The Bosphorus Energy Club’ın (BEC) bu yıl ana teması “Enerjide Kadın” olarak belirlenen zirvesi dün İstanbul’da gerçekleşti. Bu yıl dokuzuncusu gerçekleştirilen zirvede, dijitalleşmeyle birlikte değişen iş yaşamında kadının rolü ve enerji sektöründeki güncel konular masaya yatırıldı.

Zirve, enerji sektöründe görev yapan çok sayıda kadının katılımıyla gerçekleşirken, aynı zamanda çok sayıda kadın yönetici de konuşmacı olarak yer aldı. Zirveye katılan kadın yöneticiler arasında General Electric Türkiye CEO’su Canan Özsoy, EBRD Rusya, Kafkaslar ve Orta Asya Enerji ve Doğal Kaynaklar Direktörü Aida Sitdikova ve Atlantik Konseyi Türkiye Direktörü Defne Sadıklar Arslan gibi isimler de bulunuyordu.

Denetim, vergi ve danışmanlık şirketi PwC Türkiye ve The Bosphorus Energy Club işbirliğinde gerçekleşen zirvede, kadınların sadece enerji tüketicisi ya da işletmelerin yöneticisi, proje geliştiricisi, ARGE öncüsü olarak rolleri değil, aynı zamanda pozitif ayrımcılıkla sayılarının arttırılması, yönetim kurullarındaki temsilinin güçlendirilmesi, eşit işe eşit ücret, tacizlerin önlenmesi gibi konuların üzerinde duruldu.

Zirvenin sonunda ayrıca tüm paydaşların ortak beklenti ve özelliklerini yansıtan “Boğaziçi Kadının Enerjideki Rolünü Güçlendirme Bildirisi” yayınlanarak, işdünyası ve hükümet liderlerine konuyla ilgili çağrıda bulunuldu.

Bosphorus Club Başkanı Mehmet Öğütçü konferansta: “Enerji sektöründe kadınların mevcudiyeti, etkileri olması gereken düzeyin oldukça gerisinde. Rakamlarla konuştuğumuzda; özel enerji şirketlerinde dünya çapında işgücünün sadece yüzde 35’i kadınlardan oluşuyor. En tepedeki 200 enerji şirketinin yönetim kurulunda ortalama kadın oranı ise yüzde 16. Dünyadaki rakamlar böyleyken Türkiye’nin durumu daha da vahim. Sektörde kadının sesi hiç duyulmuyor” diye konuştu.

TÜRKİYE POZİTİF AYRIŞIYOR

Zirvede ayrıca TANAP, Türk Akım projeleri, Doğu Akdeniz, İran, Irak’ın Kürt bölgesi ve doğal gaz dinamiklerini değiştiren LNG projeleri ile, yenilenebilir enerji atılımları da gözden geçirildi.

Konferansta konuşan eski Katar Ekonomi Bakanı Mohamed A. Althani de, Türkiye’nin son yıllarda pozitif anlamda bölgesinde farklılaştığını ve ekonomide çok hızlı bir gelişim süreci içerisinde olduğunu ifade etti.

Toplantıda ayrıca dünyada değişen enerji görünümü ve Türkiye’nin bu değişen görünüm içerisindeki yeri de tartışılarak, Türkiye’nin bu görünüm içerisinde yer almasını sağlayacak sağlam kararlar alması gerektiği vurgulandı.

Türkiye’nin enerjide “devrim” yapması gerektiği belirtilirken, dışarıdaki eğilimleri iyi okuması ve ona bağlı politikalar geliştirilmesi gerektiği vurgulandı. Türkiye’nin sadece petrol ve doğalgazda değil, aynı zamanda teknoloji, yatırım finansmanı ve ticaret akışlarında da dış dünyaya bağımlı olduğuna dikkat çekildi. Enerjide tam bağımsızlığın mümkün olmadığı, ancak önemli olanın karşılıklı bağımlılık yaratılması olduğu ve Türkiye’nin de bunun için dengeli bir portföy oluşturması gerektiği vurgulandı.

TÜRKİYE GÜVEN OLUŞTURMALI

Türkiye’nin herşeyden önce uluslararası anlamda güven oluşturması, iyi bir finans sistemine sahip olması ve hukuki ve kurumsal mekanizmalarının şeffaf olması gerektiği belirtildi.

Türkiye’de enerjide arz-talep dengesinin güçlü ve uzun vadeli bir şekilde sağlanması için daha rekabetçi ve şeffaf bir pazara, kaynak çeşitliliğini sağlayacak enerji alt yapısının oluşturulmasına ve sağlıklı fiyat politikalarına ihtiyaç olduğu vurgulandı. Türkiye’nin daha çok üretimi daha az enerji tüketerek gerçekleştirmek zorunda olduğu, sürdürülebilir enerji kültürünün her iş ve hükümet kararına esas teşkil edecek şekilde geliştirilmesi gerektiği belirtildi.

2040’A KADAR 35 TRİLYON DOLAR YATIRIM

Zirvede yenilenebilir enerjinin ağırlığının giderek artarken, 2040’a kadar dünya genelinde yenilenebilir enerji yatırımlarına 35 trilyon dolar harcanacağı belirtildi. Güneş ve rüzgar enerjisinin büyük bir hızla geliştiği ve maliyetleri düşürdüğü, 2014-2017 yılları arasında güneş enerjisi maliyetlerinin yüzde 50 oranında düştüğü ve 2020’ye kadar da yüzde 50 daha düşmesinin beklendiği belirtildi. Bununla birlikte görünür geleceğin hala fosil yakıtlara dayalı olacağı gerçeği de vurgulandı.

Dünya enerjisinde ise sadece oyun değil oyuncuların da değiştiği belirtilirken, ABD’nin dünyanın petrol ve doğalgazda tartışmasız lideri olma yolunda ilerlediği vurgulandı. Çin ve Hindistan gibi yükselmekte olan ekonomilerin ise yenilenebilir maliyetlerini inanılmaz boyutlara düşürmüş olduğu ve bu konuda ön plana geçtiklerine dikkat çekildi.

Rusya’nın doğalgazdaki üstünlüğünü yeni oyunculara kaptırma niyetinde olmadığı, LNG’de ise Avusturalya ve Doğu Afrika’da yeni üreticilerin Katar’ın üstünlüğünü aşındırdığı belirtildi.

ENERJİDE KITLIKTAN BOLLUK DÖNEMİNE GEÇİLDİ

Çin, Kore, Rusya gibi oyuncuların ise nükleer enerji piyasasında geleneksel oyunculardan daha etkin hale geldiği belirtildi.

Zirvede bugün enerjide değişen en önemli olgunun sürat olduğu vurgulanırken, daha önce 15-20 yıla yayılan gelişmelerin, teknolojideki baş döndürücü gelişmeler, finans sektörünün kıvrak hareket etmesi, düzenleyici süreçlerin rasyonel hale getirilmesi ve gereksinimler nedeniyle artık birkaç yıla sığabildiği vurgulandı.

Enerjide kıtlıktan bolluk dönemine geçildiği, görünür gelecekte hem elektrik hem de tüm yakıtlarda talepten fazla arz olacağı belirtildi. Ekonomik büyümenin canlanması, orta sınıfın palazlanması, yenilenebilir enerjinin ucuzlayarak genişlemesi sayesinde enerji talebinin 2040 yılına kadar yüzde 30 civarında artarak zirve yapmasının ve daha sonra tedricen düşmesinin beklendiği de vurgulandı.
Yeşil Haber/Sibel AKBAY

Önceki İçerikGönen HES’i 65 milyon TL’ye Alarko devraldı
Sonraki İçerikSmart Energy, yerli hücre üretimini hedefliyor

Bir Cevap Bırakın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz