UNDP yok oluşu seçme

Tüketicilere tedarik edilen petrol ile elektrik üretiminde kullanılan doğal gaz ve kömür gibi fosil yakıtlara sübvansiyon sağlamak amacıyla dünyada her yıl 423 milyar ABD doları gibi yüksek bir meblağ harcanıyor.

BM Kalkınma Programı (UNDP) tarafından bugün yayımlanan yeni araştırmaya göre, bu tutar, haftaya başlayacak COP26 küresel iklim konferansı öncesindeki düğüm noktalarından biri olan yoksul ülkelerin iklim krizi ile mücadele edebilmesi kapsamında toplanması hedeflenen miktarın dört katı.

Doğrudan bu sübvansiyonlar için harcanan para, dünyadaki herkesin COVID-19 aşı giderlerini ödemeye yetebilir veya dünya genelinde aşırı yoksulluğun ortadan kaldırılması için gereken yıllık tutarı üç kez karşılayabilir. Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından yakın zamanda yayımlanan verilere göre, çevreye verilen zararın maliyetleri dahil olmak üzere dolaylı maliyetler de eklendiğinde, sübvansiyonların tutarı neredeyse 6 trilyon ABD dolarına ulaşıyor.

UNDP Başkanı Achim Steiner: “COVID-19 küresel salgını, küresel ekonominin günümüzün şartlarına uymayan yönlerini gün yüzüne çıkardı. Milyonlarca insan yoksulluk içinde yaşamaya devam ederken ve iklim krizi ivme kazanırken dünya, fosil yakıt sübvansiyonlarına milyarlarca dolar harcamaya devam ediyor. Bu tablo karşısında kendimize şunu sormamız gerekir: Fosil yakıtları sübvanse etmek için halkın parasını kullanmak mantıklı mı?” dedi.

Fosil yakıt desteği en zengin yüzde 20’ye yarar sağlıyor

Fosil yakıt sübvansiyonları hem verimsiz hem de adaletsiz. IMF’ye göre, gelişmekte olan ülkelerde fosil yakıt tüketiminin desteklenmesi için harcanan kamusal kaynakların neredeyse yarısı nüfusun en zengin yüzde 20’lik kesimine yarar sağlıyor.

“Fosil yakıt desteklerini ele almak, siyasi bakımdan zorlu bir konu, ancak mevcut bilgiler, reformun gerekli olduğunu, ve doğru biçimde yapılırsa, yoksulları destekleyeceğini, istihdam yaratacağını ve gezegenimizi koruyacağını gösteriyor” diyen UNDP Politika ve Program Destek Bürosu Baş Ekonomisti ve araştırmanın eş yazarlarından George Gray Molina, sözlerine şöyle devam etti: “Bu araştırmanın, reformun tüm ülkelerde yeşil ve adil dönüşümleri yönlendirmedeki kritik rolü konusunda tartışmalara ilham vermesini umuyoruz.”

Önümüzdeki günlerde gerçekleşecek G20 ve COP26 toplantılarının öncesinde yayımlanan rapor, ekonomistler ve politika belirleyicilerin yanı sıra IMF ve Dünya Bankası tarafından fosil yakıt sübvansiyonlarına ilişkin yapılacak reform ihtiyacına yönelik artan farkındalık kapsamında lanse ediliyor. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres tarafından da güçlü bir reform çağrısı yapılıyor.

UNDP’den “Yok oluşu Seçme” mesajı içeren film

UNDP yok oluşu seçme

Fosil yakıtların insanlar ve gezegenimiz üzerindeki son derece olumsuz etkilerinin altını çizmek üzere yeni bir kampanya başlatan UNDP tarafından ilgi çekici bir kısa film yayınlandı. Filmde dünyanın en bilinen nesli tükenmiş hayvanlarından biri olan dinozor, BM Genel Kurulu’nda konuşma yaparak dünya liderlerini, fosil yakıt sübvansiyonlarından vazgeçmeye çağırıyor ve “Yok Oluşu Seçme” diyor.

Dünyanın her köşesinden ünlü sanatçıların seslendirdiği “Yok Oluşu Seçme” kampanyasının Türkçe seslendirmesini, oyuncu Toprak Sergen üstlendi. Kampanya bu yolla, fosil yakıt sübvansiyonlarının, bugüne kadar iklim değişikliğine son verilmesine yönelik kaydedilen önemli ilerlemeleri sıfırladığı ve zenginlere yarar sağlayarak eşitsizliği şiddetlendirdiği konularında toplumsal farkındalık yaratmayı amaçlıyor.

İnsan kaynaklı sera gazı emisyonlarının yüzde 73’ünden sorumlu olan enerji sektörü, iklim krizinin oluşmasında en büyük paya sahip. Fosil yakıt sübvansiyonlarına yönelik reformlar CO2 emisyonlarının azaltılmasına katkıda bulunacak ve insan sağlığı ve esenliği için yarar sağlayacak. Ayrıca enerjinin, fosil yakıt kullanımının toplum ve çevre için ‘gerçekten’ ve tam olarak nelere mal olduğunu yansıtacak biçimde doğru fiyatlandırılmasına yönelik atılacak ilk adım olacak.

Ancak UNDP’nin analizine göre, hatalı tasarlanmaları halinde bu reformlar hane halkları ve toplum için adaletsiz ve zararlı da olabilir. Avantajlarının aslan payı zenginler arasında paylaşıldığından genellikle eşitsizliği tetikleyen araçlar olmakla birlikte, yoksul bireylerin gelirlerinin de önemli bir kısmını temsil eden bu sübvansiyonların ortadan kaldırılması aynı zamanda enerji tüketimi için daha fazla bedel ödemelerine sebep olacağından, bu bireylerin gelirlerinin azalmasına da neden olabilecek bir faktör.

Dolayısıyla fosil yakıt sübvansiyonlarının kaldırılması kolaylıkla, gelir ve enerji bakımından daha da yoksullaştırıcı bir strateji haline gelebilir. Fosil yakıtlara yönelik reformların yapılmasını güçleştiren bu durum, temiz ve yenilenebilir enerji kaynaklarına geçilmesinin önünde önemli bir engel oluşturuyor.

UNDP tarafından yapılan araştırma, bu konuyu da göz önünde bulundurarak, reformlara yönelik ilerici ve kademeli müdahaleleri destekliyor. Çeşitli bölgelerdeki bazı ülkelere ait başarı hikayelerinin de analiz edildiği araştırmada, fosil yakıt sübvansiyonu ve enerji fiyatlandırma reformlarının politika belirleyiciler tarafından desteklenmesine yönelik bir ‘araç seti’ de yer alıyor. Bu araç seti, daha az avantajlı gruplara yönelik gelir koruma ve telafi ödeneklerini de kapsayan adil, eşitlikçi ve aşamalı yaklaşımın uygulanmasına olanak tanıyor.

Achim Steiner: “1.5 derece için en iddialı iklim eylemini uygulamak lazım”

İklim değişikliği ile mücadeleyi nasıl finanse edeceğimizi düşündüğümüzde, fosil yakıt sübvansiyonları nedeniyle mücadeleye fiilen 423 milyar dolar eksi konumda başlıyoruz” diyen Achim Steiner şunları söylüyor: “Reform yapmak kolay değil; temiz enerjiye geçiş, birçok ülkede çeşitli zorluklar yaratıyor. Doğrusu, her ülkenin kendi yolunu çizmesi gerekir. Ancak şunu da biliyoruz ki, gezegenimizin çöküşüne katkıda bulunan bu enerji kaynaklarından uzaklaşmak zorundayız.

Bunlara yönelik mali desteğin adil ve eşitlikçi biçimde kesilmesi ise bu geçişin çok önemli bir unsuru. BM Genel Sekreteri tarafından insanlık için ‘kırmızı alarm’ olarak nitelenen güncel IPCC raporu, yalnızca en iddialı iklim eylemini uygularsak küresel ısınmayı 1,5°C ile sınırlayabileceğimizi gösteriyor. Bilim bize, iklim felaketinden kaçınmak için gerekenin bu olduğunu söylüyor.”

Yok Oluşu Seçme kampanyasının başrolünde, günümüzün en önemli sorunlarını çözmeye yardımcı olmaya yönelik bir kolektif akıl platformu olan Global Mindpool yer alıyor. Dünyanın dört bir yanından iklim acil durumu, doğa ve eşitsizlik krizleri gibi konularda iç görüleri bir araya getiren Global Mindpool, hükümet, sivil toplum ve özel sektör düzeylerindeki politika belirleyicilerin daha iyi bilgilendirilmesi ve donanımlı hale getirilmesinde UNDP’yi destekleyecek.

Önceki İçerikYASED: “Sürdürülebilir fon ve tahvillerin payı artacak”
Sonraki İçerik2022’de 1.000 MW yeni güneş enerjisi kapasitesi devreye girecek

Bir Cevap Bırakın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz