EPDK, hidroelektrik ile YEKDEM faydalanma süresini tamamlamış biyokütle ve jeotermal santraller için toplam 1.500 MW hibrit kapasite açtı; başvurular 30 Haziran 2026 dahil alınacak.
Hızlı bakış
- EPDK toplam 1.500 MW hibrit kapasiteyi hidroelektrik biyokütle ve jeotermal santraller için tahsis etti.
- Toplam kapasitenin 1.300 MW’ı HES’lere 100’er MW’ı biyokütle ve jeotermal tesislere ayrıldı.
- Hidroelektrik başvurularında sıralama son 5 yıllık ortalama kapasite faktöründe en düşük değerden başlayacak.
- Biyokütle ve jeotermal tarafında yalnızca YEKDEM faydalanma süresini tamamlamış tesisler başvuru yapabilecek.
- HES’lerde tesis başına üst sınır 20 MW olurken biyokütle ve jeotermalde bu sınır 10 MW olarak uygulanacak.
- Başvurular 30 Haziran 2026 dahil alınacak ve bekleyen hibrit başvurular da yeni limitlerle değerlendirilecek.
16 Nisan 2026 tarihli ve 14482 sayılı Kurul Kararı, Türkiye’de mevcut yenilenebilir üretim parkının adeta ikinci fazına geçildiğini gösteriyor. Toplam 1.500 MW’lık yeni alanın 1.300 MW’ı hidroelektrik santrallere, 100’er MW’ı ise biyokütle ve jeotermal santrallere ayrıldı. Karar yalnızca yeni kapasite vermiyor; aynı zamanda hangi santralin ne ölçüde öncelik kazanacağını, hangi tesislerin başvurabileceğini ve hibrit dönüşümün hangi sınırlar içinde ilerleyeceğini de netleştiriyor.
Karar neyi kapsıyor ve hangi santraller başvurabilecek
Karar, birden çok kaynaklı elektrik üretim tesisine dönüşüm çerçevesinde mevcut tesislere yardımcı kaynak olarak ilave kapasite tahsis edilmesini kapsıyor. Hidroelektrik tarafında başvuru yapılabilecek tesislerin kısmen veya tamamen işletmeye geçmiş olması gerekiyor. Biyokütle ve jeotermal tarafında ise eşik daha dar: Bu tesislerin hibrit kapasite başvurusu yapabilmesi için YEKDEM faydalanma süresini tamamlamış olması şartı aranıyor.
Bu çerçeve, düzenlemenin tüm yenilenebilir santrallere açık bir genel çağrı olmadığını gösteriyor. EPDK burada doğrudan yeni lisans üretmiyor; mevcut varlıkların verimini, sistem içindeki esnekliğini ve mevcut şebeke bağlantısının kullanım değerini artıracak kontrollü bir genişleme alanı tanımlıyor.
Kapasite dağılımı nasıl kuruldu

Toplam 1.500 MW’lık tahsisin 1.300 MW’ının HES’lere ayrılması, kararın merkezine hidroelektriği yerleştiriyor. Geri kalan 200 MW ise biyokütle ve jeotermal arasında 100’er MW olarak paylaştırılıyor. Bu dağılım, Türkiye’de mevcut yenilenebilir portföy içinde hem sayı hem bağlantı yapısı bakımından en geniş hibritleşme alanının hidroelektrikte görüldüğüne işaret ediyor.
Başka bir ifadeyle EPDK, hibrit dönüşümü yalnızca yeni yatırım başlığı olarak değil, düşük ya da dalgalı kullanılan mevcut üretim altyapısının yeniden optimize edilmesi için bir araç olarak konumluyor.
Hidroelektrikte neden en düşük kapasite faktörü öne alındı

Kararın en dikkat çekici tarafı, HES başvurularında sıralamanın son 5 yıllık üretim ve kurulu güç verileri kullanılarak hesaplanan ortalama kapasite faktörüne göre yapılacak olması. Burada öncelik en düşük kapasite faktörüne sahip santrallerden başlayacak. Yani düzenleyici otorite, hibrit kapasiteyi en verimli çalışan hidroelektrik santrallere değil, su rejimi, sezonsallık veya kullanım profili nedeniyle daha düşük performansla çalışan tesislere yönlendiriyor.
Bu tercih, teknik olduğu kadar ekonomik bir mesaj da taşıyor. Hibrit yapı, özellikle yıl içinde üretimi sert dalgalanan santraller için mevcut bağlantı hakkını daha etkin kullanma, üretim profilini düzleme ve gelir oynaklığını azaltma imkanı sunuyor. Bu yüzden karar yalnızca megavat tahsisi değil, mevcut HES portföyünün kalite ayarı olarak da okunabilir.
HES’lerde kapasite sınırı nasıl hesaplanacak
İşletmedeki toplam elektriksel kurulu gücü 5 MWe ve altında olan hidroelektrik santraller için tahsis edilebilecek kapasite, mevcut işletmedeki kurulu güce kadar çıkabilecek. 5 MWe üzerindeki HES’lerde ise hesap, kurulu gücün 5 MWe’yi aşan kısmının %25’ine 5 MWe eklenerek yapılacak. Buna rağmen bir hidroelektrik santral için tahsis edilebilir kapasite azami 20 MW ile sınırlandırıldı.
Daha önce alınmış yardımcı kaynak kapasitesi varsa, başvuru bu yeni limitlerle birlikte değerlendirilecek. Önceden alınmış kapasite limitin üzerindeyse başvuru iade edilecek; limitin altındaysa yalnızca eksik kalan bölüm kadar yeni tahsis yapılabilecek. Bu da hibrit alanın tek seferde açık uçlu biçimde büyütülmeyeceğini, kontrollü ve hesaplı bir genişleme hedeflendiğini gösteriyor.
Biyokütle ve jeotermalde yarış daha dar ama daha seçici olacak

Biyokütle ve jeotermal santraller için toplam kontenjan yalnızca 100’er MW ile sınırlı olsa da, bu iki grup için getirilen sıralama mantığı hidroelektrikten farklı. Bu tesislerde başvurular son 5 yıllık üretim ve kurulu güç verileri üzerinden hesaplanan ortalama kapasite faktörüne göre en yüksekten başlayarak sıralanacak. Yani burada sistem, düşük performanslı tesisleri toparlamaktan çok, zaten güçlü üretim profiline sahip ve hibrit yapıyı daha hızlı değerlendirebilecek tesisleri öne çıkarıyor.
Bu fark önemli. HES’lerde düşük kapasite faktörüne öncelik verilmesi rehabilitasyon mantığına işaret ederken, biyokütle ve jeotermalde yüksek kapasite faktörüne öncelik verilmesi daha verimli çalışan mevcut tesislerin yardımcı kaynakla daha da güçlendirilmesini hedefliyor.
Biyokütle ve jeotermalde tesis başına sınır ne
İşletmedeki toplam elektriksel kurulu gücü 3 MWe ve altında olan biyokütle ve jeotermal santraller için tahsis edilebilecek kapasite mevcut kurulu güce kadar çıkabilecek. 3 MWe üzerindeki tesislerde ise tahsis, kurulu gücün 3 MWe’yi aşan kısmının %25’ine 3 MWe eklenerek belirlenecek. Her bir biyokütle veya jeotermal tesis için azami tahsis sınırı 10 MW olarak uygulanacak.
Bu sınırlar, biyokütle ve jeotermalde hibritleşmenin serbest bir büyüme alanı değil, daha çok seçilmiş ve ölçülü bir genişleme kanalı olarak kurgulandığını gösteriyor.
30 Haziran takvimi sektöre ne söylüyor
Başvuruların 30 Haziran 2026 dahil alınacak olması, yatırımcıya uzun bir hazırlık penceresi vermiyor. Bu nedenle karar özellikle mühendislik çalışmasını, saha uyumluluğunu, yardımcı kaynak seçimini ve finansman senaryosunu önceden hazırlamış oyuncular için anlamlı bir fırsat yaratıyor. Süre kısa olsa da çerçevenin net olması, portföy yöneten üreticiler için belirsizliği azaltıyor.
Daha önce yapılmış ancak henüz sonuçlandırılmamış başvuruların da yeni tahsis limitleri içinde değerlendirilmesi, piyasada bekleyen dosyaların yeniden önem kazanabileceği anlamına geliyor. Dolayısıyla bu karar yalnızca yeni başvuruları değil, beklemedeki hibrit dönüşüm dosyalarını da doğrudan etkiliyor.
Bu karar Türkiye’nin yenilenebilir enerji piyasasında neyi değiştiriyor

Türkiye’de yenilenebilir enerji yatırımı uzun süredir yeni saha, yeni lisans ve yeni bağlantı ekseninde tartışılıyordu. Bu karar ise başka bir kapıyı büyütüyor: mevcut santral parkının daha yoğun ve daha akıllı kullanılması. Özellikle HES portföyünde 1.300 MW’lık alan açılması, hibrit modelin artık marjinal bir uygulama olmaktan çıkıp sistem tasarımının parçasına dönüştüğünü gösteriyor.
Bu aynı zamanda şebeke verimliliği açısından da önemli. Yeni bağlantı hakkı yaratmak yerine mevcut bağlantılı santrallerin üretim profilini genişletmek, iletim sistemi üzerindeki baskıyı daha yönetilebilir biçimde dönüştürebilir. Biyokütle ve jeotermal tarafındaki daha küçük ama seçici kontenjanlar ise baz yük karakteri güçlü tesislerin hibrit destekle daha istikrarlı üretim sunmasına imkan tanıyabilir.
Kaç santralin gerçekten başvuru yapacağı, hangi kaynak kombinasyonlarının öne çıkacağı ve tahsis edilen alanın ne kadarının fiili projeye dönüşeceği henüz açık değil. Ancak 16 Nisan kararının verdiği ana sinyal net: EPDK, yenilenebilir enerji büyümesini yalnızca yeni kurulumlarla değil, mevcut tesislerin ikinci kez tasarlanması üzerinden de hızlandırmak istiyor.
Okura soru
Sizce hibrit kapasite tahsisinde asıl kırılma HES tarafında mı yaşanacak, yoksa biyokütle ve jeotermalde daha seçici ama daha verimli bir yeni dönem mi başlayacak?
İlgili haberler
- Hidroelektrik santrallerine güneş desteği 3,5 milyar dolarlık yatırımın önünü açıyor
- EPDK 2026 YEKDEM takvimi bekleniyor Hibrit GES ve depolama şirketleri hazırlıklarını hızlandırıyor
- Yerli aksamda yeni dönem Depolama ve hibrit tesisler kapsama alındı
- Türkiye’de ilk lisanslı hibrit şebekeye bağlandı 4,1 MWh BESS
- EPDK yenilenebilir üretim hesabını değiştirdi yeni kapasite faktörleri lisans sürecini şekillendirecek


















