BloombergNEF’in 2025 rüzgar enerjisi raporuna göre küresel rüzgar kurulumları tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşırken, türbin tedarikçisi sıralamasında ilk altı basamak tarihte ilk kez tamamen Çinli üreticilerden oluştu.
Rapora göre bu büyüme geniş anlamda dengeli bir küresel artıştan çok, Çin ana karasında yoğunlaşan ve Çin’in politika takvimi etrafında şekillenen bir rüzgar dalgasına işaret ediyor. Ortaya çıkan tablo, güneş enerjisi ekipmanlarında daha önce görülen Çin merkezli ölçek, maliyet ve ihracat modelinin rüzgar türbini sanayisinde de daha görünür hale gelmeye başladığını düşündürüyor.
Hızlı bakış
- 2025 yılında küresel rüzgar kurulumları 169 gigawatt ile tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı.
- BloombergNEF sıralamasında rüzgar türbini tedarikçilerinin ilk altı sırasında ilk kez tamamen Çinli şirketler yer aldı.
- Çinli üreticilerin kurulumlarının %93’ü hala Çin iç pazarında gerçekleşiyor.
- Hindistan, Çin dışındaki en büyük rüzgar pazarı olarak ABD ve Almanya’yı geride bıraktı.
- Offshore rüzgar kurulumları 2025’te 8,1 gigawatta gerilese de Kuzey Denizi projeleriyle yeniden büyüme bekleniyor.
Küresel rüzgar kurulumları rekor kırdı ama büyüme Çin’de yoğunlaştı
BloombergNEF verilerine göre 2025 yılında küresel rüzgar enerjisi kapasitesine yapılan eklemeler toplam 169 gigawatt seviyesine ulaştı. Bu, bir önceki yıla kıyasla yaklaşık %38’lik artış anlamına geliyor ve rüzgar kurulumlarında bugüne kadarki en yüksek yıllık eklemeye işaret ediyor.
Toplam 169 gigawatt’lık artışın yaklaşık 161 gigawatt’ı karasal, 8,1 gigawatt’ı ise deniz üstü rüzgar santrallerinden geldi. Rapora göre bu büyümenin çok büyük kısmı Çin ana karasında yoğunlaştı ve Çin’de sadece karasal rüzgar tarafında 100 gigawatt’ı aşan yeni kapasite devreye alındı. BloombergNEF, 2025’teki rekor artışın dengeli bir küresel yayılımdan çok, Çin’in iç politika takvimi ve yatırım döngüleri etrafında şekillenen bir büyüme dalgasını yansıttığını ortaya koyuyor.

Çinli türbin üreticileri ilk altı sırayı tarihte ilk kez aldı
BloombergNEF’in 2013’ten bu yana yayımladığı türbin tedarikçileri pazar payı sıralamasında 2025 yılı itibarıyla ilk altı basamak ilk kez tamamen Çinli üreticilerden oluştu. Goldwind, 2025’te devreye alınan 29,3 gigawatt’lık kurulumla dünyanın en büyük rüzgar türbini tedarikçisi konumunu korurken, Envision 20,9 gigawatt ile ikinci sıraya yerleşti.
Envision’in bu kurulumlarının neredeyse dörtte birinin Çin dışındaki pazarlarda gerçekleşmesi, Çinli üreticilerin küresel ölçekte daha görünür hale geldiğini gösteriyor. Goldwind ve Envision’ı yine Çin merkezli Mingyang ve Windey izlerken, Sany ve Dongfang Electric yaklaşık 13,5 gigawatt civarındaki kurulumlarla ilk altıyı tamamladı. Böylece küresel türbin pazarının en üst segmentinde tamamen Çinli bir üretici grubu oluştu.

Küresel ilk 15’te Çin hakimiyeti ve Avrupa üreticilerinin göreli kaybı
BloombergNEF’in 2025 sıralamasında ilk 10 rüzgar türbini tedarikçisinin sekizi Çinli şirketlerden oluştu. İlk altının tamamı Goldwind, Envision, Mingyang, Windey, Sany ve Dongfang Electric’ten oluşurken, Çin dışından listeye giren büyük üreticiler daha geride konumlandı.
Danimarkalı Vestas 2025’te küresel sıralamada yedinci sıraya gerilerken, onu Çinli CRRC ve SEWPG, ardından Siemens Gamesa, Nordex, GE Vernova, Enercon, CSSC Haizhuang ve Adani takip etti. Bu tablo, Çinli üreticilerin hem iç pazardaki hacim sayesinde hem de giderek artan dış pazar faaliyetleriyle küresel rekabet dengesini kendi lehlerine çevirdiklerini gösterirken, Avrupa ve ABD merkezli üreticilerin göreli pazar payı kaybını da görünür kılıyor.
Çinli orijinal ekipman üreticilerinin gücü ve sınırı: Kurulumların %93’ü Çin iç pazarında
BloombergNEF’in raporuna göre Çinli türbin üreticileri küresel kurulum hacminde zirveye çıkmış olsa da, bu hacmin kompozisyonu önemli bir nüans içeriyor. 2025 yılında Çinli orijinal ekipman üreticilerinin devreye aldığı türbin kurulumlarının %93’ü Çin ana karasındaki projelerden geldi; bu oran 2024’te %99 seviyesindeydi.
Bu veri, “küresel liderlik” ile “küresel satış” arasındaki farkı netleştiriyor. Çinli üreticiler kurulu kapasite ve adet bakımından dünya zirvesine yerleşmiş durumda, ancak kurulumların çok büyük kısmı hala iç pazarda yoğunlaşıyor. 2024’te kurulumların %99’unun Çin içinde gerçekleşmesine kıyasla 2025’te bu oranın %93’e gerilemesi ise, Çinli şirketlerin yavaş ama belirgin biçimde küresel pazarlara açılmaya başladığını gösteren önemli bir sinyal niteliği taşıyor.

Hindistan, Çin dışındaki en büyük rüzgar pazarı oldu
BloombergNEF, 2025 yılında Çin ana karası dışındaki rüzgar pazarlarının sıralamasında önemli bir değişime de dikkat çekiyor. Rapora göre Hindistan, yeni rüzgar kurulumlarında ABD ve Almanya’yı geride bırakarak Çin dışındaki en büyük rüzgar pazarı konumuna geldi.
Böylece Çin dışı rüzgar pazarı sıralaması Hindistan, ABD ve Almanya şeklinde oluştu. Bu tablo, enerji dönüşümünde küresel ağırlık merkezinin giderek daha fazla Asya’ya kaydığını ve rüzgar yatırımlarında Hindistan’ın hem talep hem de sanayi politikaları açısından yeni bir odak ülkeye dönüştüğünü gösteriyor.
Offshore rüzgarda Siemens Gamesa lider, kurulumlar 8,1 GW’a geriledi
Rapora göre 2025 yılında deniz üstü rüzgar kurulumları önceki üç yıllık büyüme döneminin ardından yaklaşık üçte bir oranında daralarak 8,1 gigawatt seviyesinde gerçekleşti. Bu düşüşte Çin ana karası ve Fransa gibi önemli pazarlardaki proje gecikmeleri ile ABD’deki siyasi ve düzenleyici belirsizliklerin etkili olduğu belirtiliyor.
Offshore pazarında ise Siemens Energy’nin iştiraki Siemens Gamesa, Çinli Goldwind’i geride bırakarak üst üste ikinci yıl küresel liderlik pozisyonunu korudu. BloombergNEF, Çin ana karası ve Fransa’daki gecikmeler ile ABD’deki politik engellerin yarattığı bu geçici durgunluğun ardından, özellikle Kuzey Denizi’nde endüstriyel ölçekli yeni proje kümelerinin devreye girmesiyle 2026 ve sonrasında deniz üstü rüzgar kurulumlarında yeniden büyüme bekliyor.

BNEF’in değerlendirmesi: Çin odaklı büyüme ve politika takviminin rolü
BloombergNEF’te rüzgar enerjisi analisti ve raporun baş yazarlarından Cristian Dinca, son on yılda rüzgar kurulumlarının giderek Çin ana karasında yoğunlaştığını, bunun da ağırlıklı olarak istikrarlı ve uzun vadeli politika desteğiyle mümkün olduğunu vurguluyor. Dinca’ya göre 2025 yılında şirketler ve eyalet yönetimleri, enerji piyasası reformlarından önce projeleri devreye almak ve Beş Yıllık Plan’da belirlenen hedeflere yetişmek için yatırımları öne çekerek kurulumlarda güçlü bir sıçrama yarattı.
Bu çerçeve, 2025’teki rekor rüzgar büyümesinin dengeli bir küresel trendten ziyade, Çin’in iç politika döngülerinin küresel istatistiklere yansıması olduğunu gösteriyor. Çinli türbin üreticilerinin sıralamadaki yükselişi de bu iç pazara dayalı hacim artışı ile, henüz sınırlı olmakla birlikte, dış pazarlara açılmanın birleşik etkisi olarak öne çıkıyor.
Güneşte görülen sanayi modeli rüzgarda da belirginleşiyor mu?
Ortaya çıkan tablo, güneş paneli ve batarya sanayisinde son yıllarda belirgin biçimde görülen Çin merkezli büyüme modelinin rüzgar türbini tarafında da daha görünür hale geldiğini düşündürüyor. Bu modelde güçlü iç pazar talebi, uzun vadeli sanayi politikası, yüksek üretim ölçeği ve buna bağlı maliyet avantajı, yerli üreticileri önce iç pazarda büyütüyor, ardından dış pazarlarda daha agresif hale getiriyor.
Rüzgar türbini üreticilerinde 2025 verileri henüz güneş enerjisindeki kadar küreselleşmiş bir ihracat dominasyonuna işaret etmese de, ilk altının tamamen Çinli şirketlerden oluşması, kurulumların %93’ünün hala Çin içinde gerçekleşmesine rağmen dış pazarlara açılma eğiliminin güçlenmesi ve Avrupa merkezli üreticilerin göreli ağırlık kaybetmesi, sanayi yapısında benzer bir yönün oluştuğunu gösteriyor.
Çinli türbinlerin yükselişi Türkiye ve bölge için ne anlama geliyor?
BloombergNEF’in verileri, küresel rüzgar tedarik zincirinin giderek daha fazla Çin merkezli hale geldiğine işaret ediyor. Bu durum, Türkiye ve bölge ülkeleri açısından bakıldığında rüzgar ihalelerinde daha rekabetçi türbin fiyatları, farklı finansman modelleri ve yerelleşme beklentileri gibi başlıkları aynı anda gündeme getiriyor.
Çinli üreticilerin düşük maliyetli üretim ve hızlı teslimat avantajıyla Latin Amerika’dan Orta Doğu’ya, Afrika’dan Asya’ya yeni pazarlara daha agresif biçimde girmesi, Türkiye açısından da fiyat baskısını artırabilecek bir tablo oluşturuyor. Buna karşılık Avrupa Birliği’nin sübvansiyonlu ithalat ve tedarik güvenliğine dönük soruşturmalarla şekillenen de-risking gündemi, rüzgar ekipmanlarında yalnızca fiyatı değil, tedarik güvenliğini ve sanayi politikasını da öne çıkarıyor. Bir yanda AB’nin tedarik zinciri politikalarına uyum, diğer yanda fiyat avantajı yüksek Çin türbinleri, Türkiye’yi rüzgar yatırımlarında maliyet rekabeti ile teknoloji transferi, yerel imalat ve tedarik güvenliği arasında ince bir denge kurmaya zorluyor.
Okura soru
Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Küresel rüzgar türbini pazarında Çinli üreticilerin hızlı yükselişi, enerji dönüşümünde yeni bir sanayi dengesi mi oluşturuyor? Görüşlerinizi yorumlarda paylaşabilirsiniz.
İlgili haberler
- Dünya rüzgar ve güneş enerjisi 2024: Rüzgar krizinin nedenleri
- 2025 dünya enerji retrospektifi: Yenilenebilir büyüdü talep daha hızlı büyüdü
- 2026’da YEKDEM’den 667 santral yararlanacak: Lisanssız GES yükselirken şebeke sınırları dönüşümü zorluyor
- Enerjisa Üretim’den 250 MW’lık yeni rüzgar hamlesi: Uygar RES’in ilk fazı devrede
- Yenilenebilir enerjide yeni sayfa açılıyor


















