi ile Dünya’nın hareketlerinden kaynaklandığı için, akıntı zamanları önceden yüksek doğrulukla hesaplanabilir. Bu durum gelgit enerjisini, rüzgar ve güneşin yerine geçen değil, onları tamamlayabilecek bir yenilenebilir enerji kaynağı haline getiriyor.
Ancak öngörülebilirlik, sürekli baz yük anlamına gelmez. Gelgit akıntıları gün içinde belirli zamanlarda güçlenir ve zayıflar. Bu nedenle gelgit enerjisinin değeri, kesintisiz üretim iddiasında değil; zamanlaması önceden bilinen yenilenebilir elektrik üretiminde ortaya çıkar. Elektrik sisteminde esneklik, depolama ve talep yönetimi arttıkça bu tür öngörülebilir kaynakların sistem değeri daha görünür hale gelebilir.
Denizlerin altında mı, denizin üstünde mi
Sosyal medya anlatılarında teknoloji bazen “denizlerin altında enerji devrimi” gibi sunuluyor. Bu ifade kısmen doğru ama eksik. O2’nin rotorları su altında çalışıyor; ancak ana sistem yüzer bir platform olarak deniz yüzeyinde konumlanıyor. Bu ayrım önemli çünkü teknolojinin bakım, kurulum ve ölçeklenme mantığı doğrudan yüzer platform tasarımına dayanıyor.
170 MW Westray projesi ne aşamada
Orbital Marine Power’ın güncel gündemindeki en büyük ölçek hedefi, Orkney’de planlanan Westray Tidal Array projesi. Şirketin Haziran 2026’da duyurduğu kamu istişaresi sürecine göre proje, Westray Firth sahasında yaklaşık 70 yüzer gelgit türbiniyle 170 MW’a kadar yenilenebilir elektrik kapasitesi hedefliyor.

Bu kapasite bugün çalışan bir santral değil. Westray projesi planlama, istişare, lisans ve yatırım kararı süreçlerine bağlı. Proje kaynaklarında Westray’in henüz planlanan proje statüsünde olduğu görülüyor. Bu nedenle haber dilinde “kuruldu” veya “çalışmaya başladı” değil, “planlanıyor”, “hedefleniyor” ve “istişare süreci yürütülüyor” ifadeleri kullanılmalı.
Westray için zaman çizelgesi ne söylüyor
Westray hedefi, Orbital O2’nin bugünkü 2 MW ölçeğinden çok daha büyük bir adımı temsil ediyor. Şirketin proje takviminde, 170 MW hedefi için destek ve yatırım süreçlerinin tamamlanmasına bağlı olarak nihai yatırım kararının 2028’in ilk çeyreğinde, kurulumun ise 2030 civarında gündeme gelebileceği belirtiliyor. Bu takvim, gelgit enerjisinde ölçeklenmenin kısa vadeli bir sıçrama değil, izin, finansman ve tedarik zinciri gerektiren kademeli bir süreç olduğunu gösteriyor.
170 MW hedefi nasıl büyütülüyor
Westray sahasına ilişkin haklar daha önce farklı geliştiriciler üzerinden ilerlemiş, daha sonra Orbital Marine Power’a geçmişti. Proje, 30 MW’lık başlangıç opsiyonundan 170 MW’a kadar büyütülmesi hedeflenen kademeli bir yapı olarak öne çıkıyor. Bu nedenle 170 MW ifadesi, bugün kurulmuş kapasiteyi değil, uzun vadeli proje ölçek hedefini anlatıyor.
2026’da hangi destek kararı öne çıktı
Birleşik Krallık’ın CfD Allocation Round 7 sonuçlarında Orbital Marine Eday 5 projesi, İskoçya’da 2,40 MW kapasiteli tidal stream projesi olarak listelendi. Bu karar, gelgit enerjisinin Birleşik Krallık yenilenebilir enerji destek mekanizması içinde küçük ama dikkat çeken bir yer tuttuğunu gösteriyor.
Eday 5’in 2,40 MW’lık CfD kazanımı, Orbital Marine Power’ın Birleşik Krallık CfD portföyünü 17 MW’a taşıdı. Şirketin Kanada Nova Scotia’daki yaklaşık 15 MW ve 6 türbinlik proje hattı da eklendiğinde, toplam sipariş portföyü 32 MW ve 13 türbin seviyesine ulaşıyor. Bu zincir, teknolojinin henüz offshore rüzgar ya da güneş ölçeğinde olmadığını, ancak ticari proje hattının büyümeye başladığını ortaya koyuyor.
Gelgit enerjisi neden hala sınırlı ölçekte
Gelgit enerjisinin güçlü yönleri kadar sınırlamaları da var. Kaynak, her kıyıda aynı ölçüde bulunmuyor; yüksek hızlı gelgit akıntıları için uygun boğazlar, kanallar ve ada çevreleri gerekiyor. Kurulum, deniz operasyonları, bakım, kablo bağlantısı, izin süreçleri ve ekolojik izleme maliyetleri teknolojinin ölçeklenmesini yavaşlatabiliyor.
Bu nedenle gelgit enerjisi bugün için küresel enerji dönüşümünün ana taşıyıcısı değil; daha çok belirli coğrafyalarda yüksek öngörülebilirlik sunan tamamlayıcı bir kaynak olarak görülüyor. Orkney gibi güçlü gelgit akıntılarına sahip bölgeler, bu teknolojinin gerçek koşullarda denenmesi ve ticari modele dönüştürülmesi için doğal laboratuvar işlevi görüyor.

Rüzgar ve güneşin rakibi değil, tamamlayıcısı
Gelgit enerjisini rüzgar ve güneşin alternatifi gibi konumlandırmak yanıltıcı olur. Rüzgar ve güneş çok daha büyük kurulu kapasiteye, daha düşük maliyet eğrisine ve daha geniş coğrafi uygulanabilirliğe sahip. Gelgit enerjisinin farkı ise üretim zamanlarının önceden bilinebilmesi ve deniz akıntılarının yüksek enerji yoğunluğu sunabilmesidir.
Bu nedenle Orbital O2’nin verdiği mesaj, “denizler tüm enerji sorununu çözecek” değil; “öngörülebilir deniz enerjisi, uygun bölgelerde yenilenebilir enerji sepetine yeni bir esneklik katmanı ekleyebilir” şeklinde okunmalı.
Türkiye için bu teknoloji ne ifade ediyor
Türkiye’de gelgit enerjisi, rüzgar ve güneş kadar güçlü bir doğal potansiyel başlığı değil. Türkiye denizlerinde gelgit genliği sınırlı olduğu için klasik gelgit enerjisi büyük ölçekli bir ana kaynak adayı olarak öne çıkmıyor. Ancak deniz akıntıları, dalga enerjisi, yüzer platform mühendisliği, kıyı altyapısı ve deniz üstü enerji teknolojileri açısından bu tür projeler yine de teknoloji radarı içinde izlenmeye değer.
Yeşil Pulse açısından haberin değeri de burada. Orbital O2 ve Westray hedefi, Türkiye için doğrudan kopyalanacak bir yatırım modeli olmaktan çok, yenilenebilir enerji teknolojilerinin nasıl çeşitlendiğini, şebeke değerinin yalnızca maliyetle değil öngörülebilirlik ve sistem esnekliğiyle de ölçüldüğünü gösteriyor.
Haberin doğru mesajı ne olmalı
Orbital O2, 2021’den beri çalışan 2 MW’lık yüzer bir gelgit türbini. Westray Tidal Array ise yaklaşık 70 türbin ve 170 MW hedefiyle henüz planlama ve istişare sürecinde olan daha büyük bir ölçek denemesi. Bu iki gerçek birlikte okunduğunda, haberin özü yeni devreye alınan bir cihaz değil; çalışan bir teknolojinin ticari ölçeğe çıkma arayışı oluyor.
Bu nedenle Orbital O2, yeşil enerji gündeminde abartılı bir teknoloji mucizesi olarak değil, rüzgar ve güneşin yanında öngörülebilir üretim sağlayabilecek deniz enerjisi arayışının somut örneklerinden biri olarak izlenmeli.
İlgili haberler
- Gelgit enerjisi: Yenilenebilir ve temiz enerji kaynağı
- Dünyanın en güçlü gelgit türbinleri Fransa’da enerji üretecek
- Deniz altında çalışan sistem dalga gücünü elektriğe çeviriyor
- Hibrit enerji platformu: Dalga, güneş ve rüzgar bir arada
- Offshore deniz üstü yüzer solar ve rüzgar hibriti devreye giriyor
- Avrupa’da güneş elektriği neden boşa gidiyor: Sorun üretim değil esneklik

















