Copernicus Haziran 2026 raporu, ayın küresel ölçekte en sıcak ikinci haziran olduğunu, Batı Avrupa ve okyanuslarda yeni rekorlar kırıldığını gösterdi.
Hızlı Bakış
- Haziran 2026’nın 16,54°C küresel ortalama sıcaklıkla kayıtlardaki en sıcak ikinci haziran olması
- Batı Avrupa’nın 20,74°C ortalama ile normalin 3,05°C üzerinde yeni haziran sıcaklık rekoru kırması
- Kutup dışı deniz yüzeyi sıcaklığının 20,86°C’ye çıkarak haziran ayları için yeni rekor oluşturması
- Türkiye’nin sıcaklık açısından Batı Avrupa’dan ayrışması ve Kuzeybatı Türkiye’de normalden daha kurak koşulların görülmesi
- Arktik ve Antarktika deniz buzu alanlarının kayıtlardaki en düşük altıncı haziran seviyesinde kalması
Avrupa Birliği’nin Copernicus İklim Değişikliği Servisi tarafından 9 Temmuz 2026’da yayımlanan aylık iklim değerlendirmesi; yüzey hava sıcaklığı, deniz yüzeyi sıcaklığı, yağış, toprak nemi, nehir akışları ve deniz buzu verilerini birlikte ortaya koydu. Haziran 2026 küresel ölçekte kayıtlardaki en sıcak ikinci haziran olurken Batı Avrupa en sıcak haziranını yaşadı. Kutup bölgeleri dışındaki okyanusların ortalama deniz yüzeyi sıcaklığı da haziran ayları için rekor seviyeye çıktı. Türkiye ise Avrupa genelindeki yaygın sıcaklık artışından kısmen ayrıştı; buna karşılık ülkenin kuzeybatısında normalden daha kurak koşullar yaşandı.
Haziran 2026 küresel sıcaklık verileri ne gösteriyor
Copernicus’un ERA5 veri setine göre Haziran 2026’da küresel ortalama yüzey hava sıcaklığı 16,54°C olarak ölçüldü. Bu değer 1991–2020 haziran ortalamasının 0,56°C, 1850–1900 sanayi öncesi dönem tahmininin ise 1,39°C üzerinde gerçekleşti. Haziran 2026, küresel ölçekte Haziran 2024’ün 0,12°C gerisinde kalarak kayıtlardaki en sıcak ikinci haziran oldu; Haziran 2023’ü ise 0,03°C geçti.
Temmuz 2025 ile Haziran 2026 arasındaki son 12 aylık küresel ortalama sıcaklık, 1991–2020 döneminin 0,55°C ve sanayi öncesi dönemin 1,43°C üzerinde kaldı. Aylık 0,56°C’lik fark ile 12 aylık 0,55°C’lik fark farklı zaman aralıklarını gösteriyor. Bu uzun dönemli görünüm, tek tek aylardaki küçük gerilemelere rağmen küresel sıcaklıkların tarihsel ortalamaların belirgin biçimde üzerinde kalmayı sürdürdüğüne işaret ediyor.

NOAA verileri Copernicus sonucunu doğruladı
ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi NOAA tarafından yayımlanan bağımsız değerlendirme de Haziran 2026’yı kayıtlardaki en sıcak ikinci haziran olarak sınıflandırdı. NOAA’ya göre küresel yüzey sıcaklığı 20. yüzyıl ortalamasının 1,09°C üzerinde gerçekleşti ve yalnızca Haziran 2024’ün gerisinde kaldı. Böylece farklı veri işleme yöntemleri kullanan Copernicus ve NOAA, haziran ayının küresel sıralaması konusunda aynı sonuca ulaştı.
NOAA ayrıca kayıtlardaki en sıcak 10 haziran ayının tamamının 2015’ten bu yana yaşandığını bildirdi. Haziran 2026, küresel ortalama sıcaklığın 20. yüzyıl ortalamasının üzerine çıktığı art arda 50. haziran oldu. NOAA kayıtlarında küresel ortalamanın altında kalan son haziran ayı 1976’da görülmüştü.
Avrupa ikinci en sıcak, Batı Avrupa ise en sıcak haziranını yaşadı
Haziran 2026’da Avrupa kara alanlarının ortalama sıcaklığı 19,14°C olarak hesaplandı. Bu değer 1991–2020 haziran ortalamasının 1,78°C üzerinde ve ERA5 kayıtlarındaki en yüksek ikinci haziran sıcaklığı oldu. Avrupa için en sıcak haziran, 19,23°C ve 1,87°C’lik sıcaklık sapmasıyla 2019’da kaydedilmişti. Avrupa’daki en sıcak dokuz haziranın sekizinin 2019’dan bu yana yaşanması, kıtadaki haziran sıcaklıklarının son yıllarda belirgin biçimde yükseldiğini gösteriyor.
Batı Avrupa’da aylık ortalama yüzey hava sıcaklığı 20,74°C seviyesine ulaştı. Bu değer 1991–2020 ortalamasının 3,05°C üzerinde gerçekleşerek bölge için yeni haziran rekorunu oluşturdu. Önceki rekor, ortalamanın 2,81°C üzerine çıkılan Haziran 2025’e aitti. Haziran 2003 ise 2,75°C’lik sapmayla üçüncü sırada kaldı.
Fransa, Almanya, İspanya, İtalya ve Benelüks ülkelerinin geniş kesimlerinde aylık sıcaklıklar normalin 3–5°C üzerinde gerçekleşti. İngiltere ve Fransa kayıtlardaki en sıcak haziranlarını yaşarken Birleşik Krallık geneli, Almanya ve Hollanda en sıcak ikinci haziranlarını kaydetti. Almanya, Çekya, Polonya, Macaristan ve Birleşik Krallık’ta günlük maksimum sıcaklık rekorları kırıldı; bunların bazıları yalnızca haziran ayı için değil, tüm ölçüm dönemi için yeni rekorlar oldu.

18–30 Haziran sıcak hava dalgası insani etkileri büyüttü
Batı ve Orta Avrupa’yı 18–30 Haziran döneminde etkileyen sıcak hava dalgası, aylık ortalamaların rekor seviyeye yükselmesinde belirleyici oldu. Copernicus, haziranın ikinci yarısındaki aşırı sıcakların bazı Avrupa ülkelerinde aylık ve tüm zamanların sıcaklık rekorlarını kırdığını, sıcaklığa bağlı ölümler dahil ciddi sağlık etkilerine yol açtığını bildirdi. Haziran dalgasından yalnızca birkaç hafta önce mayıs ayında da güçlü bir sıcak hava dalgası yaşanmış, temmuz başında ise yeni bir sıcak hava atağı oluşmaya başlamıştı.
Copernicus İklim Strateji Lideri Samantha Burgess, Batı Avrupa’daki rekor sıcaklık ile küresel okyanuslardaki yüksek sıcaklığın iklim sisteminin ısı biriktirmeyi sürdürdüğünü gösterdiğini belirtti. Burgess’e göre bunun sonucu, giderek yoğunlaşan sıcak hava dalgaları, kalıcı biçimde sıcak kalan okyanuslar ve insanlar, ekosistemler ile altyapı üzerindeki büyüyen riskler olarak ortaya çıkıyor.
Okyanusların haziran rekoru neden önemli
Kutup bölgeleri dışındaki 60° güney ile 60° kuzey enlemleri arasında kalan okyanusların Haziran 2026 ortalama deniz yüzeyi sıcaklığı 20,86°C olarak hesaplandı. Bu seviye haziran ayları için yeni rekor olurken Haziran 2024’teki 20,85°C’lik önceki rekorun yalnızca 0,01°C üzerine çıktı. Haziran aynı zamanda 2026 yılında günlük ve aylık deniz yüzeyi sıcaklıklarının ilk kez 2024 seviyelerini geçerek yılın aynı dönemi için rekor kırdığı ay oldu.
Rekor sıcaklıkta tropikal Pasifik’in geniş kesimlerindeki pozitif sıcaklık sapmaları etkili oldu. Copernicus’a göre ekvatoral Pasifik’te gelişen El Niño koşulları, küresel deniz yüzeyi sıcaklığını yükselten etkenlerden biri oldu. Bu koşulların önümüzdeki aylarda hızla güçlenmesi bekleniyor. Batı Akdeniz ve Avrupa’nın Atlantik kıyıları boyunca deniz sıcak hava dalgaları da görüldü. Bununla birlikte tek bir bölgedeki sıcak hava dalgası yalnızca El Niño ile açıklanamaz; olayın gerçekleştiği yerdeki basınç düzenleri, rüzgarlar, hava kütlesi taşınımı ve bölgesel deniz koşulları da belirleyici olmaya devam ediyor.
Deniz yüzeyi sıcaklığının uzun süre yüksek kalması atmosferdeki nem ve enerji dağılımını, deniz ekosistemlerini, buharlaşmayı ve aşırı yağış üretme potansiyelini etkileyebilir. Ancak Copernicus’un kullandığı ERA5 deniz yüzeyi sıcaklığı verileri denizin yaklaşık 10 metre derinliğindeki temel sıcaklığı temsil ediyor. Bu nedenle farklı uydu ve ölçüm ürünleri, deniz sıcaklığını farklı derinliklerde değerlendirdiklerinde küçük değer farklılıkları gösterebilir.
Kuraklık, düşük nehir akışı ve yangınlar aynı zincirde birleşti
Haziran 2026’da Batı Avrupa’nın büyük bölümü ile Orta ve Doğu Avrupa’nın geniş kesimleri normalden daha kurak koşullar yaşadı. Kalıcı yüksek basınç yağış oluşumunu sınırlandırırken ayın sonundaki aşırı sıcaklıklar yüzeye yakın topraktaki nem kaybını hızlandırdı. Kurak sinyal İber Yarımadası, Fransa, İtalya, İsviçre, Batı Almanya, Polonya, Macaristan, Çekya, Slovakya, Balkanlar, Ukrayna ve Batı Rusya’da belirginleşti.
Copernicus, kalıcı kurak koşulların İspanya ve Fransa’daki bazı orman yangınlarının yayılması ve şiddetlenmesine katkıda bulunduğunu bildirdi. Aşırı sıcaklık ile düşük toprak neminin aynı dönemde görülmesi, bitki örtüsünün daha hızlı kurumasına ve yangına elverişli koşulların güçlenmesine neden oldu. Avrupa Kuraklık Gözlemevi de bazı Doğu Avrupa bölgelerini haziran ayının başında kuraklık uyarısı veya alarmı altındaki alanlar arasında sınıflandırmıştı.

Nehir akışları da Avrupa’nın kurak kesimlerinin büyük bölümünde normalin altında kaldı. Fransa, Almanya, İsviçre, Avusturya, Çekya, Slovakya, Macaristan, Polonya, Ukrayna ve Belarus’un geniş kesimlerinde düşük akışlar görüldü. Fransa’daki Garonne ve Creuse, İtalya’daki Po ve Polonya’daki Vistül gibi büyük nehir sistemlerinde düşük su seviyeleri; su yönetimi, tarım, tatlı su ekosistemleri ve bazı bölgelerde tuzlu suyun nehir deltalarına ilerlemesi açısından baskı oluşturdu.
Avrupa’da bağıl nem uzun vadede geriliyor
Copernicus verileri, Avrupa kara alanlarında ortalama bağıl nemin 1980’lerden bu yana yıllar arasındaki değişkenliğe rağmen genel olarak azaldığını gösteriyor. Bu eğilim yalnızca yağış miktarındaki değişimle açıklanmıyor. Kara yüzeylerinin denizlere göre daha hızlı ısınması, havanın aynı miktarda su buharı taşısa bile bağıl nem oranının düşmesine neden olabiliyor. Haziran 2026’da Avrupa kara alanlarının ortalama bağıl nemi, 1991–2020 haziran ortalamasının hafif altında gerçekleşti.
Türkiye Avrupa’daki sıcaklık tablosundan nasıl ayrıştı
Copernicus’un Avrupa sıcaklık haritasında normalden daha serin koşullar yalnızca Avrupa alanının en doğu kesimlerinde, Batı Rusya ile Türkiye’de görüldü. Bu ifade Türkiye’nin tamamında mutlak olarak serin hava yaşandığı anlamına gelmiyor. Veriler, Haziran 2026 aylık ortalamasının Türkiye’nin bazı kesimlerinde 1991–2020 haziran ortalamasının altında kaldığını ve ülkenin Batı Avrupa’daki rekor sıcaklık tablosundan ayrıştığını gösteriyor.
Bu ayrışma, Türkiye’nin yazın geri kalanında aşırı sıcaklık yaşamayacağı şeklinde yorumlanmamalı. Aylık ortalama, ay içindeki kısa süreli sıcak hava ataklarını tek başına göstermediği gibi temmuz ve ağustos koşulları için bir tahmin de sunmuyor. Copernicus raporu haziran ayında gerçekleşmiş iklim koşullarının geriye dönük değerlendirmesidir; Türkiye’deki gelecek sıcaklık riskinin belirlenmesi için güncel meteorolojik tahminlerin, bölgesel basınç sistemlerinin ve sıcak hava taşınımının ayrıca izlenmesi gerekiyor.
Kuzeybatı Türkiye haziran ayında normalden daha kuraktı
Sıcaklık görünümündeki ayrışmaya karşılık Copernicus’un hidrolojik değerlendirmesi Kuzeybatı Türkiye’nin Haziran 2026’da normalden daha kurak koşullar yaşadığını gösterdi. Bu durum, sıcaklık ile yağış göstergelerinin her zaman aynı yönde hareket etmediğini ortaya koyuyor. Bir bölge aylık sıcaklık açısından normalin altında kalırken aynı dönemde yağış ve toprak nemi açısından daha kurak bir görünüm sergileyebilir.
Copernicus’un drenaj alanı 1.000 km²’den büyük nehirleri kapsayan haritasında Türkiye, ortalamanın üzerinde nehir akışı görülen sınırlı bölgeler arasında yer aldı. Ancak bu veri Türkiye’deki bütün akarsuların veya ülke toplamındaki su durumunun iyi olduğu anlamına gelmiyor. Nehir akışı; aynı ay içindeki yağışın yanı sıra havzanın üst kesimlerindeki önceki yağışlardan, kar erimesinden, yeraltı suyu ve toprak depolamasından, baraj işletiminden ve kısa süreli yoğun yağışlardan etkilenebiliyor.
Bu nedenle Türkiye için en doğru okuma, “nehir akışları yüksek” şeklinde ülke geneline yayılan bir hüküm vermek değil; Copernicus’un izlediği bazı büyük havzalarda ortalama üzeri akış görülürken Kuzeybatı Türkiye’de aylık kuraklık sinyalinin ortaya çıktığını belirtmek. Su yönetimi açısından yağış, toprak nemi, baraj doluluğu, yeraltı suyu ve havza bazlı akış verilerinin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
Copernicus verilerinin Türkiye için olası etkileri ne
Copernicus raporu Türkiye için doğrudan bir etki tahmini veya yazın geri kalanına ilişkin kesin bir senaryo sunmuyor. Buna rağmen rekor küresel okyanus sıcaklığı, Avrupa’daki sıcak hava dalgaları, Kuzeybatı Türkiye’deki kuraklık sinyali ve gelişen El Niño koşulları birlikte okunduğunda su, tarım, enerji, kent sağlığı ve yangın yönetimi açısından izlenmesi gereken bir risk zinciri ortaya çıkıyor. Etkilerin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği ve ne ölçüde büyüyeceği, temmuz ve ağustostaki bölgesel hava koşullarına bağlı olacak.
Su kaynakları ve tarımsal sulama
Kuzeybatı Türkiye’deki yağış açığının yaz boyunca sürmesi halinde yüzeye yakın toprak nemi azalabilir, buharlaşma ve tarımsal sulama ihtiyacı artabilir. Özellikle yazlık ürünlerde kritik büyüme dönemlerinin sıcak ve kurak koşullarla çakışması verim, kalite ve sulama maliyetleri üzerinde baskı oluşturabilir. Ancak Copernicus toprak nemi verilerinin nicel bir su bilançosu değil, normalden daha kuru veya daha nemli koşulları gösteren nitel bir gösterge olduğu unutulmamalı.
Elektrik talebi ve şebeke yükü
Sıcak hava atakları klima kullanımını ve gün içindeki elektrik talebini artırırken tarımsal sulama pompalarının tüketimi de aynı dönemde yükselebilir. Bu iki talebin eş zamanlı artması, özellikle büyük kentlerde ve sulamanın yoğun olduğu bölgelerde dağıtım şebekesi üzerindeki baskıyı büyütebilir. Bazı büyük nehirlerde haziran akışlarının normalin üzerinde olması hidroelektrik üretimi açısından olumlu bir işaret sayılabilir; ancak Copernicus verileri Türkiye’nin toplam hidroelektrik üretimi, rezervuar seviyeleri veya santral bazlı üretim potansiyeli hakkında doğrudan sonuç vermiyor.
Kent sağlığı ve gece sıcaklıkları
Avrupa’da sıcaklığa bağlı ölümlerin görülmesi, aşırı sıcaklığın yalnızca meteorolojik bir rekor olmadığını gösteriyor. Türkiye’de yoğun yapılaşmış kentlerde beton, asfalt ve binaların gündüz depoladığı ısı gece boyunca yavaş dağılıyor. Yüksek nem ve gece sıcaklıklarının düşmemesi, insan vücudunun dinlenme ve serinleme kapasitesini azaltarak yaşlılar, kronik hastalığı bulunanlar, çocuklar ve açık alanda çalışanlar için sağlık riskini büyütebilir.
Orman yangını tehlikesi
Copernicus raporu Türkiye için gerçekleşmiş bir haziran yangın bilançosu açıklamıyor. Bununla birlikte Kuzeybatı Türkiye’deki kuraklık sinyalinin yüksek sıcaklık, düşük nem ve kuvvetli rüzgarla birleşmesi halinde bitki örtüsünün yanıcılığı ve yangınların yayılma hızı artabilir. Avrupa’daki İspanya ve Fransa örnekleri, sıcaklık ile kuraklığın aynı dönemde yoğunlaşmasının yangın riskini nasıl güçlendirebildiğini gösteriyor.
40 derece uyarısı ile Copernicus raporu nasıl birlikte okunmalı
Yeşil Haber’in daha önce yayımladığı “40 derece uyarısı: El Niño değil Afrika sıcakları ve Azor basıncı” başlıklı dosya, Türkiye’deki yaz sıcaklığı riskini Afrika ve Arabistan kaynaklı sıcak hava taşınımı, Azor yüksek basıncı, Basra alçak basıncı, kent ısı adası ve yükselen küresel sıcaklık tabanı üzerinden değerlendirmişti. Dosyada El Niño’nun küresel arka planı güçlendirebileceği, ancak Türkiye’de belirli bir sıcak hava dalgasının zamanını ve şiddetini bölgesel atmosfer dolaşımının belirlediği vurgulanmıştı.
40 derece uyarısı: Türkiye’de risk El Niño değil Afrika sıcakları ve Azor basıncı
Copernicus’un Haziran 2026 raporu bu yaklaşımı tamamlıyor. Rapor, küresel iklim sistemindeki yüksek ısı birikimini, rekor okyanus sıcaklıklarını ve Avrupa’daki aşırı sıcakları belgeliyor; ancak Türkiye için “El Niño doğrudan sıcak hava dalgası oluşturdu” sonucu çıkarmıyor. Türkiye’nin haziran sıcaklıklarında Avrupa’dan ayrışması da aynı küresel arka plan içinde farklı bölgelerin aynı anda farklı meteorolojik koşullar yaşayabileceğini gösteriyor.
İki çalışma arasındaki temel bağlantı sıcaklık tabanında kuruluyor. Sera gazları ve sıcak okyanuslar uzun vadeli iklim tabanını yükseltirken belirli bir sıcak hava dalgasının Türkiye’ye ulaşıp ulaşmayacağını Afrika ve Arabistan kaynaklı hava taşınımı, Azor yüksek basıncı, Basra alçak basıncı, jet akımları ve bölgesel rüzgar düzenleri belirliyor. Küresel sistem riski yükseltiyor; olayın yeri, zamanı ve şiddeti ise bölgesel meteoroloji tarafından şekilleniyor.
Arktik ve Antarktika deniz buzu normalin altında kaldı
Arktik deniz buzunun Haziran 2026 ortalama alanı 10,9 milyon km² olarak hesaplandı. Bu değer 1991–2020 haziran ortalamasının 0,6 milyon km² veya %5 altında kaldı ve 48 yıllık uydu kaydındaki en düşük altıncı haziran seviyesine karşılık geldi. Arktik deniz buzu, Kasım 2025 ile Mayıs 2026 arasındaki yedi ay boyunca da ilgili ayların en düşük dört seviyesi arasında yer almıştı.

Antarktika deniz buzunun haziran ortalaması ise 12,7 milyon km² oldu. Bu alan 1991–2020 ortalamasının 1,1 milyon km² veya %8 altında ve uydu kayıtlarındaki en düşük altıncı haziran seviyesindeydi. Deniz buzu özellikle Bellingshausen Denizi’nde normalin belirgin biçimde altında kalırken Amundsen Denizi ile Doğu Ross Denizi’nde ortalamanın üzerinde gerçekleşti.

Her iki kutuptaki deniz buzunun aynı ayda en düşük altıncı seviyede bulunması tek başına Haziran 2026’daki küresel sıcaklığın nedeni olarak yorumlanmamalı. Bununla birlikte kara sıcaklığı, okyanus sıcaklığı ve deniz buzu göstergelerinin birlikte değerlendirilmesi, iklim sistemindeki ısı birikiminin yalnızca kıtalar üzerindeki hava sıcaklıklarıyla sınırlı olmadığını gösteriyor.
Copernicus grafiklerinde hangi veriler öne çıkıyor
Raporun küresel sıcaklık zaman serisi, 1979–2026 arasındaki bütün haziran aylarını 1991–2020 ortalamasına ve 1850–1900 sanayi öncesi dönem tahminine göre karşılaştırıyor. Aynı veri setindeki 12 aylık hareketli ortalama grafiği ise Temmuz 2025–Haziran 2026 dönemindeki 1,43°C’lik sanayi öncesi farkı görünür hale getiriyor. Küresel sıcaklık sıralamasını anlatmak için bu iki grafik birlikte kullanılabilir. Grafiklerin veri kaynağı ERA5, kullanılması gereken kredi ise C3S/ECMWF olarak belirtiliyor.
Avrupa sıcaklık haritası ile Batı Avrupa sütun grafiği, kıtanın büyük bölümündeki sıcaklık artışı ile Türkiye ve Batı Rusya’daki ayrışmayı aynı çerçevede gösteriyor. Batı Avrupa grafiğinde Haziran 2026’daki 3,05°C sıcaklık sapmasının Haziran 2025 ve Haziran 2003 değerlerini geçerek nasıl yeni rekora dönüştüğü görülüyor.
Deniz yüzeyi sıcaklığı grafiği, 2026 değerlerini 2023, 2024 ve 2025 ile karşılaştırıyor. Grafik, Haziran 2026’da 60° güney ile 60° kuzey arasındaki ortalamanın 20,86°C’ye yükselerek Haziran 2024’teki rekoru 0,01°C ile geçtiğini gösteriyor. Küresel sıcaklık haritasıyla birlikte kullanıldığında, kara ve deniz sıcaklıklarının aynı dönemde nasıl farklı rekorlar ürettiği daha açık görülebilir.
Hidroloji bölümündeki yağış, bağıl nem, yüzey toprağı nemi ve sıcaklık haritası, Avrupa’daki sıcak ve kurak koşulların mekansal olarak nerelerde çakıştığını gösteriyor. Ayrı nehir akışı haritası ise Haziran 2026 akışlarını 1992–2020 dağılımıyla karşılaştırıyor. Türkiye açısından Kuzeybatı Anadolu’daki kuraklık sinyali ile bazı büyük nehirlerdeki ortalama üzeri akışın birlikte görülmesi, iki grafiğin yan yana okunmasını gerekli kılıyor. Hidroloji haritalarında C3S/ECMWF, nehir akışı haritasında ise CEMS/C3S/ECMWF kredisi korunmalı.
Arktik ve Antarktika deniz buzu zaman serileri 1979–2026 arasındaki haziran aylarını yüzdesel sapmalarla karşılaştırıyor. Bölgesel yoğunluk haritaları, toplam deniz buzu alanının yanı sıra buz kaybının hangi denizlerde yoğunlaştığını gösteriyor. Bu grafiklerde belirtilen C3S/ECMWF/EUMETSAT kaynak ve kredi bilgisinin görsel altyazısında korunması gerekiyor.
Copernicus verileri nasıl hazırlanıyor
Copernicus’un sıcaklık ve hidrolojik değerlendirmeleri ECMWF tarafından geliştirilen ERA5 ve ERA5-Land yeniden analiz veri setlerine dayanıyor. Yeniden analiz sistemi, istasyon, uydu ve diğer gözlem kaynaklarını sayısal hava modelleriyle birleştirerek dünya genelinde tutarlı iklim göstergeleri oluşturuyor. Nehir akışı verilerinde Avrupa Sel Bilinçlendirme Sistemi EFAS, deniz buzunda ise ERA5 ile EUMETSAT OSI SAF ürünleri kullanılıyor.
Copernicus, yağış ve toprak nemi gibi hidrolojik değişkenlerin yüzey hava sıcaklığına göre daha zor gözlemlendiğini ve analiz edildiğini özellikle belirtiyor. Toprağın üst 7 santimetresine ilişkin nem haritası nicel bir su rezervi hesabı olarak değil, normalden daha kuru veya daha nemli koşulları gösteren nitel bir gösterge olarak okunmalı. Türkiye’nin istasyon, il ve havza bazındaki nihai değerlendirmeleri için Copernicus verilerinin ulusal meteoroloji, baraj ve akım gözlem verileriyle birlikte incelenmesi gerekiyor.
Haziran 2026 raporunun ana mesajı ne
Haziran 2026 verileri tek bir sıcaklık rekorundan daha geniş bir iklim tablosu ortaya koyuyor. Küresel sıcaklık kayıtlardaki en yüksek ikinci haziran seviyesinde kalırken Batı Avrupa en sıcak haziranını yaşadı. Kutup dışı deniz yüzeyi sıcaklığı yeni bir haziran rekoruna ulaştı; Avrupa’nın geniş kesimlerinde toprak nemi ve nehir akışları geriledi; Arktik ve Antarktika deniz buzu alanları da normalin altında kaldı.
Türkiye bu tablonun içinde tek renkli bir görünüm sergilemedi. Ülke, haziran sıcaklıklarında Batı Avrupa’daki rekor ısıdan ayrışırken Kuzeybatı Türkiye’de normalden daha kurak koşullar görüldü ve bazı büyük nehirlerde ortalama üzeri akışlar kaydedildi. Bu nedenle Türkiye açısından en doğru yaklaşım tek bir ulusal sıcaklık veya kuraklık hükmü vermek değil; sıcaklık, yağış, toprak nemi, havza akışları, tarımsal sulama, kent sağlığı ve elektrik talebini bölgesel olarak birlikte izlemek. Copernicus raporu yazın geri kalanı için kesin bir tahmin sunmuyor, ancak yerel hava olaylarının giderek daha sıcak bir küresel iklim sistemi içinde geliştiğini açık biçimde gösteriyor.
Türkiye iklim risklerine karşı hangi alana öncelik vermeli?
Sizce Türkiye su yönetimi, kentlerde sıcaklık eylem planları, tarımsal uyum, enerji şebekesi dayanıklılığı ve orman yangınlarına hazırlık arasında ilk olarak hangi alana odaklanmalı? Görüşlerinizi yorumlarda paylaşın.
Raporun özgün kaynakları
Bu haberde kullanılan veriler, Avrupa Birliği Copernicus İklim Değişikliği Servisi tarafından yayımlanan Haziran 2026 aylık iklim değerlendirmesine dayanmaktadır.
- Copernicus Haziran 2026 küresel iklim değerlendirmesi
- Haziran 2026 yüzey hava sıcaklığı verileri
- Haziran 2026 yağış, toprak nemi ve nehir akışı verileri
- Haziran 2026 Arktik ve Antarktika deniz buzu verileri
İlgili Haberler
- 40 derece uyarısı: Türkiye’de risk El Niño değil Afrika sıcakları ve Azor basıncı
- WMO yüzde 80 El Niño uyarısı: Gıda, enerji ve şebeke riski aynı zincirde birleşiyor
- Copernicus doğruladı: 2025 küresel sıcaklıklar 1,5 derece eşiğinde
- 2025 Türkiye iklim raporu: Sıcaklık, yağış açığı ve sistem baskısı
- Alev çemberi: Avrupa ve Türkiye’de orman yangınları neden bu kadar şiddetli?
View this post on Instagram

















