AB Konseyi’nin 12 Haziran pozisyonu, CBAM kapsamını çelik ve alüminyum yoğun aşağı akım ürünlere taşıyarak Türkiye sanayisi için 2028 eşiği oluşturuyor.
Hızlı bakış
- AB Konseyi 12 Haziran 2026’da CBAM kapsamını çelik ve alüminyum yoğun aşağı akım ürünlere genişleten pozisyonunda uzlaştı.
- Avrupa Komisyonu’nun önerdiği yaklaşık 180 ürün, ağır makine bileşenleri ve metal parçalardan beyaz eşyaya uzanıyor.
- Kapsam genişlemesinin kritik hükümleri 1 Ocak 2028’den itibaren uygulanacak.
- AB-Türkiye mal ticareti 2025’te 217,6 milyar euroyu aşarak rekor seviyeye ulaştı; metal yoğun sektörler en fazla etkilenen alan.
- İlk etki karbon maliyeti değil, AB müşterisinin talep edeceği ürün bazlı gömülü emisyon verisi olarak hissedilecek.
- Süreç Avrupa Parlamentosu pozisyonu ve triyalog müzakerelerinin ardından son şeklini alacak.
Avrupa Birliği, Karbon Sınırda Düzenleme Mekanizması’nı yalnızca temel hammaddeleri kapsayan bir sınır düzenlemesi olmaktan çıkarıp çelik ve alüminyum yoğun mamul ve ara mallara yaymaya hazırlanıyor. AB Konseyi’nin 12 Haziran 2026’da uzlaştığı pozisyon, kapsamın seçili aşağı akım ürünlere genişletilmesini ve kuralları dolanmaya karşı önlemlerin sıkılaştırılmasını öngörüyor. Bu adım, Avrupa pazarına entegre çalışan Türkiye’deki metal yoğun sanayi tedarikçileri için 2028’e uzanan yeni bir hazırlık süreci başlatıyor.
Konsey kararı CBAM’ı değer zincirinin aşağısına taşıyor

AB Konseyi, 12 Haziran 2026’da CBAM’ın kapsamını genişletmeye ve sistemi dolanma girişimlerine karşı güçlendirmeye yönelik pozisyonunu kabul etti. Bu adım, düzenlemenin yalnızca demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre, elektrik ve hidrojen gibi mevcut temel sektörlerle sınırlı kalmayabileceğini gösteriyor.
Yeni çerçeve, özellikle çelik ve alüminyum içeriği yüksek aşağı akım ürünleri hedefliyor. Bu nedenle konu artık yalnızca çelik üreticisi, alüminyum üreticisi veya doğrudan CBAM kapsamındaki temel mal ihracatçısı için değil; bu girdileri kullanarak makine, ekipman, bileşen, bağlantı elemanı, ev tipi cihaz veya sanayi ara malı üreten şirketler için de önem taşıyor.
Bu yazının konusu CBAM’ın genel işleyişi değil. Mekanizmanın 2026 kesin dönemini, sertifika fiyatını ve karbon maliyetinin ihracata yansımasını Yeşil Haber’in Karbon Sınırları Çağı serisinde ayrıntılı olarak ele almıştık. Avrupa sanayisinin kapsamı işlenmiş ürünlere genişletme talebini de daha önceki bir analizde incelemiştik. Konsey’in 12 Haziran pozisyonu, o talebi artık resmi bir müzakere zeminine taşıyor ve süreci somut bir takvime bağlıyor.
180 ürün önerisi nasıl okunmalı

Avrupa Komisyonu’nun Aralık 2025’te sunduğu ilk pakette, CBAM kapsamının yaklaşık 180 çelik ve alüminyum yoğun aşağı akım ürüne genişletilmesi önerilmişti. Komisyon bu ürünleri ağırlıkla sanayi tedarik zincirlerinde kullanılan, yüksek çelik ve alüminyum içeriğine sahip ürünler olarak tanımladı.
Bu grup içinde ağır makine bileşenleri, metal bağlantı elemanları, silindirler, sanayi tipi radyatörler, döküm makineleri ve bazı makine ve cihaz parçaları gibi ürünler öne çıkıyor. Daha sınırlı bir bölümde ise hane tipi cihazlar ve beyaz eşya benzeri ürünler yer alıyor.
Konsey’in 12 Haziran pozisyonu, bu listeyi nihai kanun metni hâline getirmiyor. Konsey, ürün listesini rafine eden ve Komisyon’a gelecekte yeni aşağı akım ürünlerin yıllık olarak değerlendirilmesi yetkisini veren bir müzakere pozisyonu belirledi. Ayrıca metin, iç pazarda ciddi ve öngörülemeyen koşullar oluştuğunda bir ürünün CBAM kapsamından çıkarılma sürecini daha net tanımlıyor. Bu nedenle şirketler açısından kritik nokta, yalnızca bugünkü ürün listesini izlemek değil; kendi GTİP ve CN kodlarının 2028’e kadar nasıl konumlanabileceğini şimdiden takip etmek.
2028 hemen değil, ama hazırlık süresi kısa
Konsey metninde kapsam genişlemesinin kritik hükümleri için uygulama tarihi 1 Ocak 2028 olarak yer alıyor. Bu tarih, düzenlemenin yarın sabah devreye gireceği anlamına gelmiyor. Ancak sanayi şirketleri için iki yıl; ürün kodu analizi, tedarikçi veri zinciri, gömülü emisyon hesabı ve müşteri raporlama taleplerine uyum açısından uzun bir süre değil.
CBAM’ın mevcut kesin dönemi 1 Ocak 2026 itibarıyla yürürlükte. Bu nedenle AB ithalatçıları karbon maliyetini, beyan süreçlerini ve doğrulama gerekliliklerini zaten iş modellerine dahil etmeye başladı. 2028 genişlemesi ise bu baskının metal yoğun mamul ve ara mal üreticilerine doğru yayılabileceğini gösteriyor.
Türkiye açısından bu, sadece bir çevre düzenlemesi değil; AB pazarına erişim, fiyatlama, tedarikçi seçimi ve müşteri ilişkileri konusu. AB müşterileri, kendi CBAM yükümlülüklerini yönetebilmek için Türkiye’deki tedarikçilerinden daha ayrıntılı malzeme bileşimi ve gömülü emisyon verisi talep edebilir.
Türkiye sanayisi için etki nerede yoğunlaşır

AB ile Türkiye arasındaki mal ticareti 2025’te 217,6 milyar euronun üzerine çıkarak rekor seviyeye ulaştı. Türkiye, AB’nin beşinci büyük mal ticaret ortağı konumunu korurken, Türkiye ihracatının önemli bir bölümü AB pazarına gidiyor.
Bu tablo, CBAM genişlemesini Türkiye için makro düzeyde önemli kılıyor. Çünkü Türkiye’nin AB’ye ihracatında motorlu taşıtlar, makine, elektrikli ekipman, metal ürünler ve sanayi ara malları güçlü ağırlığa sahip. Bu sektörlerin önemli bir kısmı çelik ve alüminyum girdilerine dayanıyor.
İlk etki doğrudan karbon maliyeti olarak değil, veri talebi olarak hissedilebilir. AB’deki ithalatçı veya ana sanayi şirketi, Türkiye’deki tedarikçisinden ürünün çelik ve alüminyum içeriğini, kullanılan girdilerin menşeini, gömülü emisyon bilgisini ve doğrulanabilir hesaplama yöntemini isteyebilir.
Bu nedenle 2028 gündemi, yalnızca büyük ihracatçılar için değil, AB tedarik zincirinde ikinci ve üçüncü halka olarak yer alan KOBİ’ler için de önem kazanıyor. Bir parça üreticisi, doğrudan CBAM beyanı yapmasa bile AB müşterisinin tedarikçi puanlamasında karbon verisi nedeniyle ayrışabilir.
Dolanma riskine karşı daha sert çerçeve geliyor

Konsey pozisyonunun ikinci önemli başlığı, CBAM’ın dolanılmasını engellemeye dönük hükümler. AB, sistemin yalnızca temel girdilere uygulanması hâlinde üretimin daha ileri işleme aşamalarına kaydırılarak karbon maliyetinden kaçılabileceğini düşünüyor.
Bu nedenle aşağı akım ürünlere genişleme, aynı zamanda bir dolanma karşıtı hamle. AB’nin bakış açısına göre, yüksek karbonlu çelik veya alüminyum girdisi içeren mamul bir ürünün CBAM dışında kalması, temel mal üreticileri ile mamul üreticileri arasında rekabet dengesini bozabilir.
Metinde ayrıca tüketici öncesi metal hurdası konusu da öne çıkıyor. AB, üretim sürecinde ortaya çıkan ve tekrar girdi olarak kullanılan tüketici öncesi çelik ve alüminyum hurdasının gömülü emisyon hesaplarında yanlış sınıflandırılarak sistemin zayıflatılmasını önlemeye çalışıyor.
Şirketler neyi şimdiden hazırlamalı

Türkiye’de AB’ye satış yapan sanayi şirketleri için ilk adım, ürün portföyünü GTİP ve AB Kombine Nomanklatür kodları üzerinden taramak olmalı. Hangi ürünlerin mevcut CBAM kapsamına, hangilerinin olası aşağı akım genişleme kapsamına girebileceği belirlenmeden sağlıklı maliyet analizi yapılamaz.
İkinci adım, malzeme bileşimi verisinin toparlanması. Çelik, alüminyum ve diğer girdilerin ürün içindeki payı, tedarikçi bazında izlenebilir hâle gelmeli. Bu veri yalnızca mühendislik veya satın alma departmanında dağınık şekilde durursa, AB müşterisinin talep ettiği raporlama formatına çevrilmesi zorlaşır.
Üçüncü adım, gömülü emisyon hesabı için veri zinciri kurmak. Bu zincir; tedarikçi beyanları, üretim reçeteleri, enerji tüketimi, karbon yoğunluğu, doğrulama belgeleri ve ürün bazlı hesaplama yöntemlerini içermeli. Şirketlerin yalnızca genel sürdürülebilirlik raporu yayımlaması yeterli olmayacak; ürün düzeyinde izlenebilir veri daha kritik hâle gelecek.
Dördüncü adım, AB müşterileriyle erken temas. Ana sanayi şirketleri ve ithalatçılar, kendi CBAM yükümlülükleri nedeniyle tedarikçilerinden farklı formatlarda veri isteyebilir. Türkiye’deki ihracatçı, 2028’e yaklaşmadan önce bu beklentileri öğrenirse hem sözleşme hem fiyatlama hem de veri altyapısı açısından avantaj kazanır.
TSRS ve CBAM aynı şey değil, ama aynı dosyada birleşiyor

Türkiye’de şirketlerin sürdürülebilirlik raporlaması tarafında TSRS gündemi, ihracat tarafında ise CBAM gündemi güçleniyor. Bu iki çerçeve aynı düzenleme değil. TSRS daha çok şirketin finansal etkisi olan sürdürülebilirlik risklerini ve fırsatlarını raporlamasına odaklanırken, CBAM ürün bazlı karbon içeriği ve AB sınırındaki maliyet etkisiyle ilgileniyor. İki başlığın nasıl tek bir uyum dosyasında buluştuğunu TSRS ve CBAM raporlama analizimizde ayrıntılı ele almıştık.
Pratikte iki dosya aynı veri altyapısında birleşiyor. Enerji tüketimi, emisyon faktörleri, tedarikçi verisi, ürün reçetesi, üretim süreci ve doğrulama belgeleri hem sürdürülebilirlik raporlamasında hem de ihracat uyumunda kullanılacak temel veri setleri hâline geliyor.
Bu nedenle CBAM genişlemesi, Türkiye şirketleri için yalnızca dış ticaret departmanının takip edeceği bir mevzuat konusu olarak görülmemeli. Finans, satın alma, üretim, sürdürülebilirlik, hukuk ve satış ekiplerinin aynı veri dili üzerinde çalışması gerekecek.
Sıradaki adım Parlamento ve triyalog
Konsey pozisyonu nihai düzenleme anlamına gelmiyor. Sürecin devamında Avrupa Parlamentosu’nun kendi pozisyonunu kabul etmesi ve ardından Konsey, Parlamento ve Komisyon arasında triyalog müzakerelerinin başlaması bekleniyor.
Bu süreçte ürün listesi, uygulama ayrıntıları, muafiyet mekanizmaları ve raporlama yöntemleri son şeklini alacak. Ancak yön değişmiş değil: AB, CBAM’ı temel hammadde sınırından çıkarıp metal yoğun değer zincirinin daha aşağı halkalarına taşımak istiyor.
Türkiye sanayisi için mesaj net. 2026, CBAM’ın kesin döneminin başladığı yıl oldu. 2028 ise çelik ve alüminyum yoğun mamul ve ara mallar için yeni bir eşik olabilir. Bu eşiğe hazırlıklı giren şirketler, AB pazarında karbon verisini yalnızca uyum maliyeti değil, rekabet avantajı olarak kullanabilir.
Okura soru
Şirketiniz AB’ye çelik veya alüminyum yoğun ürün ihraç ediyor mu? Ürün portföyünüzün 2028 CBAM genişlemesinden nasıl etkilenebileceğini ve karbon verisi hazırlığında nerede durduğunuzu yorumlarda paylaşın.
İlgili haberler
- AB sanayisinden CBAM’ın işlenmiş ürünlere genişletilmesi talebi: Türkiye’ye etkiler
- Karbon Sınırları Çağı: CBAM 2026 ile karbon maliyeti başlıyor
- AB sınırda karbon fiyatı netleşti: İlk CBAM sertifikası 75,36 euro
- SKDM 2026 Türkiye ihracatında CBAM maliyet baskısı
- CBAM ile karbon verisi ihracatın yeni rekabet eşiği oluyor
- Türkiye’de CBAM baskısı ve yeşil ekonomi dönüşümü
















