AYM’nin 10 Mart 2026’da yayımlanan E.2024/133, K.2025/233 sayılı kararı, YEKA yarışmalarında Bakanlığa bırakılan belirsiz alanı ve lisanssız üretimdeki lisans alma bedelini iptal ederek enerji piyasasında kanuni çerçeve tartışmasını sertleştirdi.
Hızlı bakış
- AYM, E 2024 133 ve K 2025 233 sayılı kararla YEKA yarışmalarında Bakanlığa bırakılan belirsiz düzenleme alanını iptal etti.
- Mahkeme, lisanssız üretimden lisanslı üretime geçişte öngörülen lisans alma bedelini resme benzer mali yükümlülük sayarak kanunilik şartı yönünden iptal etti.
- YEKA tarafında YEKDEM bağlantısını koruyan üçüncü cümle ile lisanssız üretimde Cumhurbaşkanı fiyat belirleme yetkisi ayakta kaldı.
- 4646 sayılı Kanun’daki yüzen LNG istisnası hükmü de açık kanuni çerçeve bulunmadığı gerekçesiyle iptal edildi.
- İptal hükümlerinin yürürlüğü hukuki boşluk doğmaması için dokuz ay ertelendi ve kritik eşik 10 Aralık 2026 olarak belirlendi.
- Karar, enerji piyasasında idari takdir alanından çok kanunda tanımlı yatırım rejimine geçiş baskısını güçlendirdi.
Karar, 26 Kasım 2025’te verilmiş olmasına rağmen 10 Mart 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı. Dosya, Murat Emir, Gökhan Günaydın ve Ali Mahir Başarır ile birlikte 126 milletvekilinin açtığı iptal davasına dayanıyor. İncelenen metin, başlığı nedeniyle ilk bakışta yalnızca “maden kanunu” gibi görünen 7501 sayılı Kanun olsa da kararın enerji piyasasına ilişkin sonuçları çok daha geniş. AYM, 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu, 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kanunu, 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve 7381 sayılı Nükleer Düzenleme Kanunu içindeki bazı hükümleri birlikte değerlendirdi. Bu nedenle dosya, yalnızca bir mevzuat iptali değil; enerji piyasasında hukuk devleti, kanunilik, yatırım öngörülebilirliği ve idari takdir sınırı bakımından temel bir eşik niteliği taşıyor.
Kararın siyasi ve hukuki çerçevesi neden önemli

Dosyanın açılış sayfası, bu kararın yalnızca teknik bir yargı denetimi olmadığını gösteriyor. İptal davası TBMM üyeleri Murat Emir, Gökhan Günaydın, Ali Mahir Başarır ile birlikte 126 milletvekili tarafından açıldı. Bu ayrıntı önemlidir; çünkü muhalefet, enerji ve doğal kaynaklar alanında yürütmeye bırakılan geniş takdir alanını doğrudan Anayasa Mahkemesi önüne taşımış oldu. Karar da tam bu eksende şekillendi: Mahkeme, yatırım, lisans, tahsis ve mali yükümlülük doğuran alanlarda temel çerçevenin kanunda bulunması gerektiğini açık biçimde ortaya koydu.
Bir başka kritik nokta, kararın tarihi ile yayım tarihi arasındaki farktır. Karar 26 Kasım 2025’te verildi, ancak 10 Mart 2026’da yayımlandı. Bu da enerji piyasasının yaklaşık 3,5 ay boyunca sonucu bilmeden hareket ettiği anlamına geliyor. Bu gecikme, haber değerini artırıyor; çünkü piyasada yürürlükte olduğu sanılan bazı kuralların aslında daha önce anayasal denetime takılmış olduğu gerçeği ancak yayım günü görünür hale geldi.
7501 sayılı Kanun neden ilk bakışta enerji dosyası gibi görünmedi
İncelenen düzenleme, “Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” başlığını taşıyor. Bu başlık, dosyanın sadece maden alanına ait olduğu izlenimi yaratıyor. Oysa metnin içine doğal gaz, YEKA, lisanssız üretim, nükleer taşıma sorumluluğu ve elektrik piyasası hükümleri de yerleştirilmiş durumda. Bu yüzden kararın enerji medyasında ilk anda yeterince fark edilmemiş olması şaşırtıcı değil. Fakat tam da bu nedenle, kararın sistem etkisini doğru okumak daha önemli hale geliyor.
YEKA tarafında hangi hüküm iptal edildi ve Mahkeme tam olarak ne dedi

AYM, 5346 sayılı Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrasının değiştirilen ikinci cümlesini iptal etti. Bu hükümde, YEKA yarışmasına ilişkin usul ve esasların ilgili yarışma şartnamesinde Bakanlık tarafından belirleneceği yazıyordu. Mahkeme, bu yapının hukuk devleti ilkesine aykırı olduğuna karar verdi. Çünkü yarışmanın yöntemi, katılım şartları, temel rekabet zemini ve yatırımcının hukuki konumu gibi esaslı konular kanun seviyesinde çerçevelenmeden doğrudan şartnameye bırakılmıştı.
Kararın en keskin cümlesi burada geliyor. Mahkeme, “5346 sayılı Kanunda ya da farklı bir kanunda YEKA kullanım hakkına yönelik olarak yapılacak yarışmayla ilgili olarak genel nitelikte de olsa herhangi bir çerçevenin belirlenmediği anlaşılmaktadır” tespitini yaptı. Buradaki “genel nitelikte de olsa” vurgusu özellikle önemlidir. AYM, tüm teknik detayların kanunda yazılmasını istemiyor; ancak en azından temel iskeletin ve sınırların kanunda gösterilmesini zorunlu görüyor.
Bu iptal YEKA modelini tümden ortadan kaldırıyor mu
Hayır. AYM, YEKA modelini veya YEKA üzerinden yenilenebilir enerji yatırımı yapılmasını reddetmedi. İptal edilen şey, yarışmanın esaslı unsurlarını belirleme yetkisinin açık bir kanuni çerçeve olmadan Bakanlığın yarışma şartnamesine bırakılmasıdır. Başka bir deyişle Mahkeme, modele değil; modelin hukuki omurgasının kurulmama biçimine itiraz etti.
YEKDEM bağlantısı neden ayakta kaldı
Aynı fıkranın değiştirilen üçüncü cümlesi, yani yarışma sonucunda oluşan fiyat veveya bedelin şartnamede belirlenecek süre boyunca YEKDEM kapsamında değerlendirileceğine ilişkin düzenleme ise iptal edilmedi. Mahkeme bu hükmü Anayasa’ya aykırı bulmadı. Böylece AYM, gelir güvencesi sağlayan destek mantığını değil; yarışma yönteminin belirsizliğini sorunlu gördüğünü göstermiş oldu.
Lisanssız üretimde asıl kırılma neden lisans alma bedelinde yaşandı

Kararın ikinci büyük enerji başlığı, 5346 sayılı Kanun’un 6. maddesinin değiştirilen ikinci fıkrası oldu. Bu hüküm, on yıllık süresini bitiren lisanssız üretim tesislerinin belirli koşullarla lisanslı üretime geçebilmesine imkan tanıyordu. Ancak bu geçişin şartlarından biri olarak “lisans alma bedeli” öngörülmüştü. AYM, tam bu ibareyi iptal etti.
Mahkeme’ye göre burada öngörülen lisans alma bedeli, mali niteliği itibarıyla resme benzer bir yükümlülük oluşturuyor. Bu nedenle Anayasa’nın 73. maddesinde güvence altına alınan vergilerin, resimlerin, harçların ve benzeri mali yükümlülüklerin kanuniliği ilkesine tabi. Sorun, böyle bir bedelin hiç alınamayacağı değil; bedelin miktarı, matrahı, oranı, alt ve üst sınırı veya objektif ölçütleri kanunda belirlenmeden doğrudan idareye bırakılmış olmasıdır.
AYM burada hangi anayasal zemine dayandı
Mahkeme, lisans alma bedelinin yalnızca idari bir teknik ayrıntı gibi görülemeyeceğini söyledi. Bu bedel, hem mülkiyet hakkına hem teşebbüs özgürlüğüne sınırlama getiriyor. Ayrıca mali yükümlülük niteliği taşıdığı için Anayasa’nın 13., 35., 48. ve 73. maddeleri bakımından birlikte incelenmesi gerekiyor. Sonuçta AYM, bedelin temel unsurları kanunda belirlenmediği için kanunilik şartının sağlanmadığına hükmetti.
İptal yalnızca bir ibareyle mi sınırlı kaldı
Görünüşte evet, fakat fiilen hayır. “Lisans alma bedeli” ibaresi iptal edilince, aynı cümlenin geri kalan kısmı ile fıkranın ikinci cümlesinin de uygulanma imkanı kalmadığı için bunlar 6216 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca bağlı iptale konu oldu. Böylece lisanssızdan lisanslıya geçiş rejiminin ana gövdesi çöktü. Bu, piyasa açısından basit bir kelime iptalinden çok daha büyük bir sonuç doğuruyor.
Lisanssız üretimde hangi bölüm yürürlükte kaldı
AYM, aynı fıkranın üçüncü cümlesini ise iptal etmedi. Bu düzenleme, lisanssız üretime devam edecek tesislerde üretilecek ihtiyaç fazlası elektrik enerjisi için uygulanacak fiyatın, piyasa takas fiyatını geçmemek üzere Cumhurbaşkanı tarafından belirlenmesini öngörüyor. Mahkeme, bu alanı teknik uzmanlık gerektiren ve genel çerçevesi kanunla çizilmiş bir fiyatlandırma alanı olarak gördü.
Buradaki ince ayrım belirleyicidir. Mahkeme, özel mali yükümlülük doğuran ve yatırımcının cebine doğrudan dokunan bir bedel düzenlemesini kanunda açık çerçeve olmadan kabul etmedi. Buna karşılık, elektrik piyasasının işleyişine ilişkin fiyat mekanizmasında Cumhurbaşkanı’na bırakılan alanı yeterince çerçevelenmiş buldu. Yani AYM, her yetki devrini değil; kanuni iskeleti olmayan yetki devrini hedef aldı.
Bu durum lisanssız model için ne anlama geliyor

Lisanssız üretimin on yıl sonrasına ilişkin rejimi artık daha görünür bir belirsizlik taşıyor. Devletin önünde iki yol var. Ya lisanssız üretimi öz tüketim temelli bir yapıda tutup ihtiyaç fazlası satışını sınırlı bir fiyat rejimi ile devam ettirecek ya da lisanslı üretime geçiş için yeni ve açık bir kanuni çerçeve kuracak. En riskli senaryo ise bu alanın idari yorumlara bırakılması olur.
Doğal gaz tarafında hangi LNG hükmü iptal edildi
AYM, 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu’ndaki yüzen LNG tesislerine ilişkin istisna hükmünü iptal etti. Kararın çoğu okumasında gözden kaçabilecek üçüncü büyük başlık, 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu’ndaki yüzen LNG tesislerine ilişkin istisna hükmüdür. AYM, 4. maddenin 4 numaralı fıkrasının d bendinin 1 numaralı alt bendindeki “Bakanlık görüşü alınarak sağlanacak istisnalar Kurul tarafından bu madde uyarınca yayımlanan usul ve esaslarda düzenlenir” bölümünü iptal etti.
Mahkeme, burada da aynı anayasal mantığı kullandı. Yüzen LNG tesislerinin işletilmesi ve yer değişikliği gibi konularda sağlanacak istisnaların kapsamı, sınırı ve ölçütleri kanunda gösterilmeden EPDK Kurulu’na bırakılmıştı. AYM’ye göre bu yapı, teşebbüs özgürlüğüne getirilen sınırlamanın kanunla yapılması ilkesini karşılamıyor. Çünkü hangi şartlara istisna tanınacağı açık, net ve nesnel biçimde düzenlenmemişti.
Doğal gaz dosyasında hangi hüküm ayakta kaldı
Buna karşılık, mevcut depolama tesislerinin, kapasite artışlarının veya yeni yapılacak tesislerin kullanım oranları veveya rekabet koşulları dikkate alınarak sisteme erişim hükümlerinden belirli süre muaf tutulabilmesine ilişkin düzenleme iptal edilmedi. Mahkeme bu alanı daha belirli ve öngörülebilir gördü. Böylece doğal gaz tarafında da aynı ayrım tekrarlandı: açık çerçevesi olmayan istisna hükmü iptal edildi, daha tanımlı muafiyet alanı ise korundu.
Geçici 32. madde ve teminat iadeleri neden reddedildi
6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu’na eklenen geçici 32. madde, belli lisans, önlisans, lisans başvurusu ve YEKA sözleşmeleri bakımından sonlandırma, tadil ve teminat iadesi imkanı getiriyordu. AYM bu hükümlere yönelik iptal taleplerini reddetti. Mahkeme’ye göre teminatların kısmen veya tamamen iadesine ilişkin çerçeve, yönetmelik ve kurulu güç gibi nesnel ölçütlerle yeterince belirlenmişti.
Bu nokta özellikle önemli; çünkü kamuoyunda YEKA kararının mevcut sözleşmeleri ve kazanılmış hakları doğrudan sarstığı yönünde bir izlenim oluşabilir. Oysa geçici 32. maddedeki yapı iptal edilmedi. Bu da mevcut sözleşmeler, başvurular ve teminat rejimi bakımından sistemin tamamen dağılmadığını gösteriyor.
Mevcut YEKA sözleşmeleri neden özellikle korunmuş görünüyor
Geçici 32. maddenin kurgusu zaten “hak kazanılmış olanlar hariç” ifadesiyle başlıyor. Mahkeme’nin bu hükmü ayakta bırakması, geçmişte imzalanmış sözleşmeler ve mevcut hak sahipleri açısından sistemin tümden geçersiz hale gelmediği anlamına geliyor. Asıl sorun, bundan sonra kurulacak düzenlemenin hangi kanuni omurga ile yazılacağıdır.
Nükleer taşıma sorumluluğu neden iptal edilmedi
7381 sayılı Nükleer Düzenleme Kanunu’na eklenen ve işletenin, taşıyıcı ile yapacağı yazılı sözleşme ve NDK onayıyla sigorta veya teminat gösterme yükümlülüğünü taşıyıcıya devredebilmesini öngören hüküm de AYM tarafından iptal edilmedi. Mahkeme, burada sözleşme özgürlüğüne sınırlama bulunduğunu kabul etmekle birlikte, üçüncü kişilerin yaşam, mülkiyet ve güvenlik haklarının korunması bakımından yapıyı meşru, elverişli ve orantılı buldu.
Bu da kararın bütünlüğü açısından öğreticidir. AYM enerji ve altyapı piyasalarında idarenin veya tarafların hareket alanını toptan daraltmıyor. Esas aradığı şey, hakka müdahale eden ya da mali sonuç doğuran yapının anayasal çerçevesinin kurulmuş olmasıdır.
Dokuz aylık erteleme piyasaya nasıl bir geçiş penceresi açtı

AYM, iptal ettiği bazı hükümlerin Resmi Gazete’de yayım tarihinde hemen yürürlükten kalkmasının kamu yararını ihlal edici hukuki boşluk doğuracağını belirledi. Bu nedenle 4646 sayılı Kanun’daki LNG istisnası hükmü, 5346 sayılı Kanun’daki YEKA yarışmasına ilişkin ikinci cümle ile lisanssız üretimdeki iptal edilen birinci ve ikinci cümleler için dokuz aylık erteleme kararı verdi. Böylece yürürlük tarihi fiilen 10 Aralık 2026’ya ötelenmiş oldu.
Bu erteleme, devlete yeni düzenleme için zaman tanıyor; yatırımcılara ise mevcut tablonun geçici olduğu mesajını veriyor. Fakat bu pencere teknik bir rahatlama değil, siyasi ve yasama sorumluluğu doğuran bir geçiş süresi. Çünkü Mahkeme’nin bıraktığı mesaj açık: idareyi rahatlatan geçici çözümler değil, kanunda çizilmiş açık sınırlar gerekiyor.
YEKA projeleri için mevcut durum
Mevcut ve sonuçlanmış YEKA projeleri İmzalanmış sözleşmeler ve işletmedeki santraller bu karardan doğrudan etkilenmez, sistem yürürlükte kalır.
Devam eden YEKA süreçleri
Karar henüz yürürlüğe girmediği için mevcut ihaleler devam edebilir ancak hukuki itiraz riski artmıştır.
10 Aralık 2026 sonrası yeni YEKA ihaleleri
Kanuni düzenleme yapılmazsa yeni yarışmaların hukuki zemini zayıflar ve yatırımcı açısından belirsizlik oluşur.
Genel sonuç
AYM kararı mevcut sistemi durdurmaz ancak yeni dönem için kanun düzeyinde açık bir çerçeve zorunluluğu getirir.
Karşıoylar neden ayrıca izlenmeli
Kararda oyçokluğu ile verilen bölümler de dikkat çekici. YEKA ikinci cümle ve 4646’daki LNG istisnası yönünden Engin Yıldırım, Yusuf Şevki Hakyemez ve Kenan Yaşar karşıoy kullandı. Lisans alma bedelinin iptali bakımından ise Rıdvan Güleç ve Ömer Çınar karşıoy verdi. Bu ayrıntı, Mahkeme içinde de enerji piyasasındaki düzenleme tekniği konusunda farklı anayasal eşiklerin tartışıldığını gösteriyor. Ancak çoğunluk kararı itibarıyla piyasanın yeni referansı nettir.
Enerji dönüşümünün hızı değil, hukuki zemini tartışılıyor
Bu kararın ana sonucu, Türkiye’de enerji dönüşümünün artık yalnızca kapasite, yatırım ve teşvik meselesi olarak okunamayacağıdır. YEKA tarafında sorun, yarışma yapılıp yapılmaması değil; yarışmanın hangi kanuni zeminde kurulacağıdır. Lisanssız üretimde sorun, geçiş imkanı tanınıp tanınmaması değil; bu geçişin mali yükümlülüklerinin nasıl kanunlaştırılacağıdır. Doğal gaz tarafında sorun, LNG esnekliği değil; istisna yetkisinin hangi sınırlar içinde kullanılacağıdır.
Başka bir deyişle AYM, enerji dönüşümünü durdurmadı. Ama dönüşümün idari takdirle sınırsız hızlandırılmasına anayasal sınır koydu. Devletin önünde 10 Aralık 2026’ya kadar sürecek dar fakat kritik bir dönem var. Bu süre içinde yapılacak şey yalnızca mevzuat yamalamak değil, enerji piyasasının yatırımcıya, finansöre ve kamuya aynı anda güven verecek hukuki omurgasını yeniden yazmaktır.
Bu yazıda birincil kaynak bağlantısı neden ayrıca verilmelidir
Karar, yorumdan çok metin üzerinden okunması gereken bir dosya niteliği taşıyor. Bu nedenle yazıda Resmi Gazete’de yayımlanan tam AYM kararına PDF bağlantısı verilmesi, hem okurun birincil kaynağa ulaşmasını sağlar hem de tartışmayı ikinci el yorumlardan ayırır. Bu dosyada asıl değer, başka yorumları tekrar etmekte değil; kararın kendi diliyle enerji piyasasına ne söylediğini çözümlemektedir.
Okura soru
Siz bu kararın ardından YEKA ve lisanssız üretim tarafında nasıl bir yasal çerçeve kurulması gerektiğini düşünüyorsunuz?
İlgili haberler
- EPDK lisanssız üretim taslağı büyük değişiklikler içeriyor
- YEKA GES-2025: Başvuru 18 Kasım, yerlilik oldu
- EPDK 13885 kararı yenilenebilir lisans şartlarını netleştirdi
- 667 santral YEKDEM 2026 Lisanssız GES ve şebeke sınırı
- Yenilenebilir enerji piyasasına bakış


















