Hazine, 2037 vadeli sürdürülebilir tahvil ihracıyla 1,5 milyar dolarlık borçlanma gerçekleştirdi; tutarın 30 Eylül’de hesaplara geçmesi bekleniyor.
Hazine ve Maliye Bakanlığı, 23 Eylül 2026’da sonuçlanan işlemin ayrıntılarını açıkladı. Bakanlığın ihraç sonuç duyurusuna göre 30 Ocak 2037 vadeli dolar cinsi tahvilin kupon oranı yüzde 7,50, yatırımcıya getiri oranı yüzde 7,65 oldu. İşlem, Türkiye’nin 2026 dış finansman programı kapsamında gerçekleştirildi.
İhraca ne kadar talep geldi?
BNP Paribas, Citibank, ING Bank ve J.P. Morgan’ın yetkilendirildiği ihraca 100’ün üzerinde yatırımcı katıldı. Talep, ihraç tutarının üç katını aştı. Tahvilin yüzde 32’si Birleşik Krallık, yüzde 30’u ABD, yüzde 25’i Türkiye, yüzde 9’u diğer Avrupa ülkeleri ve yüzde 4’ü diğer ülkelerdeki yatırımcılara tahsis edildi.
İhracın sonuçlanması ile paranın hesaplara geçmesi farklı aşamalar. Bakanlık, ihraç tutarının 30 Eylül 2026’da hesaplarına gireceğini bildirdi.
Sürdürülebilir tahvil hangi harcamaları finanse edebilir?
Bakanlığın yayımladığı Sürdürülebilir Finansman Çerçeve Dokümanı, sürdürülebilir finansman araçlarının net gelirine eşdeğer tutarın, uygun yeşil ve sosyal harcamaların finansmanında veya yeniden finansmanında kullanılmasını öngörüyor.
Çerçevede yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, temiz ulaşım ve su yönetimi gibi çevresel alanların yanında sosyal proje kategorileri de bulunuyor. Bu nedenle 1,5 milyar doların tamamını yeni güneş veya rüzgar yatırımlarına ayrılmış kaynak olarak okumak doğru değil. Yeniden finansman imkanı da tutarın tümünün yeni başlayacak projeleri temsil etmediğini gösteriyor.
Kaynak kullanımının etkisi nasıl izlenecek?
Çerçeve, net gelire eşdeğer tutarın tamamı uygun harcamalara tahsis edilene kadar yıllık tahsis raporlaması öngörüyor. Çevresel ve sosyal etkilerin de yıllık olarak raporlanması planlanıyor. Kullanılabilir veriler ölçüsünde proje kategorilerine ayrılan tutarlar, tahsis edilmemiş bakiye, yeni finansman ve yeniden finansman dağılımı izlenecek.
Yeşil Haber’in değerlendirmesine göre işlemin sürdürülebilirlik açısından izlenecek asıl aşaması, kaynakların hangi harcamalarla eşleştirildiği ve sonuçların nasıl raporlandığı olacak. Türkiye Yeşil Taksonomisi ile gündeme gelen faaliyetlerin çevresel niteliğinin sınıflandırılması konusu da bu tartışmayı tamamlıyor. Ancak tahvilin sürdürülebilir olarak adlandırılması, tek başına finanse edilen bütün faaliyetlerin yeni taksonomiye uyumunun doğrulandığını göstermiyor.
İlgili haberler
- SPK yüzde 50 ücret indirimi getirdi: Sosyal tahvil ve sürdürülebilirlik bağlantılı araçlar
- Türkiye Yeşil Taksonomisi yürürlükte: Finans sektörüne 2029’a kadar geçiş süresi
- Yeşil finans stratejisi şirketler için yeni veri dönemini başlatıyor

















