Avrupa’da 2030’a kadar planlanan 28.000 kilometrelik hidrojen boru hattı omurgası, enerji güvenliği ve sanayi politikalarını yeniden şekillendiriyor; Türkiye ise yeşil hidrojen ihracatı ve mevcut doğalgaz altyapısını dönüştürme potansiyeliyle bu resimde kendine yer arıyor.
Hızlı bakış
- European Hydrogen Backbone girişimi, 2030’a kadar Avrupa’da yaklaşık 28.000 kilometrelik bir hidrojen boru hattı omurgası kurmayı ve 2040 sonrası için bu ağı 50.000 kilometrenin üzerine çıkarmayı hedefliyor.
- REPowerEU planı, Rus gazına bağımlılığı azaltmak için yenilenebilir ve düşük karbonlu hidrojenin payını artırırken, bu hedefi üretim kapasitesi kadar boru hattı altyapısıyla da desteklemeyi amaçlıyor.
- Türkiye, yüksek güneş ve rüzgar potansiyeli sayesinde 2050 ufkunda yıllık birkaç milyon ton yeşil hidrojen üretip bunun yaklaşık 1,5–1,9 milyon tonunu ihraç edebileceği senaryolarla öne çıkıyor.
- Mevcut TANAP ve diğer doğalgaz boru hatlarının orta vadede sınırlı oranlarda hidrojen karışımı taşıyacak şekilde uyarlanması ve uzun vadede yeni hidrojen hatlarının inşası teknik senaryolar arasında yer alıyor.
- Avrupa hidrojen omurgası geliştikçe Türkiye açısından kritik soru, bu ağa yalnızca transit hat olarak mı yoksa üretim, depolama ve nihai ürün kapasitesini de içeren daha derin bir rol ile mi bağlanacağıdır.
Avrupa’nın hidrojen omurgası: 2030’dan 2040’a uzanan hedefler

European Hydrogen Backbone girişimi, 2030’a kadar Avrupa’da yaklaşık 28.000 kilometre uzunluğunda bir hidrojen boru hattı ağı oluşturmayı hedefliyor. Bu ağın önemli kısmının dönüştürülmüş doğalgaz boru hatlarından, kalan kısmının ise tamamen yeni inşa edilecek hidrojen hatlarından oluşması öngörülüyor.
2040 ufkunda ise omurganın 50.000 kilometrenin üzerine çıkarak 28 Avrupa ülkesini kapsayan, ülke içi ve sınır ötesi hatların birleştiği daha sık bir hidrojen şebekesine dönüşmesi planlanıyor. Böylece kıta genelinde sanayi bölgeleri, limanlar ve depolama sahaları arasında entegre bir hidrojen altyapısı kurulması amaçlanıyor.
Rus gazından yeşil hidrojene: REPowerEU ve boru hattı vizyonu
AB’nin REPowerEU planı, Rusya’dan doğalgaz ithalatını azaltırken enerji güvenliğini korumak için yenilenebilir kaynaklardan üretilen hidrojenin payını hızla artırmayı hedefliyor. Bu kapsamda 2030’a kadar AB içinde ve dışındaki kaynaklardan toplamda milyonlarca ton yenilenebilir ve düşük karbonlu hidrojen tedarik edilmesi öngörülüyor.
Hidrojen omurgası vizyonu, bu hedefi yalnızca elektrolizör ve üretim kapasitesiyle değil, aynı zamanda üretim noktalarını tüketim merkezlerine bağlayacak boru hattı altyapısıyla desteklemeyi amaçlıyor. Amaç, sanayide kömür ve doğalgaz kullanımını azaltırken yeni bir enerji ticaret haritası oluşturmak.
Türkiye’nin yeşil hidrojen üretim ve ihracat potansiyeli

Türkiye’nin yüksek güneş ve rüzgar potansiyeli, uzun vadede önemli bir yeşil hidrojen üretim kapasitesi oluşturma imkanı sunuyor. Çeşitli teknik-ekonomik çalışmalara göre Türkiye, 2050 ufkunda yıllık birkaç milyon ton düzeyinde yenilenebilir kaynaklı hidrojen üretebilecek bir ülke olarak konumlanıyor.
Bu projeksiyonlarda iç talep karşılandıktan sonra yılda yaklaşık 1,5–1,9 milyon ton yeşil hidrojen ihracatı yapılabilmesi mümkün senaryolar arasında yer alıyor. Böyle bir ihracat kapasitesi, Türkiye’yi Avrupa hidrojen piyasasında yalnızca transit ülke değil, doğrudan tedarikçi konumuna taşıyabilir.
Mevcut doğalgaz hatlarından hidrojene: Karışım ve yeni hat senaryoları

Türkiye’nin elindeki TANAP ve diğer doğalgaz boru hatları, gelecekte sınırlı oranlarda hidrojen karışımı taşıyabilecek altyapılar olarak tartışılıyor. Farklı çalışmalar, mevcut çelik hatlarda malzeme ve güvenlik gereklilikleri sağlandığında hacimsel olarak kabaca yüzde 10 ve üzeri oranlarda hidrojen karışımının teknik olarak mümkün olabileceğine işaret ediyor.
Buna karşılık, hidrojenin çelik hatlarda korozyon ve gevrekleşme riskini artırması, contalar ve kompresörler üzerindeki etkileri, uzun mesafeli yüksek oranlı taşıma için tamamen yeni hidrojen hatlarının da gündemde kalmasını zorunlu kılıyor. Bu nedenle orta ve uzun vadeli senaryolarda hem kademeli karışım hem de yeni, sadece hidrojen taşıyacak boru hatları birlikte düşünülüyor.
Güney gaz koridorunun dönüşümü: TANAP ve Ege hattı olasılıkları

Güney Gaz Koridoru kapsamında Bakü’den başlayıp Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanan TANAP ve bağlantılı hatlar, bugün doğalgaz taşırken gelecekte kısmen hidrojene uyarlanabilecek stratejik bir güzergah olarak görülüyor. Bu koridor, uzun yıllardır doğalgaz için kullanılan güzergahın hidrojene evrilmesi fikrini gündeme getiriyor.
Uzun vadeli altyapı haritalarında, Bulgaristan ve Yunanistan üzerinden Avrupa hidrojen omurgasına bağlanabilecek hat seçenekleri tartışılıyor. Türkiye’nin bu çerçevede yalnızca transit gaz ülkesi değil, yeşil hidrojen ve türevlerini Avrupa pazarına taşıyan bir üretim ve iletim merkezi olma ihtimali öne çıkıyor.
Jeopolitik konum: Avrupa omurgası ve Türkiye’nin enerji diplomasisi

Avrupa’nın hidrojen omurgası geliştikçe, enerji diplomasisinin odağı da klasik doğalgaz anlaşmalarından yeşil hidrojen, amonyak ve türevlerini kapsayan uzun vadeli tedarik anlaşmalarına doğru kayıyor. Türkiye’nin hem enerji ithalatçısı hem de potansiyel yeşil enerji ihracatçısı kimliği, onu bu yeni denklemin doğal aktörlerinden biri haline getiriyor.
Bu çerçevede Türkiye’nin önünde iki paralel görev beliriyor: içeride uygun bölgelerde yeşil hidrojen üretim kümeleri ve sanayi kullanımı için altyapı kurmak, dışarıda ise Avrupa hidrojen omurgası ve bölgesel boru hatlarıyla uyumlu, uzun vadeli ve öngörülebilir ticaret ilişkileri tesis etmek.
2026 sonrası için stratejik soru: Türkiye omurgaya nasıl ve hangi rolle bağlanacak?
Avrupa hidrojen omurgasında hatlar adım adım inşa edilirken, 2026 ve sonrasında Türkiye açısından kritik soru, bu ağa yalnızca teknik olarak nasıl bağlanılacağı değil, hangi rolle bağlanılacağıdır. Seçenekler, sadece transit hat olmak ile üretim, depolama ve nihai ürün üretimi içeren daha derin bir entegrasyon arasında değişiyor.
Bu nedenle Türkiye’nin hidrojen stratejisinde, boru hattı bağlantısı kadar elektrolizör yatırımları, yenilenebilir kapasite artırımı, sanayi dönüşümü ve finansman modelleri de belirleyici olacak. Kıtanın hidrojen omurgası şekillenirken, Türkiye’nin bu omurgaya nereden ve nasıl bağlanacağı enerji diplomasisinin en önemli sınavlarından biri haline geliyor.
Okura soru
Avrupa’nın hidrojen omurgası şekillenirken, sizce Türkiye sadece transit bir güzergah mı olmalı, yoksa yeşil hidrojen üreten ve işleyen bölgesel bir merkez olmayı mı hedeflemeli?
İlgili Haberler
- Türkiye’de Yeşil Hidrojen Üretim Bölgeleri ve H2DER Çalışmaları
- HYSouthMarmara: Yeşil Hidrojen Vadisiyle Geleceğe Işık Tutuyor
- 60 hidrojen projesi iptal: 2030 hedefi 37 Mt’a düştü
- H2DER Türkiye Yeşil Hidrojen Üretimi ve İhracat Hedefleri
- Yeşil hidrojen üretimi için özel sanayi bölgeleri önerisi
- Yeşil hidrojen ve açık artırmalar: Türkiye’nin enerji dönüşümü
- Bandırma hidrojen vadisi HYSouthMarmara sanayi fazı testi

















