Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) ve Uluslararası Emisyon Ticareti Derneği tarafından, İstanbul Teknik Üniversitesinde (İTÜ) düzenlenen 4. İstanbul Karbon Zirvesi’nde konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Yenilenebilir Enerji Genel Müdürü Dr. Oğuz Can, dünya genelinde sera gazı salımının 43,7 gigatona (Gt) ulaştığına dikkat çekerek, “Bu oranın 2020 yılında 20 Gt’a düşmesi gerekiyor. Paris Anlaşması ile iklim değişikliğinde yaşanan süreç yeni bir rotaya oturmuş durumda” dedi.
Çevreye zararlı sera gazı salımlarının iklim değişikliğine yol açtığını belirten Can, Türkiye’nin kişi başına sera gazı salımında 4,4 ton ile dünyada 84’üncü sırada olduğunu kaydetti. Can, yalnızca Çin, ABD ve AB’nin salımının dünya genelinde sera gazı salımının yüzde 51’ine denk geldiğini belirtti.
Türkiye’nin son dönemde yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımına daha fazla önem verdiğini kaydeden Can, Karapınar Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanı (YEKA) ve Rüzgar Enerjisi YEKA gibi alanlarda yeni ve inovatif yarışmalar yaptıklarını belirtti. 27 Temmuz 2017 tarihine kadar RES YEKA başvurularının alınacağını kaydeden Can, 7,00 c/kWh üzerinden yarışma yapılacağını, mevcut RES kapasitesinin yüzde 17’sinin 1,5 megaton (Mt) azaltımına yönelik olduğunu vurguladı.

HEDEFİ DIŞA BAĞIMLI KAYNAK KULLANIMINI AZALTMAK
Yerli ve yenilenebilir enerji kullanımıyla, dışa bağımlı kaynak kullanımını olabildiğince azaltmayı hedeflediklerini belirten Oğuz Can, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı olarak düşük karbon ekonomilerine geçişte yenilenebilir enerjinin önemli bir unsur olduğunu düşündüklerini kaydetti.
Bakanlık olarak, Enerji Verimliliği Ulusal Eylem Planını hazırladıklarını ve bu çerçevede hareket ettiklerini vurgulayan Can, “Biyokütle ve biyogaz açısından da yapılması gerekenler var. Bunun yanı sıra Haziran sonu itibarıyla hidrojen laboratuvarını herkesin erişimine açmayı planlıyoruz. Bu noktada teknoloji trend analizlerini çok iyi yapmak lazım. Bor Enstitümüz de bu konuda önemli çalışmalar yapıyor. Borun kullanılabilir alanlarını çoğaltmamız lazım.” diye konuştu.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İklim Dairesi Başkanı Mehrali Ecer ise dünyada küresel sıcaklığın ortalama 1 derece daha yükseldiğini ve uluslararası toplumun iklim değişikliğinin geri dönülemez etkilerini sınırlamak için bu artışı 2100 yılına kadar 2 derecede sınırlamak istediğini belirtti.

“KARBON FİYATLAMASI UYGULAYAN BÖLGE 4 KAT ARTTI”
Dünya genelinde karbon piyasasında yeni gelişmeler yaşandığına işaret eden Ecer, “Bunlardan biri de karbonun fiyatlandırılmasıdır. Bu kirleticinin sebebiyet verdiği karbon emisyonu maliyetinin bir kısmını üstlenmesi anlamına geliyor. Biz de bu konuda Bakanlık olarak adımlarımızı dikkatle atıyoruz.” dedi.
Karbon fiyatlandırmasının yatırımların gerçekleşmesini hızlandırmak amacıyla hem bir finansman kaynağı hem de motivasyon aracı olduğunu vurgulayan Ecer, dünyada 2015’ten bu yana bu konuda uygulama bölge sayısının dört kat, kapsanan emisyonların da 3 kat arttığını vurguladı.
Dünya Bankası Karbon Piyasalarına Hazırlık Ortaklığı Programı’nın (PMR), Türkiye ile birlikte 19 gelişmekte olan ülkede uygulandığını vurgulayan Ecer, 2013-2017 arasında uygulanan ve 3,35 milyon ABD doları bütçeye sahip projenin amaçlarından birinin, Türkiye’de karbon fiyatlandırma politikalarının uygunluğu hakkında analitik çalışmalar yapmak olduğunu belirtti. Ecer, gelişmekte olan ülkelerde karbon fiyatlandırma hakkında kapasite geliştirmeyi hedefleyen projenin, bir diğer amacının da, teknik ve kurumsal altyapıyı güçlendirmek olduğunu kaydetti.

“EBRD YEŞİL TAHVİL PORTFÖYÜNE SAHİP”
Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Enerji Verimliliği ve İklim Değişikliği Direktör Yardımcısı Adonai Herrera-Martinez de EBRD’nin, Türkiye‘ye bugüne kadar toplam 9 milyar avro yatırım sağladığını belirtti.
Yeşil enerji dönüşümü programlarının önemine dikkat çeken, Herrera-Martinez, banka olarak yeşil tahvil portföyüne sahip olduklarını ve sürdürülebilir enerji için birçok projeyi hayata geçirdiklerini kaydetti.
Türkiye hükümetinin enerji politikalarının güçlendirilmesi konusunda önemli adımlar attığını kaydeden Herrera-Martinez, “Düşük karbonlu ekonomiye geçişte, özellikle ulusal yenilenebilir enerji eylem planı ve ulusal enerji verimliliği eylem planları öne çıkıyor.” dedi.

KARBON ÜRETİMİNDE CİMRİ KURULUŞA ÖDÜL
İTÜ Öğretim Üyesi ve SÜT-D Başkanı Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu da SÜT-D’nin 3 yıldır karbon emisyonunu düşürmeyi başaran projeleri ödüllendirdiğini belirterek, “Karbon üretiminde cimri, çevreye duyarlılıkta cömert davranan kurum, kuruluş ve kişileri ‘Düşük Karbon Kahramanı’ olarak ödüllendiriyoruz. Bizler için sanayimizin sera gazı azaltım başarıları gibi, çocuklarımızın sürdürülebilir yaşam kültürünü kazanması da önemli.” dedi.
Zirvede konuşan İlbank Genel Müdür Yardımcısı Ender Aykut Yılmaz, kamu sektöründe enerji tasarruf potansiyelinin yüzde 32’ye ulaştığını belirterek, “Ülke olarak bir finansman modeli üzerinde karar kılıp, bekleyen enerji verimliliği projelerini hayata geçirerek, her yıl yarım milyar dolara yakın parayı tasarruf etmemiz gerekiyor.” diye konuştu.
Ülkelerin ekonomik büyümesinin büyük oranda şehirlerden başladığını ifade eden Yılmaz, “Çevresel, sosyal ve ekonomik açıdan ne kadar sürdürülebilir şehriniz varsa, ülkenize ekonomik büyüme üreten o kadar doğru motorunuz var demektir. Yerel yönetimler şehirleri ne kadar doğru metot ve finansal yöntemlerle projelendirilerek hayata geçirirse, ülkeler o kadar önemli konuma geliyor. İller Bankası, projelerin teknik anlamda hayata geçirilmesi için belediyelere verdiği katkıyla, ülkemizin büyümesine önemli destek veriyor.” diye konuştu.
Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB) Mühendislik ve Teknik Danışmanlık Yöneticisi Evrim Yangın Gül ise bankanın yenilenebilir enerji projelerine ağırlık verdiğine dikkat çekerek, TSKB’nin ‘Sermaye Benzeri Sürdürülebilir Tahvil’ ihracını gerçekleştiren dünyadaki ilk banka olduğunu belirtti. TSKB’nin 300 milyon dolarlık tahvil ihraç tutarına uluslararası piyasalardan 4 kat talep geldiğini vurgulayan Gül, bankanın portföyünün yüzde 57’sinin yenilenebilir enerji, enerji ve kaynak verimliliği ile çevre projelerini içine alan sürdürülebilir yatırım projelerinden oluştuğunu kaydetti.

Önceki İçerikElektrik piyasası var mı, yok mu?
Sonraki İçerikİşte Türkiye’nin Düşük Karbon Kahramanları

Bir Cevap Bırakın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz