1 Nisan 2017 tarihinde Çin menşeili güneş paneli ithalatına anti damping vergisi getirildi. Konuya ilişkin düzenlemede vergi miktarı için kullanılan ölçü, metrekare. Ve Çin menşeili panel markalarından 16’sının ithalatında metrekare başına 20 dolar, bunların dışındakilerin ithalatında ise metrekare başına 25 dolar vergi alınmaya başlandı.
Bu metrekare ve tutarlar dikkate alındığında standart bir güneş panelinin fiyatının yaklaşık 13-14 dolar kadar artacağı hesaplanıyor. Dampinge karşı önlem, sadece Türkiye’nin yaptığı bir uygulama değil. ABD de, Avrupa Birliği üyesi ülkeler de Çin menşeili panellerin ithalatına önleyici vergiler uyguluyor. Amaç kendi sınırları içindeki panel üreticilerinin korunması.

YERLİLİK ORANI YÜZDE 50
Peki kendi ülke sınırlarınız içinde hiç üretilmeyen, yüzde 100’ü ithal edilen bir mal ya da ürün konusunda ne yaparsınız? Standart gümrük vergileri koyabilirsiniz. Buna hiç kimse bir şey diyemez, yeter ki bölge, ülke ve şirket ayrımı yapmayın.
Peki gümrük vergisi koymak tek başına o ürünün yurt içinde üretilir hale gelmesine hizmet eder mi? Belki. Ama ayakta kalmak için ilanihaye yüksek gümrük vergisine ihtiyaç duyacak bir yatırımın yapılması da anlamsız değil mi?
O halde ne yapmak lazım? Yatırım teşvikleri ne güne duruyor?
İyi de, panel ithalatına anti damping vergisinden buraya neden geldik şimdi?
Şundan geldik. Türkiye’de güneş paneli üretiliyor ama bu panellerde kullanılan girdilerin yerlilik oranları yüzde 50’nin üzerine çıkabilmiş değil. Hatta pek çoğunda bu oran yüzde 40’ın da altında.
Yani bütün kritik parçalar yurt dışından geliyor, yanına birkaç yerli aksam katılıyor ve parçalar birleştirilip panel ortaya çıkarılıyor. Örneğin bu ana parçalardan biri fotovoltaik hücreler. Yani aslında meselenin tam kalbi.

PEKİ TÜRKİYE’DE BU ÜRETİLEMEZ Mİ?
Üretilebilir elbette. Ama kurulacak üretim tesisinin ayakta kalabilmesi verimli çalışabilmesine bağlı. Verimli çalışmaktan kastımız, yapılacak yatırımın öngörülebilir bir süre içinde kendini geri ödeyebilecek nitelikte olması. Yani hücrelerin yurt içinde kullanımın yanı sıra ihraç edilebilir kalitede üretilmesi şart. Aksi halde satamayacağınız ürünü imal edecek bir tesis ölü yatırımdan ibarettir. Ya da öldürmemek için sürekli desteklemek zorunda kalacağınız bir kambur…
Türkiye’deki mevcut panel üretim tesisleri büyüme imkanına sahip. Bunda yukarıda sözünü ettiğimiz anti damping vergilerinin de katkısı olacak. Daha da önemlisi, şimdi panel üretim tesisi ve arge yatırım yapma şartlı Karapınar YEKA Güneş -1 ihalesini kazanan girişim grubunun Güney Koreli ortağı Hanwha Q Cells de fabrika kuracak.
Türkiye’de hücre üretimine hevesli başka girişimciler de olduğunu biliyoruz. Hatta bunlardan bir kısmı halen enerji sektörünün önde gelen oyuncularından.

HÜCRESİNE KADAR İLERLEMEK LAZIM
O halde Türkiye’nin enerjide kaynak çeşitliliğini, dolayısıyla arz güvenliğini sağlamaya yönelik çabalarının yanında, mutlaka bu işin teknolojisine sahip olunmasına yönelik çabalarını kesintisiz sürdürmesi gerekiyor. Yani güneş enerjisi alanında derinlemesine bir yaklaşımla, işin hücresine kadar ilerlemek lazım.
Öyleyse hevesli oyunculara biraz cesaret aşılamak ve bu yöndeki yatırımlarına teşvik sağlamak için hemen harekete geçilmeli. Teknoloji gökten zembille inmeyecek. Bir yerden başlamak lazım.

Önceki İçerikLassa iyi tarım alanında danışmanlık yapacak
Sonraki İçerik“Çok ciddi yerlileşme ihtiyacımız var”

Bir Cevap Bırakın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz