Tekstil sektöründe temiz üretim genelgesi, İRİS denetimini 31 Aralık 2026’da başlatırken baca gazı ve atıksu için yeni yükümlülükler getiriyor.
Hızlı bakış
- 2026/11 sayılı genelge, tekstil tesislerinde kamera ve proses verisine dayalı yeni bir çevre denetimi kuruyor.
- İRİS görüntüleme uygulaması 31 Aralık 2026’da devreye girecek.
- Günlük kapasitesi 5 tonun üzerindeki belirli ramöz tesislerinde baca gazı arıtımı en geç 31 Aralık 2028’de tamamlanacak.
- Günlük kapasitesi 10 ton ve üzerindeki belirli tesislere atıksu geri kazanımı ve sürekli su takibi yükümlülükleri getiriliyor.
- İRİS’e veri aktarımıyla ilişkilendirilen 40 mg/Nm³ sınırı ve yıllık üç aşım hükmü Bakanlığın açıklamasını gerektiriyor.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından onaylanan 2026/11 sayılı genelge, tekstil tesislerinde çevre denetimini dönemsel ölçüm ve belge kontrolünün ötesine taşıyor. Yeni düzenleme; termal ve spektral kameralarla görüntüleme, tesislerden proses verisi alınması, baca gazı arıtımı, emisyon sınırları, atıksu geri kazanımı ve idari yaptırımları aynı uygulama çerçevesinde birleştiriyor. İnovatif Raporlama ve İnceleme Sistemi olarak adlandırılan İRİS’in görüntüleme uygulaması için son tarih 31 Aralık 2026, belirli ramöz ünitelerindeki baca gazı arıtma sistemleri için son tarih ise 31 Aralık 2028 olarak belirlendi.
Yeni tekstil genelgesi neyi değiştiriyor ve hangi tesisleri kapsıyor

6 Ağustos 2026 tarihinde onaylanarak yürürlüğe giren genelge, çevre ve insan sağlığının korunması amacıyla tekstil tesislerinden kaynaklanan hava ve su kirliliği ile atık oluşumunun kaynağında önlenmesini ve kontrol altına alınmasını hedefliyor. Düzenleme; tekstil elyafı ve tekstil mamullerinin ön işlemlerini, boyanmasını veya aprelenmesini gerçekleştiren işletmeleri kapsıyor.
Kapsam bu yönüyle üretim faaliyetinin adına değil, tesiste gerçekleştirilen prosese dayanıyor. Ön işlem, boyama veya apreleme yapmayan hazır giyim, konfeksiyon ve yalnızca ticari faaliyet yürüten işletmeler doğrudan bu tanımın içinde yer almıyor. Buna karşılık söz konusu ıslak ve ısıl prosesleri gerçekleştiren entegre tekstil tesisleri, kapasite eşiklerine bağlı teknik hükümlerle karşı karşıya kalıyor.
Genelgenin hukuki dayanakları arasında Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği, Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği, Endüstriyel Emisyonların Yönetimi Yönetmeliği ve Diğer Üretim Faaliyetlerine İlişkin Mevcut En İyi Teknikler Tebliği bulunuyor. Bu yapı, düzenlemenin yalnız bir dijital izleme pilotu olmadığını; emisyon, su yönetimi ve mevcut en iyi teknikler rejiminin uygulama aracı olarak hazırlandığını gösteriyor.
2022/20 sayılı önceki genelge kaldırıldı
Yeni düzenlemeyle 2022/20 sayılı Tekstil Sektöründe Temiz Üretim Uygulamaları Genelgesi yürürlükten kaldırıldı. Önceki genelge; tesisleri kurulu kapasitelerine göre 15 Ocak 2024, 15 Ocak 2025 ve 15 Ocak 2026 tarihlerine yayılan kademeli bir uyum takvimine tabi tutuyordu. Yeni genelge ise proses ve kapasite eşiklerini yeniden tanımlarken kamera denetimi, proses verisi aktarımı ve baca gazı arıtımı için yeni tarihler belirliyor.
Önceki düzenlemede kapasite sınırı olmaksızın tekstil materyali üretimi, ön terbiye, baskı ve boyama gibi daha geniş bir faaliyet grubu sayılıyordu. Yeni metinde kapsamın ön işlem, boyama ve apreleme üzerinden kurulması, uygulamanın proses bazlı olarak yeniden şekillendirildiğine işaret ediyor.
İRİS tekstil tesislerini nasıl izleyecek
İnovatif Raporlama ve İnceleme Sistemi, sanayi kaynaklı hava kirliliğinin değerlendirilmesi, yönetilmesi ve olağan dışı durumlarda hızlı müdahale sağlanması amacıyla geliştirilen dijital bir platform olarak tanımlanıyor. Sistem, işletmelerin etki alanlarına yerleştirilen sabit kameralardan anlık görüntü alacak, görüntüleri analiz edecek ve baca gazı arıtma sistemlerinin performansı ile sanayi kaynaklı hava kirliliğini değerlendirecek.

İRİS tarafından oluşturulan değerlendirme sonuçları ilgili idare tarafından düzenli olarak takip edilecek. Olağan dışı bir durum tespit edildiğinde belirlenen kullanıcılara anlık uyarı mesajı gönderilecek. Böylece denetimin yalnız saha ziyaretleri ve dönemsel emisyon ölçümleriyle sınırlı kalmaması, tesis çevresindeki görünür değişimlerin sürekli izlenmesi amaçlanıyor.
Termal veya spektral kamera görüntüsü, tek başına bacadan çıkan kirleticinin mg/Nm³ cinsinden miktarını belirleyen standart bir emisyon ölçümünün yerine geçmiyor. Genelge, toplam uçucu organik bileşik ve toz ölçümleri için ayrıca TS EN 12619 ve TS EN 13284-1 standartlarını tanımlıyor. Bu nedenle İRİS’in rolü, ölçüm yükümlülüğünü ortadan kaldırmaktan çok olağan dışı durumları belirleyen ve proses verileriyle desteklenen sürekli bir gözetim katmanı oluşturmak.
Kamera sistemlerini yerel idareler ve sanayi bölgeleri kuracak
Genelge, İRİS’in çalışması için gerekli termal ve spektral kamera sistemlerinin temin edilmesi, kurulması ve sisteme entegre edilmesi görevini yerel yönetimler ile sanayi bölgelerindeki ilgili idarelere veriyor. Bu hüküm, özellikle tekstil üretiminin yoğunlaştığı organize sanayi bölgelerinde yeni kamera, bağlantı, yazılım ve veri altyapısı yatırımları gerektirebilir.
Düzenlemede kamera sayısı, teknik özellikler, pilot bölgeler, kapsanacak ilk tesisler ve yatırım maliyetinin nasıl karşılanacağı açıklanmıyor. Bakanlık duyurusunda sistemin HAVELSAN iş birliğiyle geliştirildiği ve pilot uygulamanın başlatıldığı belirtilirken imzalı genelge HAVELSAN’ın adını, pilot bölgeyi veya pilot tesis sayısını içermiyor. Bu nedenle teknoloji sağlayıcısı ve pilot uygulamaya ilişkin bilgilerle genelgenin bağlayıcı hükümlerinin ayrı kaynaklar olarak okunması gerekiyor.
SCADA ve proses verileri de İRİS’e aktarılabilecek
İRİS’in etki alanındaki tesisler talep etmeleri halinde kontrol sistemleri üzerinden proses verisi aktarabilecek. Genelgede dinamik akım şeması, filtre sistemleri, ramöz brülörü, bypass damperlerinin konumu, gerilim, akım, filtre basınç farkı, fan hızı, sıcaklık ve enerji tüketimi aktarılabilecek veriler arasında sayılıyor.
Entegrasyon talebinde bulunan tesislerin veri aktarım süreci Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlükleri tarafından yönetilecek. Bu tesislerin baca gazı arıtma sistemlerinin performansı öncelikle İRİS üzerinden izlenecek. Mahalli Çevre Kurulları ise ilin hava kalitesi ve su kaynaklarını dikkate alarak bazı tesisler için veri aktarımını zorunlu hale getirebilecek, daha düşük sınır değerler veya daha sıkı hükümler belirleyebilecek.
Genelge; veri güvenliği, ticari gizlilik ve erişim yetkilerinin Bakanlık tarafından belirlenecek usul ve esaslarla korunacağını bildiriyor. Ancak verilerin ne kadar süre saklanacağı, hangi kurum ve kullanıcıların erişebileceği, algoritmik uyarıların nasıl doğrulanacağı ve yanlış alarm durumunda hangi sürecin işleyeceği metinde açıklanmıyor.
Baca gazı arıtımı hangi tekstil tesisleri için zorunlu olacak

Isı ile sabitleme, diğer adıyla termofiksaj işlemi gerçekleştiren ve günlük üretim kapasitesi 5 tonun üzerinde olan işletmelerdeki ramöz ünitelerinde baca gazı arıtma sistemi bulunması zorunlu hale geliyor. Arıtma sistemi ramöz ünitesiyle eş zamanlı çalışacak ve bakım ile onarım dönemleri hariç toplam işletme süresinin en az %90’ında devrede tutulacak.
Bu tesislerin gerekli arıtma sistemlerini kurması ve devreye alması için 31 Aralık 2028’e kadar süre tanınıyor. Yükümlülük yalnız ekipmanın satın alınmasını değil, sistemin üretimle eş zamanlı ve ölçülebilir biçimde çalıştırılmasını da kapsıyor. İRİS ve proses verisi entegrasyonu, arıtma sisteminin üretim sırasında devre dışı bırakılıp bırakılmadığının izlenmesinde kullanılabilecek.
Genelgenin 6’ncı maddesinin ikinci fıkrası; kaplama, boyama, apreleme, laminasyon, ısı ile sabitleme, kurutma, ramöz, baskı ve terbiye gibi işlemlerden kaynaklanan uçucu organik bileşik emisyonlarının azaltılmasını istiyor. Ön yıkamayla örme yağları ve vaksın kumaştan uzaklaştırılması, arıtma sistemlerinde yağların ayrı toplanmasına ve enerji geri kazanımına imkan veren teknikler ile daha düşük hava emisyonu ve koku oluşturan yıkanabilir yağların kullanılması öngörülen uygulamalar arasında bulunuyor.
Uçucu organik bileşik ve toz sınırları nasıl uygulanacak
Tablo-1’e göre kaplama, boyama, apreleme, laminasyon, baskı, yanma ve termofiksasyon işlemlerinin gerçekleştirildiği, günlük kapasitesi 5 tonun üzerindeki işletmelerde toplam uçucu organik bileşik ölçümü TS EN 12619 standardına göre yapılacak. Genelgedeki tabloda 0,2 kg/saat ve üzerindeki kütlesel debiler için toplam organik karbon cinsinden 20 mg/Nm³ sınır değeri yer alıyor. Azaltım teknikleri arasında ısıl ve katalitik yakma, yoğuşturma, sulu yıkama, absorpsiyon, elektrostatik çöktürme, aktif karbon ve bunların hibritleri sayılıyor.
Günlük kapasitesi 10 tonun üzerinde olan işletmelerde termofiksaj dışındaki yakma ve ısıl işlemlerden kaynaklanan toz için TS EN 13284-1 ölçüm standardı uygulanacak. Kütlesel debinin 0,05 kg/saat veya üzerinde olması halinde sınır değer 10 mg/Nm³ olacak. Siklonlar, elektrostatik çöktürücüler, ıslak yakma ve torba filtreler uygulanabilecek azaltım teknikleri arasında gösteriliyor.
İRİS’e veri aktarımında 40 mg/Nm³ hükmü açıklama gerektiriyor

Emisyon tablosunun ikinci satırında aynı 0,2 kg/saat kütlesel debi için 40 mg/Nm³ değeri bulunuyor ve bu satırdaki dipnot İRİS uygulamasına veri aktarılması koşuluna işaret ediyor. Tablo yapısı, İRİS’e veri aktaran tesisler için 40 mg/Nm³ değerinin uygulanabileceği izlenimini veriyor. Ancak hükmün hangi tesislere, hangi ölçüm döneminde ve hangi teknik koşullarla uygulanacağı ayrıca açıklanmıyor.
Genelgede MET-İES, yani Mevcut En İyi Teknikler ile ilişkili emisyon seviyelerinin toplam uçucu organik bileşik için 3–40 mg/Nm³ aralığında olduğu hatırlatılıyor. Endüstriyel Emisyonların Yönetimi Yönetmeliği uyarınca emisyon sınır değerini belirleme yetkisinin Bakanlıkta olduğu belirtiliyor. Buna rağmen dijital olarak daha yakından izlenen bir tesiste 20 mg/Nm³ yerine 40 mg/Nm³ değerinin hangi gerekçeyle devreye gireceği, uygulama öncesinde Bakanlık tarafından netleştirilmesi gereken başlıklardan biri.
Genelgeye göre İRİS’e veri aktaran ve arıtma sistemi bulunan tesislerin farklı günlerde gerçekleştirilen emisyon ölçümlerinde sınır değeri bir takvim yılında üç defadan fazla aşmaması halinde tabloya uyduğu kabul edilecek. Hükmün ölçüm sıklığı, üç aşımın hangi koşullarda kabul edileceği ve olağan dışı durum uyarılarının bu hesaba nasıl dahil edileceği de uygulama usullerinde açıklığa kavuşturulmalı.
Atıksu geri kazanımı ve su takibi nasıl değişecek
Su kirliliğine ilişkin özel hükümler, Endüstriyel Emisyonların Yönetimi Yönetmeliği kapsamındaki günlük 10 ton ve üzeri kapasiteye sahip tekstil elyafı ve tekstil mamullerinin ön işlem, boyama veya apreleme tesislerinde uygulanacak.

Bu tesislerin belirlenen üç yoldan en az birini uygulaması gerekiyor. Boyama prosesinden kaynaklanan atıksuların tamamı arıtılarak proses içinde veya tesisin uygun alanlarında yeniden kullanılabilecek. İkinci seçenek olarak tesisten kaynaklanan toplam atıksuyun en az %10’u geri kazanılarak yeniden kullanılabilecek.
Organize sanayi bölgesinde faaliyet gösteren tesisler, OSB merkezi atıksu arıtma tesisi çıkışında en az %10 oranında geri kazanım yapılması ve yeniden kullanıma hazırlanan suyun proses suyu olarak kullanılması halinde bu iki tesis bazlı uygulamadan muaf olabilecek. Geri kazanım yatırımının henüz planlama aşamasında olması durumunda ilgili OSB’nin, tesisin en geç 31 Aralık 2032’de faaliyete geçmesini öngören bir iş termin planını Bakanlığa sunması gerekiyor.
Su tüketimi proses bazında izlenecek
İşletmede tüketilen su miktarının proses bazında düzenli takibi, toplam atıksu deşarj debisinin sürekli izlenmesi, bir izleme sistemi kurulması ve kayıtların tutulması zorunlu olacak. Reçineli su yumuşatma sistemlerinde yumuşatılmış su sertliği ile rejenerasyon sonrası yıkama suyunun iletkenlik seviyesi sensörlerle izlenecek. Böylece durulama sürelerinin ve rejenerasyon sıklığının gereğinden fazla su tüketmeyecek biçimde ayarlanması hedefleniyor.
Soğutma sularının ayrı toplanarak yeniden kullanılması ve kirletici yükü düşük atıksuların mümkün olduğunca diğer akımlardan ayrılması gerekiyor. Su tüketimini azaltmak için sürekli çalışan makinelerde debi kontrol cihazları ve otomatik kapatma vanaları kullanılması veya taşar yıkama yerine kesikli yıkamaya geçilmesi seçeneklerinden en az biri uygulanacak.
Kimyasalların ayrı hatlarla çevrim içi olarak dağıtıldığı ve uygulamadan hemen önce karıştırıldığı sistemlerin kullanılması da genelgedeki teknik yükümlülükler arasında. Günlük 1 tonun üzerinde kumaş merserizasyonu yapan tesislerde ise durulama suyundaki kostiğin buharlaştırma, membran filtrasyonu veya benzeri yöntemlerle geri kazanılması ya da kostik içeren atıksuyun başka ön işlemlerde yeniden kullanılması gerekiyor.
Döngüsel ekonomi ve atık yönetimi tekstil üretimine nasıl yansıyacak

Genelge, üretim ve tekstil atıklarının oluşmasının önlenmesini, azaltılmasını, yeniden kullanımını, geri dönüşümünü veya geri kazanımını temel ilke olarak belirliyor. İkincil hammadde kullanımı ve proses içi geri besleme uygulamalarının önceliklendirilmesi isteniyor.
Bu hüküm belirli bir geri dönüştürülmüş içerik oranı veya ürün standardı getirmiyor. Buna karşılık tesislerin atığı yalnız bertaraf edilecek bir çıktı olarak değil, üretime geri dönebilecek bir kaynak olarak değerlendirmesi bekleniyor. Düzenleme bir ürün etiketi, ihracat sertifikası veya doğrudan karbon azaltım hedefi oluşturmuyor; üretim aşamasındaki hava, su ve atık yönetimini sıkılaştırıyor.
Yeni kurallar tekstil işletmeleri ve OSB’ler için ne anlama geliyor
Yeni genelge tekstil işletmeleri açısından yalnız çevresel performans değil, yatırım bütçesi ve üretim sürekliliği konusu. Baca gazı arıtma sistemi, su geri kazanım altyapısı, sensörler, sürekli debi takibi ve olası SCADA entegrasyonu tesis düzeyinde yeni yatırım ve işletme maliyetleri yaratabilir. Genelgede bu yatırımlar için özel bir finansman veya destek mekanizması açıklanmıyor.
OSB’ler ve ilgili yerel idareler açısından ise termal ve spektral kamera sistemlerinin temini, kurulumu ve İRİS entegrasyonu öne çıkıyor. Merkezi atıksu geri kazanımı yapan OSB’ler, bünyelerindeki tesislerin tek tek yatırım yapması yerine ortak altyapı üzerinden yükümlülüğü karşılayabilecek. Bu durum ortak arıtma ve geri kazanım yatırımlarının ekonomik önemini artırabilir.
Genelge hükümlerine aykırı hareket eden tesisler hakkında 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 20’nci maddesindeki idari yaptırımlar uygulanacak. Mahalli Çevre Kurullarının daha düşük sınır değer, daha sıkı hükümler ve zorunlu veri aktarımı belirleyebilmesi nedeniyle yükümlülükler ilin hava kalitesi, su kaynakları ve sanayi yoğunluğuna göre farklılaşabilecek.
Uygulama öncesinde hangi sorular yanıtlanmalı
İRİS pilotunun hangi il ve OSB’lerde başlayacağı, kaç tekstil tesisinin ilk aşamada kapsanacağı, kamera yatırımlarının finansmanının nasıl sağlanacağı ve sistemin hangi tarihte ülke geneline yayılacağı henüz açıklanmış değil. Görüntü analizinin hangi kirletici veya olağan dışı durumu hangi doğruluk oranıyla belirleyebildiği de yayımlanan belgelerde yer almıyor.
Veri saklama süresi, ticari proses bilgilerinin korunması, erişim yetkileri, algoritmik uyarıların saha ölçümüyle doğrulanması ve yanlış alarm halinde izlenecek yöntem için ayrıntılı usul ve esaslara ihtiyaç bulunuyor. İRİS’e veri aktarımıyla ilişkilendirilen 40 mg/Nm³ değeri ve bir takvim yılındaki üç aşım hükmü de uygulama başlamadan önce sektör ve kamuoyu için açık biçimde yorumlanmalı.
Tekstilde çevre denetimi dönemsel kontrolden sürekli izlemeye geçiyor
2026/11 sayılı genelge, tekstil sektöründe temiz üretimi yalnız teknik tavsiye ve dönemsel raporlama alanından çıkararak kamera görüntüsü, proses verisi, emisyon ölçümü ve su takibinin birlikte kullanıldığı yeni bir denetim modeline taşıyor. Düzenlemenin etkisi, yalnız İRİS’in kurulmasına değil, arıtma sistemlerinin üretim sırasında gerçekten çalışmasına ve geri kazanılan suyun fiilen yeniden kullanılmasına bağlı olacak.
31 Aralık 2026 tarihli İRİS takvimi ilk yakın eşik. Bunu 31 Aralık 2028’e kadar tamamlanması gereken baca gazı arıtma yatırımları ve OSB’lerin 2032’ye uzanan merkezi atıksu geri kazanım planları izleyecek. Yeni sistemin çevresel sonuç üretip üretmediği; kapsanan tesis sayısı, emisyon aşımı verileri, arıtma sistemlerinin çalışma oranı ve geri kazanılan su miktarı düzenli olarak açıklanırsa ölçülebilecek.
Siz ne düşünüyorsunuz?
İRİS’in kamera ve proses verisine dayalı denetimi tekstil sektöründe emisyonların azalmasını ve su tasarrufunu sağlayabilir mi? Görüşlerinizi yorumlarda paylaşın.
Kaynaklar: Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 6 Ağustos 2026 tarihinde onaylanan 2026/11 sayılı Tekstil Tesisleri Hakkında Uygulama Genelgesi, Bakanlığın İRİS duyurusu, Bakanlığın 2022/20 sayılı genelgeye ilişkin resmi SSS sayfası ile TİM ve İHKİB uygulama duyuruları.
İlgili haberler
- Ekoten’e 2025 Just Style Excellence Awards’tan inovasyon ödülü
- AB Dijital Ürün Pasaportu tekstilde ne getiriyor?
- AB kararı tekstilde imha rejimini 19 Temmuz 2026’da değiştiriyor
- Deniz suyu tekstil boyamada tatlı suya alternatif olabilir
- Sürdürülebilir su yönetimi ve geri dönüşümün önemi

















