Enerjisa’nın Tufanbeyli’de planladığı 30 MW off-grid GES ve 40 MWh LFP batarya, elektrikli maden araçlarını şebekeden bağımsız besleyecek.
Hızlı bakış
- Enerjisa Tufanbeyli’de 30 MW off-grid GES ve 40 MWh LFP batarya sistemi için 438 milyon TL yatırım planlıyor.
- GES projesinde 61.368 panelle 33,13872 MWp DC ve 30 MW AC güce ulaşılması hedefleniyor.
- Üretilen enerji, linyit madenciliğinde kullanılacak elektrikli ekskavatör ve kamyonları şebekeden bağımsız besleyecek.
- EPDK görüşü, üretim ve tüketim tesislerinin şebekeden tamamen ayrılması ve şebeke işletmecisine bildirilmesi şartını getiriyor.
- GES ve batarya sistemi geçici maden tesisi sayılacak ve ruhsat hukukunun sona ermesini izleyen bir yıl içinde kaldırılacak.
- ÇED dosyasında 40 MWh, EPDK görüşünde 40 MW kullanılması bataryanın gerçek deşarj gücü ve süresini belirsiz bırakıyor.
Enerjisa Enerji Üretim AŞ, Adana’nın Tufanbeyli ilçesindeki termik santrale yakıt sağlayan linyit sahasında 30 MW gücünde off-grid GES ve 40 MWh kapasiteli batarya depolama sistemi kurmayı planlıyor. Şebekeye elektrik satmayacak sistem, linyit üretiminde kullanılan ekskavatör ve kamyonların elektrikli modellere dönüştürülmesiyle ortaya çıkacak enerji ihtiyacını karşılayacak.

Off-grid GES projesi hangi kapasite ve ekipmanları kapsıyor?
Temmuz 2026 tarihli ÇED başvuru dosyasına göre proje, Tufanbeyli ilçesinin Kayarcık Mahallesi sınırları içinde 63,01 hektarlık alanda kurulacak. Yatırım bedeli 438 milyon TL olarak açıklanan sistem, 30 MW AC gücünde bir güneş enerjisi santrali ile 40 MWh kapasiteli batarya depolama tesisinden oluşacak.
GES bölümünde her biri 540 W gücünde 61.368 güneş paneli kullanılacak. Panellerin toplam DC gücü 33,13872 MWp, santralin AC gücü ise 30 MW olacak. Elektrik dönüşümü için 10 merkezi inverter planlanırken DC ve AC güçleri arasındaki oran 1,104624 olarak hesaplandı.

Proje kapsamında yeni bir salt sahası kurulmayacak. Panellerde üretilen doğru akım elektrik, inverterlerde alternatif akıma dönüştürüldükten sonra trafo, dağıtım ve koruma ekipmanları üzerinden ilgili tüketim noktalarına veya batarya sistemine aktarılacak. Üretim verileri, enerji akışı, ekipmanların çalışma durumu ve arızalar izleme ve kontrol sistemi üzerinden takip edilecek.
Batarya sisteminde LFP teknolojisi kullanılacak
ÇED dosyasında batarya sistemi, toplam 40 MWh kapasiteye sahip tek bir elektrik depolama ünitesi olarak tanımlanıyor. Sistemde lityum demir fosfat olarak bilinen LFP teknolojisinin kullanılması planlanıyor. Batarya yönetim sistemi; hücrelerin voltaj, akım ve sıcaklık değerlerini izleyerek şarj ve deşarj işlemlerini kontrol edecek.
Depolama sistemi, güneş üretimi ile maden sahasındaki elektrik tüketimi arasındaki zaman farkını yönetmek, enerji sürekliliğini artırmak ve elektrikli ekipmanların güneş üretiminin değiştiği saatlerde de çalışmasını desteklemek amacıyla kullanılacak. Ancak dosyada maden sahasının saatlik yük profili, elektrikli araçların toplam tüketimi ve bataryanın hedeflenen günlük çevrim sayısı açıklanmıyor.
Projenin inşaatının bir yılda tamamlanması planlanıyor. İnşaat döneminde 25, işletme döneminde ise iki kişinin çalışması öngörülüyor. Tesis işletmesinin yıl boyunca ve üç vardiya halinde sürdürülmesi planlanırken güneş üretimi ile gece tüketimi arasındaki dengenin nasıl kurulacağına ilişkin ayrıntılı işletme senaryosu dosyada yer almıyor.
Lisanssız off-grid model hangi şartlarla uygulanabilecek?
EPDK Elektrik Piyasası Dairesi Başkanlığının 8 Mart 2026 tarihli ve 1030156 sayılı görüşü, projenin hukuki yapısını açıklıyor. Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği uyarınca iletim veya dağıtım sistemiyle herhangi bir bağlantısı olmadan çalışan üretim tesisleri, ön lisans ve üretim lisansı alma yükümlülüğünden muaf tutuluyor.
Bu muafiyet, şebekeye bağlı lisanssız GES projelerindeki başvuru ve mahsuplaşma modelinden farklı işliyor. Off-grid üretim ve bu üretimle ilişkilendirilen tüketim tesislerinin şebekeyle hiçbir bağlantısının bulunmaması gerekiyor. Ayrıca ilgili şebeke işletmecisine bildirim yapılması zorunlu olmakla birlikte bu başvurular için Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği kapsamında ayrıca bir belge düzenlenmiyor.
EPDK görüşünde, üretim lisansına konu bir saha için normal koşullarda lisanssız elektrik üretim tesisi başvurusu yapılamayacağı da hatırlatılıyor. Tufanbeyli projesine verilen uygun görüş ise GES, batarya ve bunlarla ilişkilendirilen tüketim tesislerinin iletim veya dağıtım sisteminden tamamen bağımsız olması şartına dayanıyor.
Bu nedenle proje, termik santralin üretim lisansına eklenen yeni bir yardımcı kaynak veya şebekeye enerji satan lisanssız üretim tesisi olarak değerlendirilmemeli. Üretilen elektrik yalnızca off-grid sistemle ilişkilendirilen maden faaliyetlerinde kullanılacak. İhtiyaç fazlası üretimin şebekeye verilmesi ya da mahsuplaşmaya konu edilmesi planlanmıyor.
Teknik proje ve kabul işlemleri devam edecek
Ön lisans ve üretim lisansı muafiyeti, tesisin teknik denetimden de muaf olduğu anlamına gelmiyor. EPDK görüşüne göre lisanssız üretim tesisinin projelendirme ve kabul işlemleri, ilgili teknik mevzuat doğrultusunda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı veya Bakanlığın yetkilendirdiği kurum tarafından yürütülecek.
EPDK ayrıca Elektrik Piyasasında Depolama Faaliyetleri Yönetmeliği’nde depolamanın esas olarak çağrı mektubu bulunan ve ihtiyaç fazlası enerji için mahsuplaşma uygulanan lisanssız tesisler üzerinden düzenlendiğini belirtiyor. Buna rağmen şebekeyle bağlantısı bulunmayan lisanssız üretim tesislerine bütünleşik depolama kurulmasında sakınca bulunmadığı görüşünü veriyor.
Bu kurumsal görüş, benzer sanayi ve madencilik projeleri açısından dikkat çekici bir uygulama örneği oluşturabilir. Ancak belirli bir projeye verilen kurum görüşünün, bütün off-grid yatırımlar için otomatik ve genel bir izin olarak değerlendirilmemesi gerekiyor. Her projenin teknik yapısı, üretim ve tüketim bağlantıları ile ilgili mevzuat koşulları ayrıca incelenecek.
Güneş enerjisi linyit madenciliğinde nasıl kullanılacak?
Tufanbeyli Termik Santrali’ne yakıt sağlayan maden sahasında yılda yaklaşık 6,3 milyon ton linyit üretiliyor. Üretim sürecinde ekskavatör ve kamyonların yanı sıra dozerler, silindirler, kömür kırıcılar ve bant hatları kullanılıyor. Enerjisa, linyitin santrale taşınmasında kullanılan ekskavatör ve kamyonların elektrikli modellere dönüştürülmesini planlıyor.
Yeni GES ve batarya sistemi, bu dönüşümün ardından artacak elektrik ihtiyacını karşılamak üzere tasarlandı. Dolayısıyla yenilenebilir enerji tesisi, termik santralin kömürden elektrik üretiminin yerine geçmeyecek. Güneş enerjisi ve batarya, kömürü çıkaran ve taşıyan madencilik operasyonunun elektriklendirilmesinde kullanılacak.

Bu ayrım projenin iklim etkisini değerlendirirken önem taşıyor. Elektrikli iş makineleri, sahadaki sıvı yakıt tüketimini, yerel hava kirleticilerini ve doğrudan araç emisyonlarını azaltabilir. Bununla birlikte ÇED başvuru dosyasında kaç ekskavatör ve kamyonun elektrikliye dönüştürüleceği, mevcut yakıt tüketimi, beklenen elektrik tüketimi ve sağlanacak yıllık emisyon azaltımı açıklanmıyor.
Bu nedenle proje, termik santrali karbonsuzlaştıran bir yatırım olarak değil, linyit tedarik zincirinin belirli bir operasyonunu elektriklendiren enerji altyapısı olarak tanımlanmalı. Sağlanabilecek emisyon azaltımının büyüklüğü de araç sayısı, çalışma saatleri, bataryaların işletme biçimi ve güneş üretiminin doğrudan tüketimdeki payı açıklandığında hesaplanabilecek.
Proje neden geçici tesis olarak değerlendiriliyor?
GES ve batarya sisteminin, Tufanbeyli Termik Santrali’ne yakıt sağlayan ve üretimi tamamlanmış maden sahası sınırları içinde kurulması planlanıyor. Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün 24 Eylül 2024 tarihli görüşünde tesisin, madencilik faaliyetlerinin elektrik ihtiyacını karşılaması şartıyla 3213 sayılı Maden Kanunu kapsamında geçici tesis olarak kurulmasında sakınca bulunmadığı belirtildi.
Enerjisa, maden ruhsatı hukukunun tamamlanmasının ardından GES ve batarya tesisini bir yıl içinde sahadan kaldırmayı taahhüt etti. Böylece 438 milyon TL değerindeki enerji altyapısının işletme süresi, yalnızca teknik ömrüne değil maden sahasının ruhsat ve faaliyet takvimine de bağlanmış oldu.
ÇED başvuru dosyası 14 Temmuz 2026’da sunuldu ve proje için ÇED süreci 20 Temmuz 2026’da başladı. Proje alanının 25 hektarı aşması nedeniyle yatırım, ÇED Yönetmeliği’nin arazi tipi güneş enerjisi santrallerine ilişkin Ek-1 listesi kapsamında değerlendiriliyor.
ÇED dosyasına göre proje sahasında orman arazisi bulunmuyor ve ağaç kesimi planlanmıyor. En yakın konutun proje alanına yaklaşık 940 metre mesafede olduğu belirtiliyor. Proses suyu kullanılmayacak; panel temizliğinin kuru yöntemle veya iyonize saf suyla yapılması öngörülüyor.
30 MW ve 40 MWh değerleri batarya süresi hakkında ne söylüyor?
Projenin kapasitesi kamuoyuna çoğunlukla 30 MW GES ve 40 MWh depolama biçiminde aktarılıyor. Ancak bu iki değerin doğrudan birbirine bölünmesi, bataryanın 1,33 saatlik depolama süresine sahip olduğunu göstermiyor. Çünkü 30 MW değeri güneş santralinin AC üretim gücünü, 40 MWh ise bataryanın depolayabileceği enerji miktarını ifade ediyor.
Bir bataryanın kaç saat boyunca tam güçte çalışabileceğini hesaplamak için enerji kapasitesinin yanında MW cinsinden şarj ve deşarj gücünün de bilinmesi gerekiyor. ÇED raporundaki proje özet tablosu bataryanın toplam kapasitesini 40 MWh olarak açıklıyor ancak batarya güç dönüşüm sisteminin nominal MW değerini vermiyor.
Belgeler arasında ölçü birimi açısından da dikkatle ele alınması gereken bir farklılık bulunuyor. ÇED dosyası proje boyunca depolama kapasitesini 40 MWh olarak tanımlarken 8 Mart 2026 tarihli EPDK görüşünde tesis, 40 MW gücünde elektrik depolama tesisi olarak ifade ediliyor. Nihai teknik projede bataryanın MW ve MWh değerlerinin ayrı ayrı açıklanması, sistemin gerçek depolama süresinin anlaşılması için gerekli olacak.
Yeşil Haber’in Türkiye’nin uzun süreli enerji depolama açığını incelediği üç günlük değerlendirmede de vurgulandığı üzere yalnızca MW veya MWh değerini açıklamak, bir depolama yatırımının şebeke ya da tüketim sistemi içindeki görevini anlatmaya yetmiyor. Depolama süresi, günlük çevrim sayısı, hedeflenen yük profili ve bataryanın hangi saatlerde devreye gireceği birlikte değerlendirilmek zorunda.
İlgili analiz: Türkiye’nin enerji depolama planı neden yalnızca kısa ömürlü lityum bataryalara dayanmamalı
Türkiye’nin 33 GW’lık depolamalı RES ve GES proje havuzu neden yalnızca 1,1 saatlik?
Tufanbeyli projesinin depolama görevi henüz tam açıklanmadı
ÇED dosyası, bataryanın üretim ve tüketim dengesini sağlaması ve enerji sürekliliğini artırması hedefini açıklıyor. Buna karşılık elektrikli maden araçlarının şarj programı, gece tüketiminin büyüklüğü, bataryanın günlük kullanım derinliği ve güneş üretiminin ne kadarının doğrudan tüketileceği konusunda sayısal veri sunmuyor.
Bu bilgiler açıklanmadan 40 MWh kapasitenin proje için yeterli olup olmadığını veya bataryanın kısa süreli güç desteği ile daha uzun süreli enerji aktarımı görevlerinden hangisine ağırlık vereceğini değerlendirmek mümkün değil. Projenin depolama tarafındaki asıl performans göstergesi, kurulu kapasiteden çok elektrikli ekipmanların kesintisiz çalışmasına ne ölçüde katkı sağlayacağı olacak.
Off-grid depolamalı GES modeli sektör için ne ifade ediyor?
Tufanbeyli projesi, depolamalı güneş enerjisinin yalnızca elektrik şebekesine hizmet veren santrallerde değil, şebekeden bağımsız sanayi ve madencilik uygulamalarında da kullanılabileceğini gösteriyor. Özellikle uzak sahalarda çalışan ve yüksek yakıt tüketen ağır ekipmanların elektriklendirilmesi, off-grid yenilenebilir enerji ile depolama sistemleri için yeni bir kullanım alanı oluşturabilir.

Modelin yaygınlaşması için yalnızca GES ve batarya maliyetlerinin değil, elektrikli ağır iş makinelerinin yatırım maliyetinin, şarj altyapısının, vardiya düzeninin ve üretim kaybı riskinin birlikte hesaplanması gerekecek. Şebeke bağlantısının bulunmaması, enerji yönetiminin bütün sorumluluğunu tesis içindeki üretim, depolama ve tüketim dengesine bırakıyor.
Tufanbeyli’de kurulması planlanan sistem bu açıdan önemli bir uygulama örneği olsa da henüz ÇED sürecinin başında bulunuyor. Projenin gerçekleşme takvimi, nihai ekipman seçimi, batarya güç değeri ve elektrikli araç filosuna ilişkin ayrıntılar açıklandığında yatırımın enerji dönüşümü içindeki gerçek etkisi daha net görülebilecek.
Kaynak: Enerjisa Enerji Üretim AŞ Off-Grid Güneş Enerji Santrali ve Batarya Depolama Sistemi ÇED Başvuru Dosyası, Temmuz 2026 ve EPDK Elektrik Piyasası Dairesi Başkanlığının 8 Mart 2026 tarihli kurum görüşü.
Okura soru
Sizce off-grid GES ve batarya sistemleri madenler ile ağır sanayide dizel ekipmanların elektriklendirilmesini hızlandırabilir mi? Bu projelerde MW, MWh ve emisyon azaltımı verileri hangi açıklıkta yayımlanmalı? Görüşlerinizi yorumlarda paylaşın.
İlgili haberler
- Türkiye’nin 33 GW’lık depolamalı RES ve GES proje havuzu neden yalnızca 1,1 saatlik?
- Enerjisa Üretim Bandırma’da 2 MW batarya enerji depolama sistemini devreye aldı
- Lisanssız GES ve RES’te depolama resmileşti: YEKDEM hesabından sonra şimdi sıra tasarımda
- 2026 Türkiye enerji depolama tablosu 34,1 MWh BESS ve TÜBİTAK hattıyla şekilleniyor
















