IEA’nın mevcut şebekeler için hesapladığı ek bağlantı potansiyeli, Türkiye’nin 28 milyar dolarlık iletim planına yeni bir soru ekliyor: Yeni hatlar yapılırken mevcut altyapıdan ne kadar daha yararlanılabilir?
Hızlı bakış
- IEA, mevcut şebekelerde dünya genelinde 330 GW’a kadar ek bağlantı potansiyeli hesaplıyor.
- 330 GW, 190–330 GW tahmin aralığının üst sınırı; Türkiye’ye özgü bir sonuç içermiyor.
- Türkiye’nin Eylül 2026’da açıklanan iletim çerçevesi, 28 milyar dolar ve yeni HVDC–AC hatları içeriyor.
- Dünya Bankası destekli TEİAŞ projesinde şebeke izleme ve enerji yönetim sistemlerinin geliştirilmesi de bulunuyor.
- Türkiye için izlenecek ölçüt, dijital yatırımların ne kadar güvenli bağlantı kapasitesi kazandırdığı olmalı.
IEA’nın 330 GW hesabı neyi gösteriyor?
Uluslararası Enerji Ajansının 21 Eylül’de yayımladığı Modernising Grids in the Age of Electricity raporu, mevcut ağlara ek üretim, depolama ve tüketim kapasitesi bağlanabilmesini inceliyor. Aynı bağlantı hacmini şebeke genişlemesiyle sağlamak için yaklaşık 100 milyar dolar gerektiğini hesaplıyor. Bu tutar, dijital çözümlerin maliyetleri düşüldükten sonra kalan net tasarruf olarak okunmamalı.
IEA’ya göre 2025’te ileri aşamadaki en az 1.700 GW yenilenebilir enerji projesi ve 600 GW büyük ölçekli batarya, şebeke bağlantısı bekliyordu. Mevcut altyapının daha verimli kullanılması, yeni hatların inşası sürerken bu baskıyı hafifletebilir.

Hatların kullanımını üç teknoloji değiştiriyor
Dinamik kapasite değerlendirmesi, hatların ve trafoların güvenli taşıma sınırını hava, yük ve ekipman koşullarına göre güncelliyor. Örneğin serin veya rüzgârlı hava, bir havai hattın daha fazla güç taşımasına olanak sağlayabilir; sıcak ve durgun koşullar kapasiteyi düşürebilir.
Topoloji optimizasyonu, şebekenin bağlantı düzenini değiştirerek akışları daha uygun güzergâhlara yönlendiriyor. Gelişmiş güç akışı kontrolü ise elektriğin sıkışık hatlar yerine kullanılabilir kapasitesi bulunan paralel yollardan taşınmasına yardımcı oluyor.
Bu nedenle kazanım, yalnızca yazılım kurulmasına bağlı değil. Şebeke modellerinin doğruluğu, ölçüm altyapısı ve alternatif güzergâhların durumu belirleyici. Bir hattaki sınırı yükseltmek, darboğazı bir sonraki trafoya taşıyabilir; bütün güzergâhın güvenli işletme koşulları birlikte incelenmeli.
330 GW üst sınır; ülke hesabı için yerel inceleme gerekiyor
Raporun yöntem bölümünde tahmin aralığı 190–330 GW olarak veriliyor. Hesap, 2025 şebeke özelliklerine ve 70 kV ve üzerindeki ağlara dayanıyor. Teknolojilerin etkileri örtüşebildiği için ayrı ayrı kapasite kazanımları toplanamıyor. Yerel gerilim, arıza ve işletme kısıtları için ayrıntılı şebeke çalışmaları gerekiyor. Yapay zekânın katkısı da ayrıca bir GW değeriyle hesaplanmış değil.

Dolayısıyla Türkiye’nin küresel şebekedeki payını kullanarak bu rakamdan bir ülke tahmini çıkarmak doğru olmaz. Türkiye’ye ilişkin kazanım, seçilecek hatlar üzerinde ölçülmesi gereken bir araştırma sorusu.
Türkiye’nin 28 milyar dolarlık planıyla bağlantı nerede?
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın 16 Eylül 2026’da AA’ya yaptığı açıklama, 2035’e kadar iletim altyapısına 28 milyar dolarlık yatırım öngörüyor. Açıklanan kapsamda yaklaşık 9.580 kilometre uzunluğunda, 28 GW kapasiteli yüksek gerilim doğru akım (HVDC) koridorları ve 15 bin kilometre yeni alternatif akım hattı bulunuyor.
Aynı açıklamadaki 120 GW rüzgâr ve güneş hedefi için öngörülen yaklaşık 80 milyar dolar, üretim yatırımlarını ifade ediyor. İletim bütçesiyle üretim bütçesi farklı kapsamlar taşıyor; açıklanan tutarlar bütün finansmanın sağlandığını göstermiyor.
Yeşil Haber’in değerlendirmesine göre, bu yatırım programı iki sonuç üzerinden birlikte izlenebilir: Yeni altyapıyla sağlanan taşıma kapasitesi ve mevcut altyapının daha iyi işletilmesiyle kazanılan bağlantı imkânı. Böyle bir izleme, hangi darboğazın yeni hat gerektirdiğini, hangisinde daha erken bir işletme çözümü uygulanabileceğini görünür kılar.
TEİAŞ finansmanında dijitalleşmenin somut karşılığı var
Dünya Bankasının 4 Ağustos 2025’te onayladığı Türkiye İletim Sisteminin Dönüştürülmesi Projesi, yeni trafo ve hat yatırımlarının yanında SCADA olarak bilinen şebeke izleme ve kontrol altyapısı ile Enerji Yönetim Sisteminin (EMS) güçlendirilmesini içeriyor. HVDC koridorları ve TEİAŞ’ın kurumsal kapasitesi için teknik destek de kapsamda.

Banka, onay tarihindeki dolar karşılıklarıyla 707,9 milyon dolarlık IBRD kredisi, 38 milyon dolarlık Temiz Teknoloji Fonu kredisi ve 2 milyon dolarlık hibe açıklıyor. Bunların toplamı 747,9 milyon dolar. Bakanlığın Ekim 2025 imza duyurusunda kullanılan 750 milyon dolarlık ifade aynı proje çerçevesine ilişkin; iki tutar ayrı finansman paketleri gibi toplanmamalı.
Bu belgeler dijitalleşmenin yatırım kapsamına girdiğini gösteriyor. Ancak buradan, IEA’nın incelediği üç teknolojinin Türkiye’de hangi hatlarda uygulanacağı veya kaç GW kazandıracağı sonucu çıkmıyor. Bunu ortaya koyacak veriler, proje bileşenlerinin uygulama takvimi ve ölçülen işletme sonuçları olacak.
Veri ve uzmanlık, yatırımın sonucunu belirliyor
IEA anketinde katılımcı şebeke işletmecilerinin %64’ü beceri ve kurumsal hazırlığı, %60’ı veri kalitesini ve erişimini, %60’ı güvenle ilgili konuları, %56’sı düzenleyici çerçeveyi önemli engeller arasında gösteriyor. Anket 25 işletmecinin yanıtlarına dayanıyor; sonuçlar dünya genelini istatistiksel olarak temsil eden oranlar sayılmamalı.
Türkiye açısından bu bulgu, ekipman alımıyla birlikte işletme süreçlerinin de izlenmesini gerektiriyor. Ölçümlerin hangi karara dönüştüğü, kontrol merkezlerinin yeni araçları nasıl kullandığı ve doğrulanan kazanımların yatırım planına nasıl yansıdığı, değerlendirmede sorulabilecek somut sorular.
Türkiye için ilk adım: Kazancı hat bazında ölçmek
Yeşil Haber’in bu kaynaklardan çıkardığı öneri, bağlantı talebinin yoğun olduğu seçilmiş koridorlarda karşılaştırmalı kapasite çalışmalarının yapılması. Her çalışma mevcut sınırı, önerilen çözümün maliyetini, uygulanma süresini ve farklı mevsimlerde sağlayabileceği ek kapasiteyi birlikte göstermeli.

Sonuçlar değerlendirilirken ilave bağlanabilir MW, üretim kısıntısındaki değişim ve bağlantı için kazanılan süre ayrı ayrı izlenebilir. Böylece bir pilotun başarısı, kurulan sensör veya satın alınan yazılım sayısından öte, yatırımcı ve sistem işletmecisi açısından ölçülebilir hale gelir.
IEA’nın küresel hesabı, Türkiye için hazır bir kapasite cevabı vermiyor. Buna karşılık iletim programına eklenebilecek somut bir değerlendirme alanı açıyor: Yeni hatlar devreye girene kadar mevcut şebekede hangi projelere, hangi koşullarda ve ne kadar erken bağlantı sağlanabilir?
İlgili haberler
- Türkiye 2035 için 28 milyar dolarlık elektrik iletim yatırımı öngörüyor
- TEİAŞ ve Dünya Bankası arasında 750 milyon dolarlık anlaşma
- IEA: Elektrifikasyonla 2035’te yıllık 400 milyar doların üzerinde ithalat tasarrufu mümkün
- YEO’dan 250 MWh için 58,6 milyon dolarlık sözleşme ve fon payı açıklaması
- AB veri merkezleri için enerji ve su etiketi hazırlıyor: İlk etiketler 2027’de
View this post on Instagram

















