Reuters’ın resmi verilere dayanan haberine göre Türkiye’de hidroelektrik santrallerinin elektrik üretimindeki payı Mart 2026’da yüzde 40’a yükselerek geçen yılın aynı dönemine göre neredeyse iki katına çıktı.
Neden önemli?
Geçen yıl Mart ayında hidroelektrik üretiminin payı yaklaşık yüzde 22 seviyesindeydi ve bu yıl artan yağışlar ile baraj dolulukları sayesinde hidro üretim hem doğal gaz hem de kömür santrallerinin payını aşağı çekti.
Hidro payındaki bu yükseliş, İran savaşı ve Hürmüz hattındaki riskler nedeniyle oluşan enerji fiyat baskısını kısmen hafifleterek ithal yakıta bağımlı santrallerin marj baskısını azaltan bir tampon işlevi gördü.
Kaynak karışımındaki bu geçici iyileşme, su rejimine duyarlı hidro kapasitenin Türkiye’nin arz güvenliği ve fiyat istikrarında kriz dönemlerinde ne kadar kritik bir rol oynadığını yeniden hatırlatıyor.
Kim etkilenir?
Doğal gaz ve ithal kömür santrallerini işleten üreticiler için hidro payındaki artış, kısa vadede daha düşük üretim hacmi ve toptan piyasada azalan fiyat seviyeleri anlamına geliyor.
Sanayi ve ticarethane tüketicileri, hidro ağırlığının yükseldiği dönemlerde daha dengeli PTF ve daha sınırlı maliyet artışı sayesinde enerji faturalarındaki şokları bir miktar daha yumuşak hissedebiliyor.
Enerji politikası yapıcıları açısından bu tablo, iklim değişikliğinin yağış rejimi üzerindeki etkilerini de dikkate alarak hidroelektrik portföyünün yanında depolama, talep tarafı yönetimi ve esneklik yatırımlarını hızlandırma ihtiyacını güçlendiriyor.


















