Apartman ve sitelerde elektrikli araç şarj ünitesi kurulumu için 2024’te açıklanan çoğunluk eşiği, 2026’da artan araç parkı ve saha gerilimleriyle daha görünür bir altyapı meselesine dönüştü.
Hızlı bakış
- 2024’te düşen çoğunluk eşiği, apartman ve sitelerde EV şarj kurulumunu hukuken kolaylaştırdı.
- 2026’da tartışma yeni karardan çok eski düzenlemenin sahadaki sonuçları etrafında büyüyor.
- Bina elektrik altyapısının kapasitesi, uygulamada görülen ilk ve en somut çıkmazlardan biri haline geldi.
- Maliyet paylaşımı ve ortak sistem tasarımı, site yönetimleri ile kullanıcılar arasında yeni gerilimler üretiyor.
- Yangın güvenliği, sigorta ve sorumluluk başlıkları şarj kurulumunda teknik uygunluğu merkezi hale getiriyor.
- Şarj ünitesi artık bireysel bir cihazdan çok binanın gelecekteki enerji planlamasının parçası olarak görülüyor.
Yeşil Haber, bu başlığı ilk kez 2024 yazında “konutlarda elektrikli araç şarj istasyonu kurulumunda yeni dönem” çerçevesiyle okurlarına taşımıştı. Aradan geçen sürede mesele yalnızca bir izin kolaylığı olarak kalmadı. 2026 itibarıyla hem elektrikli araç parkındaki büyüme hem de apartman ve site yaşamında artan pratik gerilimler, bu düzenlemenin gerçek etkisini daha net ortaya çıkardı. Ortak alan sayılan otoparklarda şarj ünitesi kurulumu, artık sadece teknik bir bağlantı ya da bireysel bir konfor tercihi değil; mülkiyet, enerji erişimi, yönetim yetkisi ve kent içi mikro altyapının nasıl paylaşılacağına ilişkin daha geniş bir tartışmanın parçası haline geliyor.
2024’te hangi eşik değişti ve neden önemliydi
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın Ağustos 2024’te 81 ilin valiliklerine ve EPDK’ye gönderdiği genelgede, site ve apartman otoparklarında kurulacak elektrikli araç şarj üniteleri için önemli bir ayrım yapıldı. Genelgeye göre, herhangi bir inşa gerektirmeyen, kapalı mekan oluşturmayan ve blok halinde getirilen seyyar şarj üniteleri ruhsat gerektiren bir yapı olarak değerlendirilmedi. Bu yorum, yıllardır birçok sitede fiilen uygulanan “beşte dört çoğunluk gerekir” yaklaşımını zayıflatan asıl kırılma noktası oldu.
Düzenlemeyle birlikte ortak otopark alanlarında şarj ünitesi kurulması için kat maliklerinin sayı ve arsa payı çoğunluğunun kararı yeterli hale geldi. Daha da kritik olan nokta ise, ortak alan niteliği taşımayan ve bağımsız bölüme tahsisli otoparklarda, mevcut elektrik tesisatında değişiklik yapılmaması ve diğer bağımsız bölümlerin ya da ortak alanların etkilenmemesi halinde kat malikleri kurulu kararının gerekmeyeceğinin açık biçimde yazılmasıydı. Böylece uzun süre gri bölgede kalan “tahsisli park alanı” meselesi, belirli teknik ve güvenlik koşulları altında daha öngörülebilir bir zemine taşındı.
Bu yüzden değişiklik sadece bir bürokrasi azaltımı olarak okunmamalı. Asıl değişen şey, ortak alan kavramının nasıl uygulandığı ve site yönetimlerinin hangi noktada veto gücü kullanabildiği oldu. Eski pratikte yüksek çoğunluk eşiği, birçok kullanıcı için fiili yasak anlamına geliyordu. Yeni eşik ise en azından belirli koşullarda bu veto alanını daralttı.
Beşte dörtten çoğunluğa geçiş ne anlama geliyor
Kat Mülkiyeti Kanunu çerçevesinde ortak alanlarda kalıcı değişiklikler uzun süre yüksek rıza eşiğiyle yorumlandı. Elektrikli araç şarj üniteleri de çoğu zaman bu çerçevenin içine yerleştirildi. Oysa Bakanlığın genelgesi, söz konusu ekipmanın her durumda ruhsat gerektiren bir yapı gibi değerlendirilmemesi gerektiğini ortaya koydu. Böylece tartışma “yasak mı serbest mi” çizgisinden çıkıp “hangi koşulda çoğunluk gerekir, hangi koşulda bireysel hak alanı başlar” sorusuna döndü.
2026’da mesele neden yeniden öne çıkıyor
2026’da yeni bir karar çıktığı için değil, 2024’te açılan hukuki alanın sahadaki sonuçları daha görünür hale geldiği için bu konu yeniden öne çıkıyor. Şubat 2026 itibarıyla Türkiye’de elektrikli araç sayısı 400 bine yaklaştı, şarj soketi sayısı ise 40.575’e ulaştı. Elektrikli araç parkı büyüdükçe, apartman ve sitelerde şarj talebi de gündelik hayatın parçasına dönüştü. Böylece daha önce teorik görünen “kurulum hakkı” meselesi, bina altyapısı, maliyet paylaşımı, yangın güvenliği ve ortak alan yönetimi gibi başlıklarda somut gerilimler üretmeye başladı. Tartışma artık yalnızca mevzuatın ne dediği etrafında değil, aynı binada artan şarj talebinin nasıl yönetileceği etrafında şekilleniyor.
2024’te çoğunluk eşiğinin düşmesi, özellikle tahsisli otopark alanlarında bireysel başvuru alanını genişletti. Ancak uygulama yaygınlaştıkça, apartman ve site yaşamında yeni bir soru öne çıktı: Birkaç araç için düşünülen esneklik, araç sayısı arttığında nasıl işleyecek? Sahadaki deneyim, kararın hukuki tarafı kadar teknik ve yönetsel tarafının da güçlü olması gerektiğini gösteriyor.
Eski sorun izin değildi, belirsizlikti
2023 ve 2024’te haberleşen ilk gerilimler daha çok izin ve çoğunluk eşiği etrafında yoğunlaşıyordu. 2025’e gelindiğinde ise tartışmanın merkezinin değiştiği görülüyor. Site yönetimleri ile elektrikli araç sahipleri arasındaki çekişme, “kurulabilir mi” sorusundan çok “nasıl kurulacak, hangi altyapıyla çalışacak, risk ve maliyet nasıl paylaşılacak” sorusuna kaymış durumda. Bu da sahadaki asıl sorunun yalnızca yasaklayıcı yaklaşım değil, aynı zamanda uygulama modelinin netleşmemiş olması olduğunu gösteriyor.
Belirsizlik özellikle üç noktada birikiyor: Ortak alan ile tahsisli alan ayrımının nasıl uygulanacağı, ortak elektrik tesisatına müdahalenin sınırının nerede başlayacağı ve ileride artacak talebin nasıl yönetileceği. “Sistem kaldırmaz”, “emsal olur”, “yarın herkes ister” gibi gerekçeler bu nedenle teknik raporla desteklenmediğinde keyfi engelleme gibi görünse de, kimi yapılarda gerçekten kapasite ve güvenlik meselesine dayanabiliyor. 2026’da daha net görülen gerçek, bu konunun mevzuat kadar uygulama tasarımı konusu olduğudur.
Şubat 2026 itibarıyla elektrikli araç ve şarj altyapısı görünümü
| Gösterge | Değer |
| Elektrikli araç sayısı | 399.043 |
| Toplam şarj soketi | 40.575 |
| Araç başına düşen soket oranı | Yaklaşık 1 soket 9,8 araç |
| Soket başına araç baskısı | Yaklaşık yüzde 10,2 |
Şubat 2026 verileri, elektrikli araç parkı büyürken şarj altyapısının da genişlediğini gösteriyor. Ancak yaklaşık her 9,8 araca karşılık 1 soket düşmesi, konut içi şarj ihtiyacının neden daha görünür hale geldiğini de açıklıyor.
Sahada hangi açmazlar görünür hale geldi
Uygulamada öne çıkan ilk açmaz, bina elektrik altyapısının sınırlı kapasitesi. Özellikle eski yapılarda kolon hattı, sigorta düzeni, kablo kesiti ve ana besleme kapasitesi yüksek ve sürekli yük çeken şarj kullanımına göre tasarlanmış değil. Bu nedenle bir ya da iki araçta yönetilebilir görünen sistem, talep arttığında hızla zorlanabiliyor. Şarj ünitelerinin teknik olarak kurulabilmesi ile yapının bunu güvenli biçimde taşıyabilmesi aynı şey değil; sahada en fazla sorun da bu farkın geç fark edilmesinden çıkıyor.
İkinci açmaz maliyet paylaşımı. Ortak sistem kurulacaksa altyapı yatırımını kimin üstleneceği, yalnızca kullananların mı yoksa bütün sitenin mi katkı vereceği, sayaç ayrıştırmasının nasıl yapılacağı ve işletme giderlerinin nasıl yansıtılacağı çoğu sitede net değil. Bireysel hat çekilen modellerde bu kez kablo güzergahı ve ortak alan kullanımı tartışma yaratıyor.
Üçüncü açmaz güvenlik ve sorumluluk tarafında büyüyor. Yangın riski, sigorta kapsamı ve kapalı otoparklarda güvenlik koşulları, sahadaki itirazların merkezine yerleşmiş durumda. Bu nedenle mesele artık yalnızca kurulum hakkı değil, güvenli kurulum standardı olarak ele alınıyor.
Dördüncü açmaz ise emsal etkisi. Bir kullanıcıya izin verildiğinde diğer kullanıcıların da benzer talepte bulunacağı düşüncesi, site yönetimlerinde yeni bir çekince yaratıyor. Sahadaki gözlemler, özellikle çok daireli sitelerde yönetimlerin ilk başvuruyu reddederek zaman kazanmaya çalıştığını gösteriyor. Çünkü bugünkü talep sınırlı görünse bile, birkaç yıl içinde oluşabilecek toplu yükün nasıl yönetileceği öngörülemiyor. Bu da şarj ünitesinin bireysel bir cihaz olmaktan çıkıp, binanın gelecekteki enerji planlamasının parçası olarak görülmesine neden oluyor.
Hangi kurulumlarda karar gerekir, hangi durumda gerekmez
Burada en önemli ayrım, ortak alana kurulum ile bağımsız bölüme tahsisli alanlardaki kurulum arasındadır. Ortak otopark alanında yapılacak kurulumlarda kat maliklerinin sayı ve arsa payı çoğunluğu aranır. Bu, eski yüksek eşikten daha düşük bir barajdır; ancak ortak elektrik altyapısını etkileyen her çözüm yine kolektif karar alanına girer.
Buna karşılık, bağımsız bölüme tahsisli bir park alanında mevcut elektrik tesisatında değişiklik yapılmıyorsa ve diğer bağımsız bölümler ile ortak alanlar etkilenmiyorsa kurul kararı aranmaz. Ancak ilgili elektrik kurumundan olumlu görüş alınması ve teknik mevzuata uyulması zorunludur.
Teknik uygunluk neden merkezi hale geliyor
Düzenleme çoğunluk eşiğini düşürse de teknik uygunluğu ortadan kaldırmıyor. Tam tersine, uygulama büyüdükçe tartışmanın merkezi daha fazla teknik yeterlilik haline geliyor. Çünkü şarj ünitesi artık bir cihaz değil, binanın enerji kullanım modeline eklenen sürekli bir yük noktasıdır. Bu nedenle yük yönetimi, güvenlik ve altyapı planlaması önümüzdeki dönemde belirleyici olacaktır.
Bu değişim sektör ve kent yaşamı için ne söylüyor
Elektrikli araç şarjı etrafında yaşanan bu dönüşüm, konutların enerji sistemindeki rolünü değiştiriyor. Apartmanlar artık yalnızca tüketim noktası değil, yönetilmesi gereken enerji düğümleri haline geliyor. Otoparkta kurulan bir şarj ünitesi, bu dönüşümün en görünür başlangıç noktalarından biri.
Bu nedenle tartışma artık yalnızca “şarj kurulabilir mi” sorusu değildir. Asıl mesele, enerji dönüşümünün apartman ölçeğinde nasıl yönetileceğidir. 2024’te düşen eşik, otopark kapısını araladı. 2026’da görülen ise o kapıdan girenin, binanın tüm enerji sistemini de içeri taşıdığıdır.
Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Apartman ve sitelerde EV şarjı için asıl sınır sizce mevzuat mı, altyapı mı, yoksa yönetim modeli mi?
İlgili haberler
- Konutlarda elektrikli araç şarj istasyonu kurulumunda yeni dönem: çoğunluk onayı artık yeterli
- Kat mülkiyeti ile apartmanlarda şarj istasyonu rehberi
- EPDK Ocak 2026 verisi: 389 bin araca 39.694 soket
- Elektrikli araçlarını evde şarj edenleri bekleyen yüksek fatura şoku
- EPDK elektrikli araç şarjında dinamik tarife dönemini başlatıyor
























