Dağlar arasındaki baraj gölü ve hidroelektrik santrali üzerinde "Hidroelektrik üretimi: Yağış verisi neyi açıklıyor?" yazısı

Resmi verilere göre hidroelektrik üretimi 2025’te %21,8 azalarak 57,2 TWh’e indi, 2026’nın Ocak–Temmuz döneminde ise 66,1 TWh’e ulaştı.

Türkiye’nin 1964’ten bu yana en kurak yılı olan 2025’te hidroelektrik santrallerinin (HES) üretimi belirgin biçimde geriledi, doğal gazdan elektrik üretimi arttı. 2026’nın ilk yedi ayında ise HES üretimi, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na göre 2000’den bu yana aynı dönemin en yüksek seviyesine çıktı. Bu değişim, hidroelektrik üretimini değerlendirirken ülke genelindeki yağış miktarının yanı sıra barajlara ulaşan suya ve santrallerin çalışma koşullarına da bakmak gerektiğini gösteriyor.

Hızlı bakış

Kurak ve dolu hâlleriyle baraj gölü: 2025 hidroelektrik üretimindeki düşüş ve 2026 yılındaki toparlanma
Temsili görsel: Kurak 2025’in ardından HES üretimi 2026’nın ilk yedi ayında 66,1 TWh’e ulaştı.

2025’te HES üretimi 15,9 TWh azaldı, doğal gazdan elektrik üretimi arttı

EPDK’nin 2025 Elektrik Piyasası Gelişim Raporu, lisanslı ve lisanssız santralleri birlikte kapsayan verilerle net bir tablo ortaya koyuyor. HES üretimi 2024’te 73,126 TWh iken 2025’te 57,207 TWh’e geriledi. Bu, yaklaşık 15,9 TWh ve %21,8’lik bir düşüş anlamına geliyor.

Aynı dönemde Türkiye’nin toplam elektrik üretimi 341,979 TWh’ten 354,584 TWh’e yükseldi. EPDK verilerinden hesaplandığında HES’in toplam üretimdeki payı yaklaşık %21,4’ten %16,1’e indi. Yani toplam elektrik üretimi artarken hidroelektrik santrallerinin toplam içindeki payı azaldı.

HES üretimindeki düşüşe doğal gazdan elektrik üretimindeki artış eşlik etti. Doğal gaz santrallerinin elektrik üretimi 2024’te 65,249 TWh iken 2025’te 79,086 TWh’e çıktı; artış yaklaşık 13,8 TWh ve %21,2 oldu. Hidroelektrikteki düşüş ile doğal gazdan elektrik üretimindeki artış birbirine yakın. Ancak bu rakamlar, hidroelektrikteki açığın tamamının doğal gaz santralleriyle kapatıldığını göstermiyor. Rüzgâr, güneş ve kömür santrallerinin üretimi ile elektrik talebindeki değişimler de hesaba katılmalı.

Hidroelektrik ve doğal gaz santrali: 2025 yılında hidroelektrik üretimi düşerken doğal gazdan elektrik üretimi arttı
Temsili görsel: EPDK verilerine göre 2025’te HES üretimi 15,9 TWh azalırken doğal gazdan elektrik üretimi 13,8 TWh arttı.

2026’nın ilk yedi ayında tablo değişti

2026’da ise yön tersine döndü. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın 28 Ağustos 2026 tarihli açıklamasına göre HES’ler Ocak–Temmuz döneminde 66,1 TWh elektrik üretti. Bakanlık bu değeri, 2000 yılından bu yana benzer dönemlerde ulaşılan en yüksek üretim olarak tanımlıyor. Yalnızca temmuzda HES üretimi 9,07 TWh ile toplam üretimin %26,2’sini karşıladı.

Bu rakamlar yılın tamamını değil, ilk yedi ayı kapsıyor. HES üretimi yıl içinde mevsime göre belirgin biçimde değiştiği için ilk yedi ayın üretimini önceki yılların toplam üretimiyle doğrudan karşılaştırmak yanıltıcı olabilir. 2026’nın yıl sonu tablosu, yılın kalan aylarındaki barajlara gelen su miktarına, barajlarda kalan kullanılabilir suya ve santrallerin çalışma koşullarına bağlı olacak.

Hidroelektrik santrallerinin üretimini kurulu güçle karşılaştırırken aynı dönemi ve aynı tesis kapsamını kullanmak gerekir. Bu karşılaştırmanın nasıl yapıldığını kapasite faktörü sözlük maddemizde açıklıyoruz.

Yüksek su seviyesindeki baraj gölü ve yeşil yamaçlar: 2026 yılında hidroelektrik üretimindeki toparlanma
Temsili görsel: Bakanlık, 2026’nın Ocak–Temmuz dönemindeki HES üretimini 2000’den bu yana aynı dönemin en yüksek değeri olarak tanımlıyor.

Ulusal yağış ortalaması bölgesel farkları gizleyebiliyor

MGM’nin 2025 İklim Raporuna göre Türkiye’nin ülke genelindeki ortalama yağış miktarı 414,9 mm ile 1991–2020 döneminin yağış ortalamasının %27,6 altında kaldı ve 2025, 1964’ten bu yana en kurak yıl oldu. 2024 İklim Raporu ise 2024 yağışını 537,2 mm ile normalin %6,3 altında gösteriyor.

Ulusal ortalama, ülkenin tamamında aynı koşulların yaşandığı anlamına gelmiyor. MGM’ye göre 2024’te ülke ortalaması normalin altında kalırken Giresun, Trabzon, Ardahan ve Van Gölü’nün güney kesimlerinde yağışlar uzun dönem ortalamasının %20–40 üzerinde gerçekleşti. 2025’te ise bazı güney illeri ve çevrelerinde %60’ı aşan azalışlar görülürken Sinop, Samsun ve Ordu çevrelerinde %20–40 artış kaydedildi.

Bu örnekler tek tek santrallerin üretimini açıklamıyor; il bazındaki yağışı belirli bir HES’in performansına bağlamak için havza düzeyinde veri gerekiyor. Yine de ülke genelindeki tek bir yağış oranının, yağışın hangi bölgede ve hangi dönemde görüldüğünü anlatmaya yetmediğini gösteriyor.

Bir bölgede yağış, diğerinde kuraklık: yağış verisi ve su riski açısından bölgesel farklar
Temsili görsel: Ulusal yağış ortalaması, bölgeler arasındaki belirgin farkları gizleyebiliyor.

Yağışın yanında hangi göstergelere bakılmalı?

Hidroelektrik üretiminde belirleyici olan, yağan yağmur ve karın ne kadarının, ne zaman santrallere ulaştığıdır. Bu nedenle ülke genelindeki yağış miktarıyla birlikte barajlara gelen suyu ve bu suyun nasıl kullanıldığını da izlemek gerekiyor. Aşağıdaki başlıklar 2025–2026 değişiminin kanıtlanmış nedenleri değil; bu değişimi doğru yorumlamak için incelenmesi gereken alanlar.

Havza akımı ve yağışın zamanı

Havza akımı, bir nehir havzasında belirli bir sürede akan su miktarıdır ve barajlara giren suyu yağıştan daha doğrudan gösterir. Aynı miktarda yağış, toprağın nem durumuna, buharlaşmaya ve yağışın mevsimine göre akarsulara farklı miktarlarda su taşıyabilir. Kısa sürede düşen yoğun yağış ile aylara yayılan yağışın barajlarda biriken suya etkisi de aynı olmayabilir.

Kar birikimi ve erime dönemi

Özellikle doğu ve kuzeydoğu havzalarında kış yağışının önemli bir kısmı kar olarak birikir ve baharda eriyerek barajlara ulaşır. Bu nedenle bir takvim yılında düşen yağışın üretime etkisi, bir sonraki yılın ilkbaharına kayabilir. Takvim yılı toplamı, bu gecikmeyi tek başına göstermez.

Dağlarda eriyen kar ve nehir akımı: yağış verisi ve su riski için havza göstergeleri
Temsili görsel: Kar erimesinin zamanı, yağışın HES üretimine etkisini bir sonraki ilkbahara kaydırabilir.

Barajlarda kullanılabilecek su ve sulamaya ayrılan miktar

Baraj doluluk yüzdesi yararlı bir gösterge olsa da elektrik üretiminde kullanılabilecek su miktarını tek başına anlatmaz. Üretimi değerlendirirken dönem başında ve sonunda barajda ne kadar kullanılabilir su bulunduğuna da bakılmalı. İçme suyu ve sulama için ayrılan suyun elektrik üretimine etkisi, tesisin yapısına ve suyun kullanım zamanına bağlıdır. Bazı tesislerde su önce elektrik üretmek için türbinlerden geçer, ardından sulamada kullanılır. Bazılarında ise santrale ulaşmadan içme suyu veya sulama için ayrılır.

İşletme koşulları ve üretim talimatları

Barajda su bulunması, santralin bu suyun tamamını elektrik üretiminde kullanabileceği anlamına gelmiyor. Yeşil Haber’e konuşan HESİAD, 2026’nın mart, nisan ve mayıs aylarında HES’lere yüksek miktarda YAT talimatı verildiğini ifade etti. YAT, yani yük atma talimatı, sistem dengesini korumak için bir santralden üretimini azaltmasının istenmesidir.

Bu bilgi HESİAD açıklamasına dayanıyor. Üretimi azaltma talimatları, yıl sonunda aynı miktarda elektrik üretiminin kaybedildiği anlamına gelmez. O saatlerde türbinlerden geçirilmeyen su, barajda tutulup daha sonra elektrik üretiminde kullanılmış olabilir. Bir kısmı ise elektrik üretilmeden bırakılmış olabilir. Suyun ne kadarının daha sonra kullanıldığı bilinmeden, bu talimatlardan yıllık üretim kaybı hesaplanamaz.

Hidroelektrik santrali türbin salonu: 2026 yılında hidroelektrik üretiminin toparlanmasında işletme koşullarının rolü
Temsili görsel: Barajda su olsa bile santralin çalışma koşulları ve üretimi azaltma talimatları elektrik üretimini sınırlayabilir.

Toparlanma, uzun dönem riski ortadan kaldırmıyor

2026’daki güçlü üretim, kuraklığın hidroelektrik üretimi üzerindeki uzun vadeli etkilerini ortadan kaldırmıyor. Enerji düşünce kuruluşu Ember, Nisan 2026’da yayımladığı Türkiye değerlendirmesinde kuraklık kaynaklı HES üretim düşüşünün doğal gaz ithalatını yılda ortalama 1,8 milyar dolar artırdığını hesaplamıştı. Yeşil Haber bu değerlendirmeyi mayıs ayında aktarmıştı.

Bu tür hesapların sonucu, üretim kaybının hangi dönemle karşılaştırıldığına, hesaplamada kullanılan doğal gaz fiyatına ve santrallerin verimine bağlıdır. Yağış, akarsuların taşıdığı su, sulamaya ayrılan miktar ve santrallerin üretim kapasitesindeki değişimler de ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Üretim bir yıldan diğerine büyük ölçüde değişebilir. Bu yüzden tek bir iyi ya da kötü yıl, uzun vadeli gidişatı belirlemek için yeterli değildir.

Türkiye için anlamı: Yağış kadar barajlara gelen ve kullanılan su da önemli

Türkiye’de HES üretimi, 2024’te toplam üretimin beşte birinden fazlasını karşılarken 2025’te bu pay yaklaşık altıda bire indi. Bu ölçekteki bir üretim değişimi yakıt ihtiyacı, fiyatlar ve arz güvenliği açısından önem taşıyor; etkinin büyüklüğü ise diğer kaynakların üretimine ve talebe de bağlı. HES üretiminin güçlü olduğu dönemlerde de fiyat ve gelir baskısı ortaya çıkabiliyor; yüksek üretim döneminde HESİAD’ın dikkat çektiği fiyat baskısı bunun bir örneği.

Bu nedenle üretim planlamasında ve kamuoyu tartışmasında ülke ortalamasındaki yağışın yanında akarsuların taşıdığı su miktarı, kar birikimi, barajlarda kullanılabilecek su, sulamaya ayrılan miktar ve santrallere verilen üretim talimatları da değerlendirilmelidir. Bu göstergelerin düzenli ve karşılaştırılabilir biçimde bir arada sunulması, enerji planlamasını kolaylaştırabilir ve kamuoyunun kuraklığın elektrik üretimine etkisini daha iyi anlamasını sağlayabilir.

Siz ne düşünüyorsunuz?

Kuraklık ve su riskine ilişkin haberlerde ulusal yağış ortalamasının yanında hangi veriyi düzenli olarak görmek isterdiniz?

İlgili haberler

 

View this post on Instagram

 

A post shared by Yeşil Haber (@yesilhabernet)


Bir Cevap Bırakın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz