AB Hindistan ticaret anlaşması ve Türkiye yeşil sanayi rekabeti için enerji tedarik zinciri etkileri

AB ile Hindistan arasında 27 Ocak 2026’da sonuçlandığı duyurulan serbest ticaret anlaşması, 7 yıla yayılan takvimle tarifeleri büyük ölçüde indirerek ticareti ucuzlatıyor ve yatırım rotalarını yeniden çiziyor. Türkiye ise 1990’lardan kalma gümrük mimarisi içinde bu yeni haritaya hazırlıksız yakalanırken, güneş–rüzgar tedarik zinciri ve tarımda hem risk hem de fırsat içeren yeni bir rekabet bandına giriyor.

Hızlı bakış

Tarife haritası: %96,6 kapsama ve kademeli liberalizasyon

AB Hindistan ticaret anlaşması tarifeleri ve ticaret akışları haritası
Tarife indirim takvimi, AB ile Hindistan arasındaki ticaret koridorunu hızlandırırken rekabet bandını da aşağı çekiyor.

AB, anlaşmanın ticaretin değer bazında %96,6’sını kapsayan bir liberalizasyon öngördüğünü açıkladı. AB’nin kendi özetlerine göre bu adım, Avrupa şirketleri için yılda yaklaşık 4 milyar avroya kadar gümrük tasarrufu anlamına geliyor ve ihracatın önündeki mali engelleri azaltmayı hedefliyor.

Hindistan tarafında ise resmi bilgilendirmeye göre toplam tarife satırlarının %92,1’i kapsanıyor; bu, AB’den Hindistan’a ihracatın değer bazında %97,5’ine karşılık geliyor. Aynı çerçevede tarife satırlarının %49,6’sında derhal sıfırlama, %39,5’inde ise 5, 7 ve 10 yıllık kademelerle kaldırma planlanıyor.


Kamuya yansıyan ayrıntılara göre AB, Hindistan’dan ithalatında başlangıçta yaklaşık %90’ında tarifeleri kaldırmayı, bunu 7 yıl içinde %93’e çıkarmayı hedefliyor. Toplam ticaretin %99,5’inin tam veya kısmi tarife indirimi kapsamına girmesi öngörülürken, otomotiv ve bazı tarım ürünleri gibi hassas kalemlerde kota ve istisna mekanizmalarıyla sınırlı koruma alanları korunuyor.

Türkiye’nin kırılgan zemini: Modernize edilmeyen gümrük birliği

Türkiye yeşil sanayi rekabeti için gümrük birliği modernizasyonu ve AB Hindistan ticaret anlaşması
Yeni nesil ticaret kuralları genişlerken, gümrük mimarisi içindeki gecikme Türkiye’nin maliyet ve belirsizlik primini büyütebilir.

Türkiye ile AB arasındaki gümrük düzeni, 1990’ların ortasında şekillenen ve ağırlıkla sanayi ürünleri ile işlenmiş tarımı kapsayan bir mimariye dayanıyor. AB Komisyonu 2016’da bu yapının tarım, hizmetler, kamu alımları ve yeni nesil ticaret başlıklarını içerecek şekilde modernize edilmesi yönünde girişimde bulunsa da süreç siyasi nedenlerle ilerlemedi.

Sonuçta AB, Hindistan gibi büyük ortaklarla menşe kuralları, teknik standartlar, sürdürülebilirlik doğrulaması ve dijital ticaret alanlarını güncellerken, Türkiye daha eski bir kurallar setiyle rekabet etmeyi sürdürüyor. Bu asimetri, özellikle yeşil sanayi ve tarım ihracatında gümrük oranlarından çok uyum maliyetleri üzerinden Türkiye aleyhine çalışan bir kırılganlık yaratıyor.

Ticaret sapması ve yatırım rotası: Türkiye’nin marjı nerede sıkışır

AB Hindistan ticaret anlaşması yatırım rotası ve Türkiye yeşil sanayi rekabeti
Tarifeler aşağı inerken, yatırım rotası ve tedarik zinciri kararları yeniden yazılıyor.

Tarifelerin sert biçimde düşmesi, klasik anlamda bir ticaret sapması riskini gündeme getiriyor. AB, aynı ürünü Hindistan’dan daha düşük gümrükle temin edebiliyorsa, Türkiye’nin bazı kalemlerdeki fiyat avantajı eriyor. Bu etki, yüksek katma değerli niş alanlardan çok, standart ara mallar ve emek yoğun hatlarda daha görünür olur.

İkinci kanal, doğrudan yatırım rotasıdır. Gümrük ve idari yüklerin azalması, Hindistan’ı hem dev bir iç pazar hem de AB’ye ihracat üssü olarak daha cazip kılıyor. Makine, elektrik ekipmanları, kimya ve benzeri sanayi dallarında tarifelerin 5–10 yıllık ufukta kademeli olarak sıfırlanması, AB sermayesinin bir bölümünü Hindistan’a çekerken, Türkiye’nin “AB’ye yakın üretim üssü” argümanını tek başına yeterli olmaktan çıkarıyor.

Güneş ve rüzgar tedarik zinciri: Hindistan ölçeği, Türkiye yakınlığı

Enerji tedarik zinciri etkileri güneş ve rüzgar ekipmanı rekabeti
Güneş ve rüzgar ekipmanında rekabet, maliyet kadar düşük karbonlu üretim ve doğrulama kapasitesine de bağlanıyor.

Yenilenebilir enerji projelerinin kalbinde yer alan makine ve elektrikli ekipman gruplarında tarifelerin büyük bölümünün kaldırılması, AB pazarında Hindistan menşeli bileşen ve ekipmanın daha rekabetçi hale gelmesini destekliyor. Bu durum, özellikle maliyet hassasiyeti yüksek segmentlerde fiyat bandını aşağı iter.

Türkiye tarafında güneş ve rüzgar ekipmanında coğrafi yakınlık, lojistik esneklik ve proje entegrasyonu hâlâ güçlü kozlar. Ancak AB’nin karbon ayak izi ve izlenebilirlik kriterlerini sertleştirmesiyle birlikte bu kozların yanına düşük karbonlu üretim, sertifikasyon ve doğrulama altyapısı eklenmezse, Hindistan’ın ölçek ve tarife avantajına karşı Türkiye’nin marjlarının sıkıştığı ve bazı tedarik zinciri yatırımlarının Asya’ya kaydığı bir senaryo güç kazanıyor.

Buradaki “üçüncü göz” sorusu şudur: Türkiye bu rekabeti yalnızca fiyatla mı okuyacak, yoksa düşük karbonlu üretim ve doğrulanabilir sürdürülebilirlik metriklerini yeni pazara giriş bileti olarak mı konumlayacak.

Tarımda yeni gümrük: Standartlar, izlenebilirlik ve sürdürülebilirlik maliyeti

Anlaşma kapsamında bazı tarım ürünlerinin hassas görülerek kota ve istisna mekanizmalarıyla daha korunaklı tutulacağı belirtiliyor. Bu, tarımda tam serbestleşme anlamına gelmiyor; ancak işlenmiş gıda ve katma değerli tarım ürünlerinde tarifelerin kademeli düşmesi, Hindistan’ın düşük maliyetli üretim avantajını AB pazarında daha görünür hale getiriyor.

Türkiye için asıl kırılganlık, AB pazarında giderek sıkılaşan gıda güvenliği, pestisit kalıntısı, su ayak izi, ambalaj ve atık yönetimi gibi sürdürülebilirlik standartları. Gümrük Birliği modernizasyonu tıkandıkça Türkiye bu kuralları ortak yazan değil, dışarıdan uyum sağlayan aktör konumunda kalıyor ve bu durum hem tarım hem sanayi ihracatında dolaylı maliyeti büyütüyor.

CBAM gerçeği değişmiyor: Tarifeler düşerken karbon denetimi sertleşiyor

Türkiye yeşil sanayi rekabeti için CBAM ve enerji tedarik zinciri etkileri
CBAM, gömülü emisyonu fiilen ikinci bir gümrük duvarına dönüştürerek maliyetleri görünür kılıyor.

Anlaşma, AB’nin karbon sınır düzenlemesine yönelik bir muafiyet içermiyor. Bu, Türkiye için kritik bir hatırlatma: gümrükler düşse bile AB’ye ihracat yapan sanayi için karbon raporlaması ve doğrulaması baskısı azalmıyor, aksine daha sistematik hale geliyor.

Dolayısıyla rekabet yalnızca fiyat ve gümrükle ölçülmeyecek; üretimde kullanılan elektriğin karbon içeriği, süreç emisyonları, izlenebilirlik ve doğrulama kapasitesi de rekabetin parçası olacak. CBAM, gömülü emisyonu fiilen ikinci bir gümrük duvarına dönüştürüyor. Yenilenebilir enerji yatırımları bu noktada yalnızca kapasite artışı değil, pazar erişimini koruma aracı haline geliyor.

Nükleer, şebeke ve veri merkezleri: İkinci perde enerji talebi üzerinden geliyor

Enerji tedarik zinciri etkileri veri merkezleri şebeke ve temiz enerji
Veri merkezleri ve şebeke modernizasyonu, temiz enerji erişimini yeni rekabet kriterine dönüştürüyor.

AB–Hindistan hattı, ticaretin ötesinde temiz enerji, şebeke modernizasyonu ve dijital dönüşüm perspektifiyle okunuyor. Bu yaklaşım, yenilenebilirin yanı sıra şebeke ekipmanları, esneklik çözümleri, depolama ve yüksek elektrik talebi yaratan veri merkezleri gibi alanlarda yeni bir yatırım dalgasını tetikliyor.

Veri merkezlerinde belirleyici unsur gümrükten çok enerji maliyeti, arz güvenliği ve düşük karbonlu elektrik erişimi. Hindistan’ın pazar ölçeği ve anlaşmayla kolaylaşan ticaret-yatırım hattı dijital altyapı yatırımlarını hızlandırırken, Türkiye’nin bölgesel veri merkezi ve enerji geçişi üssü olma iddiası izin süreçleri, yeşil elektrik erişimi, şebeke kapasitesi ve yatırım güvenliği gibi başlıklarda daha agresif adımlar gerektiriyor.

Türkiye için firecarrier aksiyon listesi: Kaybetmemek için neyi yakmak, neyi korumak

Sanayide yeşil elektriği kilitlemek
CBAM baskısı derinleşirken, ihracatçı sanayinin yenilenebilir elektrikle beslenmesi artık yalnızca maliyet avantajı değil, AB pazarına giriş bileti haline geliyor.

İzlenebilirlik ve doğrulama altyapısını kurumsallaştırmak
Karbon, su ve hammadde izlenebilirliğinde rekabet, güvenilir metrik üretebilen ülkeler lehine işleyecek. Türkiye’nin bu alanda merkezi ve güvenilir bir dijital doğrulama kapasitesi kurması kritik.

Gümrük birliği modernizasyonunu enerji ve iklim eksenine sabitlemek
AB–Hindistan anlaşması Türkiye’yi dışlamaktan çok, Türkiye’yi eski oyunun kurallarıyla yeni oyuna girmeye zorluyor. Modernizasyon dosyasının teknik ticaret başlığından çıkıp yeşil sanayi stratejisi dosyasına taşınması gerekiyor.

Okura soru

Sizce Türkiye bu yeni ticaret haritasında gümrük modernizasyonu ve yeşil sanayi dönüşümünü hızlandırabilir mi, yoksa rekabet bandı kalıcı olarak mı kayıyor?

İlgili haberler

 

View this post on Instagram

 

A post shared by Yeşil Haber (@yesilhabernet)


Bir Cevap Bırakın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz