EPDK’nın yeni mahsuplaşma esasları, lisanssız üretimde geliri kurulu güçten çok saatlik denge, grup yapısı ve limit yönetimine bağlıyor.
Hızlı bakış
- EPDK’nın 14531 sayılı kararıyla lisanssız üretimde mahsuplaşma sistemi yeniden tanımlandı.
- Mahsuplaşma işlemleri artık saatlik üretim ve tüketim verilerine göre hesaplanıyor.
- Grup yapısı ile birden fazla tesis tek portföy altında değerlendirilebiliyor.
- Bedelli üretim limiti ve sistem kullanım bedeli ödemeli üretim kavramı devreye alındı.
- Limit üstü üretim otomatik gelir olmaktan çıkarken maliyet ve düşük getiri riski doğuyor.
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun 30 Nisan 2026 tarihli ve 14531 sayılı Kurul Kararı ile lisanssız elektrik üretim tesisleri ve ilişkili tüketim tesislerinin mahsuplaşma işlemlerine ilişkin yeni usul ve esaslar yayımlandı. Düzenleme, 5 Mayıs 2026 tarihli Resmi Gazete’de yer aldı ve lisanssız üretimde üretim, tüketim, grup, bedelli üretim limiti, sistem kullanım bedeli ödemeli miktar, sanal sayaç ve veri giriş süreçlerini yeniden tanımladı. Hükümler 5 Mayıs 2026 itibarıyla yürürlüğe girerken, önceki usul ve esaslar yürürlükten kaldırıldı ve mevcut grupların bedelli üretim limitlerinin 1 Haziran 2026’ya kadar LÜM’e bildirilmesi gerekiyor.
Yeni düzenleme neyi değiştiriyor
Yeni usul ve esaslar, lisanssız elektrik üretiminde mahsuplaşmayı yalnızca teknik bir hesaplama olmaktan çıkararak daha sıkı, dijital ve saatlik izlenen bir piyasa mekanizmasına dönüştürüyor. Önceki dönemde yatırımcı açısından temel soru çoğu zaman “ne kadar üretim yapılacak” iken, yeni sistemde asıl soru “üretim hangi saatte, hangi tüketimle, hangi grup içinde ve hangi limit altında dengelenecek” haline geliyor.

Düzenlemenin merkezinde üretim ve tüketim tesislerinin aynı gerçek veya tüzel kişi uhdesinde ve aynı vergi kimlik numarası altında ilişkilendirilmesi yer alıyor. Bu yapı, lisanssız üretimi tekil tesis mantığından çıkarıp grup ve portföy yönetimi mantığına yaklaştırıyor.
Grup yapısı mahsuplaşmanın ana zemini oldu
Yeni metinde “grup” kavramı mahsuplaşma işlemlerinin ana taşıyıcısı haline geliyor. Aynı gerçek veya tüzel kişiye ait üretim ve tüketim tesisleri belirli koşullar altında aynı grup içinde ilişkilendirilebiliyor. Ancak aynı grupta yer alacak tüketim tesislerinin aynı abone grubunda bulunması gerekiyor.
Bu yapı, özellikle birden fazla tüketim noktası olan sanayi, ticarethane, OSB içi kullanıcılar ve farklı lokasyonlarda enerji tüketen şirketler için önem taşıyor. Artık lisanssız üretim yatırımı yalnızca üretim kapasitesi üzerinden değil, tüketim portföyünün doğru kurgulanması üzerinden de değerlendirilecek.
Farklı dağıtım bölgesi konusu neden karışıyor
Piyasadaki ilk yorumlarda en çok tartışılan başlıklardan biri, farklı dağıtım bölgelerinde yer alan üretim ve tüketim tesislerinin mahsuplaşmaya dahil edilip edilemeyeceği oldu. Düzenleme bu konuda tüm tesisler için tek ve mutlak bir yasak getirmiyor; ancak bazı lisanssız üretim modellerinde dağıtım bölgesi, başvuru tarihi ve ilgili yönetmelik fıkrası belirleyici hale geliyor.

Bu nedenle arazi GES yatırımları, farklı tüketim noktalarıyla ilişkilendirilen portföyler ve 5.1.h kapsamındaki projeler için sözleşme, tüketim profili ve dağıtım bölgesi uyumu daha dikkatli incelenmeli.
Saatlik mahsuplaşma yeni dönemin temel hesaplama biçimi oldu
Düzenleme, mahsuplaşma işlemlerinin saatlik üretim ve saatlik tüketim değerleri üzerinden yürütülmesini esas alıyor. Bu değişiklik, aylık toplam üretim ve tüketim dengesine bakarak yapılan basit yorumların artık yetersiz kalacağı anlamına geliyor.
Yeni sistemde bir tesisin ay sonunda toplamda yeterli üretim yapmış olması tek başına yeterli olmayabilir. Üretimin hangi saatlerde gerçekleştiği, tüketimin hangi saatlerde oluştuğu ve bu iki profilin ne kadar örtüştüğü ekonomik sonucu doğrudan belirleyecek. Mesken abone grubunda ise aylık mahsuplaşma imkanı yeni sistemde de istisna olarak korunuyor.
Üretim fazlası artık basit bir gelir kalemi değil

Saatlik mahsuplaşma nedeniyle ihtiyaç fazlası üretim de daha hassas biçimde hesaplanacak. Bir saatte üretim tüketimden yüksekse ihtiyaç fazlası oluşabilecek; tüketim üretimden yüksekse normal tedarik ihtiyacı devam edecek. Bu nedenle lisanssız üretimde gelir, artık yalnızca toplam yıllık üretim miktarıyla değil, saatlik tüketim profiliyle birlikte okunmalı.
Bedelli üretim limiti ve sistem kullanım bedeli ödemeli üretim miktarı neden kritik
Yeni düzenlemenin en çok tartışılan kısmı, bedelli üretim limiti ve bu limitin aşılması halinde ortaya çıkan “sistem kullanım bedeli ödemeli üretim miktarı” kavramı oldu. Piyasadaki ilk yorumlarda bu başlık, “limit üstü üretim artık YEKDEM’e bedelsiz gitmiyor, sistem kullanım bedeli doğuyor” şeklinde özetlendi. Bu yorum genel yönüyle önemli bir noktaya işaret etse de tam resmi tek başına açıklamıyor.

Yeni yapıda bedelli üretim limiti, tüketim tesisi bazında belirlenen ve mahsuplaşmaya veya satışa konu edilebilecek üretim miktarının sınırını ifade ediyor. Mesken abone grubundaki tesisler için bu limit kısıtı uygulanmıyor. Limit dahilindeki ihtiyaç fazlası üretim normal bedelli üretim mekanizması içinde değerlendirilirken, limit aşıldığında ilgili miktar sistem kullanım bedeli ödemeli üretim olarak ayrıştırılabiliyor.
Limit üstü üretim otomatik olarak YEKDEM’e bedelsiz gitmez
Bu noktada en kritik ayrım şu: Limit üstü üretim artık her durumda otomatik olarak YEKDEM’e bedelsiz giden bir miktar gibi okunmamalı. Yeni sistemde limit üstü üretim, şartlarına göre sistem kullanım bedeli ödemeli üretim miktarı olarak tanımlanabiliyor. Ancak mevzuata aykırılık veya düzenleme dışında kalan işlemler gibi özel durumlarda bedelsiz sanal sayaç mekanizması devreye girebiliyor.

Bu nedenle doğru okuma, fazla üretimin her durumda gelir yaratmayabileceği; bazı durumlarda daha düşük gelir, bazı durumlarda ise sistem maliyeti doğurabileceği yönünde olmalı.
Sanal sayaçlar ve dijital sistem lisanssız üretimi yeniden tanımlıyor
Düzenleme, mahsuplaşma sonrasında üretim miktarlarının farklı sanal sayaçlara kaydedilmesini öngörüyor. Bedelli sanal sayaç, sistem kullanım bedeli ödemeli sanal sayaç ve bedelsiz sanal sayaç ayrımı ile üretimin ekonomik niteliği net biçimde ayrıştırılıyor.
Tüm bu veriler Lisanssız Üretim Modülü ve Piyasa Yönetim Sistemi üzerinden takip ediliyor. Şebeke işletmecileri veri girişinin doğruluğundan ve kayıt süreçlerinden sorumlu olurken, görevli tedarik şirketleri ihtiyaç fazlası enerjiye ilişkin ödeme süreçlerini yürütüyor.
Kağıt ve excel dönemi daralıyor
Yeni yapı, veri girişinin, ilişkilendirmenin ve mahsuplaşma sonuçlarının tamamen dijital sistemler üzerinden yürütülmesini zorunlu hale getiriyor. Bu durum, manuel takip ve yaklaşık hesaplama yerine sürekli veri analizi ve sistem takibini öne çıkarıyor.
Kimler daha fazla etkilenecek
Yeni mahsuplaşma esasları en çok büyük tüketimli sanayi kuruluşlarını, birden fazla tüketim tesisi bulunan şirketleri, arazi GES yatırımı yapan işletmeleri ve OSB içindeki tüketicileri etkileyecek. Özellikle saatlik üretim ve tüketim dengesini doğru kuramayan yatırımların ekonomik performansı zayıflayabilir.
Buna karşılık tüketim verisini doğru analiz eden, grup yapısını doğru kuran, bedelli üretim limitini izleyen ve ihtiyaç fazlası üretimi yöneten şirketler için yeni sistem avantaj yaratabilir.
Plansız yatırımcı için risk, veriyle yöneten için fırsat
Yeni dönemde “kurulu gücü yüksek tesis daha çok kazandırır” yaklaşımı tek başına yeterli değil, özellikle saatlik fiyat ve tüketim profili volatilitesinin arttığı bir ortamda. Asıl belirleyici unsur, üretimin tüketimle ne kadar doğru eşleştiği olacak.
Sektör için ana mesaj ne
EPDK’nın yeni usul ve esasları, lisanssız elektrik üretiminde “ne üretirsem satarım” dönemini daraltıyor. Yeni dönem, fazla üretimin otomatik gelir olarak görülmediği, her kilovatsaatin saatlik denge, grup yapısı, limit ve sistem maliyeti içinde değerlendirildiği daha disiplinli bir modele işaret ediyor.
Bu değişiklik, Türkiye’de lisanssız üretimin daha profesyonel bir enerji yönetimi alanına dönüşeceğini gösteriyor. Bu yüzden lisanssız GES artık sadece bir yatırım projesi değil; aynı zamanda sürekli izlenmesi, güncellenmesi ve optimize edilmesi gereken bir enerji yönetimi işi haline geliyor.
Yeşil dönüşüm için yeni eşik
Türkiye’de yenilenebilir enerji yatırımlarının büyümesi, elektrik sisteminde daha hassas dengeleme ihtiyacını artırıyor. Bu nedenle lisanssız üretimde yeni mahsuplaşma modeli yalnızca bir idari düzenleme değil, enerji dönüşümünün şebeke ve piyasa disiplinine bağlanması anlamına geliyor.
Yeni sistemin kazananı, sadece daha çok üreten değil; üretimini tüketimiyle saatlik düzeyde eşleştiren, doğru grup yapısını kuran, limitlerini izleyen ve ihtiyaç fazlası üretimi maliyet doğurmadan yöneten yatırımcı olacak.
Okura soru
Sizce yeni mahsuplaşma sistemi lisanssız üretim yatırımlarını nasıl etkileyecek?
İlgili haberler
- Lisanssız elektrik üretiminde saatlik mahsuplaşma dönemi başladı
- Lisanssız üretim yönetmeliği 2026: yeni dönem nasıl şekilleniyor
- Türkiye elektrik üretiminde yenilenebilir payı yüzde 65’e ulaştı
View this post on Instagram

















