IICEC Konferansı

Küresel gündeminin güncel konularına mercek tutan Sabancı Üniversitesi İstanbul Uluslararası Enerji ve İklim Merkezi (IICEC), bu kez dünyanın zorlu sınavı enerji krizini ve yenilenebilir enerji konusunu; İstanbul’da düzenlediği “Dünya Enerji Krizi: Çözümler & Yenilenebilir Enerjinin Rolü” başlıklı bir konferansta ele aldı.

Enerji krizinden çıkış yolları ve sürdürülebilir bir gelecek için yenilenebilir enerjinin öneminin konuşulduğu konferansta, IICEC tarafından hazırlanan ve sektörde bir ilk, aynı zamanda öncü çalışma olan ‘Türkiye Yenı̇lenebı̇lı̇r Enerji̇ Görünümü 2022 Raporu’ lansman sunumu da yapıldı.

Sabancı Üniversitesi Kurucu Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı’nın, online olarak yaptığı açılış konuşmasıyla başlayan konferansta Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı ve IICEC Onursal Başkanı Dr. Fatih Birol da ‘Kynote Konuşmacı’ olarak yer aldı. Konferans kapsamında, IICEC tarafından hazırlanan ve sektörde bir ilk, aynı zamanda öncü çalışma olan “Türkiye Yenı̇lenebı̇lı̇r Enerji̇ Görünümü 2022 Raporu”un lansman sunumu da IICEC Direktörü Bora Şekip Güray tarafından yapıldı.

Konferansın ardında düzenlenen ve üst düzey panelde ise, iş insanları; dünyada yaşanan enerji krizini ve yenilenebilir enerji alanındaki son gelişmeleri sektör ve şirketler açısından değerlendirdi.

Güler Sabancı: “IICEC, yol gösterici çalışmalarına devam edecek”

Konuşmasında, Dr. Fatih Birol’dan enerji ve iklim alanında en son gelişmeleri ve ufuk açıcı perspektiflerini, IICEC ayrıcalığıyla dinlediklerini vurgulayan Güler Sabancı, şunları söyledi:

“ABD Başkanı Biden’dan Japonya Başbakanı Kişida’ya, Hindistan Başbakanı Modi’den Fransa Cumhurbaşkanı Macron’a devlet liderleri Dr. Fatih Birol’a mevcut enerji ve iklim konularındaki değerlendirme ve tavsiyeleri için sürekli ve düzenli olarak danışıyorlar. Fatih Birol, liderliği ile Uluslararası Enerji Ajansı’nı küresel enerji ve iklim konularına liderlik eden bir organizasyon niteliğine ulaştırdı. Kendisinin, aynı zamanda IICEC Onursal Başkanı olarak burada bulunması bizler için ayrı bir mutluluk vesilesidir. IICEC’in vizyonuna ve gelişimine verdiği destekler için de kendisine tekrar teşekkür ediyorum.

IICEC, benim ‘Başarı Üçgeni’ olarak, tanımladığım model içerisinde, paydaşları ortak akıl üretmek üzere buluşturmaya devam ediyor. Dünyada ortak akla çok ihtiyacımızın olduğu bir dönemdeyiz. IICEC’in ekosistem içerisinde çalışmalarını ve etki alanını büyütüyor olduğunu görmekten çok memnunum. IICEC, bu yıl da Outlook serileri kapsamında, Türkiye’nin en önemli fırsat alanlarından olan yenilenebilir enerjiye odaklandı.

Analitik bir perspektif sunan, sektörde bir ilk ve öncü çalışmasını, sektör paydaşları ile katılımcı bir anlayışla tamamladı. Bu çalışmaya katılan, emek veren, sektörün tüm oyuncularına, bu konuda katkısı  olan üniversiteye, katılımcılarımıza ve çok emeği geçen IICEC ekibine sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. Çok güzel bir katalog ve kitap olmuş. Bundan sonra da IICEC yine Türkiye enerji ve iklim politikalarının önünü açıcı, karar vericilere ve tüm paydaşlara yol gösterici çalışmalarına devam edecek.

Sabancı Üniversitesi olarak, bilime dayalı yaklaşımlar ve iş dünyasının iş birliklerinden değer yaratılmasına, çok önem veriyoruz. IICEC bu perspektifte, Türkiye’de öncü bir model ve merkezdir.”

Dr. Birol: “2023 yılında, 2022 yılını bile arayabiliriz”

Dr. Fatih Birol ise, dünyanın içinde bulunduğu enerji krizine bakmak için öncelikle 24 Şubat günü, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal ettiği güne bakmak gerektiğini hatırlatarak, şöyle devam etti:

“1970’li yıllarda petrol krizleri oldu ama bugün çok daha farklı bir enerji kriziyle karşı karşıyayız. Rusya, 24 Şubat itibarıyla dünyanın bir numaralı enerji ihracatçısı idi. Bu ülkenin Ukrayna’yı işgali ve sonrasında buna karşı atılan adımlar 1. Global Enerji Krizine neden oldu. Şu anda petrol, doğalgaz elektrik fiyatları hemen hemen dünyanın her yerinde almış başını gidiyor. Dünyanın birçok ülkesinin hatta tamamına yakınında enflasyon oranları 40 yıldır görmediğimiz seviyelere ulaşmış durumda.

Dünyadaki birçok ülke ki, buna AB’de dahil resesyona girme tehlikesiyle karşı karşıya. Arkadaşlarımız, ‘2022 yılı kötü bir yıl oldu, Allah’tan geride bırakıyoruz’ diyor. Gerçekten doğru, ama bence popülist bir yaklaşım çünkü; 2023 çok daha zor bir yıl olacak. Yani 2022’yi arama durumumuz bile olabilir. İki tane soru var. Birincisi; ‘ülkeleri kriz nasıl etkiliyor ve nasıl etkileyecek?’ Bunun için üç bölgeye bakmak gerekiyor; gelişmekte olan ülkeler, Avrupa ve Rusya.

“Global enerji krizi gelişmekte olan ülkeleri etkileyecek”

Gelişmekte olan ülkeler önümüzdeki yıllarda mevcut global enerji krizinin 1 numaralı kurbanı bu ülkelerin ekonomisi olacak. İkincisi Avrupa.  Bu kriz bittiği zaman Avrupa’nın özellikle de kıtanın motor gücü olan büyük ülkelerin oturup enerji ile ilgili bir özeleştiri yapmaları gerekecek. Biz niye on yıllar boyunca enerjimizin büyük bir kısmını tek bir ülkeye bağladık diye. Biz, Avrupa’da beş yılda bir enerji incelemesi yapıyor, rapor hazırlıyoruz. Son yaptığımız tavsiyelerden bir tanesi; enerji ithalatınızı çeşitlendirin ve tek bir ülkeye bağlanmayın idi. Şimdi Avrupa bunun cezasını çekiyor.

Şu an itibarıyla Avrupa bu kışı geçirecek gibi gözüküyor ama bence esas sorun 2023-2024 kışı olacak. Üçüncüsü de Rusya. Rusya, dünya enerji sisteminin köşe taşlarından bir tanesiydi. Rusya ekonomisinde enerji ihracatından elde edilen gelirler son derece önemli. 24 Şubat itibarıyla Rusya’nın toplam petrol ihracatının yüzde 55’i, yine toplam doğalgaz ihracatının yüzde 65’i Avrupa’ya gidiyordu. Avrupa, parasını zamanında ödeye, son derece iyi bir müşteriydi. Rusya en büyük müşterisini günden güne kaybetti. Rusya’nın Avrupa’yı ikame edecek yeni pazarlar bulması çok zor.

Orada ciddi bir sorunla karşı karşıya kalacak ve önemli gelir kaybına neden olacak. Enerji konusunda 24 Şubat’ta çok önemli bir rol oynayan Rusya’nın dünya ölçeğinde rolünün değişeceğini ve daha değişik bir rol olacağını söylemek mümkün. Dolayısıyla global enerji krizi her üç bölge için de iyi şeyler getirmiyor diyeiliriz.

“Yenilenebilir enerjide bugün dünyada muazzam bir gelişme var”

İkinci soru da ‘Bu kriz, temiz enerjiye geçişi hızlandıracak mı yoksa yavaşlayacak mı?’ Tespitlerimiz; bu mevcut global enerji krizinin temiz ve güvenli enerji teknolojilerine geçişi hızlandıracağı şeklinde. Bunun için de birkaç tane gerekçeye bakabiliriz. İlki; birçok ülke acil programlar finansal ve yasal programlar çıkartıp, temiz ve güvenli enerji teknolojilerini kendi ülkelerinde hızlandırdılar. Yenilenebilir enerjide bugün dünyada muazzam bir gelişme var. Önümüzdeki beş yıl içerisinde dünyadaki yenilenebilir enerji kapasitesi 2400 Gigavat artacak.

Bu dünyanın son 20 yılda yaptığı artışa bedel bir orandır. Özellikle bütün dünyada güneş ve rüzgar olmak üzere hızlı bir artış görüyoruz. Yine enerji verimliliğinde de çok önemli bir artış var. Bu yıl, enerji verimliliğindeki artış, ortalama yıllardaki artışın iki misli kadar oldu. Bunun da nedeni yine hükümetlerin hem teşvik getirmeleri hem de bu alanda attıkları adımlar. Üçüncüsü; elektrikli arabalar. 2019 yılında dünyada satılan her 100 arabanın 4’ü elektrikliyken, bugün dünyada satılan her 100 arabanın yaklaşık 15’i elektrikli. Tahminlerimize göre, 2030 yılında dünyanın en büyük üç pazarı Amerika, Çin ve Avrupa’da satılacak her iki arabanın bir tanesi elektrikli olacak.

“2022 temiz enerji teknolojilerin ivme kazandığı bir yıl olacak”

Bir başka gösterge de temiz enerjideki hızlanmadır. Yine aynı şekilde şu anda dünyada nükleere ciddi ve çok hızlı bir geri dönüş var. Yani; global enerji krizinden hükümetlerin verdiği tepki, bizim tahminimize göre temiz ve güvenilir enerji teknolojisine geçişi hızlandıracaktır. Bunun üç nedeni var; birincisi enerji güvenliği, ikincisi sanayi politikaları üçüncüsü de iklim değişikliğiyle ilgili gelişmelerdir.

2022 yılı birçok insan için özellikle de Ukrayna’da yaşayanlar için son derece acı oldu. İleride 2030’da bugüne baktığımız zaman 2022’yi sadece zor ve acı bir yıl olarak hatırlamayacağız, aynı zamanda temiz enerji teknolojilerinin tarihi bir ivme kazandığı bir yıl olarak hatırlayacağız.”

Dr. Fatih Birol, bir soru üzerine de Türkiye’nin yenilenebilir enerji alanında çok büyük bir sıçrama yaptığını belirterek, “Biz IEA olarak, Türkiye’deki yenilenebilir enerjinin önümüzdeki 5 yılda üçte iki oranında, yani yüzde 65’e yakın büyüyeceğini düşünüyoruz. Bu büyüme anlamında; Avrupa’nın ilk 4’üne, dünyanın da ilk 10’u arasına girmek anlamına geliyor. Potansiyelimiz çok fazla. Güneş, rüzgar, jeotermal, hidroelektrik. Türkiye’de umarım bu krizden bu şekilde, yenilenebilir enerjisini daha da artırarak çıkabilir” şeklinde yanıtladı.

Türkiye yenilenebilir enerjide ekonomik katkı sağlayabilir”

Konferansta IICEC tarafından hazırlanan ve sektörde bir ilk olan “Türkiye Yenı̇lenebı̇lı̇r Enerji̇ Görünümü 2022 Raporu”nun lansman sunumu ise, IICEC Direktörü Bora Şekip Güray tarafından yapıldı. Hazırladıkları çalışmada, tüm paydaşlara yenilenebilir enerjide daha güçlü 7 somut öneri sunduklarının altını çizen Bora Şekip Güray, şöyle devam etti:

“IICEC, ‘Türkiye Yenilenebilir Enerji Görünümü’ çalışmasına göre, 2050 yılına kadar, Türkiye elektrik üretiminde yenilenebilir enerji oransal katkısıiki kat, toplam enerji sisteminde ise yenilenebilir enerji katkısı dört katın üzerinde artış gösterebiliyor. 2050 yılında Yüksek Senaryo’da elektrik üretiminin %90’a yakını yenilenebilir enerjiden karşılanabiliyor. En hızlı büyüme güneş ve rüzgarda gerçekleşirken, bu iki kaynağın elektrik üretimine katkısı oransal olarak dört kat artışla 2050 yılında üçte ikiye ulaşıyor. IICEC analizlerinde, fosil yakıt ağırlığı büyük oranda azalırken, bu gelişim Türkiye enerji ekonomisine ve çevresel performansına kritik kazanımlar sunuyor.

Özellikle yenilenebilir enerji odaklı ve verimli bir elektrik sistemi için yapılacak yatımlar, Türkiye’nin fosil yakıt ithalatını ve emisyon envanterini büyük oranda azaltacaktır. Bu da daha güvenli ve temiz enerji geleceğinin en önemli destekçisi olacaktır. Bir birim elektrik yatırım artışı ithal fosil yakıt ve emisyon maliyetlerinde on birim tasarruf yaratacaktır. Yenilenebilir enerjide verimli ve güçlü büyümeyi desteklemek üzere; piyasa gelişiminde, yatırım ortamında, finansmanda, şebekelerde, teknolojik gelişimde ve stratejik hedeflerde gelişim kritik olacaktır”.

IICEC, ‘Türkiye Yenilenebilir Enerji Görünümü’; Türkiye’nin yenilenebilir enerjide ve ilgili teknolojilerde, enerji güvenliği, temiz enerji dönüşümü, rekabetçi ve teknoloji-odaklı sanayi gelişimi için çok boyutlu fırsatlar sunan, yüksek büyüme potansiyelinin değerlendirilmesi için insan kaynağı gelişimi odağı da dahil tüm paydaşlara 7 somut öneri sunuyor:

  • 2050 yılında 250 GW’nin üzerinde toplam yenilenebilir enerji kurulu gücü ile yüzde 85’in üzerinde yenilenebilir elektrik üretim payına, nihai enerji talebinde yüzde 50 toplam yenilenebilir payına ulaşılmasını ve buna yönelik yol haritalarının kaynakları, teknolojiler ve sektörler bazında belirlenmesi.
  • Verimli, derinlikli, maliyetleri yansıtan, öngörülebilir bir elektrik piyasası işleyişi için sürdürülebilir yatırım ve finansman modellerinin geliştirilmesi, böylelikle proje stoğunda güçlü büyümenin sağlanması.
  • Elektrik sisteminin omurgasını oluşturan şebekelerin kapasitesinin ve esnekliğinin, uzun vadeli dinamik planlama ile desteklenen teknoloji odaklı yatırımlar ile güçlendirilmesi.

    Rüzgar ve güneş teknolojisinde gelişimin, tedarik zincirlerinin sürdürülebilirliğini, Türkiye’nin bölgesel temiz enerji teknolojileri üretim üssü olmasını destekleyecek şekilde sürdürülmesi; enerji depolama ve yeşil hidrojen üretimi teknolojilerinde gelişmelerin hayata geçirilmesi.

  • Binalarda, sanayide, ulaşımda ve diğer enerji tüketicisi sektörlerde temiz elektrifikasyona ek olarak, doğrudan yenilenebilir enerji katkısının da en az üç kat artırılmasını temin ederek, enerji güvenliği ve temiz enerji dönüşümünün desteklenmesi.
  • Değer zincirinde enerji verimliliği potansiyelinden ve dijitalleşme çözümlerinden faydalanarak, yenilenebilir enerji ekosistemlerindeki büyümenin yüksek katma değerli fırsatlara dönüştürülmesi.
  • Yenilenebilir enerjide güçlü ve sürdürülebilir büyümeyi ve rekabetçiliği destekleyecek, nitelikli insan kaynağının ve girişimcilik ekosistemlerinin geliştirilmesi.
Önceki İçerikMetro Türkiye “Atıksız Yılbaşı Yemeği” hazırladı
Sonraki İçerikEnerji krizi fırsatlar da yaratıyor

Bir Cevap Bırakın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz