GÜYAD Başkanı Cem Özkök

Enerji Yatırımcıları Derneği GÜYAD Başkanı Cem Özkök enerji gazetecileriyle bir araya geldi.

Pandemi şartları dolayısıyla online olarak gerçekleştirilen basın sohbet toplantısında Özkök, sektörün son dönemde ciddi sıkıntılar yaşadığını belirttiği konularla ilgili değerlendirmelerini basın mensuplarıyla paylaştı. Özkök’ün konuşmasından satır başları şöyle:

Başarıyla uygulanarak yenilenebilir enerji sektörünün büyümesini ve bugünlere gelmesini sağlayan Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması YEKDEM, ülkemizin enerji arz güvenliğini artıran ve enerjide dışa bağımlılığımızı azaltan gerçekten örnek bir uygulama oldu. Bugün rüzgarda 10 bin MW kurulu güç aşılmış, güneşte 10 bin MW’a doğru gidişat sağlanmışsa bunun ana dinamosu başarısı ispatlanmış bu YEKDEM mekanizması olmuştur. Yatırımın birinci kuralı hepimizin bildiği üzere ön görülebilirliktir. Geçmişte uygulanan YEKDEM mekanizması projeleri finanse eden banka ve finansal kurumlara 10 yıllık gelir öngörülebilirliği sağlayarak yatırımların başarı ile gerçekleştirlimesini sağlamıştır.

“Şu anda YEKDEM PTF’den daha ucuz, yeni proje planlanamıyor”

Enerji ve elektrik ticaretinin baz fiyatı olarak değerlendirilen piyasa takas fiyatı (PTF) ne yazık ki son dönemde çok büyük artış gösterdi ve YEKDEM’den yararlanan sayısız yenilenebilir enerji santrali için geçerli olan 7,3 dolar cent/kWh’lik enerji satış fiyatının çok üstüne çıktı. Yalnızca GÜYAD üyeleri bile Türkiye’deki 100 bin MW’lık kurulu gücün yaklaşık 40 bin MW’ını temsil ediyor. Şu anda öngörülen YEKA ihale metodu ile ve 400 TL/MWh tavan fiyat uygulaması ile yeni proje yapmayı planlayan yatırımcı ne yazık ki yok denecek kadar az.

Bu büyük hızla yol alan ve başka ülkelerce örnek gösterilen bir sektöre ciddi darbe vurulması demektir. Türk enerji yatırımcıları yurtdışında yatırım fırsatları arıyor. Bizlerin YEKDEM’i tekrar canlandırarak bu yatırımları, arz güvenliğinin yakın gelecekte tehlikeye düşebileceği ülkemize yönlendirmemiz lazım.

“Enerji ihtiyacı artıyor, ülke olarak olumsuz etkilerden kaçınmamız gerek”

Covid sonrası dönemde azalan, şimdi ise artan enerji ihtiyacı enerjide fiyatların beklenmedik seviyelerde yükselmesine neden oldu. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de bu artışlar nedeniyle sektör olumsuz etkilendi ve zor durumda kaldı. Fakat bizim bu dalgalanmalardan ve olumsuz etkilerden mümkün olduğunca kaçınmamız gerek. Büyümenin dinamosu sanayinin enerjiye ihtiyacı olacak. Enerji üretimimizi zora sokarsak ülkemizin büyümesine ket vurmuş oluruz. Elektrikte bozulan arz-talep dengesini yeniden normale getirmeli ve elektrik kesintilerinin önüne geçmeliyiz.

Emisyon hedefleri de düşünülünce burada yenilenebilir enerjinin önünü açmak elzem. Pek çok gelişmiş ekonominin ‘sıfır karbon emisyon taahhüdü’ verdiği dönemde bizim bundan geri kalmamız mümkün olamaz. Ülke olarak planlamayı bugünden yapmamız gerek. AB Komisyonu’nun en geç 2026 yılında sınırda karbon uygulamalarını da devreye sokacağı düşünülürse sadece enerji sektörünü değil Türkiye’nin ihracat kapasitesini koruyabilmek adına da acilen harekete geçmemiz gerekiyor. En pahalı enerji olmayan enerjidir. Sanayimiz durur ya da yavaşlarsa bunun bedeli hepimiz için ağır olur.

“Atıl kapasiteler bir an önce lisansa derç edilmeli”

Ülkemizin artan enerji ihtiyacı için büyük önem arz eden atıl kapasiteler sektörün yakından ilgilendiği bir diğer önemli konu başlığı. Halen inşası ve kabulü tamamlanmış ve sisteme bağlı olduğu halde bağlantı kapasitesinde yer almayan 1.700 MW’ı aşkın rüzgar ve güneş gücümüz mevcut. Bu yatırımlar tamamlanmış olmalarına rağmen kapasite artışı kendileri için söz konusu olamıyor, neden? Bu durum özellikle enerji ihtiyacının arttığı bugünlerde ülkemizi elektrik üretimi açısından zora sokabilecek bir durumdur.

Kapasite artışları ülkemize ancak olumlu katkı sağlayacak bir uygulamadır. Hal böyleyken mevcut kurulu santrallere kapasite artışı verilmemesi yerli ve mili kaynağımızdan yararlanılmaması, bunun sonucu olarak da ülkemizin cari açık sorununun büyümesi anlamına gelecektir. Büyümeye devam eden bir ülke olan Türkiye’de enerji ihtiyacı da artmaya devam edecektir. Bu sebeple 1kWh elektrik üretimi dahi olsa yenilenebilir enerjide tüm üretim imkanlarının yolu sonuna kadar açılmalıdır.

“Günün gereklerine uygun revizyonlardan kaçınılmamalı”

Yenilenebilir enerji sektörü olarak beklentimiz mevcut uygulama ve düzenlemelerin günün gerekliliklerine göre revize edilmesi, yatırımcının önündeki engellerin kaldırılması ve dünya genelinde de devam eden böylesi dalgalı bir dönemde yenilenebilir enerjinin büyümesinin durdurulmamasıdır. Bunun için mevcut YEKDEM fiyatlarının revizyonu dahil her konunun gözden geçirilebilir olması gerektiğine inanıyoruz. Kısa vadede ucuz elektrik kullanmanın önünü açmak adına 20 yıl alım garantisi verilmesini ve fiyatların dolar bazlı olmasını öneriyoruz.

Ayrıca ekipman ve hammadde fiyatları arttığı ve piyasa şartları değiştiği için bu şekilde planlanmış YEKDEM modelinin daha uygun olduğunu düşünüyoruz. YEKA modeli ise    düşen ekipman fiyatları varsa uygulanabilir çünkü mevcut YEKA modelinde ihale edilmiş olan projelerin ekipman fiyatlarının artışı sebebiyle yapılamayacağını öngörüyoruz. Bizler bu ülkenin yatırımcısıyız, yapabileceğimiz her yatırım bu ülkeye katma değer sağlayacaktır. Bu noktada esneklik ve dinamikliğin sağlanması adına tüm bilgi birikimimizle katkı sağlamaya da hazırız.

“Karar vericilerle görüşmelerimiz devam ediyor”

Tüm bu konularla ilgili olarak Bakanlık ve diğer düzenleyici kuruluşlarla görüşmelerinin aralıksız sürdüğünün altını çizen GÜYAD Başkanı Özkök, yatırımcının önünün açılmasını sağlayacak, ülkemiz lehine tüm düzenlemelerde esneklik ve dinamikliğin sağlanması için özel sektör temsilcileri olarak tüm bilgi birikimleriyle katkı sağlamaya hazır olduklarını da sözlerine ekledi.

Önceki İçerikAkbank kömür santrali projelerine kredi vermeyecek
Sonraki İçerikShell net sıfır hedefi için enerji verimliliğini artırıyor

Bir Cevap Bırakın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz