KGK kararıyla TSRS kapsamındaki finansal ve istihdam eşikleri 2025 hesap döneminden itibaren iki kat artırıldı; yeni eşikler Resmi Gazete’de yayımlandı.
KGK kararıyla TSRS kapsamı yeniden tanımlandı
Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından yayımlanan karar ile Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) kapsamındaki raporlama eşik değerleri güncellendi. Bu düzenleme 16 Ocak 2026 tarihli Resmi Gazete’de ilan edildi.
KGK kararıyla TSRS kapsamı yeniden tanımlandı
Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından yayımlanan karar ile Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) kapsamındaki raporlama eşik değerleri güncellendi. Bu düzenleme 16 Ocak 2026 tarihli Resmî Gazete’de ilan edildi.
Yeni eşikler 1 Ocak 2025’ten başlayan hesap dönemleri için geçerli

Yayımlanan karar uyarınca 1 Ocak 2025 ve sonrasında başlayan hesap dönemleri için TSRS kapsamında raporlama zorunluluğu; aktif toplamda 1 milyar TL, yıllık net satış hasılatında 2 milyar TL ve çalışan sayısında 500 kişi olarak belirlendi. Bu üç ölçütten en az ikisini iki raporlama dönemi boyunca aşan işletmeler sürdürülebilirlik raporlaması yapmakla yükümlü olacak.
Bir önceki eşikler neydi
TSRS kapsamına ilişkin ilk eşik değerler de Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulu kararı ile belirlenmişti ve 29 Aralık 2023 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştı. O kararda eşikler aktif toplam için 500 milyon TL, yıllık net satış hasılatı için 1 milyar TL ve çalışan sayısı için 250 kişi olarak tanımlanmıştı.
Firecarrier yorumu: Kapsam daralıyor ama yük ertelenmiyor
Eşiklerin yükseltilmesi, TSRS kapsamına girecek şirket sayısını kısa vadede azaltacak gibi görünse de, bu durum sürdürülebilirlik raporlama yükünün ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Düzenleme, özellikle orta ölçekli şirketler açısından raporlama yükünü ileri bir tarihe öteleme işlevi görürken, büyük ölçekli firmalar için uyum baskısının devam edeceğini ortaya koyuyor.

Kararın 16 Ocak 2026 tarihinde yayımlanmasına rağmen 1 Ocak 2025’ten başlayan hesap dönemlerini kapsayacak şekilde uygulanması, düzenleyici otoritenin geriye dönük bir yaptırım değil, kapsam düzeltmesi yapmayı tercih ettiğine işaret ediyor. Bu yaklaşım, raporlama yükümlülüğünü fiilen başlamış bir dönem için daha uygulanabilir bir çerçeveye çekmeyi amaçlıyor.
Firecarrier perspektifinden bakıldığında bu adım, sürdürülebilirlik raporlamasının askıya alınması ya da zayıflatılması değil; piyasa, denetim kapasitesi ve kurumsal hazırlık düzeyi dikkate alınarak uyum takviminin yeniden dengelenmesi olarak okunmalı. TSRS, kapsamı daralsa da yönünü kaybetmiyor.
Bu nedenle karar, şirketler için kalıcı bir muafiyet değil, sınırlı bir zaman kazanımı anlamına geliyor. Büyük ölçekli işletmeler açısından raporlama yükümlülüğü sürerken, kapsam dışında kalan şirketlerin de orta vadede TSRS ve ilişkili düzenlemelere hazırlık yapmaya devam etmesi gerekecek.
Şirketler ne yapmalı: Uyum takvimi yeniden kurulur
Kapsam dışına çıkmış görünen şirketler için ilk adım, yeni eşiklere göre konumunu yeniden hesaplamak olmalı. Aktif toplam, net satış hasılatı ve çalışan sayısı kriterlerinden en az ikisinin iki raporlama dönemi boyunca aşılıp aşılmadığı netleştirilmeden “yükümlülük yok” varsayımı yapılmamalı.
Kapsam içinde kalan büyük ölçekli işletmeler açısından ise odak, yalnızca rapor üretmek değil; veri kalitesi, izlenebilirlik ve denetime hazır dokümantasyon düzenini kurmak olmalı. Sürdürülebilirlik metriklerinin finansal raporlama süreçleriyle uyumlu hale getirilmesi, denetim maliyetini ve hata riskini azaltacaktır.
Kapsam dışında kalan şirketler için bu karar bir muafiyet değil, hazırlık penceresi olarak görülmeli. TSRS’ye geçiş için veri envanteri çıkarılması, tedarik zinciri kaynaklı emisyon ve risk başlıklarının haritalanması ve iç kontrol adımlarının belirlenmesi, sonraki dönemlerde kapsam genişlediğinde veya beklentiler sertleştiğinde gecikme maliyetini düşürür.
Son olarak, yönetim kurulu ve üst yönetim düzeyinde sahiplik netleştirilmeli. TSRS raporlaması yalnızca bir sürdürülebilirlik ekibi işi değil; finans, hukuk, satın alma, insan kaynakları ve operasyon birimlerinin ortak veri diliyle çalışmasını gerektiren kurumsal bir uyum sürecidir.
İzlenecek başlıklar: Uygulama rehberleri ve denetim pratiği

Önümüzdeki dönemde KGK’nın uygulama rehberleri, bağımsız denetim yaklaşımı ve TSRS ile finansal raporlama arasındaki uyumun nasıl sağlanacağı, kararın sahadaki etkisini belirleyecek ana unsurlar olacaktır.
Kaynaklar
Resmî Gazete 16 Ocak 2026 TSRS eşik değer güncelleme kararı
Resmî Gazete 29 Aralık 2023 TSRS ilk eşik değer kararı
İlgili haberler
- KGK kararıyla TSRS 1 geçiş muafiyetleri 1 yıl uzatıldı
- KGK SÜHA aracı şirketlerin raporlamasını kolaylaştırıyor
- KGK: Sürdürülebilirlik raporlama uzmanı lisansı zorunlu
- TSRS ve Green Taxonomy nedir kurumlar ne zaman uyum sağlayacak
- Türkiye’de ETS CBAM ve TSRS ile karbon yönetimi yol haritası
- AB ESG direktiflerinde geri adım ve rekabet baskısı

















