Avrupa Parlamentosu Çevre Komitesi, COP31 için fosil yakıt sübvansiyonlarına takvim ve hibe ağırlıklı finansman istedi; Konsey pozisyonunu 12 Ekim’de belirleyecek.
Hızlı bakış
- Avrupa Parlamentosu ne istiyor?
- AB Konseyi’nin pozisyonu nerede duruyor?
- Parlamento ile Konsey arasındaki fark ne?
- Türkiye’nin dönem başkanlığı için ne anlama geliyor?
Antalya’da 9–20 Kasım 2026’da yapılacak COP31’e beş haftadan biraz fazla bir süre kala Avrupa Birliği’nin iki kurumu pozisyonlarını netleştiriyor. Avrupa Parlamentosu’nun Çevre, İklim ve Gıda Güvenliği Komitesi (ENVI) 1 Ekim’de COP31 önceliklerini belirleyen karar tasarısını kabul etti. Üye devletlerin bakanlarından oluşan AB Konseyi ise müzakere pozisyonunu 12 Ekim’de Lüksemburg’da onaylamaya hazırlanıyor. İki metin arasındaki ton farkı, AB’nin Antalya’ya hangi ağırlıkla geleceğini de belirleyecek.
Avrupa Parlamentosu ne istiyor?
ENVI Komitesi karar tasarısını 16 ret ve 3 çekimser oya karşılık 50 oyla kabul etti. The European Sting’in aktardığına göre metin dört ana talep etrafında şekilleniyor.
Fosil yakıtlar: Fosil yakıtlardan geçiş yol haritasının ilerletilmesi, fosil yakıt sübvansiyonlarının ve üretiminin aşamalı olarak kaldırılması için takvime bağlı planlar hazırlanması ve AB’nin bu konuda örnek olması.
İklim finansmanı: İhtiyaç ile sağlanan finansman arasındaki büyüyen açığa karşı acil adım atılması; Yeni Toplu Nicel Hedef’e (NCQG) ulaşılırken hibe ve imtiyazlı finansmanın önceliklendirilmesi, mevcut fonların “çift sayım” ya da yeniden sınıflandırma yoluyla hedefe eklenmemesi.
Uyum ve kayıp-hasar: Uyum finansmanının 2035’e kadar üç katına çıkarılması ve Kayıp ve Hasar Fonu’na öngörülebilir finansmanın hızla artırılması.
Adil geçiş: COP30’da üzerinde uzlaşılan adil geçiş mekanizmasının yeşil istihdam, yeniden beceri kazandırma ve sosyal diyalogla birlikte hızla işler hale getirilmesi.

Metin, AB’nin kendi performansına da eleştirel bakıyor. The Climate Watch’un aktardığına göre milletvekilleri, AB’nin sera gazı emisyonlarının 2024’ten 2025’e yüzde 1 arttığına dikkat çekiyor; mevcut önlemler tam uygulanırsa AB’nin 2030’da 1990’a göre yüzde 54 net azaltıma ulaşacağı belirtiliyor. Karar tasarısı, 19–22 Ekim’deki genel kurulda oylanacak. Parlamento’yu COP31’de Lídia Pereira (EPP, Portekiz) başkanlığında 15 kişilik bir heyet temsil edecek.
AB Konseyi’nin pozisyonu nerede duruyor?
Müzakerelerde AB’nin resmi çerçevesini Parlamento değil, üye devletlerin oluşturduğu Konsey belirliyor. Konsey’in 2 Ekim tarihli takvimine göre çevre bakanları 12 Ekim’de Lüksemburg’da, COP31 ve biyoçeşitlilik zirvesi COP17 öncesinde AB’nin ana müzakere pozisyonlarına ilişkin sonuç bildirgelerini onaylamayı hedefliyor.
Henüz onaylanmamış taslak metinler süreç içinde değişti. Brüksel merkezli Agence Europe’un Temmuz’da aktardığı ilk taslak, fosil yakıtlardan çıkışı açıkça ele almıyor; bunun yerine enerji dönüşümünün ve elektrifikasyonun önündeki engellerin azaltılmasına odaklanıyordu. Aynı taslakta kamu finansmanının tek başına yetersiz kaldığı ve 2035’e kadar yıllık 1,3 trilyon dolarlık ihtiyacın farklı kaynaklardan karşılanması gerektiği vurgulanıyordu.
Agence Europe’un 10 Eylül’de aktardığı revize taslakta ise ton sertleşti: Fosil yakıtlardan uzaklaşma, enerji güvenliği, bağımsızlık ve erişilebilir fiyatlar için kritik bir başlık olarak öne çıktı; karbon fiyatlamasına ve metan emisyonlarının azaltılmasına da yer verildi. Nihai metin 12 Ekim’de belli olacak.
Parlamento ile Konsey arasındaki fark ne?
Parlamento kararı bağlayıcı değil; AB’nin müzakere masasındaki çerçevesini Konsey sonuç bildirgeleri çiziyor. Buna karşın Parlamento kararı, AB içinde iddianın üst sınırını gösteren bir sinyal işlevi görüyor.
Mevcut tablo iki noktada ayrışıyor. Birincisi fosil yakıtlar: Parlamento sübvansiyonlar ve üretim için takvime bağlı planlar isterken Konsey taslakları, aktarılan haliyle, fosil yakıtlardan uzaklaşmayı enerji güvenliği çerçevesinde ele alıyor. İkincisi finansman: Parlamento hibe ağırlıklı kamu finansmanını ve çift sayımın önlenmesini öne çıkarırken Konsey’in ilk taslağı özel kaynakların payına vurgu yapıyordu. 12 Ekim’de onaylanacak metin, bu iki noktada hangi dilin seçildiğini gösterecek.

Türkiye’nin dönem başkanlığı için ne anlama geliyor?
Türkiye COP31’in ev sahibi ve dönem başkanı; müzakere başkanlığını Avustralya yürütüyor. COP31 Başkanı Murat Kurum’un 24 Ağustos tarihli mektubunda eylem gündemi için on öncelikli tema sıralandı: temiz enerji dönüşümü ve elektrifikasyon, sıfır atık ve metan azaltımı, iklime dirençli şehirler, yeşil sanayileşme, gençlik ve eğitim, gıda güvenliği, okyanuslar ve denizler, sağlık sistemleri, Rio sinerjileri ve iklim uygulama köprüsü.
Kurum, 22 Eylül’de BM’de açıkladığı eylem gündeminde 2035 için küresel hedefler de sıraladı. Aktarılan hedefler arasında elektriğin nihai enerji tüketimindeki payının yüzde 35’e çıkarılması, binaların enerji yoğunluğunun en az yüzde 25 azaltılması ve küresel döngüsel malzeme kullanım oranının en az yüzde 15’e yükseltilmesi bulunuyor.

Yeşil Haber’in değerlendirmesine göre AB ile dönem başkanlığının gündemi elektrifikasyon, enerji verimliliği ve metan azaltımında örtüşüyor. Ayrışma ise fosil yakıt üretimi ve sübvansiyonları için takvim talebinde ortaya çıkabilir: Bu başlık dönem başkanlığının eylem gündeminde yer almıyor ve müzakerelerde fosil yakıt üreticisi ülkelerle AB arasında da ana tartışma başlıklarından biri olmaya aday. Konsey’in Temmuz taslağının, petrol üreticisi ülkeleri karşısına almadan ortak bir dil kurmayı hedeflediği de aktarılmıştı. Dönem başkanının rolü, tarafları ortak bir metinde buluşturmak; AB’nin Antalya’ya getireceği fosil yakıt dili, bu uzlaşı arayışının en zorlu sınavlarından biri olabilir.
Konunun Türkiye ekonomisi açısından da bir karşılığı var. AB, Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM/CBAM) üzerinden iklim politikası artık ihracatçılar için doğrudan bir maliyet ve raporlama başlığı. Yeşil Haber’in CBAM dosyasında ele aldığı gibi, AB’nin iklim pozisyonundaki her sertleşme Türkiye’nin karbon fiyatlaması ve emisyon ticaret sistemi takvimini de dolaylı olarak etkileyebilir.
Siz ne düşünüyorsunuz?
Dönem başkanı Türkiye, AB’nin fosil yakıt sübvansiyonları ve üretimine takvim talebini Antalya’da ortak metne taşımalı mı, yoksa uzlaşıyı elektrifikasyon ve verimlilik gibi ortak başlıklar üzerinden mi kurmalı?
İlgili haberler
- COP31 öncesi son durak Pasifik: Pre-COP 5–8 Ekim’de Fiji ve Tuvalu’da
- CBAM geri sayımında Türkiye: En büyük pazar AB, pusula Almanya. Risk-fırsat dengesi nasıl kurulacak?
- COP nedir? Taraflar Konferansı nasıl çalışır ve COP31 ne anlama gelir?
- Biyoçeşitlilik zirvesi COP17 Erivan’da: 2030 doğa hedeflerinde ilk küresel değerlendirme






















