lisanssız elektrik üretimi

Antalya’da geçtiğimiz günlerde katıldığım ve öz tüketim amacıyla lisanssız elektrik üretiminin tartışıldığı bir toplantıda size gözlemimi aktarmak istiyorum.

Toplantıya katılan işletme sahiplerinin çoğu finansman sorunlarından şikayet etti. Diğer pek çok faktörden daha fazla finansman konusu ön plana çıktı. Açıkçası bu tip yatırımların ertelenmesinde uzun süreden beri finansman sorununun öne sürülmesi iklim krizinin yakıcı etkilerini yaşadığımız şu dönemde artık bana itici gelmeye başladı.

Çoğu işletme için finansman belki çok önemli olabilir ve ilk sırada gelebilir. Ancak bana göre, temiz enerjiden kendi elektriğini üretme konusunda finansman konusu gereksiz bir argüman. Bu konu artık daha fazla ertelenmesi mümkün olmayan bir hale geldi.

Bunun nedenlerini sizlere açıklamaya çalışayım. Birincisi enerji maliyetlerinin giderek artması. Örneğin Antalya OSB’de işletmelerin kullandığı elektriğe son bir yılda yüzde 58 zam geldi.  Ticarethane abonelerinde elektriğin kWh (kilovat saat) birim fiyatı KDV hariç 1,00 TL seviyesine geldi.

Bu noktada işletmelerin banka faizlerinin yüksekliğinden yakınması çok anlamlı gelmiyor. Çünkü banka faizleri zam oranlarının yarısından daha düşük. Ayrıca bu yıl sonuna kadar yüzde 15-20 arasında bir zam daha bekliyorum.

Kilovat saat başına 20 kuruş Karbon Vergisi geliyor

Geçtiğimiz günlerde yapılan G20 toplantısında iklim değişikliğiyle alakalı yeni bir anlaşma imzalandığı basına yansıdı. Anlaşmanın konusu İklim Krizine karşı daha etkin yol bir yol haritası düzenlemek. Elektrik faturalarımıza 2023 yılından itibaren Karbon Vergisi adıyla yeni bir maliyet büyük olasılıkla gelebilir. Hesabıma göre ilk aşamada kWh başına 20 kuruş civarında bir vergi ödeyeceğimizi düşünüyorum.

Bu oranı nasıl bulduğuma gelince, Mayıs 2016 tarihli “Yenilenebilir Enerji Vergisine Hazır Olun” başlıklı yazımı hatırlatmak istiyorum. Yazının bir bölümünde “Bunlardan bir tanesi, kısa sürede hayata geçirileceğini düşündüğüm tüketicilerin faturasına YEKDEM fonu adıyla ek bir gider kalemi konulması olacak.” demiştim.

Ben o yazımda başlangıçta kWh başına 5-10 kuruş arasında bir yenilenebilir enerji vergisi tahmin ettiğimi belirtmiştim. O zamanlar çevremde buna tepki gelmişti, inandırıcı bulunmamıştı. Oysa şu anda sanayicinin en büyük derdi YEKDEM maliyeti. Bu maliyet öngörülebilir bir rakam değil. Yılın başında açıklanan 12 aylık YEKDEM bedelleri yıl ortasında revize ediliyor. Bu da sanayicilerin en büyük sorunu haline gelmiş durumda. Üstelik bu bedel 30 Haziran 2021 tarihinden önceki santrallerde USD bazında olduğu için doların yükselmesi artı yük getiriyor. Yani Karbon Vergisi gelmesi ile yüzde 20 civarında ekstra bir yük bekleyebiliriz.

Yeşil Mutakabat tüm sektörleri temiz enerjiye mecbur bırakacak

Green Deal ya da Türkçe ifadesiyle Yeşil Mutakabat konusu yoğun şekilde gündemimizde. Geçtiğimiz günlerde yapılan G7 toplantısında Almanya, İngiltere, Fransa ve İtalya tarafından ortak bir açıklama yapıldı. Bu ülkeler temiz enerjiden elektriğini kullanmayan üreticilere gümrük vergisi getirileceğini ve 2025 yılından itibaren diğer AB ülkelerine yönelik bunun uygulanacağını deklare ettiler.

Avrupa Birliği (AB) tarafından hazırlanan taslak demir-çelik, alüminyum, gübre, çimento ve elektrik sektörlerini yakından ilgilendiriyor. Bu sektörler AB’ye ihracat yaparken temiz enerji kullandıklarını kanıtlayamadıklarında ekstra gümrük vergisi ödeyecek.

Tekirdağ’da tanıdığım bir tekstil üreticisi geçenlerde bir Amerikan tekstil devi ile anlaşma imzaladı. Sözleşmenin içinde tam da buna yönelik bir madde vardı. Buna göre, gelecek 3 yıl içinde elektriğin en az yüzde 50’sini yenilenebilir kaynaklardan sağlama şartı getiriliyordu. Aksi taktirde sözleşmenin feshi ön görülüyordu.

Benzer durumları Antalya ekonomisini yakından ilgilendiren turizm sektöründe de yaşayacağımızı düşünüyorum. AB ve İngiltere’deki büyük acentelerin önümüzdeki dönemde elektriğini yenilenebilir kaynaklardan tedarik etmeyen otelleri liste dışında tutma kararı vermeleri mümkün.

Karbon sertifikasına sahip olursunuz

1 Temmuz 2021’den itibaren lisanslı yenilenebilir enerji tesisleri için karbon sertifikası (YEK-G) verilmeye başlandı. Kısa bir süre sonra lisanssız tesisler için de bu uygulamanın hayata geçeceğini bekleyebiliriz. Eğer enerji ihtiyacınızı güneşten karşılıyorsanız bu sertifikalara sahip olarak avantajlı hale gelirsiniz. Çünkü güneşten 1 GWh (1.000.000 kWh) yıllık elektrik üretimi 627 ton civarında karbon salımı eş değerdir. Bu da son borsa fiyatlarına göre 1 GWh güneş enerjisi üretimi olan bir tesis için 30 bin dolardan fazla bir para girişi demektir.

Diğer türlü bu sertifikayı karbon borsasında kiralamak zorunda kalabilirsiniz. Örneğin Londra Borsasında 1 ton karbon sertifikasının değeri yıllık 50-55 Euro civarında. Bu yılın başında bu rakam  30-35 Euro bandındaydı.

Bankalar temiz enerji kullanana daha uygun kredi verecek

Yurtdışında bankalar temiz enerji kullanan müşterilerine daha uygun kredi vermeye başladı. Türkiye’de de yakında benzer bir uygulamayı görmemiz mümkün. Bu konuyla ilgili gazeteci dostumuz Çetin Ünsalan’ın çarpıcı bir tespiti var. Ünsalan bir yazısında şöyle diyor: “Dünyanın en iyi bilançosuna bile sahip olsanız, çevreye duyarlı bir faaliyet içinde değilseniz, karbon emisyonu ile ilgili kaygılarınız yoksa, çevreye zararlı bir enerji türü kullanıyorsanız ya kredi talebiniz geri dönecek ya da çok daha maliyetli bir biçimde karşınıza gelecektir.”

Öte yandan belirtmeye bile gerek görmediğim elbette çevre konusu var. Antalya’nın birçok bölgesinde yaşanan orman yangınları ve Karadeniz’deki sel faciaları artık iklim krizi tehlikesinin boyutlarını çok açık gösterdi. Finansman sorununu öne sürerek temiz enerjiye geçmeyi erteleyen işletmelerden dolayı yaşanabilir bir dünyadan her gün maalesef daha uzaklaşıyoruz.

Önceki İçerikSulama için güneş sistemi kurdu, elektrik masrafından kurtuldu
Sonraki İçerik30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlu Olsun
Hasan Yiğit
Aslen Burdurlu, 1964 Antalya doğumlu. 1968’de ailesiyle Almanya’ya gitti. Üniversite eğitimini orada tamamladı. Fachhochschule Aachen’da Makine Mühendisliği eğitimi aldı. Üniversiteden mezun olduktan sonra teknik yazılımcı olarak iş hayatına atıldı. 1968 – 2001 yılları arası Almanya’nın Köln şehrinde yaşadı. 2001 yılında Antalya’ya geri dönüş yaptı ve 2007 yılında Avusturyalı bir proje şirketinin Antalya ofisinde göreve başlayarak yenilenebilir enerji sektörüne adım attı. Önce rüzgar enerjisi alanında çalıştı, ardından da güneş enerjisine yöneldi ve Energy Workshop ve Energy Baba markaları altında ağırlıklı güneş enerjisi sektöründe danışman olarak çalışmaya devam ediyor. 2013 yılından bu yana ağırlıklı yenilenebilir enerjiyle ilgili yazılar yazıyor.

Bir Cevap Bırakın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz