ABD Yüksek Mahkemesi, ExxonMobil ve Suncor iklim davasını bugün TSİ 17.00’de, eyalet hukukuna dayalı tazminat talepleri yönünden ele alacak.
Hızlı Bakış
- Boulder yönetimleri, iklim zararlarının kamu bütçesine yüklediği maliyetlerin paylaşılmasını istiyor.
- ExxonMobil ve Suncor, küresel emisyonlardan kaynaklanan zararların eyalet hukukuyla ele alınamayacağını savunuyor.
- Yüksek Mahkeme, federal hukukun etkisini ve dosyayı bu aşamada inceleme yetkisini değerlendirecek.
- Federal hukuk ile eyalet hukuku arasındaki sınır, diğer iklim tazminatı davalarının ilerleyişini etkileyebilir.
- Türkiye açısından dosya, iklim uyumu maliyetlerinin kamu bütçesi ile şirketler arasında paylaşılması tartışmasını öne çıkarıyor.
İklim değişikliğinin yerel bütçelere yüklediği maliyetler, ABD Yüksek Mahkemesi’nin yeni döneminin ilk duruşmasında gündeme geliyor. Colorado’daki Boulder kent ve ilçe yönetimlerinin ExxonMobil ile Suncor’a karşı yürüttüğü davaya ilişkin sözlü duruşma, 5 Ekim 2026 Pazartesi günü Washington saatiyle 10.00’da, Türkiye saatiyle 17.00’de başlayacak. Mahkemenin resmi takviminde ilk sırada bulunan 25-170 numaralı dosya, şirketlerin iklim zararlarından sorumluluğunun hangi hukuk çerçevesinde tartışılabileceğine odaklanıyor. Bu aşamada bir tazminat tutarı belirlenmesi veya şirketlerin sorumluluğunun kesinleşmesi söz konusu değil.
Boulder, iklim maliyetlerinin paylaşılmasını istiyor
Nisan 2018’de açılan davada yerel yönetimler, şirketlerin ürünlerinin iklim üzerindeki risklerini bildikleri halde bu tehlikeleri gizlediklerini ve kamuoyunu yanılttıklarını ileri sürüyor. Boulder County’nin açıklamasına göre amaç, iklim etkilerinin yarattığı kamu harcamalarının yalnızca yerel vergi mükelleflerinin üzerinde kalmasını önlemek.
Davacılar; aşırı sıcaklar, orman yangınları, kuraklık ve hava kalitesindeki bozulma gibi etkilerin yerel topluluklara maliyet yüklediğini savunuyor. Taleplerini, fosil yakıt üretimini durdurma veya emisyonlara sınır koyma girişimi olarak değil, şirketlerin yol açtığını iddia ettikleri zararların karşılanması olarak tanımlıyorlar. Bu iddialar henüz şirketlerin sorumluluğunu kesinleştiren bir hükme dönüşmüş değil.

Şirketlerin itirazı: Eyalet hukuku küresel emisyonları kapsayamaz
ExxonMobil ve Suncor ise Yüksek Mahkeme’ye sundukları dilekçede, eyaletler arası ve uluslararası sera gazı emisyonlarından kaynaklandığı ileri sürülen zararların tek bir eyaletin hukukuyla ele alınamayacağını savunuyor. Şirketlere göre bu alan federal yetki kapsamında; Temiz Hava Yasası da eyalet hukukuna dayalı taleplerin önünde engel oluşturuyor.
Böylece uyuşmazlık, yerelde hissedilen zararlarla küresel ölçekte gerçekleşen faaliyetler arasındaki hukuki bağlantıda düğümleniyor. Davacılar zararlarının karşılanmasını isterken şirketler, bu taleplerin eyalet sınırlarını aşan bir düzenleme etkisi yaratacağını öne sürüyor.
Mahkemenin önünde iki ayrı soru var
Resmi inceleme kapsamı, federal hukukun bu tür eyalet hukuku taleplerini engelleyip engellemediğini içeriyor. Mahkeme ayrıca dosyayı bu aşamada incelemek için kanuni ve anayasal yetkisinin bulunup bulunmadığını değerlendirecek. Yetki sorusu, esasa ilişkin geniş bir karar verilmeden de sürecin yönünü değiştirebilir.
Colorado Yüksek Mahkemesi Mayıs 2025’te davanın eyalet hukukuyla ilerleyebileceğine karar vermişti. ABD Yüksek Mahkemesi ise 23 Şubat 2026’da inceleme başvurusunu kabul etti. Dosyaya eklenen 28 Eylül tarihli resmi yazı, Yargıç Samuel Alito’nun davaya katılmayı sürdürmeyeceğini bildiriyor; yazıda gerekçe açıklanmıyor.

Boulder davası diğer iklim davalarını nasıl etkileyebilir?
ABD’de başka eyalet ve yerel yönetimler de fosil yakıt şirketlerine karşı benzer davalar yürütüyor. Bu nedenle federal hukuk ile eyalet hukuku arasındaki sınırın nasıl çizileceği, diğer iklim tazminatı taleplerinin ilerleyişini de etkileyebilir. Ancak bugün yapılacak sözlü duruşma, bu davaların tamamının sonuçlandığı anlamına gelmiyor. Reuters’ın duruşma öncesi değerlendirmesi de dosyanın diğer davalar açısından taşıdığı öneme dikkat çekiyor.
Türkiye açısından izlenecek başlık: İklim uyumunun finansmanı
Türkiye açısından dosyanın izlenmeye değer yönü, afetlere hazırlık ve iklim uyumunun maliyetini kimin üstleneceği tartışması. Yerel yönetimlerin altyapı, su yönetimi ve afet direnci yatırımları ile şirketlerin iklim riskleri birlikte düşünülmeli. ABD’deki davanın hukuki sonucu Türkiye’ye doğrudan taşınamaz; buna karşılık kamu bütçesi ile şirket sorumluluğu arasındaki maliyet paylaşımı, iklim ekonomisinin ortak sorularından biri.
Okura soru
Sizce iklim zararları ve afetlere hazırlık için gereken maliyetler kamu, şirketler ve yurttaşlar arasında nasıl paylaşılmalı? Görüşlerinizi yorumlarda paylaşın.
Bu haber, 5 Ekim 2026 TSİ 17.00 için planlanan sözlü duruşma öncesindeki resmi dosya ve açıklamalara dayanıyor.
İlgili Haberler
- 81 il için YİDEP takvimi: Planlar 2027 sonunda karara bağlanacak
- Koç Holding: 542 MW yatırım onayı ve iklim riskleri
- Hidroelektrikte su riski: Yağış verisi tek gösterge değil
- COP31 öncesi Pre-COP 5–8 Ekim’de Fiji ve Tuvalu’da toplanacak





















