EPDK doğal gaz tahmini ile TÜİK enerji maliyet endeksi geçiş ekonomisi gerilimi

EPDK, 2026 ulusal doğal gaz tüketim tahminini 58,5 milyar Sm³ olarak belirlerken, TÜİK verilerinde enerji maliyet endeksi yıllık %22,14 artışla yüksek seviyesini korudu ve aylık düşüş %1,69 ile sınırlı kaldı. Enerji maliyet endeksinin artış hızı genel Yİ-ÜFE’nin altında seyretti.

Hızlı bakış

EPDK kararı: 2026 ulusal doğal gaz tüketim tahmini 58,5 milyar Sm³

EPDK doğal gaz tahmini 2026 ulusal tüketim planlaması şebeke esneklik ihtiyacı
EPDK’nin 2026 ulusal doğal gaz tüketim tahmini, iletim ve depolama planlamasında referans kabul ediliyor.

EPDK’nin 29 Ocak 2026 tarihli ve 14278 sayılı kurul kararıyla 2026 yılı ulusal doğal gaz tüketim tahmini 58.511.978.267 Sm³ olarak belirlendi. Karar metni, tahminin hesaplanmasında kullanılan varsayımlara da yer veriyor.

Kurul kararı, 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu’nun 4’üncü maddesi ve ilgili yönetmelik çerçevesinde, bir sonraki yılın iletim, depolama ve tedarik planlamasına esas olacak ulusal tüketim tahminini tanımlıyor. Bu değer, 2026 takvim yılı için sistem genelinde beklenen toplam doğal gaz tüketimini ifade ediyor.


EPDK kararında ulusal tahmin için esas alınan üst ısıl değer 9.155 kcal/Sm³ olarak belirtiliyor. Bu çerçevede doğal gaz tüketimi, enerji eşdeğerine dönüştürülebilen bir planlama girdisi olarak ele alınıyor.

Türkiye’nin doğal gaz tüketimi 2022’de 50 milyar Sm³’ün biraz üzerinde, 2023’te ise 50 milyar Sm³ bandında gerçekleşti. 2025 yılına ilişkin nihai tüketim verisi henüz resmen yayımlanmadı; TÜİK’in enerji dengesi istatistikleri bu veriyi gecikmeli olarak açıklıyor. Bu nedenle 2026 için 58,5 milyar Sm³’lük projeksiyon, gerçekleşmiş bir artıştan çok, sistem planlamasında öngörülen yukarı yönlü beklentiyi yansıtıyor.

TÜİK verisi: Enerji maliyet endeksi yıllık %22,14 arttı ama artış hızı genel Yİ-ÜFE’nin altında kaldı

TÜİK enerji maliyet endeksi Yİ ÜFE enerji ana sanayi verisi ve enerji maliyet baskısı
TÜİK Yİ-ÜFE verileri, enerji maliyet endeksinin yıllık artışını ve genel üretici maliyetleriyle farkını gösteriyor.

TÜİK’in 2026 Ocak Yİ-ÜFE bülteninde enerji ana sanayi grubu endeksi yıllık %22,14 artarken, aylık bazda %1,69 geriledi. Aynı bültende Yİ-ÜFE toplam endeksinin yıllık artışı %27,17 olarak açıklandı.

Bu iki veri birlikte okunduğunda, enerji maliyet baskısının sürdüğü ancak enerji endeksindeki yıllık artış hızının toplam üretici maliyeti artışının gerisinde kaldığı görülüyor. Bu durum, enerji maliyetlerinde bir rahatlama ilan etmekten çok, enerji dışı maliyet kalemlerinin daha hızlı yükseldiği bir döneme işaret ediyor.

Ana sanayi grupları tablosunda, enerjide yıllık artış %22,14’te kalırken, ara malları, dayanıklı ve dayanıksız tüketim malları ile sermaye mallarında artışların %25–30 bandına çıktığı görülüyor.

Sanayinin dört sektörü içinde “elektrik, gaz üretimi ve dağıtımı” kaleminde yıllık artışın %25,94 seviyesine ulaşması, enerji ana grubundaki maliyet baskısının özellikle elektrik ve gaz tarafında yoğunlaştığını gösteriyor.

Yeşil Haber’de yayımlanan veri: Enerji maliyet endeksi haberine gönderme

TÜİK enerji maliyet endeksi verisini Yeşil Haber’de “TÜİK: Enerji maliyet endeksi bir yılda %22,14 arttı, aylık düşüş sınırlı kaldı” başlığıyla ayrı bir içerikte ele aldık. Bu Firecarrier okuması, aynı veriyi tekrar etmek yerine, EPDK’nin gaz tüketim tahminiyle birlikte daha geniş bir sistem perspektifine yerleştiriyor.

Firecarrier okuması: Gaz tahmini, şebeke esnekliği ve geçiş ekonomisinin gerçek göstergesi

Enerji sistemi esneklik ihtiyacı depolama ve EPDK doğal gaz tahmini ile maliyet baskısı
Depolama ve şebeke esnekliği yatırımları, doğal gazın dengeleme rolünü zaman içinde yeniden tanımlıyor.

EPDK’nin 58,5 milyar Sm³’lük ulusal tüketim tahmini, doğal gazın yalnızca bir yakıt değil, sistemin dengeleme ve esneklik ihtiyacını taşıyan bir unsur olarak önemini koruduğunu gösteriyor. Değişken yenilenebilir üretim arttıkça, hızlı devreye giren kapasite ihtiyacı da sistem planlamasının merkezinde kalıyor.

Bu noktada kritik ayrım şudur: Yenilenebilir kapasite artışı tek başına doğal gaz bağımlılığını otomatik olarak düşürmez; düşüşün hızı, depolama, talep tarafı yönetimi ve şebeke esnekliği yatırımlarının ölçeğine bağlıdır. Gazın rolü, enerji üretiminden çok kapasite ve dengeleme fonksiyonuna kaydıkça tüketim eğrisi de farklı bir yapıya evrilir.

İki resmi veri tek mesaj veriyor: Geçiş ekonomisinin gerilimi maliyet ve esneklikte

TÜİK’in enerji maliyet endeksinde aylık düşüşün sınırlı kalması, kısa vadeli oynaklığın yapısal bir rahatlamaya dönüşmediğini gösteriyor. Buna karşılık yıllık artışın toplam Yİ-ÜFE’nin altında kalması, enerji maliyetlerinin tek belirleyici olmadığı, üretici maliyet sepetindeki diğer kalemlerin daha hızlı yükseldiği bir döneme işaret ediyor.

Bu ikili, Türkiye’nin enerji sisteminin aynı anda hem daha fazla esneklik hem de yüksek maliyet tabanı ile sınandığını gösteriyor; yani geçiş ekonomisinin asıl gerilimi sadece arz güvenliğinde değil, maliyet paylaşımında da yaşanıyor.

Kilit soru: Depolama ve esneklik yatırımları gazın rolünü ne hızla aşağı çeker

12. Kalkınma Planı’nda ve sektör raporlarında, Tuz Gölü Yeraltı Depolama Tesisi’nin kapasitesinin 8,8 milyar m³’e çıkarılması hedefi, gazın esneklik ve güvence rolünün daha uzun süre sistem içinde kalacağına işaret ediyor.

2026 için tartışmanın merkezinde şu soru duruyor: Depolama ve şebeke esnekliği yatırımları hangi hızda devreye girerse, dengeleme ihtiyacı doğal gazdan daha hızlı ayrışır ve gaz tüketimi üretim odaklı bir profilden kapasite ve yedekleme odaklı bir yapıya dönüşür.

Okura soru

Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? 2026 için 58,5 milyar Sm³ gaz tahmini, sizce Türkiye’nin depolama ve şebeke esnekliği yatırımlarında hızlanma ihtiyacını mı gösteriyor?

İlgili haberler


Bir Cevap Bırakın

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz