Nükleere artan ilgi; uranyum üreticisine, yakıt şirketine, santral işletmecisine ve SMR geliştiricisine farklı takvimlerde ve biçimlerde gelir olarak yansıyabiliyor.
Teknoloji şirketlerinin uzun vadeli elektrik anlaşmaları, nükleer enerjide yatırımların finansmanı için yeni olanaklar yaratıyor. Ancak aynı gelişme, uranyum çıkaran bir şirketle çalışan santralden elektrik satan bir işletmeyi veya ilk reaktörünü geliştiren bir girişimi farklı biçimlerde etkiliyor. Nükleer enerjiye artan ilginin şirket gelirine dönüşmesini anlamak için bu faaliyetleri ayrı değerlendirmek gerekiyor.
Hızlı bakış
- Google–Constellation anlaşması, mevcut reaktörlerde 890 MW ek kapasiteyi destekliyor.
- Cameco’dan BWXT’ye, nükleer şirketler farklı faaliyetleri ve gelir modellerini temsil ediyor.
- Fiziki uranyum fonuyla uranyum şirketlerine yatırım yapan ETF aynı araç değil.
- Spot uranyum fiyatı, uzun vadeli sözleşme fiyatı ve hisse getirisi aynı gösterge değil.
- SMR anlaşmalarında devreye giriş hedefi kadar izin ve finansman durumu da belirleyici.
- Sipariş defterindeki tutarları anlamak için sözleşme koşullarına bakmak gerekiyor.
Uranyum ve nükleer hisseler: Hangi şirket ne iş yapıyor?

Aşağıdaki örnekler, nükleer sektöründeki farklı faaliyetleri tanımak için seçildi. Sıralama getiri beklentisi veya tercih sırası belirtmiyor. Bir şirketin birden fazla faaliyet alanı olabilir.
| Faaliyet | Örnek şirket ve borsa kodu | Geliri belirleyen unsur ve izlenecek soru |
|---|---|---|
| Uranyum üretimi | Cameco — NYSE: CCJ; TSX: CCO Kazatomprom — LSE: KAP (GDR) |
Üretim, maliyet ve teslimat sözleşmeleri belirleyici. Piyasa fiyatı gerçekleşen satış fiyatına ne zaman yansıyor? |
| Zenginleştirme ve yakıt hizmetleri | Centrus Energy — NYSE: LEU | Zenginleştirme hizmeti ve yakıt teslimatları. Yeni kapasite ve satış taahhütleri hangi koşullara bağlı? |
| Çalışan santral işletmeciliği | Constellation Energy — Nasdaq: CEG | Elektrik üretimi, satış anlaşmaları ve işletme maliyeti. Kapasite artışı ne zaman üretime dönüşüyor? |
| SMR ve ileri reaktör geliştirme | NuScale Power — NYSE: SMR Oklo — NYSE: OKLO |
Teknoloji ve proje geliştirme. Lisans, finansman ve ilk tesis takvimi belirleyici; iki şirketin teknoloji ve iş modelleri aynı değil. |
| Reaktör ekipmanı ve hizmetleri | BWX Technologies — NYSE: BWXT | Nükleer ekipman üretimi ve mühendislik. Sivil enerji ile savunma işlerinin payı, teslimat takvimi ve sözleşme kârlılığı nasıl değişiyor? |
Kodlar belirtilen borsalara aittir. Kazatomprom’un Londra’daki KAP kodlu aracı GDR, yani payı temsil eden depo sertifikasıdır; Türkiye’deki Kamuyu Aydınlatma Platformu ile karıştırılmamalı. Constellation’ın portföyü nükleerin yanında başka üretim kaynaklarını da içerir. BWXT’nin sivil nükleer enerji yanında savunma faaliyetleri de bulunur. Cameco ise uranyum üretiminin yanı sıra yakıt hizmetleri ve Westinghouse ortaklığı üzerinden ekipman ve hizmetlere de bağlıdır.
Uranyum fonları ve ETF’leri: Fiziki uranyum mu, şirket portföyü mü?

“Uranyum fonu” ifadesi farklı araçları kapsıyor. Aracın ne tuttuğu, hangi risklerin getiriye yansıyacağını belirliyor.
| Araç ve kod | Ne tutuyor? | Temel ayrım |
|---|---|---|
| Sprott Physical Uranium Trust TSX: U.U (ABD doları), U.UN (Kanada doları) |
Varlıklarının esasını U3O8 biçimindeki fiziki uranyum oluşturuyor. | Kapalı uçlu trust yapısı; madenci hissesi ETF’si değil. Borsa fiyatı net varlık değerinden primli veya iskontolu olabilir. |
| Sprott Uranium Miners ETF NYSE Arca: URNM |
Uranyum madenciliği odaklı endeks portföyü; kapsam fiziki uranyum veya royalty varlıkları tutan kuruluşları da içerebiliyor. | Tek başına spot uranyum fiyatını izleyen bir araç değil; şirket ve portföy bileşimi önem taşıyor. |
| Global X Uranium ETF NYSE Arca: URA |
Uranyum madenciliği ve nükleer bileşen üretimiyle bağlantılı şirketlere odaklanıyor. | URNM ile kapsam ve ağırlıklar aynı değil; aynı tema adı aynı portföy anlamına gelmiyor. |
ETF yapısı şirketleri bir portföyde birleştirir; sektör yoğunlaşmasını ve fiyat oynaklığını ortadan kaldırmaz. Karşılaştırmada güncel portföy, yönetim giderleri, likidite, kur etkisi ve varsa net varlık değerine göre prim veya iskonto birlikte okunmalı.
Yatırım tavsiyesi değildir. Bu yazıda yer alan şirket, fon ve borsa kodları yalnızca faaliyet ve araç türlerini açıklayan örneklerdir; alım, satım veya elde tutma önerisi içermez. Liste bir model portföy ya da getiri sıralaması değildir. Yatırımlar değer kaybedebilir; geçmiş performans gelecekteki getiriyi garanti etmez.
Google’ın anlaşması nükleer kapasiteye ne ekliyor?

Google ve Constellation’ın 6 Ekim 2026 tarihli açıklamasına göre, 20 yıllık elektrik alım anlaşması ABD’deki mevcut 11 nükleer ünitede toplam 890 MW ek kapasite sağlayacak yatırımları destekliyor. Constellation’ın 4,3 milyar doları aşan yatırım yapması ve ilk kapasite artışını 2028’e kadar devreye alması bekleniyor.
Aynı duyuruda yer alan 2.700 MW’lık, 15 yıllık ayrı tedarik anlaşması ise mevcut üretim varlıklarına uzun vadeli gelir öngörülebilirliği sağlıyor. Dolayısıyla toplam 3.590 MW’ın tamamı yeni nükleer kapasite değil. Kapasite artışı, mevcut reaktörlerde ekipman ve verimlilik iyileştirmeleriyle elde edilecek; anlaşma 11 yeni reaktörün inşası anlamına gelmiyor.
Bu örnek, büyük elektrik tüketicilerinin uzun vadeli alım taahhütleriyle üretim yatırımlarını nasıl destekleyebildiğini gösteriyor. Yatırımın ekonomik sonucu ise teslimat takvimi, maliyetler ve sözleşme koşullarıyla birlikte değerlendirilmeli.
Benzer bir yapı, 30 Eylül 2026 tarihli Amazon–Constellation anlaşmasında da görülüyor. Calvert Cliffs için 20 yıllık anlaşma toplam 690 MW’ı kapsıyor; bunun 190 MW’ı yeni kapasite artışı. Ek kapasitenin 2030–2032 döneminde devreye girmesi planlanıyor. İki anlaşma, teknoloji şirketlerinin çalışan nükleer santrallere yatırım yapılmasını uzun vadeli elektrik alımıyla desteklemesine örnek oluşturuyor.
2024’teki uranyum gündeminden bugüne ne değişti?
Yeşil Haber, 12 Ocak 2024 tarihli uranyum haberinde pound başına 92 doları aşan fiyatları, yakıt arzını ve nükleer kapasite hedeflerini ele almıştı. Ardından yayımladığımız 6 Mart 2024 tarihli uranyum sektörü rehberi, o dönemin şirket ve yatırım araçlarına bakışını sunuyordu.
Bugünkü değerlendirmede bu geçmişe, teknoloji şirketlerinin uzun vadeli elektrik anlaşmaları ve farklı nükleer faaliyetlerin gelir modelleri ekleniyor. Sektöre yönelik ilginin büyümesi ile belirli bir şirketin satışlarının, kârının ve hisse değerinin artması arasında otomatik bir bağ yok. Yeni dosyanın odağı, talebin hangi sözleşmeyle ve hangi takvimde ekonomik karşılık bulduğu.
Yatırım programı ile devreye giren kapasite neden ayrı izlenmeli?
IEA’nın Global Energy Review 2026 raporu, 2025’te yaklaşık 3 GW yeni nükleer kapasitenin devreye girdiğini, aynı büyüklükte kapasitenin ise kapandığını belirtiyor. Dünya toplamı yıl sonunda 420 GW düzeyinde kaldı. Raporda kullanılan, 25 Mart 2026’da erişilmiş IAEA verilerine göre 15 ülkede toplam 78 GW kapasite inşaat halindeydi; bunun yaklaşık yarısı Çin’deydi. İnşaat halindeki reaktörlerin neredeyse tamamı büyük ölçekliydi.
Bu veriler 2025 gerçekleşmesini ve raporun veri kesimini gösteriyor. Geniş bir inşaat portföyü, aynı yıl aynı ölçüde net kapasite artışı sağlamayabilir. Bir şirket açısından gelir etkisini değerlendirmek için de hangi projede hangi işi üstlendiğine ve teslimatların ne zaman yapılacağına bakmak gerekiyor.
Uranyum fiyatı ile şirket kazancı neden aynı yönde ilerlemeyebilir?
Cameco’nun aylık fiyat sayfasında, 12 Ekim 2026 itibarıyla yayımlanmış en son veri olan 30 Eylül 2026 için spot uranyum göstergesi 89,63 ABD doları/pound, uzun vadeli fiyat göstergesi ise 96,50 ABD doları/pound. Cameco bu göstergeleri UxC ve TradeTech’in ay sonu fiyatlarının ortalamasından hesaplıyor. Bunlar günlük veya anlık işlem fiyatı değil, tarihli ay sonu göstergeleri.
Cameco’nun yayımladığı piyasa tablosunda yıllık ortalama spot fiyat, 2024 için 85,14 dolar/pound, 2025 için 73,54 dolar/pound. Şirket, uzun vadeli fiyat göstergesinin Aralık 2025’te 86,50 dolar/pounda ulaştığını belirtiyor. Yıllık ortalama spot fiyat ile belirli bir ayın uzun vadeli fiyat göstergesi farklı ölçüler; bu rakamlar 2026 Ekim ayının güncel fiyatını göstermiyor.
Cameco, uranyum ticaretinin ağırlıkla ikili uzun vadeli sözleşmeler üzerinden yürüdüğünü, spot piyasanın daha sınırlı bir rol taşıdığını açıklıyor. Bu yapı nedeniyle piyasa fiyatındaki değişimin üreticinin gerçekleşen satış fiyatına yansıması sözleşmelere bağlı. Cameco’nun aynı zamanda sektörde üretici olarak faaliyet gösterdiği de kaynak değerlendirmesinde dikkate alınmalı.
Hisse değerlemesinde bunlara üretim miktarı, maliyetler, borçluluk ve gelecekteki büyümeye ilişkin beklentiler ekleniyor. Uranyum fiyatındaki bir hareket, tek başına bütün nükleer şirketler için aynı ekonomik sonucu göstermiyor.
SMR anlaşmalarında hangi takvim ve koşullar izlenmeli?

Google’ın 18 Ağustos 2025 tarihli açıklaması, Kairos Power ile Tennessee Valley Authority arasındaki anlaşmanın Hermes 2 tesisinden 50 MW kapasiteyi kapsadığını belirtiyor. Açıklamadaki hedef işletmeye giriş yılı 2030. Yapıya göre elektriği TVA satın alacak; Google ise TVA üzerinden üretimin temiz enerji niteliklerini tedarik edecek.
Bu örnek, teknoloji geliştiricisi, elektrik şirketi ve büyük tüketicinin bir projede nasıl bir araya gelebildiğini gösteriyor. Açıklanan işletmeye giriş hedefi, gerçekleşmiş üretim veya tamamlanmış tesis anlamına gelmiyor. Projenin ilerleyişi izinler, inşaat, yakıt tedariki ve finansman üzerinden izlenmeli.
IEA’nın nükleer finansman değerlendirmesi, büyük sermaye ihtiyacı, uzun inşaat süresi, maliyet aşımı ve gecikmeleri temel riskler arasında sayıyor. Çalışan tesislerin ömür uzatımını finanse etmek, yeni reaktör inşaatına göre daha kolay olabiliyor. Uzun vadeli elektrik alım anlaşmaları nakit akışını öngörmeyi kolaylaştırsa da inşaat ve uygulama risklerini ortadan kaldırmıyor.
Sipariş defteri neden doğrudan gelir sayılmaz?
Centrus’un 5 Ağustos 2026 tarihli ikinci çeyrek açıklaması, 30 Haziran itibarıyla 2040’a uzanan 4,5 milyar dolarlık sipariş defteri bildiriyor. Bunun içinde yaklaşık 3 milyar dolarlık koşullu LEU ve HALEU satış taahhüdü var.
Şirkete göre bu koşullu taahhütlerin 2,4 milyar dolarlık bölümü nihai anlaşmalar kapsamında; taahhütler genel olarak operasyonel aşamaların tamamlanmasına bağlı. Dolayısıyla nihai sözleşmenin bulunması ile satışın koşulsuz hale gelmesi aynı şey değil.
Teknik hizmetler sipariş defteri yaklaşık 0,8 milyar dolar. Açıklama, ek işletme finansmanı 2027 bütçe teklifinde yer almayan HALEU işletme sözleşmesinin de yaklaşık 0,8 milyar doları temsil ettiğini belirtiyor: yani bu bölümün neredeyse tamamını. ABD Enerji Bakanlığının o tarihte sözleşmedeki ek opsiyonları kullanmayı planlamadığı da bildiriliyor.
Aynı sonuç açıklamasında 900 milyon dolarlık ayrı HALEU zenginleştirme sözleşmesinin imzalandığı da duyuruluyor. Yeni zenginleştirme sözleşmesi ile mevcut işletme sözleşmesinin finansman durumunu ayrı okumak gerekiyor. Bu tutarlar gerçekleşmiş gelir değil; farklı sözleşmeleri ve açıklama tarihindeki koşulları gösteriyor.
LEU ve HALEU arasındaki fark ne?
ABD Enerji Bakanlığına göre, LEU yüzde 20’nin altında U-235 içeren düşük zenginleştirilmiş uranyumun genel adı. Mevcut ticari reaktör yakıtlarında tipik düzey yüzde 3–5. HALEU ise yüzde 5’in üzerinde, yüzde 20’nin altında U-235 içeriyor. HALEU, LEU’nun bir alt sınıfı; her SMR tasarımı aynı yakıtı kullanmıyor.
Nükleer tedarik zincirinde jeopolitik risk nerede?
IEA’ya göre son on yılda inşaatına başlanan reaktörlerin yüzde 94’ü Çin veya Rusya tasarımı. Bu oran, bütün çalışan reaktörlerin veya dünya uranyum üretiminin payını değil, belirtilen dönemde inşaatına başlanan reaktörlerin tasarım kökenini gösteriyor.
Uranyumun çıkarıldığı ülke, dönüştürüldüğü tesis, zenginleştirme hizmetini veren kuruluş ve yakıtı üreten şirket farklı olabilir. Cameco’nun değerlendirmesinde yaptırımlar, ticaret kısıtları ve tedarik kesintileri; Centrus’un 2026 görünümünde ise Rus LEU ürünlerini alma ve satmaya ilişkin kısıtlar risk başlıkları arasında yer alıyor. Bu nedenle yatırım değerlendirmesinde yalnız maden rezervine değil, yakıt zincirinin her aşamasındaki tedarik koşullarına bakılmalı.
Akkuyu, Sinop, Trakya ve SMR: Türkiye’nin nükleer gündeminde ne var?

IEA’nın aynı raporu, Türkiye’de yaklaşık 5 GW nükleer kapasitenin inşaat halinde olduğunu kaydediyor. Bu büyüklük, her biri 1.200 MW olan dört VVER-1200 ünitesinden oluşan, toplam 4.800 MW’lık Akkuyu projesine karşılık geliyor.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 15 Ağustos 2026 tarihli açıklamasında ilk elektrik için 2026 sonu hedefleniyor. Bu, gerçekleşmiş üretim veya kesin ticari işletme tarihi olarak okunmamalı. İlk elektrik üretimi, tam kapasiteye ulaşma ve ticari işletme aşamalarının ayrı izlenmesi gerekiyor.
Aynı Bakanlık açıklamasında, Sinop ve Trakya projeleri için Güney Kore ve Kanada ile işbirliği görüşmelerinin ilerlediği ve 2027 içinde hükümetlerarası anlaşmaların imzalanmasının hedeflendiği belirtiliyor. Küçük modüler reaktörlerde ise Türkiye’nin teknolojiye sahip olduğu bir nükleer endüstri oluşturma hedefi dile getiriliyor. Bu başlıklar, tamamlanmış anlaşma, kesinleşmiş yatırım kararı veya borsadaki bir şirket için sipariş olarak değerlendirilmemeli.
Akkuyu’nun Rus tasarımı, Türkiye açısından uzun vadeli yakıt, ekipman ve bakım ilişkilerini de değerlendirme konusu yapıyor. Buradaki soru yalnız yakıt fiyatı değil; tedarik sürekliliği, sözleşme koşulları ve teknik uyumluluk. Küresel yaptırım riskleri, somut hukuki ve ticari bağlantı gösterilmeden doğrudan Akkuyu’da kesinti yaşandığı biçiminde yorumlanamaz.
Yerli şirketlerin bu yatırımdan aldığı pay ise şirket açıklamaları ve KAP bildirimlerindeki ürün, hizmet, sözleşme tutarı ve teslimat takvimiyle gösterilmeli. Akkuyu’nun toplam kapasitesi, tek başına herhangi bir Borsa İstanbul şirketinin gelirini veya yatırım değerini açıklamıyor.
Nükleer enerji Yeşil Endeks’te neden ele alınıyor?
IEA, nükleeri düşük emisyonlu elektrik kaynakları arasında değerlendirirken maliyet, güvenlik ve atık yönetimini de temel inceleme alanları olarak ele alıyor. Düşük karbon niteliği, bir projenin bütün çevresel ve ekonomik sorunlarını çözdüğü anlamına gelmiyor.
Yeşil Endeks açısından değerlendirme; karbon etkisiyle birlikte radyoaktif atık yönetimini, güvenliği, proje maliyetini ve devreye giriş takvimini kapsamalı. Bir şirketin nükleer alanda çalışması, bütün faaliyetlerinin otomatik olarak sürdürülebilir sayılması için yeterli değil.
Nükleer yatırımın gelir ve nakit akışına dönüşümü nasıl izlenir?
Uranyum arzı ve reaktör hedefleri etrafında şekillenen gündem, uzun vadeli elektrik anlaşmaları ve kapasite genişletme yatırımlarıyla büyüyor. Şirketler arasındaki farkı anlamak için finansmanı tamamlanan projeleri, alınan izinleri, başlayan inşaatları ve gerçekleşen teslimatları izlemek gerekiyor.
Yeşil Haber’in değerlendirmesine göre temel soru, büyüme beklentisinin hangi şirket için hangi maliyetle ve ne zaman ekonomik karşılık üretebildiği. Şirketin faaliyetleri iyileşse bile bu beklentinin hisse fiyatına ne ölçüde yansıdığı ayrıca değerlendirilmeli.
Sizce nükleer yatırımlarda en belirleyici gösterge hangisi: yakıt tedariki, uzun vadeli elektrik anlaşmaları veya yeni reaktörlerin uygulama takvimi? Görüşlerinizi yorumlarda paylaşın.
İlgili haberler
- Yapay zeka dalgası nükleer hisseleri üçe katladı: SMR teknolojileri enerji piyasasında yeni dönem başlattı
- Enerji geleceğinde uranyum açığı, yapay zekanın yükselişi ve SMR yatırımları
- Yatırımcılar için uranyum sektörüne genel bakış
- Uranyum fiyatları 16 yılın zirvesine ulaştı

Yatırım programı ile devreye giren kapasite neden ayrı izlenmeli?




