Avrupa genelinde enerji dağıtım şirketlerine yönelik fidye yazılımı saldırılarındaki ciddi artış ve yeni NIS2 direktifleri, merkezi şebeke mimarisinin kırılganlığını kanıtlıyor. Çözüm: Otonom mikro şebekeler ve “ada modu” yeteneği.
Hızlı bakış
- Enerji altyapılarına yönelik siber saldırılar son iki yılda yaklaşık iki katına çıktı ve fidye yazılımları en baskın tehdidi oluşturuyor
- Merkezi şebeke mimarisinin tek nokta hatası riski, domino etkisiyle geniş coğrafi bölgeleri etkileyebiliyor
- Hive In Hive Out mimarisi, şebekeyi bağımsız çalışabilen mikro hücrelere bölerek saldırıların yayılmasını önlüyor
- Edge computing ve yapay zeka sayesinde mikro şebekeler, merkeze sormadan milisaniyeler içinde izolasyon kararı alabiliyor
- NIS2 uyumlu otonom savunma sistemleri ve yerel üretim kapasitesi, 2026 ajandası için kritik öncelikler arasında yer alıyor
2026 risk haritası: Ransomware ve kritik altyapı
2026 yılının ilk çeyreği itibarıyla enerji sektörü, siber tehdit aktörlerinin birincil hedefi haline geldi. Avrupa Birliği Siber Güvenlik Ajansı (ENISA) ve sektör raporlarına göre, enerji altyapılarına yönelik saldırı hacmi son iki yılda yaklaşık iki katına çıkarken, tehditlerin en baskın bölümünü fidye yazılımları (ransomware) oluşturuyor. Özellikle OT (Operasyonel Teknolojiler) ve IT (Bilişim Teknolojileri) sistemlerinin entegre olduğu noktalarda, eski SCADA altyapıları yapay zeka destekli modern saldırılara karşı savunmasız kalıyor.
Merkezi yapının zaafı: Tek nokta hatası riski
Mevcut şebeke mimarisinin en büyük handikabı, “tek bir dev blok” halinde çalışması. Merkezi yönetim sistemine (EMS) yapılan başarılı bir siber sızma, domino etkisiyle geniş bir coğrafi bölgeyi veya kritik bir organize sanayi bölgesini (OSB) karanlıkta bırakabiliyor. EPDK’nın da gündeminde olan bu “Single Point of Failure” (tek nokta hatası) riski, enerjinin sürekliliği açısından artık teknik bir arıza değil, ulusal güvenlik meselesi.
Yeşil Haber doktrini: Hive In – Hive Out mimarisi
Yeşil Haber olarak savunduğumuz “Hive In – Hive Out” yaklaşımı, bu asimetrik tehdide karşı mimari bir çözüm sunuyor. Bu modelde şebeke, yekpare bir yapı yerine, arı kovanı gibi bağımsız çalışabilen mikro hücrelere bölünüyor. Bir hücrede frekans sapması, yetkisiz erişim girişimi veya OT komut trafiğinde anomali tespit edildiğinde, sistem kendini ana şebekeden izole ediyor (Hive Out).
Otonom izolasyon ve güvenli senkronizasyon
“Hive Out” moduna geçen bölge, “islanding” (ada modu) yeteneği sayesinde kendi içindeki güneş enerjisi ve batarya (BESS) üniteleriyle çalışmaya devam ediyor. Böylece saldırı, diğer hücrelere sıçramadan karantinaya alınıyor. Tehdit ortadan kalktığında ve güvenlik protokolleri doğrulandığında, mikro şebeke otomatik senkronizasyon ile tekrar ana sisteme bağlanıyor (Hive In). Bu yapı, saldırganın tüm sistemi çökertmesini pratikte son derece zorlaştırıyor.
Uçta karar: Edge computing ve yapay zeka
Bu mimarinin hızı, merkezi buluta değil, uçta (edge) çalışan yapay zeka algoritmalarına dayanıyor. Saldırı anında merkeze sormadan milisaniyeler içinde izolasyon kararı alabilen yerel kontrolörler, iletişim hatları kesilse bile bölgenin enerjisini koruyabiliyor. Ancak bu otonom yapının, yanlış pozitif kararları önleyecek hassas senaryolarla yönetilmesi kritik önem taşıyor.
Sektörün 2026 ajandası için 3 öncelik
Enerji güvenliğinde yeni paradigma, “duvar örmek” değil “mimariyi değiştirmek” üzerine kurulmalı. Dağıtım şirketleri ve OSB’ler için yol haritası netleşiyor:
1. Mimari Dönüşüm: Şebeke tasarımının tek bloktan, izole edilebilir mikro hücrelere evrilmesi.
2. Yerel Kapasite: Her hücrenin (microgrid) saldırı anında ayakta kalabilmesi için yerel depolama ve üretim yatırımı.
3. Otonom Savunma: NIS2 standartlarına uyumlu, insan müdahalesi beklemeden tehdidi izole edebilen Edge AI sistemlerinin entegrasyonu.
NIS ve NIS2 nedir, neden önemli?
NIS (Network and Information Security) Direktifi, Avrupa Birliği’nin kritik altyapıların (enerji, ulaştırma, finans, sağlık vb.) siber güvenliğini güçlendirmek için 2016’da yürürlüğe koyduğu ilk çerçevedir. Üye ülkelerden; ulusal siber güvenlik stratejisi oluşturmalarını, belirli sektörlerdeki işletmecilere asgari güvenlik önlemleri ve zorunlu olay bildirim yükümlülükleri getirmelerini ister.
NIS2 ise 2023 itibarıyla kabul edilen ve 2024–2025 sürecinde ulusal mevzuatlara aktarımı süren güncellenmiş versiyondur. Kapsamı genişleterek enerji dağıtım şirketleri, veri merkezleri, dijital altyapı sağlayıcıları gibi daha fazla sektörü “kritik” sayar; yönetim kurulu düzeyinde sorumluluk, tedarik zinciri güvenliği ve ağır yaptırımlar gibi ek yükümlülükler getirir.
Enerji sektörü için NIS2, artık sadece “BT güvenliği” değil, iş sürekliliği, olaylara dayanıklılık ve mimari kırılganlıkların (tek nokta hatası, zayıf segmentasyon vb.) azaltılması anlamına gelir. Bu nedenle otonom mikro şebekeler, ada modu yeteneği ve Hive In – Hive Out gibi mimari yaklaşımlar, NIS2 uyumluluğunun teknik omurgası olarak öne çıkmakta.
Okura soru: Enerji dağıtım şirketleri ve OSB’ler için Hive In – Hive Out mimarisi uygulanabilir mi? Sizce Türkiye’de mikro şebeke altyapısına geçişte en büyük engel nedir?
İlgili haberler
- ABD su tesisleri siber saldırı alarmı, Türkiye için yol haritası
- Gaziantep OSB 6. Bölge enerji altyapısı Siemens Türkiye
- Elektrik talebinde küresel patlama çözüm modüler şebeke
- SHURA 2025 elektrik dağıtım raporu Firecarrier analizi
- Akıllı şebekeden yapay zeka ile şebeke zekasına geçiş




















