COP31 2035 hedefleri COP31 eylem gündemi Küresel elektrifikasyon hedefi

COP31 Başkanlığının üçüncü mektubu, 2035 için elektrifikasyonda yüzde 35 ve binalarda enerji yoğunluğunda yüzde 25 hedeflerini aynı uygulama ajandasında birleştirdi.

Hızlı Bakış

COP31 Başkanlığı, Antalya’da yapılacak zirvenin Eylem Gündemini 10 öncelikli tema ve 2035’e uzanan ölçülebilir küresel hedefler etrafında şekillendirdi. Elektriğin nihai enerji tüketimindeki payının yüzde 35’e çıkarılması, binalarda enerji kullanım yoğunluğunun en az yüzde 25 azaltılması ve döngüsel malzeme kullanım oranının en az yüzde 15’e yükseltilmesi öne çıkıyor. Bununla birlikte Başkanlık, hedeflerin ülkelere yeni yükümlülük getirmediğini belirtiyor. Finansman, teknoloji ve kapasite geliştirmenin uygulamadaki rolü 4–5 Eylül 2026’daki İstanbul İklim Finans Zirvesi’nde önemli bir sınavla karşılaşacak; okyanus gündemi ise 10–11 Eylül’de Trabzon’a taşınacak.

COP31 2035 hedefleri kapsamında elektrifikasyon iklim finansmanı ve iklime dirençli şehirler
COP31 Eylem Gündemi, enerji, şehirler, sanayi, finansman ve okyanus başlıklarını 2035 hedefleri çevresinde birleştiriyor.

Üçüncü mektup önceki iki Başkanlık mektubuna göre neyi değiştirdi

Üçüncü mektup, COP31 hazırlıklarında genel ilkelerden ölçülebilir uygulama hedeflerine geçildiğini gösteriyor. Başkanlık daha önce Antalya sürecinin yönetim modelini, Türkiye ile Avustralya arasındaki görev paylaşımını ve zirvenin uygulama odaklı niteliğini açıklamıştı. Bonn’daki SB64 oturumlarında açıklanan Eylem Gündemi, yeni belgeyle enerji, binalar, sanayi, atık, eğitim, gıda, okyanuslar ve sağlık alanlarında 2035 hedeflerine dönüştürülüyor.

İlk mektup Antalya sürecinin üç ilkesini belirledi

COP31 Atanmış Başkanı Murat Kurum tarafından 13 Nisan 2026’da gönderilen ilk mektup, Başkanlığın yaklaşımını diyalog, uzlaşı ve eylem ilkeleriyle tanımladı. Türkiye’nin COP31 Başkanlığını ve Antalya’daki organizasyonu üstleneceği, Avustralya ile kurulan yeni ortaklık modeli içinde Eylem Gündemine liderlik edeceği açıklandı. Bu mektup, tarafları kapsayıcı bir Antalya sürecine katılmaya çağırdı ancak sektörel hedeflere sayısal değer vermedi.

İkinci mektup Türkiye–Avustralya ortak çalışma modelini kurdu

Murat Kurum ile COP31 Müzakereler Başkanı Chris Bowen’ın 20 Mayıs 2026 tarihli ortak ikinci mektubu, zirveyi hem bir Uygulama COP’u hem de Geleceğin COP’u olarak tanımladı. Mektupta temiz enerjiye geçiş ve elektrifikasyon, sıfır atık ve döngüsel ekonomi, dayanıklı şehirler ve altyapı, sürdürülebilir tarım ve gıda sistemleri, yeşil sanayi dönüşümü ile iklim finansmanı altı öncelikli alan olarak öne çıktı. Adil geçiş, uyum ve dayanıklılık, teknoloji transferi, kapasite geliştirme ve şeffaflık ise bunları destekleyen ortak çalışma başlıkları arasında yer aldı. Türkiye’nin Başkanlığa ve Eylem Gündemine, Avustralya’nın ise resmi müzakerelere liderlik edeceği görev paylaşımı da bu aşamada belirginleşti.

Yeşil Haber, COP31’in elektriğin küresel nihai enerji tüketimindeki payını 2035’e kadar yüzde 35’e çıkarma hedefini 12 Temmuz 2026’da, Avrupa Birliği’nin 2030 için yüzde 32 elektrifikasyon hedefiyle birlikte ele almıştı. Üçüncü mektup bu hedefi tek başına bir enerji başlığı olmaktan çıkararak sanayi, şehirler, atık, gıda, sağlık ve finansmanı kapsayan daha geniş bir uygulama mimarisine yerleştiriyor.

COP31 Eylem Gündemi hangi 10 temayı kapsıyor

Başkanlığın belirlediği 10 tema; Temiz Enerjiye Geçiş ve Elektrifikasyon, Sıfır Atık ve Metan Azaltımı, İklime Dirençli Şehirler, Yeşil Sanayileşme, Gençlik ve Eğitim, Gıda Güvenliği, Okyanuslar ve Denizler, Dinamik ve Dayanıklı Sağlık Sistemleri, Rio Sinerjileri ve İklim Uygulama Köprüsü olarak sıralanıyor. Finansman, teknoloji ve kapasite geliştirme bütün temaları destekleyen ortak uygulama koşulları olarak tanımlanıyor.

Eylem Gündemi, COP30’da açıklanan Küresel İklim Eylemi Gündeminin beş yıllık vizyonuna ve ilk Küresel Durum Değerlendirmesinin sonuçlarına dayanıyor. On öncelikli tema, Küresel İklim Eylemi Gündeminin altı ekseniyle ilişkilendiriliyor. Üçüncü mektuba göre hedef, yeni başlıklar üretmekten çok mevcut iklim taahhütlerini ölçeklenebilir çözümlere, ortaklıklara ve yatırım yapılabilir projelere dönüştürmek.

Elektriğin nihai enerji tüketimindeki payı yüzde 35’e çıkarılacak

Temiz Enerjiye Geçiş ve Elektrifikasyon teması, elektriğin küresel nihai enerji tüketimindeki yaklaşık yüzde 23’lük payını 2035’te yüzde 35’e çıkarmayı hedefliyor. Mektuba göre dünyada 666 milyon kişi elektriğe, yaklaşık 2 milyar kişi ise temiz pişirme imkanlarına erişemiyor. Küresel elektrik talebinin dijitalleşme, ekonomik gelişme ve elektrifikasyonun etkisiyle 2026–2030 döneminde yılda ortalama yüzde 3,6 büyümesi bekleniyor.

COP31 elektrifikasyon hedefi için yenilenebilir enerji şebeke depolama ve elektrikli ulaşım altyapısı
Elektrifikasyon hedefi üretim, şebeke, depolama, ulaşım ve binaların birlikte dönüşmesini gerektiriyor.

Yüzde 35 hedefi yalnızca daha fazla elektrik üretimi anlamına gelmiyor. Binalarda, ulaşımda ve sanayide fosil yakıta dayalı süreçlerin temiz elektrikle çalışacak biçimde dönüştürülmesi; yenilenebilir üretimin, enerji verimliliğinin, modern şebekelerin ve depolama kapasitesinin birlikte geliştirilmesi gerekiyor. Hedef küresel nitelik taşıyor ve Türkiye için doğrudan belirlenmiş ulusal bir elektrifikasyon oranı oluşturmuyor.

Binalarda enerji yoğunluğu en az yüzde 25 azaltılacak

İklime Dirençli Şehirler teması, binalarda enerji kullanım yoğunluğunun 2035’e kadar en az yüzde 25 azaltılmasını öngörüyor. Mektupta atıf yapılan UNEP 2025–2026 Binalar ve İnşaat Küresel Durum Raporu’na göre bina ve inşaat sektörü küresel karbondioksit emisyonlarının üçte birinden fazlasından sorumlu. Binaların işletme kaynaklı emisyonları 2024’te 9,9 milyar ton karbondioksite ulaşırken bu seviye, IEA’nın Net Sıfır Emisyon Senaryosundaki patikanın yaklaşık 3,5 milyar ton üzerinde bulunuyor.

COP31 2035 hedefleri kapsamında binalarda enerji yoğunluğunu azaltan iklime dirençli şehir uygulamaları
Binalarda enerji yoğunluğunun azaltılması, soğutma talebi ve sıcaklık dayanıklılığıyla birlikte ele alınıyor.

Küresel soğutma kapasitesinin 2022’deki 22 TW seviyesinden 2050’de 68 TW’ye çıkacağı tahmini, sıcaklık artışı ile elektrik sistemi arasındaki baskıyı görünür hale getiriyor. Başkanlık, enerji verimli binaları yalnız emisyon azaltımı için değil; sıcak hava dalgalarına dayanıklılık, soğutma talebinin yönetilmesi ve kırılgan nüfusun korunması açısından da değerlendiriyor.

Döngüsel malzeme kullanımında hedef en az yüzde 15

Yeşil Sanayileşme teması, küresel döngüsel malzeme kullanım oranını mevcut yüzde 6,9 seviyesinden 2035’e kadar en az yüzde 15’e yükseltmeyi amaçlıyor. Mektuba göre azaltılması zor sektörler küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 34’ünü oluştururken sanayi, küresel nihai enerjinin yaklaşık yüzde 40’ını tüketiyor.

International Resource Panel verilerine göre küresel malzeme çıkarımı 1970’ten bu yana üç kattan fazla arttı. İkincil malzeme kullanımının artırılması, bakir hammadde çıkarımını ve enerji tüketimini azaltırken sanayi emisyonlarını düşürebilir ve tedarik zinciri dayanıklılığını güçlendirebilir. Bu hedef Türkiye açısından ETS, AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, geri dönüştürülmüş hammaddeye erişim ve sanayi yatırımlarının finansmanı arasında doğrudan bir bağlantı kuruyor.

COP31 döngüsel malzeme kullanımı yeşil sanayileşme atık yönetimi ve metan azaltımı hedefleri
Döngüsel malzeme kullanımı, sanayi emisyonlarıyla atık ve metan yönetimini aynı dönüşüm zincirinde buluşturuyor.

Atıktaki yüzde 50 hedefi mevcut atığın yarıya indirilmesi anlamına gelmiyor

Sıfır Atık ve Metan Azaltımı başlığındaki hedef, küresel belediye katı atık miktarını bugünkü düzeyinden yüzde 50 azaltmak değil; 2035’e kadar gerçekleşmesi beklenen yıllık atık üretimi artışını en az yüzde 50 sınırlamak. Bu ayrım, hedefin doğru okunması açısından önem taşıyor.

Mektupta atıf yapılan UNEP ve İklim ve Temiz Hava Koalisyonu Küresel Metan Değerlendirmesine göre metan, mevcut küresel ısınmanın yaklaşık yüzde 30’undan sorumlu. IEA tahmini ise malzeme verimliliği, geri dönüşüm, daha güçlü atık yönetimi ile biyogaz ve biyometan kullanımının 2035 itibarıyla enerji sektörü sera gazı emisyonlarını yılda 1,5 milyar ton karbondioksit eşdeğerinden fazla azaltabileceğini gösteriyor.

Sayısal hedeflerin dışında hangi uygulama alanları bulunuyor

On temanın tamamı aynı ayrıntı düzeyinde sayısal hedef içermiyor. Gıda güvenliği, okyanuslar, sağlık sistemleri ve Rio Sinerjileri için yön ve uygulama alanları tanımlanırken ülke bazında ölçülebilir yükümlülükler belirlenmiyor. Bu yapı, Eylem Gündeminin resmi müzakerelere paralel ilerleyen gönüllü ortaklık ve koalisyon platformu niteliğini yansıtıyor.

Gençlik ve eğitim için 2035’e kadar kapsayıcı iklim eğitimi

Gençlik ve Eğitim teması, 2035’e kadar herkesin iklim eylemi eğitimi alabilmesini uygulama hedefi olarak ortaya koyuyor. UNICEF verilerine dayanan mektuba göre iklim bağlantılı şoklar yalnız 2024 yılında 85 ülkede en az 242 milyon öğrencinin eğitimini aksattı. Başkanlık iklim okuryazarlığını, yeşil becerileri ve gençlerin karar süreçlerine anlamlı katılımını adil dönüşümün kapasite unsurları arasında görüyor.

Gıda, okyanuslar ve sağlık dayanıklılık ekseninde ele alınıyor

Gıda Güvenliği teması; iklime dayanıklı tarım, su yönetimi ve iklim-su-gıda bağlantısı üzerinden kırsal geçim kaynaklarını korumayı amaçlıyor. Okyanuslar ve Denizler teması ise mavi karbon, okyanus gözlemi, veri paylaşımı, finansman ve uygulama ortaklıklarını aynı çerçevede birleştiriyor. Dinamik ve Dayanıklı Sağlık Sistemleri başlığı; hazırlık, hastalık gözetimi, dayanıklı sağlık altyapısı ve sağlık hizmetlerine eşit erişimi iklim kaynaklı şoklara karşı temel araçlar olarak tanımlıyor. Mektupta aktarılan Dünya Sağlık Örgütü değerlendirmesine göre iklim değişikliği, 2030–2050 döneminde yetersiz beslenme, sıtma, ishalli hastalıklar ve sıcaklık stresi nedeniyle her yıl yüz binlerce ek ölüme yol açabilir.

Rio Sinerjileri üç çevre sözleşmesini birbirine bağlayacak

Rio Sinerjileri teması iklim, biyolojik çeşitlilik ve arazi gündemlerinin ayrı kanallarda ilerlemesinden kaynaklanan kayıpları azaltmayı hedefliyor. Ekosistem restorasyonu, karbon yutaklarının korunması, sürdürülebilir arazi yönetimi ve sözleşmeler arası iş birliği üzerinden iklim azaltımı, uyum ve biyolojik çeşitlilik politikalarının birlikte uygulanması amaçlanıyor.

İklim Uygulama Köprüsü projeleri finansmana hazırlayacak

İklim Uygulama Köprüsü, ülkelerin ulusal iklim ve kalkınma önceliklerini finansmana hazır proje portföylerine dönüştürmeyi amaçlıyor. Mektupta, sunulan NDC’lerin yüzde 89’unun ekonomi genelini kapsayan azaltım hedefleri, yüzde 73’ünün ise uyum bileşenleri içerdiği belirtiliyor. Buna karşın özellikle gelişmekte olan ülkeler proje hazırlama, kurumsal kapasite ve finansmana erişim engelleriyle karşılaşıyor.

BRIDGE olarak adlandırılan bu yaklaşımın 2035’e kadar ölçeklendirilmesi öngörülüyor. Ancak mektup, hangi finansman kaynaklarının kullanılacağını, hazırlanacak proje portföylerinin seçim ölçütlerini veya ülkelere ayrılacak kaynak miktarlarını henüz açıklamıyor.

COP31 iklim finansmanı ile ulusal iklim planlarını yatırım yapılabilir projelere bağlayan Uygulama Köprüsü
İklim Uygulama Köprüsü, ulusal planların finansmana hazır proje portföylerine dönüşmesini amaçlıyor.

COP31 hedefleri ülkeler için bağlayıcı mı

COP31 Başkanlığı, üçüncü mektuptaki hedeflerin kural koyucu olmadığını ve ülkeler için yeni yükümlülük yaratmayı amaçlamadığını açıkça belirtiyor. Hedefler; uluslararası iş birliğini güçlendirmek, koalisyonlar kurmak ve gönüllü uygulamaları hızlandırmak için küresel bir çağrı niteliği taşıyor.

Bu ayrım, Antalya’daki resmi müzakereler ile Başkanlığın Eylem Gündemi arasındaki sınırı gösteriyor. Resmi müzakerelerde taraf ülkelerin uzlaşısıyla alınan kararlar ile şirketler, finans kuruluşları, şehirler ve sivil toplumun katıldığı gönüllü girişimler aynı hukuki ağırlığa sahip değil. Üçüncü mektuptaki yüzde 35, yüzde 25 ve yüzde 15 hedeflerinin etkisi; ülke politikalarına, yatırım planlarına, finansman araçlarına ve izleme mekanizmalarına ne ölçüde aktarılabildiğiyle belirlenecek.

Finansman, teknoloji ve kapasite geliştirme ortak koşul olacak

Mektup finansman, teknoloji ve kapasite geliştirmeyi bütün temaların uygulamaya geçmesi için yatay koşullar olarak tanımlıyor. Buna karşın toplam finansman ihtiyacı, kamu ve özel sektör arasındaki paylaşım, gelişmekte olan ülkelere sağlanacak destek ve hedeflerin ilerlemesinin nasıl raporlanacağı henüz sayısallaştırılmıyor. Bu nedenle COP31’in uygulama iddiası yalnız hedeflerin açıklanmasıyla değil, finansman ve hesap verebilirlik düzeneklerinin kurulmasıyla ölçülecek.

İstanbul ve Trabzon zirveleri neden kritik olacak

Üçüncü mektup, Antalya’ya giden süreçte iki yakın tarihli toplantıya özel çağrı yapıyor. İstanbul İklim Finans Zirvesi 4–5 Eylül 2026’da, Okyanus ve Denizler Zirvesi ise 10–11 Eylül 2026’da Trabzon’da düzenlenecek. Bu toplantılar, Eylem Gündemindeki geniş hedeflerin ortaklıklara, finansmana ve uygulanabilir girişimlere dönüştürülmesi açısından ilk önemli sınamalar arasında yer alacak.

İstanbul İklim Finans Zirvesi uygulama iddiasını sınayacak

İstanbul’daki zirve, finansmanın bütün temaları destekleyen ortak koşul olarak nasıl işletileceğinin görülmesi açısından önem taşıyor. Üçüncü mektup İstanbul toplantısının ayrıntılı programını veya açıklanacak finansman araçlarını vermiyor. Bu nedenle izlenecek temel başlıklar; yatırım yapılabilir proje portföyleri, kamu ve özel finansmanın paylaşımı, gelişmekte olan ülkelerin erişimi, risk azaltma araçları ve açıklanacak somut kaynak taahhütleri olacak.

Türkiye açısından zirvenin ETS gelirleri, yeşil ve sürdürülebilir borçlanma araçları, sanayinin karbonsuzlaşması, şebeke ve depolama yatırımları ile iklim uyum projeleri arasında nasıl bir finansman bağlantısı kuracağı önem taşıyor. İstanbul toplantısı bu nedenle COP31’in hedef açıklayan bir platformdan uygulama ve sermaye mobilizasyonu sağlayan bir yapıya geçip geçemeyeceğinin erken göstergelerinden biri olacak.

Trabzon Zirvesi mavi ekonomiyi finansmanla buluşturacak

10–11 Eylül’deki Okyanus ve Denizler Zirvesi, mektuptaki mavi karbon, deniz gözlemleri, veri paylaşımı, kıyı dayanıklılığı ve finansman ortaklıkları gündemini Trabzon’a taşıyacak. Zirvenin ayrıntılı programı mektupta yer almıyor. Başkanlığın belgesi, kıyı ve ada ülkelerinin çoğunun ulusal uyum planları ile NDC’lerinde okyanus bağlantılı eylemlere yer verdiğini; bundan sonraki hedefin bu taahhütleri uygulamaya dönüştürmek olduğunu belirtiyor.

COP31 Trabzon Okyanus ve Denizler Zirvesi için mavi karbon deniz gözlemi ve kıyı dayanıklılığı
Trabzon zirvesi mavi karbon, deniz gözlemi, kıyı dayanıklılığı ve finansman başlıklarına odaklanacak.

Türkiye için Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz’de deniz ekosistemlerinin korunması; balıkçılık, turizm, kıyı yatırımları ve iklim uyumu açısından ekonomik bir konu niteliği taşıyor. Trabzon’daki toplantının başarısı, yalnız diplomatik bildirilere değil; veri altyapısı, koruma finansmanı ve uygulanabilir bölgesel ortaklıkların açıklanmasına bağlı olacak.

Antalya’ya giden takvimde hangi tarihler izlenecek

COP31, 9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek. Dünya Liderler Zirvesi 11–12 Kasım’da devlet ve hükümet başkanlarını bir araya getirecek. Özel sektör liderliği, finansman ve yenilikçi çözümlere odaklanan COP31 İş Forumu ise 12–13 Kasım’da düzenlenecek.

Başkanlık, Antalya öncesinde Bakü’deki İklim Haftası, New York İklim Haftası ve Fiji’deki COP öncesi toplantıyı da önemli istişare durakları arasında sayıyor. Londra İklim Eylem Haftası’nda başlayan iş dünyası forumlarının New York’ta devam etmesi ve Antalya’daki İş Forumu ile tamamlanması planlanıyor.

Şeffaflık raporları için son tarih 31 Aralık 2026

Üçüncü mektup, 2026’nın ikinci İki Yıllık Şeffaflık Raporlarının sunulması açısından kritik bir yıl olduğunu vurguluyor. Taraf ülkelerin BTR’lerini 31 Aralık 2026’ya kadar sunması gerekiyor. Başkanlık ayrıca 2030 sonrası NDC’lerini henüz sunmayan ülkelere belgelerini mümkün olan en kısa sürede iletme ve etkili Ulusal Uyum Planlarını hazırlayıp uygulama çağrısı yapıyor.

COP31 uygulama gündeminde bundan sonra ne izlenecek

Üçüncü mektup COP31’in hedef haritasını görünür hale getirdi ancak hedeflerin ülkelere, sektörlere ve finansman araçlarına nasıl dağıtılacağı henüz açıklanmadı. Elektrifikasyonda yüzde 35, binalarda enerji yoğunluğunda yüzde 25 azalma, döngüsel malzeme kullanımında yüzde 15 ve öngörülen atık artışının yarı yarıya sınırlanması hedefleri için başlangıç değerleri, ara kontrol tarihleri ve ilerleme göstergelerinin nasıl uygulanacağı izlenmeli.

Türkiye açısından kritik soru, küresel Eylem Gündeminin ulusal enerji, sanayi, şehircilik, atık, deniz koruma ve iklim finansmanı politikalarına nasıl yansıyacağı. İstanbul ve Trabzon zirvelerinde açıklanacak girişimler, ardından New York, Fiji ve Antalya takvimi, COP31 Başkanlığının gönüllü hedefleri somut yatırım ve uygulama ortaklıklarına dönüştürme kapasitesini gösterecek.

Okura soru

COP31’in bağlayıcı olmayan 2035 hedeflerinin gerçek yatırımlara dönüşmesi için sizce öncelikle hangi finansman ve izleme mekanizmaları kurulmalı? Görüşlerinizi yorumlarda paylaşın.

Kaynak notu: COP31 Başkanlığının 13 Nisan 2026 tarihli ilk mektubu; COP31 Başkanı Murat Kurum ile COP31 Müzakereler Başkanı Chris Bowen’ın 20 Mayıs 2026 tarihli ortak ikinci mektubu; COP31 Başkanlığının Ağustos 2026 tarihli üçüncü mektubu; UNFCCC COP31 Antalya süreci ve konferans bilgileri; COP31 Başkanlığı resmi açıklamaları; UNEP 2025–2026 Binalar ve İnşaat Küresel Durum Raporu; UNEP ve İklim ve Temiz Hava Koalisyonu Küresel Metan Değerlendirmesi; IEA ve International Resource Panel verileri.

İlgili haberler


Bir Cevap Bırakın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz