BOSCH Türkiye ve Ortadoğu Başkanı Steven Young, şirket olarak artık verdikleri tüm kararların, stratejilerinin, yatırımlarının temelinde sürdürülebilirliğin yattığını belirterek, “Ciromuzun yüzde 10’unu her yıl Ar-Ge bütçesi olarak ayırıyoruz. Bunun da yüzde 40’ını her yıl sadece sürdürülebilirlik alanındaki teknolojileri iyileştirmek için kullanıyoruz. Geçen yıl 7 milyar Euro Ar-Ge’ye ayırdık. Bunun da yüzde 40’ı (2.8 milyar Euro) mevcut teknoloji veya yeni icat edeceğimiz teknolojileri daha tasarruflu, daha az doğal kaynak kullanan, daha çok insana fayda sağlayan, daha çevreye duyarlı hale getirmek için ayrıldı. İşin bu tarafı hiçbir zaman şaşmaz” diyor.

Young, sürdürülebilirliğe ayrılan Ar-Ge bütçesini mevcut ürünleri iyileştirmek için mi yoksa yeni ürün çıkarmaya yönelik mi kullandıklarına ilişkin, “Mevcut ürünleri iyileştirirken bu yüzde 40 kriteri her zaman devrede. Aynı zamanda yeni ürün ve sadece ürün değil, yeni iş modelleri ve çözümler üretirken de” yanıtını veriyor. Sürdürülebilirlikteki dört kriterlerinin insanların hayatlarını daha güvenli, emniyetli, konforlu ve ekonomik hale getirmek olduğunu anlatan Young, dünya nüfusunun yüzde 50’den fazlasının şehirlerde yaşadığını, bu rakamın 2050’de yüzde 75’e kadar çıkacağına dikkat çekiyor. Hava kirliliği, su ve enerji arzındaki darboğazlar, alan sıkıntısı ve tıkanmış sokaklar büyük sorunlar yaratıyor. Bu nedenle kentsel alanlarda hem karbondioksit emisyonlarını azaltacak, hem yaşam kalitesini iyileştirecek yeni çözümler gerekiyor. Young’a göre, söz konusu çözümler tam da bu noktada devreye giriyor.

E-MOTOSİKLET PROJESİ

Young, örnek olarak Bosch’un ‘e-scooter’ uygulamasını gösteriyor. E-scooter yani elektrikli motosiklet projesini ilk olarak Berlin’de başlattıklarını, şimdi Paris’e geçtiğini belirten Young, “Büyük şehirlerde yangın gibi yayılıyor, çok tuttu. Bu nedir? Büyükşehirlerin içinde kiralama istasyonları var. Bu istasyonlar içinde elektrikli motosikletler var. Siz bir noktadan bir noktaya o motosikletleri online olarak rezerve edebiliyorsunuz. Hepsi elektrikli, şarjları hazır, ehliyetiniz varsa bunu kullanmak için ilk yarım saati 10 Euro, ondan sonra her 10 dakikası 1 Euro şeklinde ilerliyor. İstediğiniz istasyondan alıyorsunuz, ondan sonra istediğiniz istasyona bırakabiliyorsunuz. Neden önemli? Bir kere elektrikli mobilite sağlıyoruz. İkincisi ürün değil komple çözüm sağlıyoruz. Arada hiçbir fiziki para verme alma yok, elektronik oluyor tüm bunlar” şeklinde konuşuyor.

TRAFİĞİN YÜZDE 30’U PARK YERİ ARAYIŞI

Şehirlerde trafik yoğunluğunun yüzde 30’unun park yeri arayan araçlardan kaynaklandığını dile getiren Young, “Topluluk temelli otopark modelimiz var. Mobil uygulama indiriyorsunuz, rezervasyon yapıp ödemenizi online yapabiliyorsunuz, büyükşehirleri rahatlatacak. Stuttgart’ta şu anda üç tane proje üzerinde çalışıyoruz, 2018’de devreye girecek. Siz gerek arabanızın bağlanabilirliği, gerek akıllı telefonunuz üzerinden evvelden park yerinizi ayırtıyorsunuz. Dolayısıyla, gittiğiniz saatte park yeriniz garanti oluyor. Ödemeyi online yapabiliyorsunuz. Elektrikli otomobiller için zeminde şarj istasyonları var. İBB ile bu konuda görüşmelerimizi başlattık. İstanbul’da 15 milyon nüfus, milyonlarca araç var. Şehir merkezi yoğun, yüzde 30’u hafifletebilirsek, sürekli yer arayan araçları ortadan kaldırmaya başlarsak çok fayda sağlarız diye düşünüyorum” diyor.

ÇANAKKALE’DEKİ DOMATESE İSTANBUL’DAN KONTROL

Her geçen gün şehirleşme artıyor, tarım alanları azalıyor. Bu da tarım alanlarını ve suyu daha verimli kullanmanın şart olduğunu gösteriyor. Young, “Bosch’un üreticilerin bağlantılı teknolojilerden yararlanması için geliştirdiği sensörlerle çiftçiler, dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar don, aşırı sıcaklık, sulama ve hastalıklara karşı önlem almaları için gerekli bilgilere ulaşabiliyorlar. Mobil uygulama indirdiğiniz zaman toprağın sıcaklığı, rutubet oranı, ürününüzün değerlerini görebiliyorsunuz. Bu bilgileri alarm olarak uygulamaya girebiliyorsunuz. Kriterlerin dışına çıktığı zaman hemen alarm veriyor. Yüzde 60’a varan fayda sağlıyor, Almanya’da bunu ölçtük. Çiftçi tarlasından daha yüksek ürün elde edecek, daha kaliteli ürünler sunabilecek, su tüketimi azalacak, bilinçli tarım yapılacak. Türkiye’de bu yılın ikinci yarısında başlatıyoruz. Çanakkale’de domatesini eken çiftçi, İstanbul’dayken bile tarlasını kontrol edebilecek” diyor.
Hürriyet/Merve Erdil

Önceki İçerikKuş cennetine otoban projesine iptal davası
Sonraki İçerikBarilla durum buğday tedarikini yüzde 30 artırdı

Bir Cevap Bırakın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz