IICEC Direktörü Bora Şekip Güray, enerji talebinin verimlilik ve yüksek katma değerli çözümlerle yönetilmesinin ithalat yükünü azaltarak arz güvenliğini güçlendireceğini vurguluyor. IICEC’nin senaryo bulguları, aynı ekonomik çıktının daha az enerji tüketimiyle mümkün olduğunu ve verimlilik yatırımlarının güçlü bir fayda-maliyet çarpanı sunduğunu gösteriyor.
Hızlı bakış
- Enerji verimliliği yatırımlarıyla ithalat yükünün azalması ve arz güvenliğinin güçlenmesi
- Verimli Büyüme Senaryosu ile 2053’e kadar aynı ekonomik çıktıyı daha az enerjiyle üretme potansiyeli
- Enerji talebinin binalar, sanayi ve ulaşımda yoğunlaşması ve odaklı verimlilik politikalarının gerekliliği
- Elektriğin nihai talepteki payının artmasıyla şebeke esnekliği ve talep yönetiminin önem kazanması
- 2030’a kadar planlanan enerji verimliliği yatırımlarında finansmanın kritik rolü
- Enerji Verimliliği Haftası’nda verimliliğin kapasiteden çok karar hızıyla ilişkisi
- Enerji verimliliği yatırımlarında 1 milyar dolara karşılık 4,5 milyar dolar tasarruf çarpanı
- 2053 hedefleri doğrultusunda aynı ekonomik çıktı için daha az enerji tüketimi imkanı
- Binalar, sanayi ve ulaşımda enerji talebinin dağılımı ve önceliklendirme ihtiyacı
- Elektriğin payının artışıyla verimli arz yapısı ve talep tarafı yönetimi ihtiyacı
- Enerji verimliliği finansman mimarisi ve 2030’a kadar 20,2 milyar dolar yatırım hedefi
Enerji Verimliliği Haftası’nda ana mesele: Kapasite değil, karar hızı
IICEC Direktörü Bora Şekip Güray, enerji verimliliğinin Türkiye için stratejik önemine dikkat çekiyor.
Enerji Verimliliği Haftası (5–11 Ocak) vesilesiyle yapılan bu değerlendirme, Türkiye’nin enerji gündeminde sıkça “teknik bir başlık” gibi görülen verimliliğin, aslında arz güvenliği, ithalat bağımlılığı ve rekabetçilik açısından stratejik bir kaldıraç olduğunu hatırlatıyor. Verimlilik yatırımları, yeni arz yatırımlarına kıyasla daha kısa sürede sonuç üretebildiği için, enerji sistemi dönüşümünde “zaman kazandıran” bir politika alanı olarak öne çıkıyor.
Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi (IICEC) Direktörü Bora Şekip Güray’ın açıklaması, bu stratejik çerçeveyi somut senaryo bulguları ile destekliyor: “Daha verimli bir enerji sistemi ithalat yükünü azaltarak enerji arz güvenliğini güçlendirmede önemli rol oynayacak.”
Verimlilik yatırımı neden kritik: 1 milyar dolara karşılık 4,5 milyar dolar tasarruf iddiası
Güray’ın dikkat çektiği “Türkiye Enerji Verimliliği Görünümü” çalışmasında, Verimli Büyüme Senaryosu için fayda maliyet çarpanının 4,5 seviyesine işaret ettiği belirtiliyor. Bu çerçevede, her 1 milyar dolarlık enerji verimliliği yatırımı karşılığında fosil yakıt ithalatında ve emisyonlarda azalma üzerinden 4,5 milyar dolarlık tasarruf potansiyeli ifade ediliyor.
Bu tür bir çarpan, verimliliği yalnızca enerji tüketimini azaltan bir “tasarruf tedbiri” olmaktan çıkarıp, dış ticaret dengesi ve iklim hedefleri ile birlikte okunan bir “stratejik yatırım” başlığına taşıyor. Kritik nokta, verimliliğin etkisinin tek bir alanda değil, ithalat, fiyat oynaklığı, rekabetçilik ve emisyon gibi çoklu eksenlerde birikmesi.
2053’e giden yolda aynı ekonomik çıktı, daha az enerji tüketimiyle mümkün mü
IICEC bulgularına göre Verimli Büyüme Senaryosu, 2053 yılına kadar Baz Senaryo ile aynı ekonomik çıktıyı %21 daha az enerji tüketimiyle sağlayabiliyor. Güray, bu çerçevede Türkiye’nin kişi başına enerji tüketimi yüksek ve enerji yoğunluğu düşük olan bazı OECD ülkeleri ile aradaki farkı daha hızlı kapatabileceğini belirtiyor.
Bu yaklaşım, büyümeyi “daha fazla enerji tüketimi” ile eşleyen klasik varsayımı zayıflatıyor ve enerji yoğunluğu odağını güçlendiriyor. Yani hedef yalnızca enerji tüketimini kısmak değil, aynı enerjiyle daha yüksek katma değer üretmek; bu da verimliliği sanayi politikası, teknoloji politikası ve finansman mimarisiyle birlikte düşünmeyi gerektiriyor.
Talebin büyük kısmı nerede birikiyor: Binalar, sanayi ve ulaşım
Enerji talebinin önemli bölümü binalarda ısıtma ve soğutmadan geliyor; verimlilik adımları etkisi yüksek bir alan sunuyor.
IICEC’nin sektör ve alt sektör analizinde en yüksek talebin binalarda ısıtma ve soğutmadan kaynaklandığı ifade ediliyor; toplam talebin beşte biri binalarda ısıtma ve soğutma amaçlı enerji tüketiminden geliyor. Bunu %18’er pay ile enerji yoğun sanayi sektörleri ve karayolu ulaşımı izliyor.
Sanayi ve karayolu ulaşımında verimlilik, talebin yoğunlaştığı alanlarda hızlı kazanımlar sağlayabilecek politika başlıkları arasında görülüyor.
Güray’ın paylaştığı çerçeveye göre karayolu yük taşımacılığı ile binalarda elektrikli ev aletleri ve aydınlatma kullanımının da eklenmesiyle, talebin yaklaşık %70’i bu beş alandan kaynaklanıyor. Bu tablo, verimlilik politikasının “her yerde biraz” yerine, etkisi yüksek alanlara odaklanan, ölçülebilir ve finansmanla desteklenen programlar üzerinden ölçeklenmesi gerektiğini düşündürüyor.
Elektriğin payı büyürken verimli arz ve talep yönetimi daha kritik hale geliyor
Elektriğin payı artarken şebeke esnekliği, talep tarafı yönetimi ve dijitalleşme verimli büyüme için kritik hale geliyor.
Güray, elektriğin nihai enerji talebindeki payının bugün beşte bir civarında olduğunu, önümüzdeki 25–30 yıl içinde bu oranın %50 seviyesine gelebileceğini öngördüklerini belirtiyor. Talep büyümesini destekleyen dinamikler arasında elektrikli araçlarda artış, veri merkezleri talebinde büyüme, klima kullanımında artış ve ısı pompası teknolojilerinin yaygınlaşması gibi başlıklar sayılıyor.
Bu çerçeve, verimlilik gündeminin yalnızca tüketici tarafında değil, şebeke verimi ve esnekliği ile talep tarafı yönetimi gibi sistem başlıklarında da önem kazanacağını gösteriyor. Rekabetçi ve sürdürülebilir elektrik üretim portföyleri, iletim ve dağıtım şebekelerinde verim ve esneklik, cihaz ve ekipman verimi ile veri analitiği ve dijitalleşme olanakları, “verimli büyüme” hedefinin temel bileşenleri olarak öne çıkıyor.
Finansman mimarisi: 2030’a kadar 20,2 milyar dolar hedefi ne söylüyor
Güray, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın 2024 yılı başında açıkladığı Enerji Verimliliği 2030 Stratejisi ve Eylem Planı’nın önemli bir yol haritası sunduğunu ve hedefler kapsamında 2030 yılına kadar enerji verimliliğine 20,2 milyar dolar yatırım öngörüldüğünü aktarıyor. Sanayi başta olmak üzere enerji tüketicisi sektörlerde artan farkındalıkla birlikte, verimlilik yatırımlarına daha fazla ve daha çeşitlendirilmiş finansman çekebilmek üzere modeller ve iş birlikleri geliştirilmesinin önemine dikkat çekiyor.
Bu nokta, verimlilik gündeminin “fikir” olmaktan çıkıp “ölçek” kazanması için kritik eşiklerden birini işaret ediyor: finansmana erişim, doğru modelleme ve ölçümleme kapasitesi ile birlikte, verimlilik projelerinin bankalanabilirliğini artıracak kurgu ve standartlar.
IICEC’nin verimlilik gündeminde süreklilik: Nisan’daki saha takibimiz
Yeşil Haber olarak IICEC’nin enerji verimliliği gündemini daha önce de yerinde izledik ve Nisan ayında yayımladığımız içerikte bu çerçeveyi kamuoyuna taşımıştık.
Bugünkü mesaj, Enerji Verimliliği Haftası bağlamında aynı hattı güçlendiriyor: Verimlilik, Türkiye’nin enerji dönüşümünde ithalat yükünü azaltan, arz güvenliğini artıran ve rekabetçilik hedeflerini destekleyen stratejik bir kaldıraç. Bu kaldıraçtan sonuç üretmek ise teknoloji kadar, karar alma hızına, doğru odak alanlarına ve finansman çeşitliliğine bağlı.
Enerji verimliliğinde binalar, sanayi ve ulaşım arasında nasıl bir önceliklendirme yapılmalı?
İlgili haberler
- IICEC raporu enerji verimliliği ve Türkiye için kazanımlar
- Enerji verimliliği 2030 stratejisi ve II Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı yayımlandı
- Türkiye’nin elektrifikasyonunda binalarda enerji verimliliği neden kilit
- IICEC paneli: enerji dönüşümü ve Türkiye stratejisi
- Enerji verimliliği Türkiye’nin sürdürülebilir geleceği için kritik adımlar
- 25 milyon konutun yüzde 70’i enerji verimli değil





















