Türkiye elektrik sektörünün tam dönüşümü için değişen piyasa ihtiyaçları doğrultusunda şekillenecek bir politika ekosisteminin oluşturulması önem taşıyor.

2020 yılının sonuna yaklaşırken, Türkiye’nin yenilenebilir enerji kaynakları yaklaşık 49 gigavat (GW) ile toplam kurulu gücünün yarısından fazlasını oluşturmaktadır. Güneş ve rüzgar enerjisi kurulu güç artışı son beş yılda en hızlı artan elektrik üretim kapasitesi olarak öne çıkmaktadır. Bu artışın ana lokomotifi Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması (YEKDEM) olmuştur. Türkiye elektrik sisteminde yaşanan bu gelişme ile lisanssız güneş enerjisi kapasite kurulumlarında 2023 yılı için hedeflenen 5 GW seviyesine 2018 yılında ulaşılmıştır. Rüzgar enerjisi kapasite kurulumunda ise istenen seviyelere ulaşılması için yatırımlar devam etmektedir.

2017 yılında piyasa temelli bir politika mekanizması olan YEKA ihaleleri uygulanmaya başlanmış, kurumsal satın alım anlaşmalarının (ikili anlaşmalar) önü açılmış, 2020 yılında Yeşil Tarife ve YEK-G açıklanmıştır. Tüm bu mekanizmalar, özellikle YEKDEM, sayesinde enerjide dışa bağımlılığın azalmasını sağlayacak bir yapının oluşmasında başarılar elde edilmiştir.

2020 Aralık ayında sonlanması beklenen YEKDEM uygulamasının Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle 30 Haziran 2021’e kadar uzatılması, içinden geçtiğimiz pandemi dönemi ve buna bağlı olarak küresel ekonomideki gelişmeler göz önüne alındığında, yatırımların hızlanmasına vesile olarak tüm enerji ekosistemi için olumlu bir gelişme olmuştur.

30 Haziran 2021’den sonra YEKDEM’in nasıl devam edeceği konusu ise cevaplanmayı bekleyen sorular arasındadır.  Bu soruya yanıt ararken,  Türkiye’nin temel öncelikleri olan enerji arz güvenliğinin sağlanması, uygun fiyatlı enerji tedarik edilmesi, yerli kaynaklardan azami seviyede faydalanılması, fosil yakıtlı kaynakların olumsuz çevresel etkilerinin sınırlandırılması, enerji ithalat maliyetlerinin düşürülmesi ve sanayi rekabetçiliğinin artırılması gibi konular dikkate alınmalı; üreticilere ve son kullanıcılara fayda ve maliyetleri değerlendirilmelidir.

YEKDEM YENİLENEBİLİR ENERJİ YATIRIMLARINI ARTIRDI

YEKDEM’in yatırımcılar ve finansman sağlayan kuruluşlar açısından ne anlama geldiğini de anlamak önemlidir. YEKDEM adından da anlaşabileceği gibi yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen elektriğin önceden belirlenmiş olan fiyat seviyelerinden satın alımını garanti altına alan bir destek mekanizmasıdır. Bu satın alım garantisi 30 Haziran 2021 tarihine kadar işletmeye girmiş veya girecek olan yenilenebilir enerji yatırımlarına 10 yıl boyunca dolar cinsinden belirlenen bir tarife üzerinden üretilen her kilovat-saat (kWh) elektrik için sağlanmaktadır. Dolayısıyla YEKDEM yatırımcılar ve finansman sağlayan kuruluşlar için düşük riskli bir gelir akışı garanti etmektedir.

YEKDEM Türkiye elektrik sektörünün dönüşümünde önemli bir rol oynamıştır. Ancak YEKDEM’in etkileri değerlendirilirken, yenilenebilir enerji yatırımlarına olan olumlu etkilerinin yanı sıra, sanayiciler başta olmak üzere son tüketiciler üzerinde yarattığı maliyetlerin de dikkate alınması önemlidir.

Bilindiği üzere, YEKDEM maliyetleri doğrudan ve dolaylı olarak elektrik tüketicileri tarafından karşılanmakta, perakende elektrik tarifesine YEK bedeli olarak yansımaktadır. Mevcut YEKDEM uygulamasında döviz bazlı olan bu maliyetler kur hareketlerinden etkilenerek, sanayi için zaman zaman yönetilmesi zor olan bir masraf kalemine dönüşebilmektedir.

Diğer taraftan, önümüzdeki yıllarda Avrupa Yeşil Mutabakatı çerçevesinde uygulanacak olan sınırda karbon düzenlemesi dikkate alındığında YEKDEM, YEK-G, YETA ve dağıtık enerji için aylık mahsuplaşma gibi mekanizmalar, sanayide üretimin karbonsuzlaştırılmasında etkin rol oynayarak, Avrupa Yeşil Mutabakatı’na geçiş sürecini kolaylaştırma fırsatı sunmaktadır.

YEKDEM SONRASI UYGULANACAK POLİTİKA EKOSİSTEMİ

Türkiye’nin enerji stratejilerinin merkezinde farklı seçenekler olmakla birlikte, ülkemizin sahip olduğu rüzgâr ve güneş enerjisi potansiyelinin tam olarak kullanılması ilk sırada yer almaktadır. Küresel ölçekte günden güne düşmekte olan yenilenebilir enerji yatırım maliyetleri dikkate alındığında mevcut garantili satın alım fiyat seviyelerinin, uygulanmaya başladıkları dönemdeki koşullara kıyasla yüksek seviyede olduğu gözükmektedir.

Günümüzde YEKA ihalelerinden çıkan sonuçlarda görüldüğü üzere ihaleleri kazanan projelerin istekli olduğu fiyat seviyeleri YEKDEM tarifesinin neredeyse yarısına denk gelmektedir. YEKDEM’in devam etmesi durumunda spot piyasa fiyatlarına yakın garantili satın alım fiyat seviyelerinin belirleneceği öngörülmektedir. Diğer taraftan politika yapıcılar tarafından YEKDEM’in Türk lirası temelli olabileceğinin belirtilmiş olması, garantili satın alım fiyat seviyelerinin endeksleneceği parametrelerin neler olması gerektiği ve proje finansmanları için bankaların hangi araçları kullanabileceği konularını da beraberinde getirmektedir.

Küresel ölçekteki uygulamalar incelendiğinde düşen yatırım maliyetleri, teknolojiye artan güven ve işletimle ilgili tecrübelerin artması gibi nedenlerle risksiz garantili satın alım uygulamalarının yerini riskin taraflarca paylaşıldığı piyasa temelli politika mekanizmalarına bıraktığı görülmektedir. Garantili satın alma mekanizmalarının uygulanmaya devam ettiği durumlarda bile bunların kapsamının kısıtlı tutulduğu, orta ve küçük ölçekteki kapasite kurulumu projelerini ve piyasa aktörlerini ayrıca inovatif teknolojileri kapsadıkları, riskin bir bölümünün ihaleler ve gönüllü anlaşmalar yoluyla piyasaya bırakıldığı söylenebilir.

Garantili satın alım mekanizmaları incelendiğinde ise prim sistemlerine doğru bir geçiş olduğu, maliyet ve faydaların spot piyasa fiyatlarındaki gelişmelere göre seviyelendirilmeye başlandığı görülmektedir.

YERLİ EKİPMAN KULLANIMI TEŞVİK EDİLEREK DESTEKLENMELİ

Haziran 2021’den sonra YEKDEM’in YEKA ihaleleri, Yeşil Tarife, YEK-G ve ikili anlaşmalara birlikte devam etmesi yatırımcı ilgisinin artmasını sağlayacaktır. Bu durumda, spot piyasa fiyatlarının önceden öngörülen seviyelerin üzerine çıkması durumunda ortaya çıkabilecek arızi kazancın önüne geçilen, altında kaldığı durumlarda ise üreticiye sağlanan asgari destek seviyesinin garanti altına alındığı bir YEKDEM uygulanabilir. YEKDEM’in TL bazlı olduğu durumlarda yerli ekipman kullanımının teşviki gibi mekanizmalarla desteklenmesi de özellikle önemli olacaktır.

Bu politika ekosistemi ayrıca karbon vergisinin uygulandığı bir yapıyla desteklenebilir. Ülkemizin sahip olduğu yenilenebilir enerji kaynaklarının tüm potansiyelinin kullanılmasını sağlayacak politika seçenekleri tasarlanırken, belirlenecek uzun vadeli ulusal hedeflere uygunluklarını ve küresel ölçekteki enerji dönüşümü eğilimlerini yakından takip ettiklerinden emin olmak önemlidir.

Önceki İçerikRosatom, Rusya’da her biri 120 MW olan 2 rüzgar santrali kuruyor
Sonraki İçerikSalihli Jeotermal Santrali’ne Covid-19 Güvenli Üretim Belgesi
Ayşe Ceren Sarı
Ayşe Ceren Sarı, SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi’nde Enerji Analisti olarak çalışmaktadır. Sarı, SHURA’ya katılmadan önce üniversiteler, hükümetlerarası kuruluşlar, sivil toplum kuruluşları, kamu kurumları ve özel sektör kuruluşları ile birlikte dünyadaki farklı ülke ve bölgelerde yenilenebilir enerji, iklim değişikliği, elektrik, petrol ve doğal gaz sektör analizi, enerji ve altyapı yatırımları ağ analizi, çevre adaleti, yaşam döngüsü analizi gibi alanlarda projeler yürütmüştür. Sarı, Norveç Ekonomi Üniversitesi Enerji, Çevre ve Doğal Kaynaklar Ekonomisi bölümünde yüksek lisansını tamamlamış, CEMS Uluslararası İşletme bölümünde çift anadal yapmıştır. Akademik çalışmalarına İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde devam etmekte, elektrik spot piyasaları ve çevre adaleti üzerine çalışmaktadır. Sarı, ODTÜ İktisat Bölümü’nden mezundur.

Bir Cevap Bırakın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz