Türkiye’nin elektrik kurulu gücü Ocak 2026 itibarıyla 123.284 MW’a ulaştı. Rüzgar ve güneş toplamda 40.689 MW ile %33 paya yükselirken, yenilenebilir kaynakların toplam oranı %62,5 oldu.
Hızlı bakış
- Türkiye’nin elektrik kurulu gücü Ocak 2026 sonunda 123.284 MW’a yükseldi; yenilenebilir kaynakların payı %62,5 oldu.
- Rüzgar ve güneşin toplam kurulu gücü 40.689 MW’a ulaştı ve 2035 için hedeflenen 120.000 MW düzeyinin yaklaşık üçte birine erişildi.
- Kurulu güç ile gerçek üretim arasındaki fark, rüzgar ve güneşin değişken yapısı nedeniyle sistemin her an aynı oranda yenilenebilirle çalışmadığını gösteriyor.
- Kurulu güç bazında hesaplanan %62,5 yenilenebilir payı; hidroelektrik, rüzgar, güneş, biyokütle ve jeotermal kaynakların toplamını ifade ediyor.
- Türkiye’nin 120.000 MW rüzgar ve güneş hedefi, enerji dönüşümünün ikinci fazında şebeke, esneklik ve arz güvenliği mimarisi sorularını öne çıkarıyor.
Kurulu güçte yeni eşik: 123.284 MW ve %62,5 yenilenebilir pay
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından paylaşılan verilere göre Türkiye’nin elektrik kurulu gücü Ocak 2026 sonunda 123.284 MW seviyesine çıktı. Yenilenebilir kaynakların toplam kurulu güç içindeki payı %62,5’e ulaştı ve 77.114 MW’a karşılık geldi.
Kaynaklara göre dağılım incelendiğinde hidroelektrik 32.324 MW ile %26,2, güneş 25.827 MW ile %20,9, rüzgar 14.862 MW ile %12,1 paya sahip. Doğal gaz 24.165 MW (%19,6), yerli kömür 11.550 MW (%9,4) ve ithal kömür 10.456 MW (%8,5) seviyesinde bulunuyor.
| KAYNAK | KURULU GÜÇ (MW) | PAY (%) |
|---|---|---|
| Hidroelektrik | 32.324 | 26,2 |
| Güneş | 25.827 | 20,9 |
| Doğal Gaz | 24.165 | 19,6 |
| Rüzgar | 14.862 | 12,1 |
| Yerli Kömür | 11.550 | 9,4 |
| İthal Kömür | 10.456 | 8,5 |
| Biyokütle | 2.341 | 1,9 |
| Jeotermal | 1.759 | 1,4 |
| TOPLAM | 123.284 | 100 |
Not: Veriler, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın 23.02.2026 tarihli duyurusunda paylaşılan Ocak 2026 sonu kurulu güç dağılımını göstermektedir.
Rüzgar ve güneşte 40.689 MW: 2035 hedefinin üçte biri
Güneş ve rüzgar kurulu gücünün toplamı 40.689 MW’a yükseldi. Bu değer, 2035 için belirlenen 120.000 MW’lık hedefin yaklaşık üçte birine ulaşıldığını gösteriyor.
Bakanlığın ifadesiyle son 23 yılda rüzgar ve güneşte neredeyse sıfırdan bu seviyeye gelinmiş olması enerji yatırımlarının ölçeğini ortaya koyuyor. Özellikle lisanssız GES projeleri ve YEKA modeli büyümenin ana taşıyıcıları arasında yer alıyor.
Kurulu güç ile gerçek üretim arasındaki fark: Megavat her zaman megavat değildir
Kurulu güç, bir santralin teorik maksimum üretim kapasitesini ifade eder. Ancak rüzgar ve güneş gibi değişken kaynaklarda bu kapasite yılın her saatinde aynı seviyede çalışmaz.

Rüzgarın esmediği, güneşin üretmediği saatlerde sistem dengeleme ihtiyacı doğar. Bu nedenle kurulu güçte %33 paya ulaşılmış olması, sistemin her an %33 oranında rüzgar ve güneşle çalıştığı anlamına gelmez.
Enerji dönüşümünün ilk aşaması kapasite artışıdır. Türkiye bu ilk fazda hızlı ilerlerken, ikinci faz olan esneklik ve dengeleme mimarisi henüz tasarım ve ölçek büyütme aşamasındadır.

%62,5 yenilenebilir payı ne anlatıyor?
%62,5 oranı kurulu güç bazında hesaplanmıştır. Bu oran hidroelektrik, rüzgar, güneş, biyokütle ve jeotermal kaynakları kapsamaktadır.
Hidroelektrik kurulu gücü yüksek olmakla birlikte üretim miktarı yağış rejimine bağlı olarak değişkenlik gösterebilir. Dolayısıyla kurulu güç oranı ile yıllık üretim payı birebir örtüşmeyebilir.

Enerji dönüşümünün ikinci fazı: Sistem mimarisi ve esneklik
120.000 MW’lık rüzgar ve güneş hedefi, kapasite artışının süreceğini gösteriyor. Ancak bu büyümenin sistem üzerindeki etkisi; şebeke altyapısı, enterkonneksiyon kapasitesi ve dengeleme kabiliyetiyle birlikte değerlendirilmelidir.

Küresel örnekler, yüksek yenilenebilir kurulu güce ulaşıldıktan sonra sistem esnekliğinin ön plana çıktığını gösteriyor. Megavat artışı önemli bir eşik olmakla birlikte, dönüşümün kalıcı başarısı üretim istikrarı ve arz güvenliği ile ölçülüyor.
Yeni eşik, yeni soru: Kaç megavat değil, nasıl bir sistem?
Rüzgar ve güneşin 40 GW’ı aşması Türkiye enerji dönüşümünde önemli bir kilometre taşıdır. Ancak bundan sonraki tartışma yalnızca kapasite artışı değil, sistem tasarımı üzerine yoğunlaşacaktır.
Enerji dönüşümü artık sayısal büyümenin ötesinde, sürdürülebilir ve dengeli bir elektrik sisteminin inşasını gerektiriyor. Asıl soru, kapasitenin ne kadar büyüdüğü değil; bu kapasitenin nasıl yönetildiğidir.
Okura soru
Sizce Türkiye’nin 120.000 MW hedefinde asıl öncelik ne olmalı: şebeke yatırımları mı, depolama kapasitesi mi, yoksa yeni YEKA modeli mi?
İlgili haberler
- Türkiye’de yenilenebilir kurulu güç payı %62’ye çıktı: SHURA’dan 2035 için yıllık 8 GW vurgusu
- 2025’te elektrik üretimi ve tüketiminde tüm zamanların rekoru: rüzgar ve güneş payı büyüyor
- Türkiye’nin kurulu gücünün üçte biri güneş ve rüzgardan: Bakanlık verileriyle güncel tablo
- Bayraktar: 2026 enerji vizyonu: GES, depolama, yüzer GES ve karbon piyasası gündemde
- YEKA RES-2024 sözleşmeleri imzalandı: 2035 için 120 GW hedefinde yeni adım
- Türkiye’de rüzgar ve güneş enerjisi yatırımları artıyor: TEİAŞ verileriyle kurulu güç yükselişi

















