CBAM gerçekten başladı mı?
Hızlı bakış
- CBAM’in 1 Ocak 2026 itibarıyla raporlamadan mali yükümlülüğe geçen kesin dönem rejimi
- CBAM sadeleştirme değişiklikleriyle 50 ton eşik ve sertifika satış başlangıcının 1 Şubat 2027’ye ertelenmesi
- 2026’da veri kalitesi ve metodolojiye göre şirketlerin ayrıştığı kritik CBAM geçiş yılı dinamikleri
- Tedarik zincirinden doğrulanabilir emisyon verisi sağlayamayan şirketler için 2027 sonrası pazar kaybı riski
- CBAM’a hiç hazırlık yapmamış şirketler için asgari hasar kontrolü adımları
- CBAM’in çevre düzenlemesinden çok düşük karbon ürünleri öne çıkaran kalıcı bir ticaret filtresi olarak işleyişi
CBAM kesin döneme geçti mi?
Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM), 1 Ocak 2026 itibarıyla kesin döneme geçti. Bu tarih itibarıyla CBAM kapsamındaki ürünlerin ithalatı, yalnızca emisyon raporlamasıyla sınırlı olmayan, parasal yükümlülük içeren bir rejime girdi.
Ancak bu durum, sistemin tüm sertliğiyle ve istisnasız biçimde uygulandığı anlamına gelmiyor. 2026 yılı, CBAM açısından fiili uygulamanın başladığı ancak denetim, veri kalitesi ve metodoloji farklarının hala tolere edildiği bir geçiş eşiği olarak konumlanıyor.
CBAM sadeleştirme değişiklikleri, 50 ton eşik ve sertifika satış tarihi
AB’nin kabul ettiği sadeleştirme değişiklikleriyle, yıllık 50 tonun altındaki CBAM kapsamlı ithalatlar için eşik tanımlandı ve CBAM sertifikalarının satış başlangıcı 1 Şubat 2027’ye ertelendi. Bu çerçevede, 2026 yılında ithal edilen ürünlerin gömülü emisyonlarına karşılık sertifikaların fiilen 2027’de satın alınması öngörülüyor.
“Bir yıl daha var” algısı neden yanıltıcı?

CBAM’in 2026 boyunca kademeli şekilde uygulanacak olması, sahada “henüz zaman var” algısını güçlendiriyor. Oysa bu algı, özellikle hazırlıksız şirketler için ciddi bir risk barındırıyor.
2026 yılı, uyumun ertelendiği bir dönem değil; uyum seviyesi düşük olan aktörlerin sistem içinde ayrıştırıldığı bir yıl olacak. Emisyon verisi eksik, metodolojisi doğrulanmamış veya ürün bazında hesaplama yapamayan firmalar, varsayılan yüksek emisyon değerleriyle karşı karşıya kalacak.

2026 boyunca ne olacak?
Avrupa Komisyonu, 2026 yılı boyunca CBAM uygulamasını teknik olarak derinleştirmeyi ve veri kalitesine göre ayrıştırmayı hedefliyor. Bu süreçte:
– Ürün bazlı gerçek emisyon verisi sunabilen firmalar ile sunamayanlar net biçimde ayrışacak.
– Doğrulanmamış veya eksik veriler, yüksek karbon katsayılarıyla fiyatlanacak.
– CBAM beyan yükümlülüklerini eksik yerine getiren ithalatçılar, operasyonel risk grubuna alınacak.
Bu nedenle 2026, cezaların henüz tam sertliğe ulaşmadığı ama ticari pozisyonların kalıcı olarak şekillendiği bir yıl olacak.
Kimler bugün itibarıyla gecikmiş sayılıyor?

Aşağıdaki gruplarda yer alan şirketler, CBAM açısından fiilen gecikmiş kabul ediliyor:
– Ürün bazlı karbon ayak izi hesabı bulunmayanlar
– Tedarik zincirinden doğrulanabilir emisyon verisi temin edemeyenler
– CBAM yükümlülüğünü tamamen ithalatçı tarafın sorumluluğu olarak gören ihracatçılar
Özellikle demir-çelik, alüminyum, çimento, elektrik, gübre ve hidrojen gibi CBAM kapsamındaki sektörlerde bu yaklaşım, 2027 itibarıyla doğrudan pazar kaybı riskini beraberinde getiriyor.
Hala hiçbir hazırlığı olmayanlar ne yapmalı?
2026 itibarıyla CBAM’a hiç hazırlık yapmamış şirketler için artık stratejik avantaj değil, hasar kontrolü dönemi başlamış durumda.
Asgari düzeyde yapılması gerekenler:
– Tesis ortalaması yerine ürün bazlı emisyon hesaplamasına geçilmesi
– Tedarikçilerden doğrulanabilir karbon verisi talep edilmesi
– İthalatçı firmalarla CBAM beyan sürecinin ortak kurgulanması
– Karbon maliyetinin ürün fiyatlamasına dahil edilmesi
Bu adımlar, rekabet avantajı sağlamaktan ziyade sistem dışında kalmamak için gerekli asgari önlemler olarak görülmeli.
CBAM bir çevre düzenlemesi değil, ticaret filtresi

CBAM’i yalnızca bir çevre politikası olarak okumak, mekanizmanın esas işlevini kaçırmak anlamına geliyor. CBAM, Avrupa Birliği Emisyon Ticaret Sistemi’nin dış ticarete uzanan bir filtresi olarak çalışıyor.
Düşük karbon yoğunluğu, Avrupa pazarına erişim için giderek bir ön koşul haline gelirken; yüksek karbon yoğunluğu, fiyat dışı rekabet dezavantajına dönüşüyor.
2027 itibarıyla “uygun fiyatlı ama karbon yoğun” ürünler için Avrupa pazarında alan daralacak. Bu nedenle CBAM, geçici bir düzenleme değil; kalıcı bir ticaret parametresi olarak ele alınmalı.
İlgili haberler
- AB karbon sınır mekanizması 2026’da mali yükümlülük dönemine giriyor
- CBAM 2026 karbon verisi yükümlülüğü ihracatçıyı zorluyor
- Türkiye ETS 2025–2026: CBAM karbon maliyeti başlıyor
- CBAM 2026 taslağı: benchmark düşüşü maliyeti artırıyor
- CBAM 2.0: Ocak 2026 karbon maliyeti eşiği, asıl etki 2030’da
- AB, CBAM’de montajlı ürün kapsamı ve anti-kaçınma tartışması
- CBAM 2026 öncesi Türkiye ihracatı ve ETS süreci kritik 12 ay
- Yeşil ekonomi dönüşümünde CBAM baskısı ve sanayi rekabeti
















