Küresel rüzgar kapasitesi 2025’te rekor kırdı; ancak büyümenin %77’si Çin’den gelirken sistemde dengesizlik sinyalleri güçleniyor.
2025’te rekor kurulum: 169 GW yeni kapasite
World Wind Energy Association (WWEA) Annual Report 2025 (Dünya Rüzgar Enerjisi Birliği 2025 Yıllık Raporu) verilerine göre, 2025 yılında küresel rüzgar enerjisi kapasitesine 169 GW yeni kurulum eklendi. Bu, 2024’e göre yaklaşık %35’lik artış anlamına geliyor. Toplam kurulu güç 1.346 GW seviyesini aşarken, rüzgar enerjisi küresel elektrik üretiminin %11’inden fazlasını karşılar hale geldi.

Büyümenin merkezi: Çin tek başına %77 pay aldı
Rekor büyümenin en dikkat çekici yönü, neredeyse tamamen Çin kaynaklı olması oldu. Çin, 2025 yılında 130 GW yeni kapasite kurarak küresel artışın %77’sini tek başına gerçekleştirdi. Bu durum, rüzgar enerjisinde küresel büyümenin coğrafi olarak son derece yoğunlaştığını ortaya koyuyor.
Çin dışındaki ülkelerde ise büyüme daha sınırlı kaldı. Toplam kurulumlar 2024’ün biraz üzerine çıksa da 2023 seviyesinin altında kaldı. Bu tablo, küresel enerji dönüşümünün birkaç ülkeye bağımlı hale geldiğini gösteriyor.
Türkiye büyümede ortalamanın üzerinde
Rapora göre Türkiye, 2025 yılında 2.142 MW yeni rüzgâr kapasitesi ekleyerek %15,5 büyüme kaydetti. Bu oran, %14,3 seviyesindeki küresel büyümenin üzerinde gerçekleşti. Türkiye böylece Avrupa’da büyümesini sürdüren ülkeler arasında öne çıkan pazarlardan biri oldu.

%11 eşiği aşıldı: Rüzgar artık ana akım enerji kaynağı
Rüzgar enerjisinin küresel elektrik üretimindeki payının %11’i aşması, sektör açısından kritik bir eşik olarak değerlendiriliyor. Birçok ülkede bu oran %20’nin üzerine çıkarken, Danimarka gibi öncü pazarlarda rüzgar enerjisi elektrik üretiminin yarısından fazlasını karşılıyor.
Bu gelişme, rüzgar enerjisinin artık alternatif değil, sistemin temel bileşenlerinden biri haline geldiğini ortaya koyuyor.
Büyümenin önündeki riskler: politika, izin süreçleri ve tedarik zinciri
Raporda, hızlı büyümeye rağmen sektörün karşı karşıya olduğu yapısal risklere de dikkat çekiliyor. Özellikle ABD’de rüzgar projelerine yönelik kısıtlayıcı politikalar ve izin süreçlerinin birçok ülkede 5 yılı aşması, yatırımların hızını sınırlayan temel faktörler arasında yer alıyor.
Buna ek olarak, küresel tedarik zincirlerinde yaşanan kırılganlık ve bazı bölgelerde artan yerel muhalefet, rüzgar projelerinin uygulanabilirliğini doğrudan etkiliyor.

Kritik soru: küresel büyüme sürdürülebilir mi?
2025 yılı verileri, rüzgar enerjisinde güçlü bir büyüme trendinin devam ettiğini gösterse de, bu büyümenin dengeli olmadığı açık şekilde görülüyor. Çin’in liderliği, kısa vadede büyümeyi hızlandırırken, diğer ülkelerdeki yavaşlama küresel hedefler açısından risk oluşturuyor.
Uzmanlara göre, 2050 hedeflerine ulaşmak için yıllık kurulumların 300–400 GW seviyesine çıkması gerekiyor. Bu da mevcut büyümenin yalnızca devam etmesini değil, aynı zamanda daha geniş bir coğrafyaya yayılmasını zorunlu kılıyor.
Sonuç: rekor büyüme, kırılgan yapı
Rüzgar enerjisi 2025 yılında tarihinin en güçlü yıllarından birini yaşadı. Ancak veriler, bu büyümenin yapısal olarak dengesiz olduğunu ve belirli ülkelere bağımlı hale geldiğini ortaya koyuyor.
Enerji dönüşümünün hızlanması için yalnızca kapasite artışı değil; politika, izin süreçleri ve toplumsal kabul alanlarında da eş zamanlı ilerleme gerekecek. Aksi halde rüzgar enerjisindeki büyüme, küresel ölçekte sürdürülebilir bir dönüşüme dönüşmekte zorlanabilir.
İlgili haberler
- Türkiye 2024 Rüzgar Enerjisi Raporu: Kurulu Güç 13.792 MW’yi Aştı
- Akfen Yenilenebilir Enerji AKFYE ile RES kapasite artışı trendi güç kazanıyor
- Offshore rüzgar 100 GW sınırına geliyor
- Deniz üstü rüzgar: Türkiye 2026 ihalesi hedefliyor
- Türkiye 34 GW depolamalı kapasite tahsisinde hızlanıyor


















